| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

14 "demokrasi" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"demokrasi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Demokrasi: Aristokrasinin Güzel Perdesi..

Senato Bakalım demokrasiyle aramız ne zaman düzelecek? Sanırım beşe yaklaştı, demokrasi karalamalarım Haksız da sayılmam hani; düşünüyorum, düşünüyorum ama bir tutar taraf bulamıyorum. Şu demokrasiyle aramı düzeltecek okuyucu arıyorum, umarım aranızda bana demokrasinin güzelliklerini uzun uzadıya anlatacak birileri vardır..

Antik Yunan'da "ayak takımı"nın yönetime dahili olarak görülüyormuş demokrasi, haksız da sayılmazlar. Recep Tayyip Erdoğan da öyle düşünüyor olacak ki, "Ayaklar, baş olursa.." ahkamı kesti 1 Mayıs öncesi. Bu noktada "ayak takımı"ndan anladığımız farklı şeyler olsa da, benim görüğüm "ayak takımı"ndan baş olursa kıyamet işte o zaman kopar.. Ama ne dün ne de bugün tam anlamıyla kıyamet bir türlü kopmuyor.. Çünkü bizler demokrasinin işleyişini detaylandırmıyoruz, bu işleyişin detaylarını görmezlikten geliyoruz.

Demokrasilerde liderleri halk seçer, yalnız haklın seçeneklerini aristokrasi oluşturur. Sonuç itibariyle halk, aristokratların seçimleri arsından birşey seçebilecek kadar seçmendir. Bunun üstüne çıkamaz, kendi adayını var kılamaz. Buna maddi olarak da manevi olarak da yetkin değildir çünkü. Bu haliyle demokrasi, halk yönetimi görünümündeki aristokratik bir sistemdir. Bu analizim en azından Türkiye için olabildiğince geçerlidir.

Pierre Joseph Prodhon, "Demokrasi gizli bir aristokrasidir." derken günümüz Türkiye'sini görseydi, eminim, kendinden çok daha emin haykırırdı. Sözün özü, demokrasi aristokrasinin meşrulaştırma yöntemidir ve genel anlamda tam bir aristokratik sistemdir. Bu dünyada bazı kararlar o kadar önemli görünüyor ki, "ayak takımı"na seçme hakkı tanınmıyor..

Demokrasicilik Oynamak!

tbmm1 Demokrasiden beni soğutan ilk isim Montaigne, ardından da Adolf Hitler. Hitler, Kavgam adlı kitabında demokrasiyi çok güzel ve etkili tenkit ediyor. Alman demokrasisinden böylece soğumuşken bir de karşıma yurdum aydınları ve özellikle Yalçın Küçük çıkıyor. Ben bu aşamada karar veriyorum, demokrasinin en ideal yönetim şekli olmadığına. Şu an elimizde daha iyisinden yoksun olduğumuz için demokrasi diyoruz. Bu da demek değil ki, demokrasi eleştirisi yapmayacağız!

Daha bugün bir komediye daha şahit olduk. AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozbağ, hükümet ve sendikalar arasındaki uzlaşmadan ötürü, tasarının 35. maddesinin değiştirilmesi için önerge veriyor. Önergeyi muhalefet partileri CHP, MHP ve DSP de destekliyor. Sıra oylamaya geldiği vakit, salona giren AKP'lilerin hemen hepsi kendi önergelerinin oylandığından habersiz bir şekilde, sırf muhalefet partileri kabul oyu veriyor diye ret oyu veriyorlar. AKP'nin kendi önergesi AKP'lilerin oylarıyla reddediliyor böylece. Sendikalar haliyle şaşkın, AKP kendi önergesini reddediyor sonuçta. Ne günlere kaldık, değil mi? Halimize gülsek mi ağlasak mı?

Bundan yıllar öncesinde okumuştum Prof. Yalçın Küçük'ün İsyan adlı kitabını. Kitaptan paylaştığım şu satırlar yeteri kadar durumu özetliyor: "Şimdi yasalar hem tekellerin bürolarında hazırlanıyor ve hem de Brüksel'deki bürolardan gönderiliyor. Bunlara, artık "paket" diyoruz ve paket ithal edilmektedir. Artık bırakınız halkı, Meclis'lerde koltuklara oturulan ve bir büyük kendini bilmezlikle, kendilerini "milletvekili" sananlar ne çıkardıklarını bilmiyorlar. Bir günde 17 yasa çıkartmakla övünüyorlar, parça başına ücretlerini alan ameleler bile artık daha çok halkı temsil ediyorlar. Bitmiştir."

Demokrasi Dikte Etmek..

buthan "Barışçıl Ejderhanın Ülkesi" diye bilinen Butan Krallığı 100 yıldır mutlak monarşi ile yönetilen bir ülke. Ülkenin kralı 28 yaşındaki Kral Jigme Keşar Namgyal Wangchuck artık ülkede birşeylerin değişmesine karar vermiş olacak ki ülke seçime hazırlanıyor. 600 bin kişinin yaşadığı Butan'da 300 binden fazla seçmen sandık başına gidecek. Seçilecek Ulusal Mecliste 47 milletvekili Butan'lıları ülke politikaları noktasında temsil edecek.

Seçim heyecanı Butanlıları sarmış görünüyor, seçime katılan Demokratik Halk Partisi ve Butan Barış ve Refah Partisi'nin halka verdiği sözler benzer: Ekonomiyi geliştirirken Butan'ın mirasına saygılı olmak..

Butan'ı demokratik günler bekliyor kapıda; umarım demokrasileri Batılı güçlerin amaçlarına hizmet etmez. Demokrasi öyle bir hal aldı ki, artık halk kendi çıkarlarına yabancılaştırılarak başkalarının savaşını vermeye başladı. Bu noktada Butan'a hayırlı olsun mu demeli, geçmiş olsun mu? Açıkçası ben bilemedim..

Ayrıca Buthan hakkında pek çok bilgi içeren güzel bir site buldum. İlgilenirseniz, tıklayın.

Demokrasi Hata Vermekten Başka Bir İşlev Göremiyor!!!

tbmm Daha ilkokul sıralarında mini mini birken sosyal bilgiler ders kitabımızda tanıştık "demokrasi"yle. Tanımını ezberledik, daha sonra sınav kağıdına doldurduk demokrasi hakkında bildiklerimizi. Ardından ortaokul ve lise hayatımız geldi ve biz hala dolduruyorduk sınav kağıtlarını "Demokrasi nedir?" sorusuna karşılık...

Bugün hala öğrenmeye çalışıyoruz "Demokrasi" kavramının anlamını; ezberliyoruz, ezberletiliyoruz belki de... Nedir bu demokrasi edebiyatı yapacak durumda görmüyorum kendimi, demokrasi bu kadar hata verirken "Demokrasi Nedir?"den daha önce sorulması gereken sorular olduğuna inanıyorum. Çünkü; demokrasi habire hata veriyor...

Neden hata veriyor noktasına gelirsek, ki ben bu noktaya gelmeye çalışıyorum iki paragraftan bu yana, bunun açıklaması çok basit: Topluca cahiliz! Bu kadar çarpık eğitim sistemi olan bir sistemde demokrasinin hata vermemesi ne mümkün? Kızmayın şimdi bana, sadece düşünün: 80 yıllık cumhuriyetin sonucu elimizdeki eğitim istatistlikleri Türkiye'nin eğitilmişlik ortalamasının ilkokul dördüncü sınıf olduğunu belirtiyor! Yani bu ülkede yapılan politikalar, sunulan politik hedefler ilkokul dördüncü sınıf seviyesine indirgenmek zorunda kalıyor! İlkokul dördüncü sınıf seviyesinde yapılan politikalar da doğal olarak hatalar veriyor, bizlere çok şey kaybettiriyor!

Bu noktada çözüm yolları pek kolay ve açık görünmüyor, ne yazık ki... Demokrasi olmasın da bu olsun demek o kadar kolay değil, en azından demokrasinin yerini doldurmak çok kolay değil. Peki yapılması gereken nedir? Yapılması gerken sistemli bir eğitim politikası hazırlamak ve Türkiye'yi ilkokul dördüncü sınıf ütopyalardından kurtarmak!!! Bunu yapmak zaruri, aksi halde bu devletin başında ilkokul dördüncü sınıf zekasında yöneticiler olacak veya öyle görünmek durumunda kalacak yöneticiler... Ya eğiteceğiz, ya da onların karanlığı bizleri de içine alacak... John F. Kennedy bu noktayı çok güzel ortya koyuyor: "Demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikelidir." Daha fazla söze lüzum yok sanıyorum...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.