Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

5 tane "gençlik" etiketli yazı bulundu "gençlik" tagli diger ogeler resimler , videolar

Apolitik, Tam Kıvamında Gençlik..

Apolitik Ankara Genç İşadamları Derneği, Ankara'nın çeşitli ilçelerinde 18-30 yaş arası 1694 gence sormuş: "Siyasi yelpazede kendinizi nasıl tanımlarsınız?"

Ankete katılan gençlerin %20.21'i "milliyetçi-muhafazakar" olarak cevap vermiş. Gençlerin %18.11 kendisini laik olarak tanımlarken, %13.13'si "muhafazakar-liberal", %12.74'ü "sosyal demokrat", %3.42'si "İslamcı", % 3.25'i "liberal" ve % 1.97'si "sosyalist" olarak kendisini tanımlamış. Burada beni ilgilendiren nokta ise pastanın en büyük payını oluşturan % 27.18'lik kısım: Sorunun muhattapları arasında %27.18'lik bir kısım soruyu cevapsız bırakmış..

Gençlik kıvama geliyor, susmayı ve sadece kendimize sunulanla yetinmeyi öğrendik. Büyüklerimizin buyurduklarını kayıtsız şartsız başımızın üstünde tutmaya başladık.. Kötü eğitim sistemine, bizlere sunulamayan sosyal haklara yavaş yavaş alıştık.. Salındık çayıra, Mevlam hepimizi kayıra?! Türkiye'de uygulanan apolitikleştirme projesi büyük oranda başarılı oldu, malum günden bugüne proje çok güzel uygulandı. Bugünkü AKP iktidarı da bu sürecin bir çocuğu: süreç AKP'yi var etti, AKP de sürecin devamını teminat altına aldı.. Türkiye'de çok uzak görünen "noktalar" zaman zaman aynı yolda yürüyebiliyor ve bu yol da yurdum insanının üzerinden geçiyor..

Converse Çılgınlığı..

converse Yurdum gençliğini bir Converse çılgınlığı sarmış, bırakmıyor. Yolda yürürken hemen hemen on gencin dördünde Convers görüyorum. Pek çoğu yakın dostum diyebileceğim; düşünen, okuyan ve yazan insanlar. Onların da Converse giymesine daha da bir şaşırıp kalıyorum..

Okan, oturup da neden yazar insanların Converse giymesini? Anlatayim efendim: Öncelikle söz konusu ayakkabı estetikten hiçbir şekilde nasibini alamamış. Hammaddesi bez ve plastikten ibaret. Ne soğuktan ayaklarınızı koruyabilecek  ne de sıcakta ayaklarınızı havalandırabilecek bir yapıya sahip değil. Tüm bunlara karşın, fiyatı oldukça yüksek; Convers 80 ila 120 YTL arasıdna satılıyor. Yurdum gencinin bu parayı, böylesine yoksun bir ayakkabıya vermesine açıkçası hiç ama hiç anlam veremiyorum!

Bugün Gaykedi de bu konuda yazmış ve güzel bir soru sormuş: "Uzakdoğu'da en fazla 10-15 YTL maliyetle üretildiğini düşündüğüm, bu basit ayakkabılara verilen bu paranın büyük kısmı nereye, kimlerin cebine gidiyor, bir bilen var mı arkadaşlar? Nasıl sorumsuz, düşüncesiz, değer bilmeyen bir nesil geliyor, farkında mısınız Allah aşkına?"

Sözlükte Çaylak Olmak..

oster_preview Hiç beklemiyordum, sözlük beni öyle bir etkisine almış ki bir anda kendimi "çaylaksınız" ibaresinin karşısında buldum. Şaşırdım, neden çaylaklık moduna girecek kadar sinirlendiğimi düşündüm? Ardından cevabını buldum, sözlüklerde yazar seviyesi git gide düşüyordu. Ya da hep mi böyleydi, orasını bilemiyorum. Bugün bir kritik yapma gereği duydum ve sözlük hakkında biraz kafa yordum..

Öncelikle sözlük yazarlarının gizli olması noktasına değinmeliyim, bu noktada pek Nihat Genç taraftarı değilim; sözlük yazarlarının hakkını onlara veriyorum. Kişiliklerini saklayarak birşeyler ortaya koymaları onlar için aslında bir zaaf değil, zorunluluk. Birşeyler hakkında atıp tutarken, karşı görüşten kişilerce dövülme ve hatta öldürülme ihtimaliniz bile var! Bu noktada bir eleştiriyi uygun görmüyorum.

Sözlüklerin asıl eleştirilecek noktası bir bilgi paylaşım sitesi olmaktan öte eğlence ve boşalım sitesi konumuna düşmeleri. Sözlükler niteliksiz, ve hatta doğruluğu fazlaca şüphe götürür bilgilerle dolmuş durumda. Yazarlar bilgi edinmek veya bilgi vermek amacından çok uzaklaşmış ve adını duyurmak hevesinde! Gerçekliği olmayan bilginin de bir yararı olmayacağı pek açık; bu noktada sözü ekşi sözlük'e bırakıyorum: "Bu sitede yazilanlarin hicbiri dogru degildir."

Doğruluğunun yanı sıra sözlüklerin başlıca bir diğer sorunu da entelektüel yapıdan hayli uzakta olması. Açılan başlıklar ve karşılaştırmalı başlık analizleri yaptığınız zaman günümüz gençliğinin entelektüel seviyesizliğini görmemiz fazlaca mümkün!

Bugün kendi içimde de bir kritik yaptım ve karar verdim: Sözlüklerde edindiğim bilgi ve harcadığım zaman birbirinden çok uzakta! Sanırım sözükler noktasında uzun bir ara vermemin zamanı gelmiş de geçiyor..

Facebook, eski arkadaşlar, zaman...

facebook

Sonunda ben de bir Facebook üyesi oldum, hatta ikinci haftamı dolduruyorum. Arkadaş listem kabardıkça kabardı, şu an 80'in üzerinde arkadaşım var... Pek çoğunu geçmişin tozlu raflarından kurtarabildim, şu Facebook sayesinde...

Kimleri bulmadım ki? İlkokulda belalı olduğum, kalemliklerini camdan attığım dostları mı istersiniz; ilk aşkımı mı? Ne kadar da büyümüşüz böyle, ne kadar da değişmişiz... Pek çoğumuz yitirmiş, o günlere ait çocukça, masumca yüzlerini: özellikle erkekler bayağı bir sakallanmış :))

Facebook'ta eski fotoğraflarımı da gördüm, ne kadar büyüdüğümü anladım... Yıllar harbiden geçiyormuş. Çocukken bunu anlayamıyor insan, çünkü geçmişi olmuyor: herşey tazecik ve hiç solmayacakmış gibi duruyor. Ama bugün, bunun farkında olmak çok acı olsa da, bir geçmişim var... İnsanın geçmişi olması bugünlerin de geçeceğini bilmesini sağlıyor, bugünlerin geçici olduğunu bilmek; bir gün ak sakallı bir dede olacağımı hatırlatıyor bana...

Hayır! Ben ak sakallı bir dede olmak istemiyorum, bedenim ve zihnim hep bu kadar genç olsun istiyorum! Her ne kadar haddimden fazlasını istediğimi bilsem de...

Velhasıl zaman geçiyor, öyle ya da böyle... Birgün hepimiz okuyacağız gazetelerde sınıf arkadaşlarımızın öldüğünü kara ve koca puntolarla bildiren ilanları. Ve o gün, sokakta, daha hayata yeni başlamış tazecik bir beden göreceğiz, imreneceğiz ona... Toprağa biz bu kadar yakınken, onun her şeyden habersiz ve bir o kadar da uzak olmasına imreneceğiz... Ve döneceğiz geçmişe, neler yaptığımızı düşüneceğiz: sıralanacak bu günleriniz sararmış bir fotoğraf misali... Tüm o fotoğrafları mutlu kılmak sadece bugün, şu an mümkün! Bu sebepten mutlu olmalıyız, sırf o ak sakallı dedeyi veya pamuk nineyi toprağa o kadar yakınken mutlu kılmak için... Hepiniz umarım mutlusunuzdur ve mutlu kalırsınız dostlar!

Uludağsözlük Nereye Koşuyor?

Blog yazmaya başlayınca sözlükleri de okur oldum, sonradan bir de baktım yazar etmişler beni :))) Önceleri büyük bir iştahla entryler girerken zamanla soğudum. Şu sıralar arada bir girip ne var ne yok diye bakıyorum sadece. Bu gün de bu tür rölanti bakışlarımdan birisini atarken, açılan başlıklar ve yorumlar beni derin derin düşünmeye zorladı. Kendi kendime uludağsözlük nereye koşuyor diye sordum?!

Beni kara kara düşünmeye zorlayan başlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum: acaba ben mi birşeyleri yanlış anlıyorum, yoksa yanlış giden birşeyler mi var? İşte yaran başlıklar: mayo giymek günah, cübbeli ahmet hoca, yanında türbanlı biri varken rahat eden insan, başörtüsüne karşı çıkanlar islamla problemlidir, fettullah hocanın gözyaşlarını yalan sanmak, kürt olmaktan utanıp türk olmak isteyen kürtler, zekeriya beyaz, genelev diyalogları, başörtüsü ve türban arasındaki fark, mini etek giydiği halde ahlaktan bahseden kız... (19 Ağustos 2007 başlıklarının an itibariyle görünen kısmı?!)

İnsan kara kara düşünüyor, sözlükler böyleyse sokaklar nasıl acaba?!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.