El Uzatmak...
Irvin D. Yalom'un "Nietzsche Ağladığında" adlı kitabının bilmem kaçıncı sayfasında çok güzel bir anektod yer alıyordu. Bu anektodu kitap içerisinde Nietzsche dillendirse de ona ait olup olmadığı noktasında emin değilim. Gerçi şu an önemi de yok, ben bu sebepten hatırımda kaldığı şekilde anektodu paylaşmakla yetiniyorum:
Birgün birisini beklersiniz ve beklediğiniz kişi karşı kıyıda belirir, aranızda sadece bir köprü vardır. Siz onun gelmesini beklemezsiniz ve onu davet etmek için öne atılır, elinizi uzatırsınız. Oysa o, sizin bu tepkinize sırtını dönerek cevap verir.
Hayat hakkında edindiğim derslerden, hatta en önemli derslerden birisi bu. Bunun acısını yaşamaktayım; el uzatmanın acısını, sabredememenin acısını ve bekleyemeyecek kadar sevmenin acısını...
Siz siz olun aşkınızın tohumunda ayrılığı var etmeyin, eğer ettiyseniz buradan buyurabilirsiniz.






