| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 "kanal d" etiketi kullanan gönderi "kanal d" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Okan Bayülgen ve Disko Kralı

Okan Bayülgen Geçen hafta üniversitemizin Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu'uyla birlikte İstanbul'a bir gezi düzenledik. İstanbul'a kadar gitmişken, geceyi Kanal D stüdyolarında, Okan Bayülgen'in Disko Kralı'nda geçirdik. Yaşadıklarım sonunda düşününce, üniversiteli gençliğin bu kadar basit programlarla oyalanmaması gerektiğine karar verdim. Hayır, yanlış anlamayın: Gelin, gecenin o saatinde de felsefe ya da ideoloji tartışalım demiyorum. İstediğim tek bir şey var o da artık doğru düzgün bir eğlence programı ihtiyacı! Gelsin birisi bizi adam gibi eğlendirsin istiyorum, yapamıyorlarsa, bıraksınlar, bayrağı biz devralalım.

Zaga ya da sonrasındaki Makina belki zamanın şartlarına göre oldukça iyiydi, benim de en büyük zevklerim arasındaydı bu programları izlemek. Ama bu sefer olmamış Okan Bayülgen! Disko kralı bana Mc Doanald's ya da Burger King'te çocuklara yapılan doğum günlerini hatırlattı. Orada da aynen Disko Kralında olduğu gibi çocuklara yönelik rölanti oyunlar oynatılırdı. Oysa Disko Kralı'nı çocuklar izlemiyor..

Onun dışında, konuklar da sokaktan toplanmış gibi. Örneğin, bizim katıldığımız programda ikisi pavyondan ve bir diğeri de Popstar'dan sıçramış üç konuk vardı. Diğerleri ise tarihin tozlu sayfalarında kalmış isimlerdi. Bu konuklarla bu diskonun eğlenceli bir tarafı kalmıyor. Pavyon sohbetleri ve pavyondan sıçramış isimler üniversite gençliğini eğlendiremiyor. Ayrıca Pacman pek de üniversite gençliğine hiç ama hiç hitap etmiyor!

Sözün özü, Okan Bayülgen eleştirmesini bilen bir kişi olarak, kendisini de eleştirmesini bilmeli ve karşımıza yeni bir eğlence programıyla çıkmalı. Üniversite gençliğini hafife almadan, ciddi ciddi.. Yok eğer yapamıyorsa; Sade Vatandaş çok iyi gidiyor, biz kendisini sadece orada izlemek zorunda kalacağız..

Kuzey Irak'a Sınır Ötesi Operasyon ve Değerlendirmeler - 2

hava Gündemde Sınırötesi Operasyon hala tüm tazeliğiyle dururken ben de değerlendirmelerime devam edeyim dedim. Bilmem siz de bu noktalara dikkat ettiniz mi?

Dikkatimi çeken ilk nokta Genelkurmay - M.Ali Birand yakınlaşması oldu. Oysaki bu iki imge bundan yıllar öncesinde birbirine fazlasıyla zıtlardı. Hatta Genelkurmay hazırladığı bir andıç vesilesiyle Mehmet Ali Birand'ı işinden edecek, gündem oluşturan büyük gazetelerde M. Ali Birand'ın adı PKK'dan para alan gazeteciler arasına girecekti! Sonradan tüm bunların gerçek dışı olduğu ortaya çıksa da Genelkurmay ve M. Ali Birand soğukluğu bu günlerin hemen öncesine kadar devam etti. Oysaki bugünlerde birşeyler değişiyor, garip ama Genelkurmay başkanı M. Ali Birand'a açıklama yapmayı uygun buluyor. Bu noktada M. Ali Birand'ı çok mu büyütüyorum, yakınlaşma Genelkurmay - M. Ali Birand yakınlaşması değil de Genelkurmay - Doğan Medya yakınlaşması mıdır, açıkçası tam olarak göremiyorum?!

Benim şen şakrak, harbi profesörüm benim geçen seferde zorlansam da söyleyemediklerimi bir çırpıda açıklamış; Prof. Yalçın Küçük, odatv.com'a yaptığı açıklamada söz konusu sınırötesi mevzu için "Bu bir operasyon değil eğitim harekatıdır." demiş. Acı ama gerçek, üzgünüm.. Ne zamadan beri eğitim uçuşları manşet oluyor, sormak lazım M. Ali Birand'a, pardon Aydın Doğan'a..

Abbas Güçlü ile Genç Bakış, Eve Dönüş Yasası

abbas_güçlü Abbas Güçlü ile Genç Bakış programının dünkü böklümü üniversitemizde yapıldı. Konuklar arsında Serdar Denktaş, Ahmet Özal ve Tuğrul Türkeş vardı. Konuklar beni pek sarmadığı için açıkçası katılmayı pek düşünmüyordum ki arkadaş kurbanı oldum. İyi ki de olmuşum, program sonunda mutluydum..

Program sandığımdan daha dolu geçti. Hatta programa sorularımla katılma gereği bile duydum ve öncelikle şu soruyu sordum; "Bu yaşalara gelmenize rağmen hala sıfatınızın "Rauf Denktaş'ın veya Alparslan Türkeş'in oğlu" olması nasıl bir duygu? Bu bir kısıtlanma değil mi? Neden aynı yol ve ideolojide gidiyorsunuz, bu bir zorunluluk mu?" Sorumu Tuğrul Türkeş, güzel bir şekilde yanıtladı.. Bu noktada her üç isimin de fazlaca edilgen kılındığını düşünüyorum. Sanırım ünlü bir insanın oğlu veya kızı olmak, siz isteseniz de istemeseniz de size bir yol haritası çiziyor. Bunun kolaylıkları kadar zorlukları olduğunu da görmek lazım.. Fazlaca edilgen hayatlar ve bu dünyada da; Aliyev ailesinde de, Bush ailesinde veya Esad ailesinde de böyle. Ama bu böyle olmasaydı daha hoş olmaz mıydı? Mesela Tuğrul Türkeş, CHP saflarında olsaydı farklı, daha güzel bir hava olmaz mıydı?

İkinci sorum da eve dönüş yasası noktasında oldu. Bir şehit kardeşi olarak sordum; "Biz şehit aileleri canlarımızı katledenleri affetmedikten sonra birileri onları ne hadle affetme cürreti gösteriyor?" dedim.. Cevabı konuklardan önce halkımız verdi, SMS oylaması sonucunda %90 civarında bir oran eve dönüş yasası aleyhine oylama yaptı.. Ne diyeyim, umarım birileri bunu dikkate alırlar?!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.