Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

4 tane "israil" etiketli yazı bulundu "israil" tagli diger ogeler resimler , videolar

İran İslam Cumhuriyeti ve İlişkiler

Ahmedi Nejat Ece Temelkuran'ın Ermenistan için söylediği birşey vardı: "Ey yakınımızdakilerdir bizim en uzak komşularımız.." Bu önerme maalesef sadece Ermenistan için geçerli değil, Irak da bize uzak, Suriye de, İran da.. Bu sanırım bizim içimizden gelen bir politika değil, Batı'dan "ithal" etmek zorunda kaldığımız bir politika..

Daha lise yıllarında Milli Güvenlik kitaplarında okuduk, "dış tehditler" başlığı altında: Dost bildiğimiz sınırdaşlarımızın aslında bizi içten içe kemiren sinsi düşmanlar olduğunu. Nedense (!) Milli Güvenlik kitaplarımızda sıralanan bu tehditler arasında ABD yoktu!? İran ise ilk başta geleniydi.. Sebebi ise İran'ın şeriatla yönetilmesi ve bu yönetimi Türkiye'de de etkin kılma çabasıydı. Yıllar geçince gördük ki İran'ın böyle bir amacı yokmuş, bunu amaç edinen güç ABD imiş?!

Bu ülkenin kemalistleri de bu ülkenin ılımlı islamcıları da İran'ı hor gördü. Eksik bildi, güçsüz bildi. Oysaki İran (sadece dış politikada) her iki güruhun da yapamadığını yaptı, yapıyor. Dünyanın süper gücüyle restleşebiliyor, kendince de olsa tam bağımsızlığını koruyabiliyor. Ben, kişisel olarak İran'a saygı duyuyorum. Halka ve aydınlara yaptığı baskıyı, o iğrenç idam görüntülerini elbette kabul etmiyorum ama sadece şeriatla yönetiliyor diye İran'ın hor görülmesine de bir anlam veremiyorum. Bu noktada sözü Prof. Yalçın Küçük'e bırakıyorum: "İran büyük bir uygarlıktır ve İraniler büyük bir millettir, hep Batı'ya karşı oldular. Bugünkü (şeriatla yönetilen) İran'ı kalıcı sanmak çok yanlıştır. İran değişir. Uzun dönemi düşünmeliyiz ve İran ile hep birlik aramalıyız. Dün de bugün de en çok şeriatla yönetilen ülke İsrail'dir. İsrail Yahudi Şeriatı ile yönetilen çok dindar bir ülkedir. Din yasaları işlemektedir. Sudi Arabistan kadar ve belki daha çok şer'idir. Öyleyse şeriatla yönetilen İsrail ile bu kadar yaklaşıldığı bir zamanda İran sözünden rahatsız olmak yadırgatıcıdır."

Güngören'den Sonra Kerkük.. Peki Sırada Ne Var?

Kerkük Güngören'deki saldırının üzerinden daha bir gün bile geçmemişken Kerkük'te bir terör saldırısı düzenleniyor. Kerkük'teki saldırının bilançosu şu an için 11 ölü, 54 yaralı.. Saldırı protesto gösterisi yapan Kürt gruplara yönelik olarak yapılıyor. Yani, bu saldırıyı tasarlayan kişiler hedefte Kürt halkı olduğu izlenimi uyandırmak istiyor. Türkmenlerin en yoğun olduğu yerde, hedefte Kürlerin olması da bir yerlere mesaj yolluyor..

Güngören'deki ve Kerkük'teki patlamaları birbirinden ayrı görmek şu an için pek mümkün değil. İnsan her iki olaya ve zamanlamaya bakınca iki işin de aynı elden çıktığını rahatlıkla düşünebiliyor. Amaç bu toprakları karıştırmak.. Senaryo ise çok basit: İstanbul'da bomba patlat Kürt halkına yık; Kerkük'te bomba patlat Türk halkına yık.. İşte bu kadar basit bir senaryo yazmışlar ve oynuyorlar. İstedikleri ise bu seneryoya Kürt ve Türk kardeşlerimin de dahil olması.. Sonrası mı? Sonrası kan ve barut..

Bu senoryoyu uzunca yıllar oynadılar, bugün de oynuyorlar. Muhtemelen yarınlarda da oynayacaklar. Oysaki anlamadıkları birşey var, bu iki halk yüzyıllardır aynı Allah'a ibadet etmiş, aynı topraklardan çıkan ekmeği yemiş.. Bu toprağın insanı Kürt müdür Türk müdür diye ayırt etmeden seçmiş hayat arkadaşını.. Bu toprakta on binlerce aile kurulmuş Kürt ile Türk aşkından.. işte hesaba katmadıkları şey bu, hesaba katmadıkları şey bu topraklarda Kürtlerin ve Türklerin ortak bir kaderi yaşadığı..

Senaryoları çok basit, ama bu toprağın inanı bu kadar basit değil.. Bu oyuna gelmezler, bu oyunun bir parçası olmazlar..

Savaşacak Uçak Bırakmıyorlar!

F-35 Türkiye yönetilemeyen ve kendisine buyrulana boyun eğen bir ülke konumuna getirildi/getiriliyor. Türkiye küçültülüyor, küçültülmeye çalışılıyor. Büyük devlet olmak bir yana, ciddi devlet olma konumumuz bile tehlikeye atılıyor. Hava savunma ve saldırısı alanında yaşanan son gelişmeler bir zamanlar bin bir zorlukla da olsa kendi uçaklarını üreten bir ülkeden geriye, en azından havacılık noktasında birşey kalmadığını gösteriyor..

Türkiye,  ABD'nin de aralarında bulunduğu dokuz ülkenin ortaklaşa üretecekleri F-35 saldırı uçakları projesi içerisinde yer alıyor. Bu uçaklar yarınlarda olabilecek bir savaş esnasında kanatlarında Türk bayrağıyla havalanacaklar. Yalnız bizim adımıza önemli ve bir o kadar acı gerçekler var: Bu uçaklar bizim istediğimiz hedeflere saldıramayacaklar. Bizim pilotlarımız tarafından havalanacak, bizim pilotlarımız tarafından hedefe yaklaştırılacak ama hedefi vuramayacaklar. Çünkü istediğimiz hedefi vurmamızı engelleyen ve uçağın ana beynini oluşturan yazılım bunu engelleyecek..

Tüm sorun işte bu yazılım. ABD, bizlere bu yazılımı sunmuyor ve böylelikle bizler sadece ABD'nin dilediği hedeflere saldırabilecek bir hava kuvvetlerine sahip oluyoruz. Örneğin yarın olabilecek bir Türk-Yunan savaşında, bizim uçaklarımız bir Yunan uçağını pilotlarımız ne yaparlarsa yapsın vuramayacak. Savunma Bakanı Vecdi Gönül, "Uçaklar NATO ülkelerini elbette dost olarak algılayacak. Neden hep NATO ülkeleriyle çatışma halini öne getiriyorsunuz?" diye bir açıklama yapmış. Sanırım Vecdi Bey, NATO'ya rağmen yapılan Kıbrıs çıkartmasından, Yunanistan'la yaşanan "it dalaş"larından bi haber!? Yarının ne getireceği bu kadar belirsizken, böylesine hayati bağımlılıklar bizi küçültür, karşımızdakiler karşısında kozlarımızı birer birer düşürür. Düşmanımızı, uçağımızın hedefini bile ABD belirliyorsa, biz nasıl büyük devlet olacağız?

Dünyayı Aslında İsrail Yönetiyor, Mu Acaba?

israil Son zamanlarda halka bu propaganda ediliyor, hemen herkes dünyanın gizli hakiminin İsrail olduğuna kanaat getirmiş durumda. Buna dün SKY TÜRK'te Mahir Kaynak'ın konuk olduğu Şimdiki Zaman programını izleyene kadar ben de şüphesiz inanıyordum. En azından İsrail'in bir süper güç olduğunu iddia edebilirdim. Bu noktada Prof. Dr. Mahir Kaynak'ın çarpıcı açıklamaları oldu ve ben de çarpılmasam da İsrail noktasındaki düşüncelerim sarsılmış oldu.

Örneğin, yapılan propaganda da ABD'nin İsrail karşısında aciz olduğu, aslında ABD yönetiminde İsrail'in etkin olduğu ileri sürülmekteydi. Bu noktada Mahir Kaynak'ın verdiği şu bilgi yeteri kadar çarpıyor insanı: "ABD'de 1970'li yıllara kadar Silahlı Kuvvetler, Dış İşleri ve CIA gibi kurumlara asla Yahudi kökenli insanlar alınmamışlardır." Hal böyleyken söz konusu propagandanın en azından ABD ayağı biraz havada kalıyor.

Bunun dışında İsrail'in devlet olarak varlığı bile sorunluyken, İsrail'e haddinden büyük misyonlar yüklemek de yanlış. Öyle ki, 21. yüzyılda sınırlarını duvarlarla korumak zorunda kalan tek ülke İsrail. Ondan da geçtim, İsrail dediğimiz devlet yürünerek geçilebilecek kadar az bir toprağa sahip. Hatta bu sebepten kendi pilotlarına uçuş eğitimini kendi dar hava sahasında veremediği için Türk Hava Sahası'nı kullanmak zorunda kalıyor.

Tüm bu sebeplerden ve Yahudiler Hitler'in elinden henüz yeni yeni kurtulmuşken onlara biçilen dünyanın en güçlü devleti misyonunun İsrail'e bir iki beden büyük geldiği kanısındayım. Ama bu da demek değildir ki İsrail güçsüzdür! Hayır efendim, güçlüdür; hatta acıdır ama bizden çok daha güçlüdür ama gücü belli bir noktaya kadardır. O noktanın ötesi ise teferruat..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.