| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

13 "fatih altaylı" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"fatih altaylı" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yön Değişikliğinin İtirafı..

Teke Tek Fatih Altaylı geçtiğimiz Cuma günü Fatih Altaylı ile Teke Tek adlı blogunda "Yön Değişikliğinin İtirafı.." başlıklı kısa bir yazı kaleme almış:

5 yıl önce, Brüksel’de hepimiz Başbakan Erdoğan’a destek verirken Türkiye’nin yönü Avrupa Birliği idi. Oraya girecek, onlardan olacak, onların kriterleri ile yaşayacaktık. Başbakan Erdoğan öyle diyordu. Dün ise aynı Başbakan Erdoğan, Arap yatırımcılara seslenirken “Aynı yöne bakıyoruz, aynı yöne gidiyoruz” dedi. Bu bir yön değişikliğinin, bir bakış değişikliğinin açık, somut, net itirafıdır. 5 yıl önce Batı’ya bakarken, bugün artık Güneydoğumuza baktığımızın en yetkili ağızdan söylenmesidir.

Sayın Altaylı, AKP'nin yön değişikliğinin itirafını yapan Başbakan Tayyip Erdoğan'dan bahsediyor. Kendisi de farkında olmadan basının değişen yönünü itiraf etmiş yazısında. Bugün gelinen noktada AKP, Arap coğrafyasına bakarken; medyanın ağır topları hala Avrupa'ya bakıyor.. Medya artık Avrupa yönünde bir AKP görmediği için, iç politikada AKP'ye bakan yönünü değiştiriyor.. Medya, günümüz noktasında ne AKP'ye ne de AKP'nin Arap coğrafyasına bakıyor.. Bu farklı bakış açısı da güncel politiğimizi oluşturuyor, AKP'yi de tamir olunmayacak derecede yıpratıyor.. Medya, Avrupa'ya birlikte bakacak güçlü bir partner arıyor. AKP dışında bir partner..

"Atatürk'ü Sevmiyorum, Humeyni'yi Seviyorum.."

Teke Tek Fatih Altaylı'nın dün akşam Teke Tek'te konukları üniversite öğrencileriydi. Kevser Çakır ve Nuray Bezirgan isimli türban eylemcisi bayan öğrencilerin açıklamaları ise hem Altaylı'yı hem de izleyenleri hayrete düşürdü. Türbanlı öğrenciler mülakat sırasında "Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum.." açıklamasında bulundular.. (Haber Türk)  Programı canlı izleme fırsatım olmadı ama daha sonradan tekrarını yakalayabildim. Konuşulanların yorum ve cevapları ilginç, özellikle Nuray Bezirgan'ın "Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum." sözleri oldukça çarpıcı. Nuray Bezirgan bu kadarla da yetinmiyor, sözlerine devam ediyor: "Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk'ü sevmemi bekleyemezsiniz."

Nuray Bezirgan Türkiye'de doğrusuyla yanlışıyla var olan bir kesimi temsil ediyor. Sözcülüğünü ettiği kesim ise içerisinde büyük çelişkileri barındırıyor. Mesela neler mi? Nuray Bezirgan yasakcılığın ana vatanı olan İran'ın Humeyni'sini seviyor ama özgürce konuşabildiği Türkiye Cumhuriyet'inin Mustafa Kemal'ini sevmiyor. Tüm bu açıklamaları da özgürlükçü bir vizyonla, yasaklara karşı savaşırmışcasına yapıyor. Özgürlükçü bir vizyonla Humeyni'yi nasıl ağızlarına alabiliyorlar, anlamak güç. Kendilerine sormak lazım, acaba o çok sevdikleri Humeyni'nin İran'ında Humeyni'yi sevemediklerini söyledikleri vakit başlarına neler gelecek?

Nuray Bezirgan'ın Mustafa Kemal'in Cumhuriyetindense bir İngiliz sömürgesinde yaşamak gibi bir ideali de var. Bunu da anlamak oldukça güç. Bu düşünceye onur atfedemiyorum. Dökülen kanlara karşı bir vefasızlık olarak algılıyorum.

Nuray Bezirgan'ı birilerinin gizli ajandasının yankısı olarak değerlendiriyorum. Birileri yasaklara karşı savaşır vizyonuyla Mustafa Kemal'e saldırıyor. Kafalarındaki yönetim ise Humeyni'nin İslami baskı rejimi. Kimi liberaller bunu fark edemiyerek kendi özgürlükçü ideolojilerine ihanet ediyorlar. Umarım akıbetleri İran'da İslami devrim sonrası asılan yoldaşları gibi olmaz..

İzmir Mitingi..

adnanmenderes Tayyip Erdoğan'ın her sert çıkışı bana Adnan Menderes'i hatırlatıyor. Birilerinin çıkıp Tayyip Erdoğan'ı halk adamı, halkı da Tayyip Erdoğan'ın adamı gibi göstermelerini bir türlü anlayamıyorum. Dedim ya, aklıma halk adamı atfedilen Adnan Menderes geliyor. Neden mi?

Yıl 1960, aylardan mayıs: yani Adnan Menderes'in asıldığı ay. Ayın başlarında büyük bir miting yapılıyor, Adnan Menderes o zamanların İzmir'inde iki yüz bin kişiye sesleniyor. Basın bu olayı haklı olarak büyütüyor ve hatta Adnan Menderes'e yakın yayın organları çoşuyor.

Ve ardından 27 Mayıs askeri müdahalesi geliyor. Adnan Menderes darağacına gönderiliyor, öldürülüyor. İzmir'de toplanan o iki yüz bin kişi arasından bir tek çatlak ses çıkmıyor. Bir Allah'ın kulu çıkıp da "Ne yapıyorsunuz?" demiyor. Dünyanın ve özellikle Anadolu toprağının kuralı böyle: Güçlüysen herkes seninle, yok değilsen: Tanrı yardımcın olsun. Felsefe bu, insanın yaşama güdüsü bu: Kral öldü, yaşasın yeni kral!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.