Çok Yaşa'mayalım!
Son yıllara kadar her hapşıran dostuma, hatta hapşıran her insana "çok yaşa" diyordum ama bu alışkanlığıma son vermeye çalışıyorum. Sonuçta hayatımızı sarmış koca bir batıl gelenek listesi var. Bu noktada söz konusu bu batıl gelenekler de araştırma konusu olmuş. HaberTürk'te yayınlanan bir habere göre; Eski insanlar nefesin veya soluğun ruh olduğuna veya yaşamın özü olduğuna inanırlardı. Tanrı insanı yarattığında soluğunu insanlara üflemişti ve o soluk bedende bulunduğu sürece yaşam sürüyordu. Bu inancın doğrultusunda hapşırınca nefesin durması veya o kasılma hareketinin sonucunda soluğun dışarıya kaçıp gideceğinden korkuluyordu. Bir başka Roma kaynağında ise hapşırma sırasında beyinde oluşan vakumun, içeriye kötü ruhların girmesine neden olacağına veya fırsat vereceğine inanıldığına rastlanıyor. İşte bu inançlar bizlere "çok yaşa" detirtiyor...
Bu sebepten bu batıl gelenekleri çok da önemsememek gerektiğini düşünüyorum. Sadece güzel bir temmeni olarak algılamak, arkadaşımız bize "Çok yaşa.." demedi diye bozulmamak, vuracak tahta bulmak için kendimizi paralamamak gerek...





