| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

7 "futbol" etiketi kullanan gönderi "futbol" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Abdullah Gül, Ermenistan Yolcusu..

Abdullah Gül Geçen haftalarda Ermenistan'la Türkiye'nin ümit milli takımları bir maç yaptı. Futbola hiç ilgim olmamasına rağmen denk gelmişken, maçın açılışını izledim. Çünkü birşeyi merak ediyordum, Ermeni taraftarların İstiklal Marşı okunurken neler yapacağını görmek istiyordum. Öncelikle bizim marşımız okundu ve fonda ıslıklar, bağrışmalar duyuldu. Buna çok bozuldum. Her ne olursa olsun oradaki taraftarlardan saygı beklemiştim.

Sonrasında ise Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'dan bir davet geldi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e; Sarkisyan, Abdullah Gül'ü Ermenistan'a milli maçı birlikte izlemeye çağırdı. Şimdi herkes bu davetin kabul edilip edilmemesi üzerine teoriler üretiyor. Edersek vatan elden gidiyor, etmezsek de duvarlarla çevrili bir Türkiye olacağımız propagansı yapılıyor.

İşin açıkçası, öncesindeki deneyimlerimi göz önüne alarak maç sırasında hoş olmayacak durumlar oluşacaktır sanıyorum. Bizi zor durumda bırakacak pankartlar açılabilir ve bu bizim adımıza hiç hoş olmaz. Tüm bunlara karşın, ben yine de diyalogtan yanayım. Belki, "Abdullah Gül ne olursa olsun Ermenistan'a gitmelidir!" diyemem ama gitmese bile ileride bir diyalog oluşturmalıdır.

Daha önce de belirttiğim gibi bunu en üst makamlar yoluyla yapmasak bile gençler olarak bizler yapmalıyız. Belki Abdullah Gül'ün diyalogları konumu itibariyle politik ve diplomatik kaygılarla şekillenmek durumunda kalabilir. Oysaki biz gençlerin diyalogları sadece insanı kaygılarla şekillenecektir. Bu noktada belki bu görev Abdullah Gül'den çok bizlerin.. Cebimde yeteri kadar para olsa, doldururum üniversite gençlerini uçaklara, Ermenistan'a milli maça götürürüm. Belki böyle yıkılabilir, o yıkılmaz sanılan tabular..

Sinanoğlu'undan Küreselleşme Yorumu..

Futbol Topu Şu son zamanlarda ilgi ve alakamı yoğunlaştırdığım önemli isimler arasında Prof. Oktay Sinanoğlu var. Bir zamanlar sık sık sinanoglu.net'i ziyaret eder, yazılan söylenen ne varsa dikkatle incelerdim.. Bugünlerde de Oktay Sinanoğlu'nun kitaplarıyla haşırneşirim. Kitaplarda sizle paylaşmam gereken pek çok nokta var, artık bunları zaman içerisinde sizlere suncağım..

Bugün Oktay Sinanoğlu'ndan konuyu açmamın sebebi, kendisinin küreselleşme yorumu oldu. Yoruma katılır mısınız, katılmaz mısınız bilmiyorum ama benzetmeye eminim siz de hakkını vereceksinizdir: "Dünyada küreselleşip de herkesin kendi dilinden, dininden, kültüründen vazgeçtiği de tamamen yalandır. Kimsenin bu manada küreselleştiği yok. Çünkü çok küreselleşirsen, küre olursan, futbol topuna benzersin, gelen giden bir tane çakar, yuvarlanır gidersin.."

Sanırım Türkiye'nin son zamanlardan ziyade on yıllardır içinde bulunduğu sorunun kaynağı da bu. Biz küreselleşme adı altında bir takım ağbabalarının ayaklarına futbol topu ediliyoruz, ve Sayın Sinanoğlu'nun da dediği gibi gelen de giden de bir tane çakıyor.. Olan ise yurdum insanına oluyor..

1 Fatih Terim = 8.5 Cumhurbaşkanı = 15 Başbakan

Fatih Terim Bu ülkede bir Fatih Terim, 8.5 Cumhurbaşkanı ediyor. Sistem bunu gerektiriyor ve sistemin gerektirdikleri yerine getiriliyor. Bu ülkede Fatih Terim'in tek başına yaptığını 8.5 Cumhurbaşkanı ya da 15 Başbakan zar zor yapabiliyor?!

Fatih Terim, futbolu temsil ediyor ve futbol en kibar tabirle "kitleleri sürüleştiriyor". Ne başbakan ne de cumhurbaşkanı bir Fatih Terim kadar sürü var edemiyor. Bu yurdumda da böyle, dünyada da böyle.. Bir ABD başkanının danışmanı, bir pop starının danışmanından çok daha az para kazanıyor. Dönem çobanların para kazandığı bir dönem ve siz ne kadar sürü var ederseniz o kadar kazanıyorsunuz..

Fatih Terim'e kişisel olarak kızıyor muyum, evet kızıyorum. Gerçi kimse hesabına devlet tarafından her ay 135.595 YTL yatırılmasından kolay kolay rahatsızlık duymaz. Fakat, Türkiye gibi bir ülkede ayda 135.595 YTL maaş almak, birilerin sofrasından ekmek çalmak demektir! Bir de bunun üzerine çıkıp benden bir tane, meclistekilerden 550 tane var demek en kibar tabirle abesle iştigaldir. Sayın Terim'den bir tane bile bu ülkeye fazla gelmektedir, ben milli takımlar teknik direktörüne 135.595 YTL maaş ödenmesini hazmedimyorum. Fatih Terim'i de açıkçası pek lüzumlü bir şahsiyet olarak görmüyorum.. Eğer kendisinin değerini 135.595 YTL olarak görüyorsa Sayın Terim, Avrupa'nın kapıları kendisine sonuna kadar açık?!

Estetik Yozlaşmaya, Dur Diyelim!

milli takım1 Milli takımın estetik yoksunu, yeni turkuaz formalarına tepki büyüyor. Nike'ın tasarladığı formaların kültürümüzden ve estetikten oldukça uzak olması eleştirilerin asıl iki nedeni. Hürriyet internet yayınında halka açık bir anket yapıyor, ankete buradan katılabilir ve tepkinizi gösterebilirsiniz.

Tepkiler sadece halkla da sınırlı kalmıyor, spor yazarları da yeni formalardan rahatsız. Can Bartu, Kazım Kanat, Turgay Şeren, Levent Tüzmen ve Aziz Üstel gibi spor basının önemli isimleri de yeni formadan rahatsızlar. Kazım Kanat Hürriyet'e verdiği demeçte çok yerinde bir açıklama yapmış: "Bu milli takım benim takımım değil. Rengi yeşil. Üstelik içinde oynayan oyuncu Marco. Ulusal değerleri bir kenara atamazsınız. Sırf moda olsun diye, sırf sponsorlar para kazansın diye forma rengini değiştirmek bir ulusa hakarettir. Böyle yüce değerler, yani kırmızı-beyaz forma ancak referandumla değişir. Halka soracaksın, o formanın bir hikayesi var."

Estetik Yozlaşma ve Milli Takım

Milli Takım Milli takımın sponsorluğunu üstlenen Nike, futbolcularımız için iki yeni forma hazırlamış. Formalar kamuoyula daha yeni paylaşıldı, ben açıkçası estetik bir kıyım gördüm! Estetikten böylesine yoksun bir formayı ne yurdum insanı ne de yurdum futbolu hak ediyor! Biz estetikten böylesine uzak bir toplum değiliz ve bunları hak etmiyoruz..

İşin içine girince sadece estetik yoksunlukla da sınırlı kalmıyor hatalar, işin içinde mantık hataları da bolca var. Milli takım, iç saha maçlarında kırmızı-beyaz formayı; deplasmanda ise turkuaz renkli formayı kullanacakmış. Dışarıda Türk'e turkuaz rengi atfeden kaç insan var acaba? Bizi "turkuaz" ile tanıyan kaç millet var dünyada? Dışarıda futbolcularımıza kırmızı-beyaz renkleri giydirmemenin nasıl bir mantığı olabilir?

Madem estetikten böylesine yoksunsunuz, bari bırakın da işi bilen insanlar yaratsınlar yurdum futbolunun vizyonunu! Olmadı bırakın, biz çizelim!

Kanımız Akıyor...

bayrak Gözlerimi daha yeni açtım güne, günün bu kadar karanlık olacağını bilmeden. Yine kan ve gözyaşı doldu günüm, yine yitirdik gencecik bedenleri...

16 çocuk yok oldu dünyadan, 10 tanesinin de akibeti belli değil.

On dokuz yaşımdayım ve kendimi bildim bileli PKK, kendimi bildim bileli kan ve gözyaşı. Bu gidişe bir son vermeli, güzel ve aydınlık günlere dostlukla yelken açılmalı artık.

Toplum olarak birlik olunmalı, bir olunmalı. Teröre kol kola dur denilmeli; lanetler okunmalı teröre: Kürtçe, Türkçe... Hep bir ağızdan...

Halkım artık anlamalı; terörü durdurmak için top peşinde koşturmanın anlamsızlığını, terörün para toplayarak bitirilemeyeceğini...

Ne Sağcıyız, Ne Solcu; Futbolcuyuz Biz Futbolcu...

şehit Birileri işini çok iyi biliyor bu topraklarda, ciddi ciddi tebrik ediyorum onları...

Dün bu ülkenin çocukları ideolojileri okurken, bastığı toprağın geleceğini düşünürken; onları futbolla çok güzel uyutmasını bildiler. Uyumayanın kafasında kırıldı sopalar, son model işkence yöntemleri tatbik edildi o gencecik bedenlerde...

Bugün de uyutuyorlar ve silahları (ya da afyonları) hala aynı: futbol!

Canlarımız yitip gitti, çocuk yaşta... Kana bulandı o toy bedenler...

Utanmadan dansöz oynattık, o çocukların bedenleri soğurken; utanmadık, bir de alkış patlattık yiğtip giden canlara... Neyi ve kimi, neden alkışladığımızı dahi bilmeden!?

Bugün de top peşinde koşacağız 70 milyon; hem de utanmadan, onlar adına... Birileri siyah forma giyecek, akıllarınca dünyaya PKK'yı anlatacak. Dostum sen kimi kandırıyorsun; Avrupa'da kime PKK'yı anlatacaksın? Mevzu PKK ise, onlar bizden daha fazla içli dışlılar...

Üzüldüm yine, yine bilemedi bu halk yitip giden canlara üzülmeyi. Bir ülkede onca çocuk bedeni kana bulanmışsa ve bunun öncesinde yitip giden on binlerce can varsa top oynanmaz!!! Lütfen biraz saygı, o bedenlere lütfen biraz saygı...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.