Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

8 tane "internet" etiketli yazı bulundu "internet" tagli diger ogeler resimler , videolar

Televidyon: 21. Yüzyılın Televizyonu

Televidyo OdaTV.com yayın hayatına başladığı ilk günlerde Türkiye'de görsel internet haberciliğinin başladığını ve bundan duyduğum memnuniyeti yine bu satırlarda belirtmiştim. Gelinen süreçte iş sadece internetten görsel habercilik yapmakla kalmadı ve internetten yayın yapan televizyonlar kurulmaya başladı. İşte bunlardan bir tanesi Televidyon. Şu an için teknoloji ve bilişim ağırlıklı dört programla yayın hayatını sürdürüyor ama yakın zamanda yeni programlarla da karşımıza çıkacağına dair haberler alıyorum. Bu noktada Televidyon'un kapılarının herkese açık olduğunu da untumadan söyleyeyim; kendinize güveniyorsanız ve İstanbul'da ikamet ediyorsanız bu imkanı mutlaka değerlendirmelisiniz.

Televidyon'un dışında bu tür bir projeyi koordine eden diğer bir isim de Gökçen Karan. Gökçen Bey, uzun zamadır bir internet televizyonunun alt yapısını kurmakla uğraşıyor. Sanırım kısa zamanda onun projesini de görme mutluluğunu yaşayacağız.

Sektörde yaşanan bu olaylar bana umut veriyor. Sık sık görüştüğüm blog yazarı dostlarımın da bu internet televizyonu işine girecek olmasından da ayrı bir mutluluk duyuyorum. Umarım yeni açılan bu yolda herkes amacına ulaşabilir..

Bursa Blog Yazarları Buluşması Gerçekleştirildi..

Bursa Blog Yazarları Buluşması, Kültür Park'ta Ender Aile Çay Bahçesi'nde büyük bir katılımla (20'nin üzerinde) gerçekleşti. Bursa, Çanakkale ve İstanbul'dan birçok blog yazarının katıldığı buluşma toplantısında konferans ve söyleşiler düzenlendi. İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından biz Bursa'dan yazan blogcular da böylelikle Türkiye blogosferine "Biz de buradayız.." dedik..

Toplantıda pek çok blogcu birbirleriyle tanışma ve görüşlerini paylaşma imkanı buldu. Levent Özen'in verdiği konferansta, blog yazarları blogosfer içerisinde maddi getirinin nasıl sağlanacağını bir kez daha görme/dinleme imkanı buldular. Ardından Kültür Park'ın mülkemmel doğasına hakim bir terasta tüm blog yazarlarının katıldığı söyleşi ve çay/pasta kısmına geçildi.

Organizasyonun ev sahibi olarak, önayak olduğum birşeylerin insanlar tarafından takdir edildiğini görme mutluluğunu yaşadım. Umarım Bursa Blog Yazarları Buluşması'nın 2.leri, 3.lüleri de böylesine güzel ve bol katılımla geçer..

Organizasyonda varlıklarıyla beni yalnız bırakmayan ve destekleyen tüm katılımcılara teşekkür ederim: Levent Özen, Canay IşıkmanAli Ayvaz, Emel Şen, Burak Tolga ÖzenTuğçe Aytürk, Yasin Ürütürk, Elif Akın, Ertuğ Telli, İrem ŞardaşlarFatih Usta, Seda SavaşFatih İpek, Abdullah Arıs, Serhat İpşir, Yunus Günaydın ve diğer tüm katılımcı ve destekçiler...

İnternet, Bilgi Denizi ve Blog Yazarlığı

internet Gelişen bilgisayar ve internet teknolojileri hayatımızı çepeçevre sarmış durumda. Günümüzün büyük bir bölümünü bilgisayar başında ve çoğunlukla internete bağlı bir sistemle geçiriyoruz. Evde, okulda vaya işte vazgeçilmezlerimiz arasında artık bilgisayarlar..

Tüm bunlara rağmen, internette mevcut Türkçe bilgi oldukça az. Bu noktada interneti bir bilgi denizi olarak göremiyorum, bir deniz bu kadar sığ olamaz. Karşımızdaki görüntü, benzetmeye uygun olarak uçsuz bucaksız bir denizi andırıyor. Aklınıza gelebilecek her alanda bilgi bulabiliyorsunuz. Ancak elde ettiğiniz bilgiler en fazla ansiklopedik düzeyde oluyor, daha derinlemesine en ufak bir bilgi kırıntısı bulmak bile olanaksızlaşıyor.. Kendimden yola çıkarak bir örnek vereyim, geçen aylarda ünlü gezeteci Bedii Faik'in anılarını okurken karşıma Ordu Süvari Ekibi çıktı. Türk süvarilerinin Mussolini karşısında kazandıkları büyük başarıyı okudum ve bunu internette paylaşmak istedim. Mussolini ve Ordu Süvari Ekibi başlığında yayınladığım yazıyı hazırlarken internette küçük bir tarama yaptım ve bu büyük başarıyla ilgili sadece üç beş satır bulabildim.. Bugün siz "Ordu Süvari Ekibi"ni Google'da ararsanız ilk olrak benim yazım karşınıza çıkacaktır. Bu da demek oluyor ki, blog yazarları yazılarıyla internet denizini genişletme ve daha da önemlisi derinleştirme olanağına sahipler.

Türkçe blog sayısı ve blog yazarlarının niteliği arttıkçe Türkçe bilgi denizimiz genişeyecek ve derinleşecektir. Bu noktada ben birşeyler biliyorum diyen her insanı blog yazmaya davet ediyorum..

Bilgi İhbar Merkezi

internett İnternet noktasında dün ile bugün arasındaki en önemli fark internet okurluğundan internet yazarlığına olan geçiştir. İnternet'in Türkiye'ye gelmesi ve yaygınlaşması sırasında halkın genel eğilimi internet okurluğuydu. İnsanımız internette gazete okur, daha önceden yazılmış bilgileri bulur ve internette sunulanla yetinirdi. Bugün ise durum çok daha farklı, artık forumlar ve bloglar sayesinde insanımız internet yazarlığı da yaparak internette kendi düşüncelerini var kılabiliyor.

Bu noktada ise milyonlarca bilgi doluyor internet ortamına, bu bilgilerin güvenilirliği ve yasallığı ise çoğu zaman sorgulanmıyor. Sorgulanmayan ve çokluğu bakımından kontrole tabi tutulmayan bu bilgilerin yasallığı da söz konusu olmuyor. Bugün halayayında bulunan ve şikayet edildiğinde gerekli işlemin yapılabileceği on binlerce yayın var. Bu noktada sizlerin yardımlarına ihtiyaç duyuluyor.

İntihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynatılması için yer ve imkan sağlama, Atatütk aleyhine suç işleme noktasında yayın yapan tüm internet siteleri sizlerin ihbarlarıyla kapatılabilir. Bunun için yapmanız gereken http://www.ihbarweb.org.tr adresindeki forumu doldurmak ya da 0312 582 82 82'yi aramak.

Daha temiz bir İnternet için herkese görev düşüyor. Bu noktada özgür bir internet ortamı yara alır mı, pek sanmıyorum. Mustafa Kemal'e hakaret etmek, ya da çocukları cinsel olarak istismar etmek özgürlük sayılmamalı. Yalnız işin müstehcenlik boyutuna anlam veremedim, kimi ne ilgilendiriyor?!

Youtube Erişime Kapatılmış.. - 2

youtube_logo Türkiye'de Youtube'un erişime kapatılmasını duyuran ilk blog yazarı sanım benim. Hatta 5-10 dakika önce davransaydım belki benden öne geçen bir kaç haber sitesini de geride bırakabilir ve bunu Türkiye'ye ilk ben duyurmuş olabilirdim. Ama olmadı, aslında pek de önemli olmazdı zaten..

Neyse biz konumuza gelelim. Tahmin ettiğim gibi Youtube, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğine yapılan saldırılar sebebiyle kapatılmış. Bu noktada kimi blog yazarları hala "Türkiye'den yaşamaktan utanıyorum." diyebiliyorlar. Meğer ne önemliymiş böyle Youtube?!

Youtube onlarca milyonluk Türkiye pastasından birşeyler kaybetmeyi hiç göze almadı sanırım. Belki biz fazla önemsiyoruz ama Youtube bizi önemsemiyor dostlar! Bugün gelinen noktada Youtube'tan önce bizim akıllarımızı başımızdan almamız gerekiyor! Youtube Türkiye pastasını iştahla yerken bizler hiçbir ayrıcalık talep edemiyoruz. Youtube'un bir Türkiye temsilciliği bile yok! Benim kişisel talebim, Doğancan'ın da dediği gibi, düzgün bir kontrol sistemini Youtube'un artık hayata geçirmesi.. Aksi halde daha uzun süreler kapalı kalmaya ve Türkiye pastasına uzak kalmaya mahkum Youtube.. Üzüldüm mü buna, hiç de değil! Böylelikle bizim çocuklar kazanır, Türk internet kullanıcısı Youtube'a alternatifler ararken yerli paylaşım sitelerine mutlaka rastgelir. Bu noktada yerli paylaşım sitelerinin en iyi performansı göstermesini ve fırsat bu fırsat diyerek ziyaretçi profillerini maksimize etmelerini diliyorum..

Youtube Erişime Kapatılmış..

youtube_logo Yeni aldığım bir haberi paylaşmak istedim. Youtube erişimi Türkiye içerisinde kapatılmış. Siteye girenler "T.C. Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesi 17/01/2008 Tarih ve 2008/88 nolu kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir." ibaresiyle kaşılaşıyorlar. Nedenini henüz bilmiyorum ama sanırım daha önce benim de blogumda değindiğim bir neden olabilir. (23 Ağustos 2007 tarihli yazım için tıklayın.) Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğine çok ağır saldırılar olması şu an için gördüğüm muhtemel sebep. İkinci bir Adnan Oktar vakası mı dedim ama mahkemenin Ankara mahkemesi olması bu ihtimali fazlasıyla çürütüyor.

Ne demeli bilmiyorum. Aslında yasaklanması pek de kötü olmadı, en azından Youtube biraz olsun kendine gelir! Yayınladığı videoları kontrol eder.. Bu güne kadar yaptıkları mantıksızlık ve sorumsuzluktan ibaretti. En sıradan bir forumda dahi onca moderatör varken, Youtube'un bir kontrol mekanizması kuramaması hiç de akıl karı değil! Bu noktada hangi savcı işlemleri başlatmışsa, tabriği hak ediyor.. En azından Youtube biraz olsun Türkiye pastasından mahrum kalırsa kontrol mekanizması noktasında atılımlar yapabilir.

İnternet özgürlüğü noktasına gelirsek de mahkemenin eyleminin bir özgürlük sınırlaması olduğunu sanmıyorum. Kimsenin diğer toplumların değer yargılarıyla alay etmesi, diğer toplumların değerlerini ayaklar altına alması özgürlük sayılamaz! Mustafa Kemal Atatürk'e fikirsel eleştiri yapmaktansa bel altı iğrençliklerle yaklaşmak hiç ama hiç özgürlük değildir!

Alanında İhtisaslaşmak ve www.agaclar.net

Bloglararası ilişkilerimi yürütürken, yani diğer blog yazarlarına gelip bu satırlara yorum yazsınlar diye yorumlar düzerken, çok yararlı olacağıa inandığım bir yapılanma keşfettim: http://www.agaclar.net/ Ağaçlar hakkında pek çok bilgi, belge ve fotoğraf sunan bu yapılanma bana ihtisaslaşmanın ne kadar da önemli olduğunu ve bizlerin bu konuda ne kadar eksik olduğumuzu hatırlattı. Nedense çoğunlukla web sayfalarımızın içerisinde herşey olsun telaşına giriyoruz, oysaki bu mümkün olmuyor ve sadece yüzeysel bilgilerle kaplanmış güven sorunu yaşayan yayınlar yapıyoruz. Oysaki sadece bir alanda ihtisaslaşmak ve mesaimizi o alanda harcamak çok daha yararlı olacaktır. Bu noktada http://www.agaclar.net/ iyi bir örnek, herkese bakmasını öneririm...

İnternette İnsan Kalabilmek ve Ahlak

itmek Yaz tatili münasebetiyle şu son bir iki aydır internetle fazlasıyla içli dışlı oldum. Bundan önceleri de bu kadar sık olmasa da internet münasebetlerim olmuştu ama bu sefer diğerlerinden farklı olarak kendimce bir saptama yaptım: İnsanlar internette kendilerini kaybediyor ve egolarını tatmin etmek için birşeyler karalıyorlar. Bu elbette herkes için geçerli olmasa da son bir iki haftadır forumlarda ve çeşitli paylaşım sitelerinde gördüğüm seviyesizlikler beni yanlış genellemeler yapmaya fazlasıyla zorladı. Dün uzunca bir süre bunları düşündüm ve artık forumlarda yazı yazmamaya karar verdim.

Forumlarda üç dört yıl öncesinde ciddi tartışmalara girmiş ve bu tartışmalar sonucu entellektüel bilgi dağarcığımı oldukça genişletmiştim oysaki. Bu gün de aynı arzuyla pek çok forum gezsem de açıkçası çok azı beni tatmin edebiliyor. Dedim ya insanlar artık birşeyler öğrenebilir miyim derdinde değil, bak ben ne biliyorum sana göstereyim derdindeler.

Gelinen bu noktada içim sıkılıyor. İnsanlara karşı tepkiliyim, insanın eksik bir yaratık olduğunu düşünmeye başladım. Her geçen gün bu düşüncem daha da belirginleşiyor ve üzülerek bu düşüncenin doğruluğunu görüyorum. Bu noktada sadece düşünmekle kalmıyor, bol bol da okuyorum. Okudukça daha fazla düşünüyor ve insanlardan daha fazla uzaklaşmak istiyorum.

Şiddeti bu kadar benimsemiş bir toplumda yaşamak çok zorluyor beni. İnsanlar ahlak bekçiliğine soyunuyorlar ama insanlığın büyük bir çoğunlu ahlak yoksunu! Kendimi bildim bileli Afrika'da insanlar açlıktan ölür, Ortadoğu savaşlarla boğuşur, sokaklarda evsiz insanlardan geçilmez, Güneydoğu'da PKK can almaya devam eder, gencecik kızlar babaları yaşındaki adamlara pazarlanır, insanların emeklerinin karşılığı tam olarak verilmez...

İnsanlık olarak bir durup düşünmenin zamanı geldi de geçti bile. Biz ne yapıyoruz diye kendimize sormalıyız artık? Ahlak nedir ve biz ne kadar ahlaklıyız, bu soruları masaya yatırmalıyız.

Ve en önemlisi karşımızdaki insana saygı duymalı, onunla çatışmak yerine onunla bir sinerji oluşturmaya çalışmalıyız. Aksi halde hepimiz resimdeki gibi çekip gitmeye mecbur kalacağız bu yaşanası dünyadan...

Not: Yazımda kullandığım resimin asıl kaynağını maalesef bulamadım, dolayısıyla sizlerle paylaşamayacağım...

CNN Headline News -
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.