| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

7 "kadın" etiketi kullanan gönderi "kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Bir pazarlama aracı olarak Medya!

Hayat Kadını Akşam'da Oray Eğin, Çirkef ve Küçük Düşürücü başlıklı ve TMZ konulu yazısınında TMZ benzeri bir oluşuma Türkiye'de de ihtiyaç duyulduğunu yazmış. Sonrasında da Madi Clara adlı blogun bu ihtiyaca az da olsa cevap verebildiğini vurgulamış.

Madi Clara arada sırada baktığım bir blog. Bugün, Oray Eğin'in köşesinde Madi Clara ile karşılaşınca, tekrar bir göz attım ve dünden bugüne yazılmış ne varsa okudum. "Best Model Jürisi Artık Daha Tarafsız" başlıklı ve Madi Clara imzalı yazının bir bölümü şöyle: "Türkiye'de işler şöyle yürür: Yeni bir yakışıklı ve genç çocuk çıkar piyasaya. Tüm zengin gay'lerin hepsini o sene elden geçirir, sonra sıra üst-orta seviyedeki gay'lere gelince o çocuğun yüzü eskimiş olur. Ve hemen yeni bir Best model yarışması düzenlenip, piyasaya yeni yüzler kazandırılır."

Bu satırları okuyunca aklıma Paris geldi. Uzun zaman önce, bir kitapta Paris'te kadın satılan lüks otellerde müşterilere kadınların özgeçmişlerinin ve fotoğraflarının yer aldığı bir defter verildiğini okumuştum. Müşteri bu defter içerisindeki kadınlar arasından zevkine uygun bir tanesini seçiyor ve geceyi birlikte geçiriyordu. İşte Madi Clara, Best Model'ı bu deftere benzetmiş. Ben daha da ileri gidiyor ve medya organlarının azımsanmayacak bir kısmının bu defterle aynı işlevi gördüğünü iddia ediyorum! Birtakım televizyon, gazete ve dergiler yayıncılığın yanı sıra patronlara güzel kızlar ve yakışıklı oğlanlar pazarlıyor! Tabii eli açık olanlarına..

Erkek Egemen Dünya ve 3G

Cep Telefonu Malumunuz, çok yakın bir zamanda Ulaştırma Bakanlığı 3G lisanslarını bir ihale Turkcell, Vodafone ve Avea arasında paylaştırdı. Sonrasında ise bu üç GSM devinin 3G reklamları dönmeye başladı sinema ve televizyonlarda. İstisnasız her reklamda ana karakter erkekti ve cep telefonları erkeklerin ellerindeydi. Bu reklamların tek ortak noktası bu da değildi.. Kadınlar tüm bu reklamlarda sadece bir motiften ibaretti: erkeklerin cep telefonlarına ekledikleri bir motif!

Uzun zamandır yazıyorum, bu ülkede kadınlar ve erkekler eşit değiller diye. Kadınları göremiyorum hayatın içinde, kadınların adları var ama kendileri yok Türkiye'de. Bu noktada söz konusu GSM firmalarına da kızamıyorum, ne de olsa onların gördüğü gerçeği ben de görebiliyorum: bu ülkede telefon faturalarını erkekler ödüyorlar. İş sadece telefon faturalarıyla da sınırlı kalmıyor, bu ülkede ekonomiye de politikaya da erkekler yön veriyor. Ne büyük bir acıdır, kadınlar için.. Yurdum kadınları için..

Erasmus, Evlilik ve Tabi Delilik!

evlilik Vizeler yavaş yavaş ağırlığını hissettirmeye başladı. Okumalar, not çıkartmalar; birinci, ikinci ve tabii ki üçüncü genel tekrarlar Çalışmalar böylesine yoğun sürüp giderken blog için de çeşitli notlar çıkarttım. Bunları zamanla, bu platformda paylaşmayı düşünüyorum.

Örneğin bugün mevzuumuz evlilik ve tabii ki delilik! Lafı, evlilik deliliktir demeye getirmiyorum. Erasmus böyle söylüyor: "Deli olmazsa, kimse bir başkasıyla evlenmez." Haklı mı, bilmiyorum. Evlilik deneyimi olmamış bir üniversite öğrencisi olarak Erasmus'un pek de haklı olduğunu sanmıyorum. Ama dediğim gibi bu bir deneyim meselesi. Herkesin eşinden memnun olduğunu sanmak safça, insanların bir ve hatta pek çoğu eşinden memnun değil! Bu çeşitli eserlerin ithafından bile okunabiliyor, mesela Francis Hacklett bir eserini eşine şu şekilde ithaf ediyor: "Bu esere karşı gösterdiği ilgisizlik bana sürekli bir üzüntü olan karıma..."

Bunların dışında bir kadınla (veya erkekle) her anımı paylaşmak, en azından benim için, katlanılabilecek bir durum gibi görünmüyor. İnsanın doğası gereği yalnız yaşaması gerektiğine inanıyorum, aksi halde mutlu olamayacağına inanıyorum.

Zaman ne gösterir bilemiyorum ama umarım bir gün gelir ve bu satırların hatalı olduğunu yazmamı gerektirecek bir insanla tanışabilirim. Zor bir ihtimal ama imkansız değil..

Kadın Kutlanacak Ne Yapmış?

kadın Bugün malumunuz 8 Mart, dünya emekçi kadınlar günü. Günün bitmesine iki üç saat kala birşeyler karalamak istedim; günün anlam ve önemini belirtmek maksadıyla. Kendimi zorlasam da bu yıl kadınlarımızı kutlayacak pek bir etkinlik hatırlayamadım. Ey Türk kadını geride kalan 8 Mart'tan bugüne ne yaptın?

Ortada kutlanacak birşey olduğunu sanmıyorum, kendimi zorlasam da göremiyorum. Ne üniversitemde bir tek kadın porfesörüm var ne de herhangi bir ciddi kurumda. Kadınlar, nerelerdesiniz? Ortaya çıkıp birşeyler yapın ki, sizlere şükran duyup, şu blogun satırlarında sizleri kutlayabileyim. Yaptığınız çoğu zaman iyi bir eş ve iyi bir anne olmaktan öteye geçmiyor. Onun değerini de belediyeler belirlemişler, tanesi 50 kuruştan karanfil tutuşturuyorlar ellerinize.. Hayırlı olsun karanfilleriniz..

Baş Örtüsü Mevzusu Üzerine Bir İki Söz..

kadın Çok gereksiz ve uzamış bir mevzu olarak görüyorum ama yazmadan da edemedim. Ne o tarafa ne de diğer tarafa birşeyler yazacağım, benim yazacaklarım yurdum kadınına. Ey yurdum kadını, nasıl oluyor da olup bitenden dolayı kendinden utanmıyorsun!? Verilen şu fotoğrafı nasıl oluyor da beynin algılayamıyor, yoksa sen gerçekten eksik misin?! Erkekler oturmuşlar nasıl kapanacağına veya nasıl açılacağına karar veriyorlar, sen evinde oturmuş bekliyorsun. Hayatta bu kadar edilgen olmak böylesine hoşuna gidiyorsa, evet erkeler karşısında eksiksin, eksiksin ve yine eksiksin! Bu mudur, en azından bugün görünen budur!

AKP'li ve MHP'li hukukçular oturmuşlar bir kenarda seni kapatabilmek için çabalıyor, karşıda CHP'li ve resmi hukukçular oturmuşlar seni açmak için. Aralarında bir tek kadın yok, aralarında sen yoksun! Utanmıyor musun gerçekten, daha "adam" gibi bir kadın örgütü kuramadığın için, benim de söyleyeceklerim var diyemediğin için utanmıyor musun? Utanmalısın, hem de kendinden!

Kadın Olmak Ya Da Sadece Cinsel Bir Obje..

kadın Bu ilk defa oluyor sanırım, ilk defa bir fotoğraf üzerine bir yazı kaleme alıyorum. Fotoğraf Hurriyet'ten, o da sanırım abonesi olduğu bir ajanstan almış ya da internetten aşırmıştır. Fotoğrafın beni ilgilendiren kısmı sağ alt köşedeki kameramanın açısı: nedense ben erkek askerlerin bu açıdan çekildiklerine çok sık şahit olmadım. Tamam, boydan çekersin veya görüntüyü alttan yukarı alırsın ama sadece bacakları almak ne oluyor: işte işin orası bana biraz garip geldi..

Sonra habere ait diğer fotoğraflara baktım ve fotoğrafların yarısından fazlasının sadece kadın askerlerin bacağından ibaret olduğunu gördüm. Bu noktada "kadın"a gelmek istiyorum. Kadın günümüzde de, maalesef, sadece "cinsel bir obje" olarak görülüyor. Orada uygun adım yürüyen kadınların nedense hiçbiri vatan ve millet öğeli o ünüformaların içinde bir anlam taşımıyor bir gazeteci için. Bu noktada gazeteci haksız mı, bence değil: gazeteci sadece insanlığa satabileceği görüntüler yakalama peşinde..

21. yüzyıldayız ve hala kadın günlük hayatımızda yeteri kadar etkin değil! Bu sadece Türkiye'de de değil, tüm dünya için geçerli.. O gazeteci ya da televizyoncu haberini satma peşinde ve ne yazık ki 21. yüzyılda olmamıza rağmen eve giren gazeteyi de, evde izlenecek televizyon kanalını da evin erkeği seçiyor. Kadın sadece susuyor, susuyor ve çoğu zaman bacağından veya orasından burasından ibaret görülerek dünya erkeğine pazarlanıyor. Bu ya haberler yoluyla oluyor, ya da başka yollarla. Sözün özü, kadın hala sadece cinsel bir obje; bilmem kadınlar bunun ne kadar farkındalar?

Eksik Etek

kadinasiddet Zaman zaman kasten muhabbetini açıyorum kız arkadaşlarıma: ileride eşinden şiddet görme ihtimalin çok yüksek, diyorum. Genellikle gülüyorlar, diretiyorum: isitatislikler söylüyor, yoksa benim böyle ütopyalarım yok diyorum. Genellikle hala gülmeye devam ediyorlar..

Garip bir tebessüm. Şaşırıyorum, anlam veremiyorum. Bana inanmadıklarını düşünüp, gazete küpürlerini veriyorum ellerine: Türk kadının %90'ının psikolojik şiddete maruz kaldığını aşağılandığını, %40'ının bedensel şiddete maaruz bırakıldığını görsünler istiyorum. Gülüyorlar hala, garip bir tebessüm bu..

Üniversitede olduğumuzu düşünüyorum, hocalarımızın "siz bu ülke piramidinin başındaki %4'lük kesimsiniz" edebiyatını düşünüyorum.. Arkadaşlarıma bakıyorum: sessizliklerine, tebessümlerine..

Yalnız arada bir kabullenmiyorlar, şiddetle savunuyorlar kadını. Oysa yine hatalar yapıyorlar: kadın bugün Türkiye'de var, diyorlar. Hayır, diyorum: kadın bugün Türkiye'de yok. Mecliste yok, hastanede yok, üniversitede yok, hayatta kadınımız yok.. Gülüyorlar hala, garip bir tebessüm bu..

Düşünün, diyorum: hangi siyasal örgütlenmenin başında bir kadın var? Düşünmüyorlar, üzülüyorum. Belki düşünseler, kadınlarımızın %15'i kocaları tarafından tecavüze uğramaz.. Biraz düşünseler, kadınlarımız bugünden çok daha mutlu olurlar..

Ama hayır, kadınımız vurduğu zaman kıracak bir erkek arıyor! Kime vuracağını önemsemiyor eşinin, vurabilmesini önemsiyor. İlerleyen yıllarda bu vurucu embesillerin gücü sadece eşlerine yetiyor, bol bol morarıyor kadınlarımızın suratları. Üzülmemek istiyorum, görünen köy kılavuz istemez demek istiyorum, onların zamanında yaptığı gibi tebessüm etmek istiyorum ama olmuyor: oturup bu satırları yazıyorum..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.