Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

6 tane "haber türk" etiketli yazı bulundu "haber türk" tagli diger ogeler resimler , videolar

Gündem Mühendisliği..

medya Türkçe'ye bir armağan benden; Gündem Mühendisliği! Sanırım ilk ben kullanıyorum bu tamlamayı, bu sebepten açıklaması da bana düşüyor..

Bugüne kadar pek çok kez duyduk toplum mühendislerini, topluma yön verme çabasındaki insanları. Bugün ise toplum mühendislerinin yerini gündem mühendisleri alıyor, en azından sayısal olarak artış gösteriyor gündem mühendisleri. Gündem yaratıyorlar; istediklerini yazdırıp, istediklerini konuşturuyorlar.. Bunu böyle yazacaksın ya da bu konuda böyle konuşacaksın demiyorlar ama yazılacak veya konuşulacak konuları kendileri belirliyorlar..

Tüm bunları direkt olarak yapmıyor, dolaylı olarak gündemi istedikleri sulara çekiyorlar. Medya içinde de varlar ama sadece belirli bir çevrede etkinler. Durup bir düşününce gündem mühendislerinin varlığını görmek çok da zor değil.. Sadece düşünmek gerekiyor, geride kalan günleri, ayları, yılları.. Türkiye'de en son ne zaman bir icraat yapıldığını hatırlıyor musunuz? Türkiye'de en son ne zaman taş üstüne taş konulduğunu hatırlıyor musunuz? Türkiye'de yaklaşık bir iki yıldan beri en ufak bir icraat yok, sadece sunni gündemler var. İlk olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi tüm gündemimizi oluşturdu, ardından türbanlı öğrencilerin üniversitelere sokulma çabaları, ardından AKP'nin kapatılması hakkındaki dava ve şimdi de Ergenekon..

Bu liste böyle uzayıp gidecek, çünkü bundan hükümetler de muhalifler de kendince kazanımlar elde ediyor. Atalarımız lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini iddia etseler de bugün lafla bırakın peynir gemisini koca bir Türkiye yürütülüyor.. Halk kendi sorunlarından yabancılaşmış ve başkalarının dertleriyle gerilmekte, işte bu bir mühendislik harikası.. Batının mühendisleri uzaya beş on astronot çıkmakla övüne dursun, bizim mühendislerimiz koca bir yetmiş milyonu bulutların üzerine, hayaller dünyasına çıkartıyor?! Başarı mıdır bu? Başarıdır elbet, adamlar işini tam yapıyor..

Yurdum İnsanı Kaos Cumhuriyeti'nden Sıkıldı!

İnsanlar artık tüm olup biten politik çekişmeden, göz altılardan ve davalardan sıkıldı. Bunu sadece gözlemlerime dayanarak söylemiyorum, kamuoyu araştırmalarını dikkate alarak söylüyorum. Son olarak Adil Gür'ün başında olduğu bir ekip Haber Türk için bir politik anket düzenlemiş. Araştırma sonucu kararsızların oyu AKP'nin toplam oyundan bile fazla: %30.. AKP ise ancak %29'luk bir orana sahip.. (Kararsızlar dağıtılmadan.)

Bu noktada artık herkes şu gerçeği görmeli: Halk karmaşadan yoruldu artık. Kime güveneceğini bilemiyor; yargıya şüpheyle bakıyor, askere şüpheyle bakıyor, oy verdiği politikacıya şüpheyle bakıyor.. Halk tutar bir dal arıyor ama fırtınada tutunacak bir dal bulamıyor!.. Bu noktada devletin her kurumuna iş düşüyor. Herkes biraz olsun durulup düşünmeli, aklı selim hareket etmeli.. Özellikle de AKP oturup düşünmeli, halkın artık gerginlikten sıkıldığını görebilmeli. Bunu görebilmeli çünkü kendi oyları eriyor.. Her geçen gün kamuoyu araştırmalarındaki tahmini oy oranı düşüyor.. AKP marjinalleştikçe kaybediyor..

Sözün özü; artık herkes şu çekişmelere bir son vermeli. Halk kaos istemiyor, halk daha mutlu ve huzurlu bir hayat istiyor..

1 Ayda Altaylı'dan 2. Bomba: Tayyip Eroğdan Skandalı!

Recep Tayyip Erdoğan İki aydan fazla bir süre geçti, "Erdoğan, Doğan'a Karşı" başlıklı yazım üzerinden. İki isim arasındaki çatışmayı ve bu noktada iki isimin de birbirini yıpratacak çok önemli bilgilere sahip olduğunu yazmıştım. Aydın Doğan noktasında; "Aydın Doğan, Tayyip Erdoğan'ı bugünlere getiren önemli isimlerden birisi ve bugün kendisinin de katkıda bulunduğu bu isimle karşı karşıyla kalabilir. Elbette kendisinin elinin altında da bir Tayyip Erdoğan dosyası mevcuttur, Hürriyet'in satılarında yayınlanması gerekli ama yaynlanmayarak ve "belki birgün lazım olur" denilerek bu dosyayı oldukça zengin kılan yüzlerce haber mevcuttur." yazmışım..

Bugün gelinen noktada bir kez daha geleceğe dair görülerimin doğru çıktığına şahit oldum. Aydın Doğan, elindeki dosyayı parça parça servis etmeye başladı. Çok büyük bir haber sızdırılmış Fatih Altaylı'ya. Sayın Altaylı da elindeki bilgileri kamuoyuna sunarak bugün büyük bir bomba patlattı. Haberin içeriği kısaca şöyle: Aydın Doğan üç yıllık ortağı olan OMV ile Ceyhan'da bir petrol rafinerisi kurmaya çalışıyor. Uzun uğraşlara rağmen nedense (?) bir türlü ruhsat alınamıyor. Bunun üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yabancılara olan zaafını göz önüne alan Aydın Doğan, yabancı ortağını Erdoğan'la görüşmeye yolluyor.. Skandal işte bu görüşme sırasında yaşanıyor: Tayyip Erdoğan, Doğan'ın yabancı ortağına Doğan'la olduğu sürece bu işi yaptırmayacağını söylüyor ve Doğan yerine hükümete yakınlığıyla bilinen Çalık grubuyla bu işi yapmasını öneriyor. Tabii Çalık'a da hemen bir ruhsat ayarlıyor..

Bunun üzerine şoka uğrayan yabancı ortak, Doğan'ın yanına gelerek olanları anlatıyor. Yaşadıklarını anlattıktan sonra da Aydın Doğan'a Türkiye'de bir iş yapmamasını çünkü Tayyip Erdoğan'ın Doğan'a hiçbirşey yaptırmamakta kararlı olduğunu söylüyor ve hatta bu sebepten Türkiye'yi terk etmesini öneriyor.

Bunları duyan Aydın Doğan, ne düşünmüştür bilmiyorum. Ama akıllıca birşey yapıyor ve ortağına bunları noter huzurunda tekrarlayıp tekrarlayamayacağını soruyor. Yabancı ortak, bunu kabule diyor ve tercüman ile noter yardımıyla tüm bu yaşananlar kayıtlara geçiriliyor. Tüm bu belgeler bizlere Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan'ın iş takipçiliği yaptığını ortaya koyuyor. Eğer iddalar belgelerle kanıtlanırsa Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birisiyle karşı karşıyayız demektir..

Not: Fatih Altaylı'nın konuyla ilgili yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Yön Değişikliğinin İtirafı..

Teke Tek Fatih Altaylı geçtiğimiz Cuma günü Fatih Altaylı ile Teke Tek adlı blogunda "Yön Değişikliğinin İtirafı.." başlıklı kısa bir yazı kaleme almış:

5 yıl önce, Brüksel’de hepimiz Başbakan Erdoğan’a destek verirken Türkiye’nin yönü Avrupa Birliği idi. Oraya girecek, onlardan olacak, onların kriterleri ile yaşayacaktık. Başbakan Erdoğan öyle diyordu. Dün ise aynı Başbakan Erdoğan, Arap yatırımcılara seslenirken “Aynı yöne bakıyoruz, aynı yöne gidiyoruz” dedi. Bu bir yön değişikliğinin, bir bakış değişikliğinin açık, somut, net itirafıdır. 5 yıl önce Batı’ya bakarken, bugün artık Güneydoğumuza baktığımızın en yetkili ağızdan söylenmesidir.

Sayın Altaylı, AKP'nin yön değişikliğinin itirafını yapan Başbakan Tayyip Erdoğan'dan bahsediyor. Kendisi de farkında olmadan basının değişen yönünü itiraf etmiş yazısında. Bugün gelinen noktada AKP, Arap coğrafyasına bakarken; medyanın ağır topları hala Avrupa'ya bakıyor.. Medya artık Avrupa yönünde bir AKP görmediği için, iç politikada AKP'ye bakan yönünü değiştiriyor.. Medya, günümüz noktasında ne AKP'ye ne de AKP'nin Arap coğrafyasına bakıyor.. Bu farklı bakış açısı da güncel politiğimizi oluşturuyor, AKP'yi de tamir olunmayacak derecede yıpratıyor.. Medya, Avrupa'ya birlikte bakacak güçlü bir partner arıyor. AKP dışında bir partner..

Şu son günler; bir güzel, bir güzel..*

Şu son günlerde oldukça mutluyum. Finaller yoğun mesai alsa da, arada yaptığım gündem analizleri beni oldukça mutlu ediyor. Tezlerimin doğruluğunu yavaş yavaş görme şansına sahip oluyorum. Neler neler demiştim, neler neler çıkmaya başlıyor.. Sanırım bu işi ucundan azıcık da olsa kapmaya başlamışım..

Altı ay öncesinde "Ekonomi Sıkıyor, Sıkıştırıyor.." demiş ekonomi böyle giderse AKP'nin defterini ekonomik konjonktür kimseye bırakmadan dürecektir demiştim. Bugün ekonominin aldığı hal ortada, hedefler artık tutturulamıyor. Enflasyon iki haneye çıktı, enflasyon canavarı gözünü açmış sinsice bekliyor. BM Kalkınma Ofisi, Türkiye ve Brezilya'da enflasyon tsunamisi yaşanabileceği uyarısını yapıyor. Aynı kurumun verilerine göre, Brezilya ve Türkiye'de 1 yıldan kısa bir sürede orta sınıfın alım gücü ortalama %25 azaldı.

Ekonomideki bu bunalım AKP'nin tüm savunma sistemini ortadan kaldırıyor. Herkes AKP'ye saldırıyor.. Dün onu kayıtsız şartsız savunan medya ona savaş açıyor. Dünyanın egemenlerinin bakış açıları da değişiyor. Avrupa ve ABD, AKP'yi Cüneyt Zapsu'nun dileği dışında deliğe süpürüyor. Zapsu'nun AKP'den ayrılması nedenidir işte bu?! Bununla da bitmiyor AKP'de feryat başlıyor, Eğemen Bağış batının kendilerine cephe almasına "Baykal kimlerle ne çeviriyor?" diyor. Anlaşılan kendileri zamanında birileriyle bişreyler çevirmişler?! Bu gün ise çevirecek güçleri olmadığı için Batı'daki dostları kendilerine düşman kesiliyorlar. Bunu da Baykal'dan biliyorlar.. Oysa ki işin içinde CHP ya da Baykal yok, olsa da sizin beceriksizliğiniz sonucu varlar Sayın Bağış..

İşte tüm bu sebeplerden, ülkemin kötüye götürülüşünden dolayı mutlu değilim ama tezlerimin birer birer doğru çıkması büyük bir mutluluk. İnsan birşeyleri kavradığını anlıyor..

* Politik, taraflı yorum yazısıdır. 18 yaşından küçüklerin okuması sakıncalı olabilir.

"Atatürk'ü Sevmiyorum, Humeyni'yi Seviyorum.."

Teke Tek Fatih Altaylı'nın dün akşam Teke Tek'te konukları üniversite öğrencileriydi. Kevser Çakır ve Nuray Bezirgan isimli türban eylemcisi bayan öğrencilerin açıklamaları ise hem Altaylı'yı hem de izleyenleri hayrete düşürdü. Türbanlı öğrenciler mülakat sırasında "Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum.." açıklamasında bulundular.. (Haber Türk)  Programı canlı izleme fırsatım olmadı ama daha sonradan tekrarını yakalayabildim. Konuşulanların yorum ve cevapları ilginç, özellikle Nuray Bezirgan'ın "Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum." sözleri oldukça çarpıcı. Nuray Bezirgan bu kadarla da yetinmiyor, sözlerine devam ediyor: "Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk'ü sevmemi bekleyemezsiniz."

Nuray Bezirgan Türkiye'de doğrusuyla yanlışıyla var olan bir kesimi temsil ediyor. Sözcülüğünü ettiği kesim ise içerisinde büyük çelişkileri barındırıyor. Mesela neler mi? Nuray Bezirgan yasakcılığın ana vatanı olan İran'ın Humeyni'sini seviyor ama özgürce konuşabildiği Türkiye Cumhuriyet'inin Mustafa Kemal'ini sevmiyor. Tüm bu açıklamaları da özgürlükçü bir vizyonla, yasaklara karşı savaşırmışcasına yapıyor. Özgürlükçü bir vizyonla Humeyni'yi nasıl ağızlarına alabiliyorlar, anlamak güç. Kendilerine sormak lazım, acaba o çok sevdikleri Humeyni'nin İran'ında Humeyni'yi sevemediklerini söyledikleri vakit başlarına neler gelecek?

Nuray Bezirgan'ın Mustafa Kemal'in Cumhuriyetindense bir İngiliz sömürgesinde yaşamak gibi bir ideali de var. Bunu da anlamak oldukça güç. Bu düşünceye onur atfedemiyorum. Dökülen kanlara karşı bir vefasızlık olarak algılıyorum.

Nuray Bezirgan'ı birilerinin gizli ajandasının yankısı olarak değerlendiriyorum. Birileri yasaklara karşı savaşır vizyonuyla Mustafa Kemal'e saldırıyor. Kafalarındaki yönetim ise Humeyni'nin İslami baskı rejimi. Kimi liberaller bunu fark edemiyerek kendi özgürlükçü ideolojilerine ihanet ediyorlar. Umarım akıbetleri İran'da İslami devrim sonrası asılan yoldaşları gibi olmaz..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.