| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 "fransa" etiketi kullanan gönderi "fransa" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Avrupa'da 68 Öğrenci Hareketleri

Okan Yüksell Kasım ayının sonlarına doğru, Uludağ Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu'nun organize ettiği Aydınlanma Günleri'nde "Avrupa'da 68 Öğrenci Hareketleri" konulu bir sunum yaptım. Sunum içerisinde Avrupa'da gelişen öğrenci hareketlerini bilimsel bir metodoloji izleyerek dinleyicilere sundum. Bu noktada sunumumu fotoğraflar ve hazırladığım kısa bir belgeselle de renklendirmeye çalıştım.*

Sunum için, haliyle 68 kuşağı üzerine bolca okumalar yaptım. Avrupa'da olup bitenler noktasında Türkçe kaynak bulmak olabildiğince zor. Buna rağmen gerek tarzanca çevirilerim ve bir iki kaynak aracılığıyla olabildiğince bilgiye ulaştım. İnsan 68 kuşağını gördüğü zaman, kendisinin genç olup olmadığı noktasında derin bir kuşku duyuyor. Onlar istedikleri, talep ettikleri bir yaşamın kavgasını verirlerken; bizler mevcut olanı fazlasıyla kabullenmişiz. Belki onlar da istedikleri yaşamı elde edememişler ama en azından o yaşam için mücadele etmişler. Bizler ise alternatif bir yaşamın olabilirliğinin bile farkına varamıyoruz, ne yazık!

Aşağıda da paylaştığım foto belgeselim için fotoğraf taraması yaparken kendi kendime sordum, acaba onlarda olup da bizde olmayan ne vardı? Kendine güven mi yoksa cesaret mi, ya da başka birşeyler mi? Bugün önlerinde hatalarına ve günahlarına rağmen saygıyla eğiliyorum. Hiçbirimiz onlar kadar olamadık!

* O gün, kendimce birşeye karar verdim: Ben karşımda bir kişi varken rahat konuşamazken, kaşımda ondan fazla kişi olunca rahatlıyorum. Aynı şey yazmak noktasında da böyle, bir kişiye özel bir ileti yazarken birçok hata yaparken onlarca kişiye yazdığım bir iletiyi hiç zorlanmadan, kusursuz bir biçimde yazabiliyorum.

Edilgen Bir Türkiye?!

Türkiye edilgen bir ülke yapılmaya çalışılıyor, Türkiye edilgenleştiriliyor diyordum uzunca bir süredir. Şimdilerde farkına varıyorum, Türkiye ne gücüyle ne de gelenekleriyle edilgenleşmeyi kabul edecek bir ülke değil. Edilgenliği bu siyasal sistemin kolay kolay kabullenebileceğini sanmıyorum..

Tüm bunlara rağmen edilgenlik bugünlerde hiç olmadığı kadar fazla.. Bunun sebebi de bizleriz. Türkiye'de insanların beyinleri edilgen, insanların kendileri edilgen. Artık bu edilgenlik öyle bir hal aldı ki bize karşı olan herşeyi Batıdan biliyor ve Batıya karşı elimizden hiçbirşey gelmeyeceğine inanıyoruz. Oysaki gerçek çoğu zaman böyle değil! Biz bu topraklarda yaşıyorsak, bu toprakların geleceğine de bu topraklarda uçan kuşun rotasına da karışma hakkımız var! Bu hakkımızı kullanmak için önümüzde hiçbir engel yok! Bizler kendimize hayali engeller koyuyor ve o engeli aşamayacağımıza inanıyoruz..

Bugün artık herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli. Bu ülkenin geleceğinde kendisinin de söz sahibi olduğunu, söz hakkını kullanması gerektiğini fark etmeli. Aksi halde edilgen beyinler, bu siyasal sistemi de edilgen kılacaktır. Bu noktada tek düşman kendimiziz, yani bizim bizden başka düşmanımız yok! Artık aklımızı başımıza almalı ve sözümüzü söylemeliyiz!

Adam Yerine Konulur Bir Millet Olmak ve Türkçe!

Türkçe Eminim, başınıza birçok kez gelmiştir. İthal bir elektronik cihaz ya da harhangi ithal bir ürün alırsınız, evinize gelir ve cihazı kurmaya başlarsınız. Cihazınızın kutusunun içinden kurulumu anlatan bir broşür ve bir adet de kullanım kılavuzu çıkar. Uzun yıllar boyunca bu broşür ve kılavuzlar içinde Türkçe'ye yer verilmezdi. Bugün de pek verildiği söylenmez. Türkiye'ye ihracat yapan bir firma, her nedense sattığı ürünü alan insanların Türkçe dışında bir dil bilememe olasılığını ciddiye almaz.

Bu bende çocukluğumdan beri bir takıntı halini aldı. Ciddi ciddi bunun bir sorun olduğunu düşünüyorum. Nasıl oluyor da yurdum insanını böylesine önemsiz atfedebiliyorlar? Eğer ithal bir ürün Türkiye sınırları içerisinde satılacaksa bu ürünün a'dan z'ye hemen her noktasında Türkçe kullanılmalı! Abarttığımı düşünüyorsanız, 4 Ağustos 1994'te Paris'te kabul edilen şu kanun maddeleri abartmadığımı çok açık şekilde gösterecektir:

Madde 2: Bir malın, ürünün ya da hizmetin, adlandırılmasında, arzında, sergilenmesinde, kullanma veya yararlanma biçiminde, garanti koşullarının ve kapsamının betimlenmesinde Fransız dilinin kullanılması zorunludur. Aynı hükümler, tüm yazılı, sözlü veya görsel, işitsel reklamlarda da uygulanır. İşbu madde hükümleri benzersiz kendine özgü ürünlere ve herkesçe bilinen yabancı adlandırmalara özgü durumlara uygulanmaz.

Madde 3: Kamuya açık bir yerde ya da toplu taşıma araçlarında kamuya yönelik olarak basılan ya da yapılan kamuyu bilgilendirme amaçlı her türlü yazı ve ilanın Fransız dilinde kaleme alınması zorunludur.

Madde 6: Fransa 'da Fransız vatandaşlığına mensup gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen bir gösteri, bilimsel toplantı veya kurultaya katılan herkes kendini Fransızca ifade etme hakkına sahiptir. Oturum öncesinde veya esnasında programın tanıtılması amacıyla katılımcılara dağıtılan belgelerin Fransızca kaleme alınması zorunlu olup, bunların bir ya da daha fazla yabancı dilde çeviri içermesi mümkündür. Bir gösteri, bilimsel toplantı veya kurultayda, katılımcılara hazırlayıcı belgeler veya çalışma belgeleri veya eylem raporu veya çalışma özeti dağıtılıyorsa, yabancı dildeki metinlere veya müdahalelerin yanında hiç değilse Fransızca bir özetin bulunması zorunludur.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.