Yine Mimlenmişiz, Mevzu Mutluluk
Efendim gün geçtikçe mimlenmeye devam ediyoruz, artık yavaş yavaş şu blog dünyasında da varlığımızı göstermeye başladık yani. Sağolsunlar dostlar bizleri unutmuyorlar ve bol bol mimliyorlar. Pek çoğuna cevap veremesek de konu mutluluk olunca hemen işe koyulduk. Ne de olsa mutluluk hakkında bizim de yazacağımız bir iki satır var...
İlk olarak şunu belirteyim: insanın tam olarak mutlu olamayacağına inanan bir insanım. Ya da bunun böyle olması gerektiğine inanıyorum, mutlu insandan pek birşey olacağını sanmıyorum. Hayatta tüm kazanımlarımı büyük acıların ardından elde etmemin böyle düşünmemde etkisi elbet büyük. Bu sebepten Gazozz dostumun mutluluğun resmi mimine mutlu bir insan değil de, mutlu bir hayvan ile eşlik ediyorum.
Bu noktada mutluluk karşıtı bir tutum sergilediğim yargsının çıkartılmasını istemem. Elbette her insan mutlu olmayı hak eder ve bu uğurda elinden geleni yapar. Ancak, tarih ve bugün göz önüne alındığı taktirde mutlu olmak için pek az seebimiz olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Şu kavonoz dipli dünyada gülmektense ağlamak daha insanca. Birileri bol bol gülüyorlar zaten, mutlu insan kontenjanı fazlasıyla dolmuş vaziyette. Ben de ağlayan kontenjanına kaydımı yaptırıyorum ve Irak'a düşen her bombada, açlıktan yiğtip giden her canda gözlerimi yaşlarla meşk ettiriyorum. Böylelikle insanlığın namusunu bir nebze olsun kurtardığıma inanıyorum. Bu sebeptendir ki herkesi ağlamaya davet ediyor, insanın ağladığı zaman daha insan olduğuna inanıyorum...
Lafı ve felsefeyi uzatmadan biz mim dalgamıza geri dönelim. Adet yerini bulsun, ben de bu mimi Doğancan Ülker'e ve Pasaj Blog'a paslayayim. Bakalım onlar mutluluğun resmini veya benim gibi fotoğrafını sizlere sunacaklar mı? Bekleyelim, görelim...






