| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

19 "ergenekon" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"ergenekon" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kurtlar Vadisi'nde F Tipi Yapılanma Nerede?

Kurtlar Vadisi Uzun zamandır düşünmekte ve sabırla beklemekteydim ama sonunda sabrım tükendi. Bu Kurtlar Vadisi'nde neden bir bölüm olsun F Tipi yapılanmaya yer verilmez, bileniniz var mı? Bugüne kadar ihtiyarlardı, konseydi, iş dünyasıydı, mafyaydı, bürokrasiydi, odruydu, polisti, akademisyendi vs vs.. hemen her kesimden ve kurumdan insan konu edildi dizide. Amma ve lakin bir gün olsun badem bıyıklı, elinde Zaman gazetesi tutan bir F Tipi insan görenimiz olmadı.

Yeni Harman'dan Adnan İmamoğlu de merak etmiş olacak ki, okuyucularına soruyor: "Arkadaş bu dizide neden hiç badem bıyıklı yok? Adamlar bu ülkede girip çıkmadıkları delik, odak, merkez bırakmadılar ama bir tane dinci yapılanmaya ne hikmetse denk gelmediler. Nasıl oluyor bu? Öyle ya sen devletin derinliklerinden bir hikaye anlatacaksın, hikayede Türkiye üzerinde iddia sahibi tüm çevreler olacak ama bir tane Nurcu, Fettullahçı bir adama rastlanmayacak. (...) Bir tane 'esselamünaleyküm' diye kolunda zaman gazetesiyle kadraja giren çıkmadı usta. İşte bu da bize dizinin mevzuya nereden baktığını güzelce gösteriyor. Kamera ardında duranı nasıl çeksin?"

Bir Cumhuriyet Kadını: Türkan Saylan..

Türkan Saylan Aylar öncesinde onun hakkında birşeyler yazmak istedim, sonrasında hayatın karmaşası içinde unuttum gitti.. Bugün ona dair birşeyler yazmama, ne yazıktır ki, onun ölümü vesile oldu. Türkan Saylan'ı kaybettik, o güzel insan artık bizlerle değil..

Evet, düşünceleri ve eylemleriyle daha on yıllarca yaşayacak, bizimle olacak Türkan Saylan ama onun gülen yüzünü artık göremeyeceğiz. Sizi bilmem ama ben, o gülen yüzü özlemeye başladım bile..

Yurdum insanının elleri üzerinde son yolculuğuna çıktı Türkan Saylan.. Yurdum insanı sahip çıkıyor Türkan Ablasına, Türkan Annesine.. Tertemiz eller üzerinde ebediyete intikal ediyor Türkan Saylan. Televizyonun başında, izliyor ve gurur duyuyorum: önce Türkan Saylan gibi bir insanımız olduğu için ve sonra da bu insanı yurdum insanı sahipsiz bırakmadığı için..

17 Mayıs Cumhuriyet Mitingi ve Mustafa Yurtkuran

Anıtkabir 17 Mayıs'ta binlerce insan Cumhuriyetine sahip çıkmak için Tandoğan'daydı.. Uludağ Üniversitesi, Atatürkçü Düşünce Topluluğu (ADT) üyeleri de diğer yüz binlerce insan gibi meydandaydı: Türkiye'nin laik olduğunu, laik kalacağını ve çağdaş bir geleceği haykırıyorduk, hep bir ağızdan.. Bizi diğer katılımcılardan ayıran tek şey rektötümüz Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran'ın demir parmaklıklar ardında olmasıydı. Bu sebepten durmadan haykırdık: "Yurtkuranlar içeride, yurtsatanlar nerede?" diye.. Diğer katılımcılar da destek verdiler, hep beraber selamladık parmaklıklar ardındaki rektörümüzü.. Bilmiyorum, selamımız ona kadar ulaştı mı? Biz ulaşması için tüm gücümüzle haykırdık!

Ardından, Anıtkabir'e Ata'nın huzuruna çıktık. Anıtkabir'i ilk defa bu kadar kalabalık gördüm, mutlu oldum. Fonda insanların Ergenekon'a atfen söyledikleri "Tayyip arama, 1 numara burada!" sloganlarıyla Anıtkabir'i de gezdik.

Şimdi Bursa'dayım. Cumhuriyetime ve rektörüme karşı sorumluluğumu yerine getirmenin mutluluğuyla yazıyorum bu satırları ve Tandoğan'da yüzbinlerin haykırdığı gibi ben de haykırıyorum: "Gün gelecek, devran dönecek..."

Dalgalar Çekilmeye Başlar: Org. Hurşit Tolon Da Tahliye Edildi!

Hurşit Tolon Ergenekon sürecinde artık birşeylerin değiştiğini gözlemliyorum. Haksız yere alıkonulduklarını düşündüğüm isimler birer birer tahliye edilmeye başladı. Bugünlerde bir güzel haber daha aldık, bir güzel insan daha tahliye oldu: Hurşit Tolon delil yetersizliği sebebiyle serbest bırakıldı.. Bu karara imza atan heyetin dayanağı ise "kuvvetli suç şüphesinin ortadan kalkması". Burası çok önemli: Hurşit Tolon sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle değil "kuvvetli suç şüphesinin ortadan kalkması" nedeniyle tahliye edildi.

En başından beri bugünlerin yaşanacağını görüyordum, burada da birçok kez yazdım. Bu tutuklamların birçoğu (hepsi değil) anlamsız ve yeterince temellendirilmemiş tutuklamalardı. Elde somut birşeyler olmadan bu ülkeye en yüksek mevkilde hizmet etmiş insanlar bir teröristmişçesine evlerinden toplandı. Bugün gelinen noktada, ne mutlu ki birer birer serbest bırakılıyorlar. Peki onlardan kim özür dileyecek? Kim Hurşit Tolon'a demir parmaklıklar ardında geçen yedi ayın hesabını verebilecek? Bir "pardon" yeterli olur mu sanıyorlar?

Peki ya balık kadar beyinleriyle kendilerini liberal sanan o malum blog yazarları? Geçen yıl, "Liberallerin Ergenekonla İmtihanı" başlıklı bir yazı yazmıştım, amacım o balık beyinlilere seslenmekti: "Bugün Türkiye'de yaşanan gözaltılar sırasında liberal ve özellikle sözde-liberal yazarlarının yazılarına bir göz atmanızı öneriyorum. Yaşlını başını almış 25 insanın sanki bir teröristmişcesine elleri kelepçelenerek göz altına alınmasının liberal cephedeki yansımalarını merakla bekliyorum. Bugün kimin liberal, kimin sözde liberal olduğunu göreceğiz. Bugün birilerinin onur sınavı, şeref sınavı! Kimin onurlu, kimin şerefli olduğunu bugün göreceğiz.." Ne yazık liberal yazarımız çok değilmiş, elde olanların çoğu sözde liberal, onursuz ve şerefsiz kalemler imiş.

Ergenekon'da artık birşeylerin doğru düzgün gitmeye başladığına inanmaya başladım. Bugün dava kapsamında içeride olan ve yargılanması gereken isimler de var. O isimlerin arasında sicilleri hiç temiz olmayan birçok kişi de var. İş akla karayı ayırmakta yatıyor ve Ergenekon davasında ak ile kara artık ayrı tutulmaya başladı. Mutluyum, umutluyum, inanmaya başladım.

Serdar Akinan: Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar

Serdar Akinan Serdar Akinan düzenli olarak okuduğum köşe yazarlarından birisi, ayrıca çok da iyi bir televizyoncu. Türkiye'de çok farklı kesimlere, örneğin orduya ve camaate dair oldukça bilgi sahibi bir isim. Sıradışı tespitleriyle çoğu zaman beni de şaşırttığı oluyor. Bugün Akşam'daki köşesini okuyunca bir kez daha şaşırdım ve yazısının bir bölümünü paylaşmaya karar verdim. Gerçekten şaşırtacak tespitlerde bulunuyor Akinan:

"Nazım Hikmet bu şiirini elbette sonrasına dair yazdı...   Yarına... Ergenekon'da dünkü dalgadan sonra artık gülümsemeye başladım. Öncelikle şu bilgiyi paylaşayım sizinle...
Cemaat büyük bir sıkıntıda. ABD ve Almanya'da art arda önemli gelişmeler bekleyin. Ulaştıkları güç ve bu gücün yarattığı 'sarhoşluk' iki şeyi açığa çıkardı. İlki hoşgörüsüzlükleri... Prof. Binnaz Toprak'a saldırıları bile tek başına bu hoşgörüsüzlüklerinin göstergesidir. Kendilerini eleştirenleri artık açıkça tehdit eden bir saldırganlığa savrulmaya başladılar. İkincisi ise etki alanlarının onlara terk edilemeyecek kadar büyük olduğu gerçeği... Aslında bu iki olgu birleşti ve birileri onların gerçekten 'takiyye' yaptıklarını fark etti. Cemaat, Erdoğan ve TSK'yı hedefe aldı. ABD ise cemaati hedef tahtasına koydu. Türkiye'yi gözünü kırpmadan çatışmaya sürükleyecek bu zihniyet, güç aldığını sandığı yapı tarafından tasfiye edilecek.Bu bir hissiyat değil. Bilgi.

Yalnız bu çok hızlı ve yumuşak olmayacak. Bugün 'saldırıyı yürüten taraf', yarın 'saldırıya uğrayan taraflar' için hasımdır. Yalnız dikkat edilmesi gereken şey şu... Mart sonrası çok ciddi bir milliyetçi kabarma olacaktır. Bu kabarma şayet artık kaçınılmaz olan ekonomik çöküşün sosyal patlamaya dönüştüğü sürece denk gelirse zincirleme bir reaksiyondan çekiniyorum. Esnafın, işçinin, köylünün sokakta olduğu... Türkiye'nin ayakta olduğu bir süreçte PKK art arda karakol basmaya başlarsa ne olur? Aynı tarihlerde sözde Ermeni Soykırımı tasarısı Amerikan Kongresi'nde kabul edilirse? Bu dalga neye dönüşür? Bu dalganın yıkıcı etkisini ne durdurur? Bu yıkıcı etkiyi frenliyecek pek bir şey yoktur. Ama durduracak tek bir şey vardır. O zaman bir mahalle toptan tasfiye olur. Ergenekon adı altında bugün Türkiye'de zulüm yapanı gerçekten çok acı bir son bekliyor. Veballeri büyük. Liberal aydın tayfasının halini ise hiç düşünmek bile istemiyorum."

Abdülkerim Kırcı İntihar Etti..

Gazi olmak ne demektir, bunu çok iyi biliyorum. Adana'da tam üç yıl boyunca Adana Şehit Aileleri ve Malülleri Derneği'nin gönüllü bir çalışanıydım. Bu süreç dahilinde şehit aileleriyle ve gazilerle bir arada olma imkanım oldu. Hepsini tanıdım, sevdim..

Gazete ve teleziyonda Abdülkerim Kırcı'yı görünce aklıma o günler geldi.. Abdülkerim Kırcı da o onlarca gazi gibiydi muhtemelen, onun da kendine göre sorunları vardı. Tüm bunlara rağmen yaşama savaşı veriyordu. Nasıl yaşamasındı ki, onca namlunun hedefine girip hala yaşıyor olmak zaten başlı başına bir şanstı..

Belki kurtuldu Kalaşnikof ya da Bixi namlularından ama kendini bilmez gazete ve gazetecilerin namlusundan kurtulamadı: Vuruldu Abdülkerim Kırcı! Öldü! Öldürüldü!

Birileri artık şunun farkına varmalı: gazeteler, dergiler, kitaplar.. bunların hepsi birer silah. Her gün ateşleniyor bunlar, birilerinin üzerine.. Abdülkerim Kırcı olayı da bundan ibaret: bir takım gazete ve gazeteciler namlusunu Abdülkerim Kırcı'ya yönelttiler.. Yazık, atışları isabetli oldu.. Öldürdüler Devlent Övünç Madalyalı Abdülkerim Kırcı'yı..

Ve Yalçın Küçük Tahliye Edilir..

Bilmem Kaçıncı Dalga..

Oldum olası periyodik şeyleri içgüdüsel olarak saymaya başlarım. Örneğin karayollarının kenarlarında yer alan kırmızı uyarı levhalarını, yolun ortasındaki çizgileri veya yoldan gelip geçen belediye otobüslerini..

Bu alışkanlığım sadece yolculuklarla da sınırlı kalmaz, yaz aylarında da deniz kenarına gider dalgaları sayarım.. Özellikle geceleri güzel olur bu, sessiz bir ortamda dalgaların periyodik sesi.. Çakılların yuvarlanması. Bir, iki, üç, dört.. diye başlarım saymaya. Dalgalar geldikçe ben de devam ederim beş, altı, yedi.. Ama nedense on, on bir demeye fırsat kalmadan sıkılır bırakırım saymayı. Ergenekon da işte bu hesap; sıktı artık milleti..

Yalçın Küçük, Kemalist Mi?

Yalcin_Kucuk1 Bursa'da, kütüphanemin bir köşesi Yalçın Küçük imzalı onca kitapla dolu. Evime konuk olan arkadaşlar, haliyle soruyorlardı kim bu Yalçın Küçük diye.. Bende kendimce, eğirisyle doğrusuyla anlatmaya çalışıyordum. Şu son zamanlarda yaşananlardan olacak, soruların niteliği değişmeye başladı. Artık sorular Yalçın Küçük neci ya da Yalçın Küçük Kemalist mi, diye geliyor.

Bir kez de buradan cevap vermek istiyorum: Hayır, Yalçın Küçük bir Kemalist değil. En azından onun kendisini Kemalist saydığını düşünmüyorum. Yalçın Küçük kendisini sosyalist olarak görüyor ve kitaplarında bunu çok açık bir dille belirtiyor. Aforizmalar'ında Sosyalizm başlığı altında şunlar yer alıyor: "Eğer bizler sosyalistsek, dünyanın tüm nimetlerini yaşadığımız dünyada bulamadığımız için sosyalistiz. Bizler, dünyanın bütün güzelliklerini ortaklaşa yaşayabileceğimiz, bütün zenginliklerini paylaşabileceğimiz tek düzen sosyalizm olduğu için sosyalistiz."

Peki o zaman Yalçın Küçük neden Kemalist söylemlerle karşımıza çıkıyor? Bunu da yine aynı eserdeki Kemalizm başlığındaki şu paragraf çok güzel açıklıyor: "Bizler Kemalizm'den geri dönülmesini kabul etmeyiz. Geriye baktığımızda, Kemalizm, bizim frenimizdir. İleriye baktığımızda, Kemalizm'in ötelerine açılma zorunluluğu duyuyoruz." Bu ne demek oluyor? Bu, şu demek oluyor: Yalçın Küçük, Kemalizm'i ileriye atılmış bir adım olarak görüyor ve daha da ilerilere (ona göre sosyalizme) gidebilmek için bu adımdan geriye dönülmemesi gerekiyor. Bugün Yalçın Küçük, Kemalizm'i bu ülkede en iyi savunan insanlardan bir tanesi. Bunu bir sosyalist olarak (kendince) sosyalizme giden bu yoldan dönmemek için yapıyor. Başarılı mı, zaman gösterecek..

Not: Yalçın Küçük'ün Ergenekon çerçevesinde zindana atılmasına karşı ne düşündüğümü merak eden dostlar, Yeni Harman'ın Ocak sayısının kapağına bakabilirler.

TSK'dan Eruygur ve Tolon'a Resmi Ziyaret..

İlker Başbuğ Gündemi yerinden sarsacak bir ziyaret söz konusu. Kocaeli Garnizon Komutanı Korgenral Galip Mendi, Kandıra Cezaevinde tutuklu olarak bulunan (E) Orgeneral Şener Eruygur ile (E) Orgeneral Hurşit Tolon'u ziyaret etmiş. Bu ziyaret Genelkurmay Başkanlığı'nın web sitesinde de basın açıklaması olarak yer alıyor ve üç maddelik açıklamanın 2. maddesinde deniliyor ki; "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir."

Bu çok ciddi ve önemsenmesi gereken bir madde. Tekrar ediyorum: "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir."

Bugün yaşanan bu ziyaret sonrası görüyoruz ki eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile yeni Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ arasında çok büyük farklar var. Org. İlker Başbuğ, Büyükanıt'tan çok farklı politikalar izleyecek. Ve işte bu sebepten, birileri fena halde bozulmuş durumda..

Ayrıca artık kimse TSK'nın müdahalelerinin AKP'ye hediye oy olarak döneceğine inanmıyor. Yok böyle bi'şey.. Zaten TSK da siyasi bir parti değil, görevini yaparken, kimin ne oy alacağını düşünmesi gerekmiyor.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.