Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

9 tane "fatih altaylı" etiketli yazı bulundu "fatih altaylı" tagli diger ogeler resimler , videolar

Türkiye'nin En Çok Okunan Köşe Yazarı: Haydar Dümen

Köşe yazarları arasında keskin bir rekabet var, hemen hepsi en fazla okunan köşe yazarı olma telaşında. Bunu istiyorlar çünkü patronlarının karşısında okuyucu sayıları kadar anlamlı ve etkili olabiliyorlar. Önceleri yapılan araştırmalarda halka kimi okuduklarını sormuşlar, halk da haliyle Emin Çölaşan, Ertuğrul Özkök ya da Fatih Altaylı gibi isimleri vermiş.. Oysa büyük bir yanlış bu, Türkiye'nin en fazla okunan köşe yazarı ne Ertuğrul Özkök ne Fatih Altaylı ne de bir başkası. Türkiye'nin en fazla okunan köşe yazarı Haydar Dümen. İnsanlar belki bunu açıkça söylemekten çekiniyorlar ama tirajlar bize bunu haykırıyor..

Bir programda Haydar Dümen, ne kadar okuru olduğunu soran bir vatandaşa şu cevabı vermişti: "Posta'da yazmaya başladığım gün, Posta'nın tirajında 60.000 artış oldu. Bu da gösteriyor ki, beni takip eden en azından 60.000 okurum var.." 60.000 okur demek, neredeyse başlı başına bir gazete demek. Öyle ki Türk basınında 60.000 tirajı geçemeyen onlarca gazete var. Haydar Dümen, tek başına onlarca gazeteden fazla okunuyor ülkede. Hangileri mi bu gazeteler, sayayim: 57.000'le Yeniçağ, 55.000'le Taraf, 44.000'le Bugün, 42.000'le Radikal, 26.000'le Tercüman, 15.000'le Referans, 9.000'le Birgün.. İşte bu gazetelerin hiçbir tanesi Haydar Dümen kadar okunmuyor.

Bu durum iyi midir, kötü müdür; bilmiyorum. Burada yapabileceğim iki üç saptama var ama. Öncelikle şunu görüyoruz, halkımızın büyük bölümü cinsellik noktasında bilgisiz. Buna rağmen, ne mutlu ki, en azından bu noktada bilgi edinme telaşı içerisinde. Ayırca dünya genelinde genel geçer bir saptama daha çıkartabiliyoruz bu noktada: cinsellik satar ve sattırır. Posta gazetesi bunu anlamış olduğu için bugün Türkiye'nin en fazla satılan gazetesi..

Sağ-Sol, Alevi-Sunni, Kürt-Türk, Laik-İslamcı ve İnsan!

Ne kadar da çok bölünmüşüz, ya da ne kadar da çok bölmüşler bizleri.. Bugün de bölüyorlar, şimdi Laik ve İslamcı ayrımını kullanıyorlar; yakında bir yenisini daha bulacaklardır muhtemelen. Bizler ise yarınlarda da bölünmeye devam edeceğiz, en azından görünen bu.. Yarınlarda da cepheleşme tehlikesi kuvvetle muhtemel, çünkü biz tarihten ders almayı bilmeyen bir milletiz..

Büyük ağabeylerin (Zamanında ABD ile SSCB) çıkar çatışması içinde ezilen, yitip giden canlar insanımızın aklını hala başına getiremedi. Ne yazıktır ki insanım bugün de birbiriyle kavgalı. Oysa bu kavganın önderi olan insanlar hiç de kanlı bıçaklı değiller. Daha geçen haftalarda Fatih Altaylı'dan öğrendik: Darbe günlüklerini yazmakla itham edilen Org. Özden Örnek'in oğlunun AKP'ye yakınlığıyla bilinen firmalarda çalıştığını..

Bu dün de böyleydi bugün de böyle. Ama yurdum insanı unutmayı tercih ettiği için, çoğu zaman geçmişe dair çıkarımlar yapamıyor. Oysa Soner Yalçın'ın Reis'indeki şu satırlar geçmişte yaşanan kavganın gerçek boyutlarını çok güzel ortaya koyuyor: "Solcu babalar ile Ülkücü babalar nedense hiç kavga etmiyorlardı. Hatta bazıları ikili bile oynuyordu. Alparslan Türkeş'le görüştüğü için, "solcu baba" Dündar Kılıç'ın bürosu solcular tarafından kurşunlanmıştı. (...) İşin tuhafı Ülkücülerle ilişkisi herkesçe bilinen Oflu İsmail, solculara yakın Dündar Kılıç'ın eniştesiydi. Hadi "babaların" ikili oynamasını anlayabiliriz, ama, Çorum Sungurlu MHP İlçe Başkanı Şakir Babuç'un Dev-Yol'a silah satarken yakalanmasını nasıl değerlendireceksiniz?"

Prof. Yalçın Küçük Merak Edilen Soruların Yanıtlarını Verdi..

Teke Tek Dün haberleştirdiğim üzere Prof. Yalçın Küçük, Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın konuğu oldu. Program içerisinde Yalçın Küçük hakkında merak edilen pek soru cevap buldu. Öncelikle Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan ile olan ilişkisi netlik kazandı. Bu ilişkinin nedenleri ve sonuçları masaya yatırıldı. Bu noktada Yalçın Küçük'ün şu açıklamaları dikkat çekti: "Ben Abdullah Öcalan ile görüştüm, onu Türkist yaptım, Kemalist yaptım. Onu Kemalist, Türkist yaptığım için Barzani medyası hergün bana saldırıyor."

Programın diğer konuğu olan Yeni Şafak Gazetesi yazarı, Fikri Akyüz dün yazımda belirttiğim kaygıların ne kadar haklı olduğunu ortaya koydu. Dün, "Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.." yazmıştım. Ardından Fikri Akyüz'ün programdaki şu açıklamaları geldi "Biz ilkokul, lise kitparlarından böyle öğrendik." Fikri Akyüz, tarih bilgisinin ilkokul, lise seviyesinde olduğunu ortaya koydu böylece. Bunun ve benzeri bilgi eksikliklerinin üzerine Yalçın Küçük'ün Fatih Altaylı'ya dönüp şunları söylemesi beni gülmekten kırıp geçirdi: "Ben buraya ders vermeye gelmedim. Bu çocuğa ders verdirmeyin bana.."

Yalcin_Kucuk1 Programda Yalçın Hoca'nın şu sözleri de ayrıca dikkate değerdi, bunları ilerleyen zamanlarda detaylarıyla incelemeyi umut ediyorum: "Ben yazarım, çok az okurum.", "Bugün hakim olan bir grup bu işi (PKK) bitirmek istemiyor.", "O bölgenin (Türkiye'nin doğusu.) bizden ayrılmasını istiyorlar.", "Darbenin başı Hilmi (Özkök) Paşadır.", "Musul'u almazsan, Diyarbakır'ı verirsin.", "Türkiye büyümezse küçülür.", "Ben Kemalizm'den aşağı düşmem!", "Bugün 1918 şartları var, hepimiz Kemalistiz.", "Yaşar (Büyükanıt) Paşa Hazretlerini içerideki iki arkadaşını ziyaret etmelidir.", "Ergenekon davası Bürüksel'de, Kudüs'te pişirilmiştir.", "AKP'ye açılan kapatma davası millidir.", "Hilmi Özkök yargılanacaktır!"..

Programı kaçırdıysanız, mutlaka telafi etmenizi öneriyorum. Fikri Akyüz adlı şahsın her türlü gereksiz soru ve muhabbetleri dışında oldukça yararlı bir program oldu. Fatih Altaylı'nın blogunda yakın zamanda program tekrar yayınlanacaktır, arada bir göz atarsanız izleyebilirsiniz.

Prof. Yalçın Küçük, Bu Gece Teke Tek'te..

Yalçın Küçük1 Prof. Yalçın Küçük, hemen her alanda kendinden söz ettiren ciddi bir isim. Politik, edebi veya bilimsel çalışmaları pek çok kişinin ve özellikle de ordu mensubu insanların ilgisini çekiyor. Fikirleri, bu ülkenin en etkin isimlerince tartışılıyor ve yorumlanıyor.

Son zamanlarda yaptığı çalışmalarla ulusalcı kitlelerin ufkunu açtı Yalçın Küçük, pek çok platformda bir sosyalist olmasına karşsın ulusalcılğı ve hatta Türk milliyetçiliğini savundu. Birileri bundan çok rahatsız olmuş olacak ki, Yalçın Küçük'ün geçmişine dair arştırmalar yapılmaya ve Yalçın Küçük yıpratılmaya başladı. Samanyolu Televizyonu'nun öncülük ettiği ve malum çevrenin ilgilendiği bu gelişmeler sonrasında pek çok okuyucum bana Yalçın Küçük'ü sormaya başladı. Burada onun adına cevap vermem, elbette hoş olmayacaktır. Bu sebepten, cevap arayan okurlarım bu gece 23:30'da Kanal 1 ekranlarında yayınlanacak olan Fatih Altaylı ile Teke Tek programını izleyebilirler. Programda Sayın Küçük'e bu soruların da yöneltileceğini ve uygun şekilde cevaplandırılacağını sanıyorum..

Not: Programda Prof. Yalçın Küçük'le birlikte Yeni Şafak yazarı Fikri Akyüz de konuk olacakmış. Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.. Fatih Altaylı ya sadece Yalçın Küçük'ü konuk etseydi ya da karşısına illa birilerini oturtacaksa Yalçın Küçük kalitesinde bir adam bulsaydı..

1 Ayda Altaylı'dan 2. Bomba: Tayyip Eroğdan Skandalı!

Recep Tayyip Erdoğan İki aydan fazla bir süre geçti, "Erdoğan, Doğan'a Karşı" başlıklı yazım üzerinden. İki isim arasındaki çatışmayı ve bu noktada iki isimin de birbirini yıpratacak çok önemli bilgilere sahip olduğunu yazmıştım. Aydın Doğan noktasında; "Aydın Doğan, Tayyip Erdoğan'ı bugünlere getiren önemli isimlerden birisi ve bugün kendisinin de katkıda bulunduğu bu isimle karşı karşıyla kalabilir. Elbette kendisinin elinin altında da bir Tayyip Erdoğan dosyası mevcuttur, Hürriyet'in satılarında yayınlanması gerekli ama yaynlanmayarak ve "belki birgün lazım olur" denilerek bu dosyayı oldukça zengin kılan yüzlerce haber mevcuttur." yazmışım..

Bugün gelinen noktada bir kez daha geleceğe dair görülerimin doğru çıktığına şahit oldum. Aydın Doğan, elindeki dosyayı parça parça servis etmeye başladı. Çok büyük bir haber sızdırılmış Fatih Altaylı'ya. Sayın Altaylı da elindeki bilgileri kamuoyuna sunarak bugün büyük bir bomba patlattı. Haberin içeriği kısaca şöyle: Aydın Doğan üç yıllık ortağı olan OMV ile Ceyhan'da bir petrol rafinerisi kurmaya çalışıyor. Uzun uğraşlara rağmen nedense (?) bir türlü ruhsat alınamıyor. Bunun üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yabancılara olan zaafını göz önüne alan Aydın Doğan, yabancı ortağını Erdoğan'la görüşmeye yolluyor.. Skandal işte bu görüşme sırasında yaşanıyor: Tayyip Erdoğan, Doğan'ın yabancı ortağına Doğan'la olduğu sürece bu işi yaptırmayacağını söylüyor ve Doğan yerine hükümete yakınlığıyla bilinen Çalık grubuyla bu işi yapmasını öneriyor. Tabii Çalık'a da hemen bir ruhsat ayarlıyor..

Bunun üzerine şoka uğrayan yabancı ortak, Doğan'ın yanına gelerek olanları anlatıyor. Yaşadıklarını anlattıktan sonra da Aydın Doğan'a Türkiye'de bir iş yapmamasını çünkü Tayyip Erdoğan'ın Doğan'a hiçbirşey yaptırmamakta kararlı olduğunu söylüyor ve hatta bu sebepten Türkiye'yi terk etmesini öneriyor.

Bunları duyan Aydın Doğan, ne düşünmüştür bilmiyorum. Ama akıllıca birşey yapıyor ve ortağına bunları noter huzurunda tekrarlayıp tekrarlayamayacağını soruyor. Yabancı ortak, bunu kabule diyor ve tercüman ile noter yardımıyla tüm bu yaşananlar kayıtlara geçiriliyor. Tüm bu belgeler bizlere Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan'ın iş takipçiliği yaptığını ortaya koyuyor. Eğer iddalar belgelerle kanıtlanırsa Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birisiyle karşı karşıyayız demektir..

Not: Fatih Altaylı'nın konuyla ilgili yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Yön Değişikliğinin İtirafı..

Teke Tek Fatih Altaylı geçtiğimiz Cuma günü Fatih Altaylı ile Teke Tek adlı blogunda "Yön Değişikliğinin İtirafı.." başlıklı kısa bir yazı kaleme almış:

5 yıl önce, Brüksel’de hepimiz Başbakan Erdoğan’a destek verirken Türkiye’nin yönü Avrupa Birliği idi. Oraya girecek, onlardan olacak, onların kriterleri ile yaşayacaktık. Başbakan Erdoğan öyle diyordu. Dün ise aynı Başbakan Erdoğan, Arap yatırımcılara seslenirken “Aynı yöne bakıyoruz, aynı yöne gidiyoruz” dedi. Bu bir yön değişikliğinin, bir bakış değişikliğinin açık, somut, net itirafıdır. 5 yıl önce Batı’ya bakarken, bugün artık Güneydoğumuza baktığımızın en yetkili ağızdan söylenmesidir.

Sayın Altaylı, AKP'nin yön değişikliğinin itirafını yapan Başbakan Tayyip Erdoğan'dan bahsediyor. Kendisi de farkında olmadan basının değişen yönünü itiraf etmiş yazısında. Bugün gelinen noktada AKP, Arap coğrafyasına bakarken; medyanın ağır topları hala Avrupa'ya bakıyor.. Medya artık Avrupa yönünde bir AKP görmediği için, iç politikada AKP'ye bakan yönünü değiştiriyor.. Medya, günümüz noktasında ne AKP'ye ne de AKP'nin Arap coğrafyasına bakıyor.. Bu farklı bakış açısı da güncel politiğimizi oluşturuyor, AKP'yi de tamir olunmayacak derecede yıpratıyor.. Medya, Avrupa'ya birlikte bakacak güçlü bir partner arıyor. AKP dışında bir partner..

Şu son günler; bir güzel, bir güzel..*

Şu son günlerde oldukça mutluyum. Finaller yoğun mesai alsa da, arada yaptığım gündem analizleri beni oldukça mutlu ediyor. Tezlerimin doğruluğunu yavaş yavaş görme şansına sahip oluyorum. Neler neler demiştim, neler neler çıkmaya başlıyor.. Sanırım bu işi ucundan azıcık da olsa kapmaya başlamışım..

Altı ay öncesinde "Ekonomi Sıkıyor, Sıkıştırıyor.." demiş ekonomi böyle giderse AKP'nin defterini ekonomik konjonktür kimseye bırakmadan dürecektir demiştim. Bugün ekonominin aldığı hal ortada, hedefler artık tutturulamıyor. Enflasyon iki haneye çıktı, enflasyon canavarı gözünü açmış sinsice bekliyor. BM Kalkınma Ofisi, Türkiye ve Brezilya'da enflasyon tsunamisi yaşanabileceği uyarısını yapıyor. Aynı kurumun verilerine göre, Brezilya ve Türkiye'de 1 yıldan kısa bir sürede orta sınıfın alım gücü ortalama %25 azaldı.

Ekonomideki bu bunalım AKP'nin tüm savunma sistemini ortadan kaldırıyor. Herkes AKP'ye saldırıyor.. Dün onu kayıtsız şartsız savunan medya ona savaş açıyor. Dünyanın egemenlerinin bakış açıları da değişiyor. Avrupa ve ABD, AKP'yi Cüneyt Zapsu'nun dileği dışında deliğe süpürüyor. Zapsu'nun AKP'den ayrılması nedenidir işte bu?! Bununla da bitmiyor AKP'de feryat başlıyor, Eğemen Bağış batının kendilerine cephe almasına "Baykal kimlerle ne çeviriyor?" diyor. Anlaşılan kendileri zamanında birileriyle bişreyler çevirmişler?! Bu gün ise çevirecek güçleri olmadığı için Batı'daki dostları kendilerine düşman kesiliyorlar. Bunu da Baykal'dan biliyorlar.. Oysa ki işin içinde CHP ya da Baykal yok, olsa da sizin beceriksizliğiniz sonucu varlar Sayın Bağış..

İşte tüm bu sebeplerden, ülkemin kötüye götürülüşünden dolayı mutlu değilim ama tezlerimin birer birer doğru çıkması büyük bir mutluluk. İnsan birşeyleri kavradığını anlıyor..

* Politik, taraflı yorum yazısıdır. 18 yaşından küçüklerin okuması sakıncalı olabilir.

"Atatürk'ü Sevmiyorum, Humeyni'yi Seviyorum.."

Teke Tek Fatih Altaylı'nın dün akşam Teke Tek'te konukları üniversite öğrencileriydi. Kevser Çakır ve Nuray Bezirgan isimli türban eylemcisi bayan öğrencilerin açıklamaları ise hem Altaylı'yı hem de izleyenleri hayrete düşürdü. Türbanlı öğrenciler mülakat sırasında "Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum.." açıklamasında bulundular.. (Haber Türk)  Programı canlı izleme fırsatım olmadı ama daha sonradan tekrarını yakalayabildim. Konuşulanların yorum ve cevapları ilginç, özellikle Nuray Bezirgan'ın "Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum." sözleri oldukça çarpıcı. Nuray Bezirgan bu kadarla da yetinmiyor, sözlerine devam ediyor: "Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk'ü sevmemi bekleyemezsiniz."

Nuray Bezirgan Türkiye'de doğrusuyla yanlışıyla var olan bir kesimi temsil ediyor. Sözcülüğünü ettiği kesim ise içerisinde büyük çelişkileri barındırıyor. Mesela neler mi? Nuray Bezirgan yasakcılığın ana vatanı olan İran'ın Humeyni'sini seviyor ama özgürce konuşabildiği Türkiye Cumhuriyet'inin Mustafa Kemal'ini sevmiyor. Tüm bu açıklamaları da özgürlükçü bir vizyonla, yasaklara karşı savaşırmışcasına yapıyor. Özgürlükçü bir vizyonla Humeyni'yi nasıl ağızlarına alabiliyorlar, anlamak güç. Kendilerine sormak lazım, acaba o çok sevdikleri Humeyni'nin İran'ında Humeyni'yi sevemediklerini söyledikleri vakit başlarına neler gelecek?

Nuray Bezirgan'ın Mustafa Kemal'in Cumhuriyetindense bir İngiliz sömürgesinde yaşamak gibi bir ideali de var. Bunu da anlamak oldukça güç. Bu düşünceye onur atfedemiyorum. Dökülen kanlara karşı bir vefasızlık olarak algılıyorum.

Nuray Bezirgan'ı birilerinin gizli ajandasının yankısı olarak değerlendiriyorum. Birileri yasaklara karşı savaşır vizyonuyla Mustafa Kemal'e saldırıyor. Kafalarındaki yönetim ise Humeyni'nin İslami baskı rejimi. Kimi liberaller bunu fark edemiyerek kendi özgürlükçü ideolojilerine ihanet ediyorlar. Umarım akıbetleri İran'da İslami devrim sonrası asılan yoldaşları gibi olmaz..

İzmir Mitingi..

adnanmenderes Tayyip Erdoğan'ın her sert çıkışı bana Adnan Menderes'i hatırlatıyor. Birilerinin çıkıp Tayyip Erdoğan'ı halk adamı, halkı da Tayyip Erdoğan'ın adamı gibi göstermelerini bir türlü anlayamıyorum. Dedim ya, aklıma halk adamı atfedilen Adnan Menderes geliyor. Neden mi?

Yıl 1960, aylardan mayıs: yani Adnan Menderes'in asıldığı ay. Ayın başlarında büyük bir miting yapılıyor, Adnan Menderes o zamanların İzmir'inde iki yüz bin kişiye sesleniyor. Basın bu olayı haklı olarak büyütüyor ve hatta Adnan Menderes'e yakın yayın organları çoşuyor.

Ve ardından 27 Mayıs askeri müdahalesi geliyor. Adnan Menderes darağacına gönderiliyor, öldürülüyor. İzmir'de toplanan o iki yüz bin kişi arasından bir tek çatlak ses çıkmıyor. Bir Allah'ın kulu çıkıp da "Ne yapıyorsunuz?" demiyor. Dünyanın ve özellikle Anadolu toprağının kuralı böyle: Güçlüysen herkes seninle, yok değilsen: Tanrı yardımcın olsun. Felsefe bu, insanın yaşama güdüsü bu: Kral öldü, yaşasın yeni kral!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.