| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

5 "darbe" etiketi kullanan gönderi "darbe" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

"Yaftalıyorum: Genç Siviller Amerikan Örgütüdür"

Made in USA "Genç Siviller Gerçekten Rahatsız!" başlıklı yazı sonrası pek çok olumlu mesaj aldım. Birçok okur yazıdan dolayı teşekkür ediyor ve büyük bir bölümü de Genç Siviller hakkında yazmaya devam etmem gerekiğini belirtiyorlardı. Hal böyle olunca ve arkadaşlarımdan Genç Siviller'e dair dosyalar gelmeye başlayınca ben de yazmaya karar verdim. Gelen dosyalar arasındaki bilgiler arasında ilgimi en fazla çeken "Genç Siviller ABD Gündeminde" başlıklı haber oldu. Haber metninin bir kısmı şöyle: "ABD Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama yetkilisi Jared Cohen, bakanlığın düzenleyeceği Gençlik Hareketleri İttifakı programının tanıtım toplantısında Türkiye'deki eylemleriyle dikkatleri üzerine çeken 'Genç Sivilleri' de gündeme aldı."

Haberden anladığımız şu: ABD Dışişleri Bakanlığı, önümüzdeki dönemdeki, muhtemelen Orta Doğu'yu da içine alan siyasi planlamaları için Türkiye'den Genç Siviller hareketini kullanmayı tasarlıyor. Haberin beni mutlu kılan bir yanı var: bu haber daha öncesinde Genç Siviller'in ABD malı olduğu yönündeki söylemimde tamamen haklı olduğumu ortaya koydu. Ne diyordum: "E tabi bir de Converse mevzusu var! Bu arkadaşların sembolleri pembemsi bir Converse. Bence, çok yerinde bir tercih olmuş. Akıllarınca asker postalına karşı Converse'le cevap veriyorlar. Yani diyorlar ki, Ey Türk Silahlı Kuvvetleri sizin Türk Malı Postalınız varsa bizim de ABD malı Converse'imiz var. Biz de diyoruz ki alın Converse'inizi başınıza çalın.. Bizim ABD malı adamlardan çektiğimizi bir biz biliriz, bir de Allah!"

Bugün, öncesinde yaptığım saptamalarda ne kadar da haklı olduğum söz konusu haberle ortaya çıkmış oluyor.

Dosyalar arasında Gamze Erbil imzalı bir makale de yer alıyor. SOL'da yayınlanmış, "Yaftalıyorum: Genç Siviller Amerikan Örgütüdür" başlıklı yazıda Genç Sivillerin ne olup ne olmadığı çok açık bir şekilde ortaya konuluyor: "Gölgesiyle, gerçekliği arasında ciddi bir mesafe bulunan ve kendi başına kotarmaya çalıştığı "eylemlerinde" şişirme bir oluşum olduğu ayan beyan açığa çıkan bu 'genç' örgüt..." deniliyor ve ilerleyen satırlarda şöyle devam ediliyor: "Ama bu örgüt aynı zamanda F-tipi ideolojik tercihleri ve politik çizgisiyle cüretli çıkışlarını ara vermeden sürdüren; Converse referansı çok açık olan ambleminin, sivilliğin sembolü 'yırtık spor ayakkabısı' olduğunu iddia eden, 'demokrasi' aşkıyla, 'sivil anayasacılığı'yla, koşulsuz TSK karşıtlığıyla, Kürt ve Ermeni politikalarındaki 'açılımlarıyla' açıktan ABD politikalarına su taşıyan bir 'genç' örgüt."

Sanıyorum her şey son derece açık. Genç Sivilleri bunca zamandır bir tek ABD karşıtı söylem içinde göremememiz, en ufak bir eleştirilerini dahi okuyamamızın altında tüm bunlar yatıyor anlaşılan.

Genç Siviller Gerçekten De Rahatsız!

Sam Amca Türkiye'nin hoş ve boş örgütlenmelerinden bir tanesi ve belki de birincisi Genç Siviller. Arada bir web sayfalarına bakıyorum, okuyorum ne yazıyorlar, ne yapıyorlar diye. Yazdıkları da kendileri gibi hoş ve boş. Eylemleri de aynı şekilde hoş ve boş. Yani genel olarak hoşlar ve boşlar..

Hoşlukları renkliliklerinden ileri gelmekte, boşlukları ise bunca reklama rağmen hala kitleselleşememiş olmalarında. Yani Türkiye'deki sivil gençlerin neredeyse hiçbirisi bunları takmıyor. Allah aşkına, bunca zamandır bu adamların 100, hadi olmadı 50 kişiyi toplayıp bir basın açıklaması yaptığını gördüğünüz mü? Göremezsiniz çünkü bunların ortalamaları üç beş kişi.. Buna rağmen malum medya kuruluşları durmak bilmeden bunların reklamını yapıyor! Bu reklamlara rağmen Türkiye gibi genç nüfusa sahip bir ülkede hala kitleselleşememiş olmalarını neye bağlıyorlar acaba? Sanırım "Her Türk asker doğar" sözüne bağlıyorlardır..

Asker demişken yazmamak olmaz, bu genç sivillerin hemen hepsinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı alerjisi var. Nedendir, bilinmez. Diyeceğim ki acaba anaları babaları 1980'de işkence mi gördü. Yok, o da değil. Ne de olsa bu arkadaşların birçoğu köyden kente göç mağduru, yani Kenan Evren'in bunların analarını babalarını işkenceye çektirecek kadar ciddiye alması ihtimal dahilinde değil. E, o zaman TSK ile ne dertleri var bunların? Sizce?

E tabi bir de Converse mevzusu var! Bu arkadaşların sembolleri pembemsi bir Converse. Bence, çok yerinde bir tercih olmuş. Akıllarınca asker postalına karşı Converse'le cevap veriyorlar. Yani diyorlar ki, Ey Türk Silahlı Kuvvetleri sizin Türk Malı Postalınız varsa bizim de ABD malı Converse'imiz var. Biz de diyoruz ki alın Converse'ninizi başınıza çalın.. Bizim ABD malı adamlardan çektiğimizi bir biz biliriz, bir de Allah!

Son olarak değinmeden edemeyeceğim: kendilerine "genç siviller" diyen bu arkadaşların çok yerinde bir sloganları var: "Genç siviller rahatsız!" Bu sloganı çok seviyorum, durmadan tekrarlıyorum ve sonra da diyorum ki, bunlar gerçekten de rahatsız!!!

Sen Neymişsin Be Kenan Evren?

Kenan Evren1 Türkiye'de ve sanıyorum gelişmekte olan diğer pek çok ülkede, karşıt olunan düşünce ve insanlar olduklarından çok daha güçlü gösteriliyor. Örneğin Türkiye'de kapitalistleri en güçlü gören taraf ne gariptir ki sosyalistlerdir. Türkiye'nin sosyalist aydınları bunu itiraf etmekten çekinmemişlerdir. Örneğin kendisini orducu sosyalist atfeden Yalçın Küçük, bu konuda şunları kaleme almıştır: "Sosyalizmde, ne yazık, kapitalizm bir fetiştir."

Karşı tarafı böylesine fetişleştirmek, böylesine büyük ve güçlü atfetmek garip. Daha garip olanı ise bunun sadece sosyalistlerle sınırlı olmaması: bugün hemen her tarafta bunu gözlemliyoruz. Ulusalcıların tabanında Fetullah Gülen, olduğundan daha güçlü görülür. Ulusalcılara göre, Türkiye'de Fetullah Gülen'in elinin değmediği tek bir kurum ve kuruluş yoktur. Oysaki gerçek böyle değil, aksine ulusalcıların lehinedir. Onun dışında liberaller için de ulusaclular olduğuğundan güçlü görünür. Oysaki bugün liberaller de en azından ulusalcılar kadar etkin ve güçlüler. Tüm bu tarafların, yani dincisinden ulusalcısına, sosyalistinden kapitalistine kadar hemen her tarafın olduğundan büyük gördüğü tek isim ise 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin başındaki isim, yani Kenan Evren.

Türkiye'de Kenan Evren bir fetiştir. Tapılmaktadır, olduğundan güçlü ve büyük atfedilmektedir. Bu görüş üzerinden, bugünkü konjonktürü hala Kenan Evren ve 12 Eylül üzerinden ele almak beceriksizliğin daniskasıdır. 80'den bugüne neredeyse 30 yıl geçmiştir ve bugün Kenan Evren'in yaptığı tek şey tuale kadın çizmektir. Sadece tuvale kadın çizen bir adam, nasıl olur da Türkiye'de hala bu kadar güçlü olabilir? Olmaz! Ama oldurturlar!

Nasıl mı? Beceriksizlikleriyle. Bugün Türkiye'de karşıtı olunan görüşü güçlü atfetmek bir zorunluluktur. Çünkü hiçbir taraf tam profesyonel değildir ve adam akıllı bir program çerçevesinde ilerleyememektedir. Bu da başarısızlığı doğurmaktadır, hatta mağlubiyeti. Taraflar da başarısızlıklarının nedenini kendilerine bağlamaktansa "çok çok güçlü olan" karşıtlarına bağlamayı tercih etmektedirler. Çünkü beceriksiliğinden ötürü mağlup olmaktansa olağanüstü güçlere sahip düşmanın tarafından mağlup edilmek kulağa daha hoş gelir. İşte Kenan Evren bunun için hala çok güçlü atfedilir. İşte bunun için tüm liberaller ulusalcıları dev aynasından görür. İşte tüm ulusalcılar bunun için devletin hemen her kurumunda cemaatleri örgütlenmiş ve güçlü sanır.

Bugün 12 Eylül.. 28 Yıl Sonrasında Hala Değişen Birşey Yok..

Kenan Evren1 Evet, 28 yıldır değişen hiçbir şey yok! Türkiye, hala 28 yıl öncesindeki Türkiye.. Birilerinin 12 Eylül projesi hala tam tıkırında işlemeye devam ediyor. 12 Eylül'ü yapanlar bugün hala iktidardalar. Yurdum insanı ise hala sömürülmeye ve kullanılmaya devam ediyor..

Bugün Türkiye'nin en önemli sorununu "dinselleşme" olarak görenlere şunu söylemek istiyorum: Biz dinselleşmedik, dinselleştirildik. 12 Eylül'ü yapanlar bizim dinselleşmemizi istediler. Çünkü onların bir keşfi vardı: Dinde huzur olduğunu gördüler. Bu ilahi huzuru kendilerince şekilden şekile soktular. İslam'ı tahrip edip, işerine gelecek şekilde kullandırlar. Türkiye'de dinselleştirme, ilahi huzur değil, fabirka huzuru için yapıldı. İşciler dine ve öbür dünyaya sarıldıkça fabrikalarda huzur sağlandı.. Grevler son buldu. Dinselleştirme 12 Eylül'ün ve daha doğru bir tabirle Eylülizmin bir sonucu olarak bugünlerimizde bir "sorun" olarak yer etmeye başladı. Yalçın Küçük'ün ifadesiyle Eylülizm, Türkiye'de (sözde) İslam'ın altın çağını yaşattı..

Birileri yağmurdan (Sosyalizm) kaçarken, doluya (Şeriat) tutuldu. Komünizmle mücadele adı altında din ve din adamları kullanıldı. Şimdi ise kullandıkları din ve din adamları bu birilerinin üstlerindeki makamlarda oturuyorlar. Şimdi de pirincin taşını ayıklamaya çalışıyorlar o birileri.. Ayıklarlar mı? Orasını zaman gösterecek.. Ama her kim kazanırsa kazansın, kaybeden yine yurdum insanı olacak.. Tuzu kuru olanların tuzu hep kuru kalacak ve hatta daha da artacak tuzları.

Bu coğrafyada maalesef her zaman halklar kaybedecek, her zaman kaybedecek olan bizler olacağız. Tabii birşeyler yapmazsak?

TSK Silahlı Müdahale Yapacak Kadar Güçsüz Değildir!

Yaşar Büyükanıt Çoğu forumda, platformda duyuyorum; birileri TSK'nın iç politikaya askeri bir müdahale yapmasından endişe duyuyor. Böylesine birşey için, özellikle de bugünlerde endişelenmek sok derece yersiz. Daha geride bıraktığımız haftada gördük, birileri "darbe"ye karşı yürüdüler; şimdi oturmuş 70 milyon adım atıp atamadıklarını sayıyorlardır herhalde..

Hepsine şaşırıyorum. Şaşırmamın temel nedeni, bu insanların TSK'yı Türkiye içerisinde böylesine güçsüz farz etmeleri. Oysa TSK, Türkiye içerisinde sandıklarından çok daha güçlü ve etkin. Bu sebepten TSK, elindeki mevcut güçlerle yurdum gündemine yön verme potansiyelini zaten elinde bulunduruyor. Hal böyleyken, karşımıza tek bir gerçek çıkıyor: TSK, silahlı bir müdahale yapacak kadar güçsüz değil! Belki 80'de güçsüzdü ama bugün değil!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.