Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

9 tane "genelkurmay" etiketli yazı bulundu "genelkurmay" tagli diger ogeler resimler , videolar

TSK'dan Eruygur ve Tolon'a Resmi Ziyaret..

İlker Başbuğ Gündemi yerinden sarsacak bir ziyaret söz konusu. Kocaeli Garnizon Komutanı Korgenral Galip Mendi, Kandıra Cezaevinde tutuklu olarak bulunan (E) Orgeneral Şener Eruygur ile (E) Orgeneral Hurşit Tolon'u ziyaret etmiş. Bu ziyaret Genelkurmay Başkanlığı'nın web sitesinde de basın açıklaması olarak yer alıyor ve üç maddelik açıklamanın 2. maddesinde deniliyor ki; "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir."

Bu çok ciddi ve önemsenmesi gereken bir madde. Tekrar ediyorum: "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir."

Bugün yaşanan bu ziyaret sonrası görüyoruz ki eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile yeni Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ arasında çok büyük farklar var. Org. İlker Başbuğ, Büyükanıt'tan çok farklı politikalar izleyecek. Ve işte bu sebepten, birileri fena halde bozulmuş durumda..

Ayrıca artık kimse TSK'nın müdahalelerinin AKP'ye hediye oy olarak döneceğine inanmıyor. Yok böyle bi'şey.. Zaten TSK da siyasi bir parti değil, görevini yaparken, kimin ne oy alacağını düşünmesi gerekmiyor.

AKP Artık Sistem Partisidir, CHP ve Diğerleri Marjinalleşmiştir..

erdogan-gül Türkiye'nin şu son bir ayda yaşadıkları bir gerçeği gözler önüne serdi. Günümüz itibariyle AKP artık bir ve şu andaki tek sistem partisidir. Bunu yaşanan süreçte görememek için kör olmak gerekiyor. AKP'ye yakınlığıyla bilinen cemaat lideri Fetullah Gülen'in yüksek mahkemece beraat ettirilmesi, Ergenekon soruşturması kapsamında ulusalcı üst düzey askerlerin teröristlerin sorgulandığı bir binada sorguya çekilmesi ve tutuklanması, AKP'nin kapatılacağına herkes kanaat getirmişken AKP'nin kapatılmamış olması, YAŞ kararlarında "her nedense" 12 yıl aradan sonra bir tek ihraç yaşanmaması bunun en belirgin göstergeleri..

Bugün itibariyle AKP bir sistem partisidir. Bu noktada AKP'nin sisteme uyguğunu sanmıyorum, göstergeler sistemin AKP'ye uyduğunu; daha açık bir tabirle sistemin merkezinde AKP lehine bir oynama olduğunu gösteriyor. Sistem, merkezini yeniden belirlemiştir. Ve bu merkez içerisinde eski sistemin ögelerine yer verilmemiştir. Atatürkçü Düşünce Derneği ve eski sistemin parçalarını oluşturan benzeri kuruluşlar yeni sistem içerisinde marjinal kılınmışlardır. Gelinen noktada en marjinal partilerden biri de, acı da olsa CHP olmuştur. Bunu bugün yaşanan TSK-CHP polemiğinde çok iyi görebiliyoruz.

Bu gerçeklerin artık görülmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleri geride kalan on yılda baştan aşağı farklı bir yola sokulmuştur. Bu yolun hayırlara mı vesile olacağını zaman gösterecektir..

Bugün Seçim Olsa, Sandıktan Ne Çıkar?

Seçim Sandığı HaberTürk'ün A&G Araştırma Şirketine yaptırdığı anket hayli ilginç sonuçlar vermiş. Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinde, toplam 22 ilde gerçekleştirilen anket Türkiye'nin sandık başındaki nabzını ortaya koymuş. Sonuçlar şöyle; AKP %35,3 ile birinci pari olma konumunu hala koruyor. AKP'yi takip eden reel bir parti olmadığı için ikinci partimiz Kararsızlar Partisi hala: Kararsızlar toplam oran içerisinde %25,9'u oluşturuyor. Kararsızları %13,2 ile CHP takip ediyor. MHP ile DTP ise sırasıyla %10,1 ve %4,6 oy oranına sahip..

Bu oranlar gösteriyor ki, bugün bir seçim olsa meclisteki koltuk sayısında herhangi bir değişiklik olmayacak. AKP hala Türkiye'nin birinci partisi konumunu koruyor, hem de 22 Temmuz'dan bugüne ilk defa bu kadar güçlü olarak.. Bu ise bize bir değerlendirme yapmayı zorunlu kılıyor. Ergenekon ve sonrasında da Anayasa Mahkemesi'nin AKP'yi kapatabilme ihtimali halkı AKP'ye yöneltmemiş. Oysa, maalesef ben de dahil, birçok isim Anayasa Mahkemesi'nin AKP'yi kapatması halinde AKP'nin oylarının artacağını iddia etmiştim. Kapatmazsa da AKP'nin oyları düşer sanıyordum. Yalnız gelinen noktada görüyoruz ki, yok böyle birşey..

Üşenmedim, gittim Genelkurmay'ın E-Muhtırası öncesi ve sonrasındaki kamuoyu araştırmalarını inceledim. E-Muhtıra'dan önce ve sonra AKP oylarında hiçbir büyük değişiklik yok. Yani buradan çıkartacağımız sonuç, ne Anayasa Mahkemesi'nde AKP'nin kapatılması ne de Genelkurmay'ın çıkışları halkın AKP'ye oy vermesini tetiklemiyor. Yok böyle birşey..

TSK Silahlı Müdahale Yapacak Kadar Güçsüz Değildir!

Yaşar Büyükanıt Çoğu forumda, platformda duyuyorum; birileri TSK'nın iç politikaya askeri bir müdahale yapmasından endişe duyuyor. Böylesine birşey için, özellikle de bugünlerde endişelenmek sok derece yersiz. Daha geride bıraktığımız haftada gördük, birileri "darbe"ye karşı yürüdüler; şimdi oturmuş 70 milyon adım atıp atamadıklarını sayıyorlardır herhalde..

Hepsine şaşırıyorum. Şaşırmamın temel nedeni, bu insanların TSK'yı Türkiye içerisinde böylesine güçsüz farz etmeleri. Oysa TSK, Türkiye içerisinde sandıklarından çok daha güçlü ve etkin. Bu sebepten TSK, elindeki mevcut güçlerle yurdum gündemine yön verme potansiyelini zaten elinde bulunduruyor. Hal böyleyken, karşımıza tek bir gerçek çıkıyor: TSK, silahlı bir müdahale yapacak kadar güçsüz değil! Belki 80'de güçsüzdü ama bugün değil!

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım

21 Haziran 2008 Cumartesi günü, yani yarın, bir takım sivil toplum örgütleri darbeye karşı yürüyüş organize etmişler. Davetlerinde "İşte o gün, 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi yapmak için toplanacağız." yazmışlar. Kendilerini ve söz konusu organizasyonlarını fark edince şaşırdım, önce gidip birer birer haber sitelerini baştan sona taradım; birileri darbe yaptı da benim mi haberim olmadı diye :) Baktım ortada darbe ya da darbeci yok.. Hal böyleyken, peki bunlar ne halt etmek için yürüyorlar?

Utanmadan "50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi paymak için toplanacağız." diyorlar. Bilmem farkındalar mı, bu ülkenin aydınları gerici darbelere karşı hiç geç kalmadılar. 12 Eylül'ün keskin kılıcı aydınların boğazlarında hissedildiği günlerde cuntanın karşısına dikildi bu ülkenin aydınları! Yalçın Küçük, Emre Kongar ve çok daha fazlası karşı çıktı darbecilere, canları ve gelecekleri pahasına! Bunlar o zamanlar ne halt ediyorlardı bilmiyorum ama aydın olmaya cesaret edemediklerini kendileri itiraf ediyorlar..

Bu gün ise meydanı boş, kendilerini da garantide gördüklerinden olsa gerek hayali darbe paranoyaları üretip kendilerine entelektüel vizyon katma telaşındalar. Biz gerçek ve cesur aydınları 12 Eylül'de gördük, sizden olsa olsa maydın olur! Yarın kendinizi satacaksınız; alıcınız da olur, merak etmeyin. Taraf'ta manşet olursunuz, Zaman'da da söyleşileriniz yayınlanır..

Ya körler ya da kör gibi davranmak işlerine geliyor. Göremiyorlar mı TSK'nın bir müdahale yapacak olsaydı bugüne kadar çoktan yapabileceğini? Göremiyorlar mı TSK'nın darbe yapmayacak kadar GÜÇLÜ olduğunu? Göremiyorlar mı AKP miadını doldurmuşken kimsenin müdahale yapacak kadar aptal olmadığını? Görmüyorlar mı AKP'nin 12 Eylül'ün ABD'den olma çocuğu olduğunu? Hepsini görüyorlar, sadece görmemezlikten gelip rant sağlıyorlar.. Yarın beyazlar bürünüp yürüyecek olanlar 12 Eylül karanlığının ürünleri ve devamıdırlar!

İlker Başbuğ Birilerini Fena Korkutuyor..

İlker Başbuğ Kara Kuvvetleri Komutanı, Org. İlker Başbuğ önümüzdeki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) sonrası Genel Kurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak. Bu noktada Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Başkomutanlığını üstlenecek. Nedense (?) bu gerçek birilerini fazlaca ürkütüyor. Bu malum birilerinin etekleri tutuşmuş olacak ki 32 kısım tekmili birden savaş açmışlar TSK'nın yeni Başkomutanına..

Malum camianın, malum şeriat ve manda yanlısı gazeteleri Başbuğ'a saldırmaya başladılar. Anayasa Mahkemesi'nin açtığı AKP'nin kapatılma davasını Orgeneral Başbuğ'a yıkmak istiyorlar. Bu oyunu daha önce de gördük. Şu an Genelkurmay Başkanımız olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a da yapmışlardı böylesine asılsız haberler, karalama kampanyaları.

Orgeneral Başbuğ, böylesine basit karalama kampanyalarıyla harcanabilecek bir isim değil. Vizyonu ve TSK ile ortak misyonları çerçevesinde güçlü bir isim. Bundan tam altı ay öncesinde "Prestij Politikası, Osmanlı ve Putin" başlıklı yazımda onun hakkında, prestij politikası çerçevesinde şunları kaleme almıştım: "Bizde ise üçüncülüğe aday güncel hiçbir isim maalesef yok! Ne Cumhurbaşkanımız ne de Başbakanımız bu noktada aday olarak gösterilemez. Ama illa da gösterme gereği olacaksa, en köklü ve kültürel temele dayanan TSK'dan bir aday sunabilirim. Ki bu adayın gelcek Türkiye'sine yön verebilme gibi bir durumu da var. Kim bu şahsiyet? Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ.. " Yazımın sonunda da şu notu eklemeden edememişim: "Başbuğ noktasında belki haklı çıkabilirim, demişti dersiniz.." Org. Başbuğ'dan birilerinin böylesine korkması sanırım beni daha şimdiden haklı çıkartıyor..

Mehmetçik Yurda Döndü..

harekat Sonunda TSK operasyona öyle ya da böyle son verdi ve askerlerimiz yurda giriş yaptılar. Uzun zamandır yapılmasını beklediğim bir operasyondu, bu işlerin yukarıdan uçak kokpitinde oturarak yapılmayacağını biliyordum. Şimdi PKK'nın sayılan torpaklara ayak bastık ve onun olan her şeyi elimizden geldiğince tahrip ettik. Yapılanlar başarılı mı, değil mi zaman göstercek ama ben şu an için başarılı olduğunu sanıyorum.

Canımı sıkan tek bir nokta var, o da ABD'nin müdahalesi. Öncelikle bakan seviyesinde yapılan müdahaleler, Genelkurmay Başkanı'mızın "Siz Afganistan'da ne zamandır.." sorusuyla çok güzel yanıtlandı. Fakat müdahalenin ardı arkası kesilmedi ve her geçen gün seviye yükselmeye başladı. Öyle ki en sonunda ABD Devlet Başkanı Bush direkt olarak operasyonun yeterli olduğunu belirtti.

Bugün gelinen noktada iki gerçek var: 1.si pek çok gazetemizin manşetinde Mehmetçiğin sınırötesinde uzunca bir süre kalabilme ihtimaline dair ve 2.si ise an itibariyle Mehmetçiğin kışlasında olması. Bu büyük bir çelişki ama buna ABD faktörü deniliyor ve işin içine ABD girdikten sonra çelişkilerin bir önemi kalmıyor. Gerçekçi bakacak olursak bu coğrafyada daha uzun bir süre ABD rızasıyla birşeyler yapılabilecek, bu sebepten ABD karşısına güçlü kozlarla çıkmalıyız..

TSK'da Yaşanan İstifalar

aşa Son bir hafta içerisinde iki general TSK'ya emekli olmak üzere başvurdu ve şimdi her ikisi de emekli. Belki rütebeleri bu kadar yüksek olmasaydı gündemde bu kadar yer bulamazlardı ama her iki isim de general olunca işler elbette biraz değişiyor. Bu istifaların her ikisi de bence fazla soyut sebeplere dayanıyor, en azından ben bu yaşıma kadar böyle gerekçelerle görevinden ayrılan bir tek üst düzey asker hatırlamıyorum. Asker üyeleri oldukça fazla bir aileden de gelmemden ötürü, general iken bunun nasıl olup da bırakılabileceğini aklım almıyor!?

Bence tüm bu olup bitenin ardında su üstüne çıkmamış sebepler var. İleride tüm bunları öğrenebileceğimizi sanıyorum, zamanla göreceğiz..

Kuzey Irak'a Sınır Ötesi Operasyon ve Değerlendirmeler - 2

hava Gündemde Sınırötesi Operasyon hala tüm tazeliğiyle dururken ben de değerlendirmelerime devam edeyim dedim. Bilmem siz de bu noktalara dikkat ettiniz mi?

Dikkatimi çeken ilk nokta Genelkurmay - M.Ali Birand yakınlaşması oldu. Oysaki bu iki imge bundan yıllar öncesinde birbirine fazlasıyla zıtlardı. Hatta Genelkurmay hazırladığı bir andıç vesilesiyle Mehmet Ali Birand'ı işinden edecek, gündem oluşturan büyük gazetelerde M. Ali Birand'ın adı PKK'dan para alan gazeteciler arasına girecekti! Sonradan tüm bunların gerçek dışı olduğu ortaya çıksa da Genelkurmay ve M. Ali Birand soğukluğu bu günlerin hemen öncesine kadar devam etti. Oysaki bugünlerde birşeyler değişiyor, garip ama Genelkurmay başkanı M. Ali Birand'a açıklama yapmayı uygun buluyor. Bu noktada M. Ali Birand'ı çok mu büyütüyorum, yakınlaşma Genelkurmay - M. Ali Birand yakınlaşması değil de Genelkurmay - Doğan Medya yakınlaşması mıdır, açıkçası tam olarak göremiyorum?!

Benim şen şakrak, harbi profesörüm benim geçen seferde zorlansam da söyleyemediklerimi bir çırpıda açıklamış; Prof. Yalçın Küçük, odatv.com'a yaptığı açıklamada söz konusu sınırötesi mevzu için "Bu bir operasyon değil eğitim harekatıdır." demiş. Acı ama gerçek, üzgünüm.. Ne zamadan beri eğitim uçuşları manşet oluyor, sormak lazım M. Ali Birand'a, pardon Aydın Doğan'a..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.