| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

5 "liberalizm" etiketi kullanan gönderi "liberalizm" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Dalgalar Çekilmeye Başlar: Org. Hurşit Tolon Da Tahliye Edildi!

Hurşit Tolon Ergenekon sürecinde artık birşeylerin değiştiğini gözlemliyorum. Haksız yere alıkonulduklarını düşündüğüm isimler birer birer tahliye edilmeye başladı. Bugünlerde bir güzel haber daha aldık, bir güzel insan daha tahliye oldu: Hurşit Tolon delil yetersizliği sebebiyle serbest bırakıldı.. Bu karara imza atan heyetin dayanağı ise "kuvvetli suç şüphesinin ortadan kalkması". Burası çok önemli: Hurşit Tolon sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle değil "kuvvetli suç şüphesinin ortadan kalkması" nedeniyle tahliye edildi.

En başından beri bugünlerin yaşanacağını görüyordum, burada da birçok kez yazdım. Bu tutuklamların birçoğu (hepsi değil) anlamsız ve yeterince temellendirilmemiş tutuklamalardı. Elde somut birşeyler olmadan bu ülkeye en yüksek mevkilde hizmet etmiş insanlar bir teröristmişçesine evlerinden toplandı. Bugün gelinen noktada, ne mutlu ki birer birer serbest bırakılıyorlar. Peki onlardan kim özür dileyecek? Kim Hurşit Tolon'a demir parmaklıklar ardında geçen yedi ayın hesabını verebilecek? Bir "pardon" yeterli olur mu sanıyorlar?

Peki ya balık kadar beyinleriyle kendilerini liberal sanan o malum blog yazarları? Geçen yıl, "Liberallerin Ergenekonla İmtihanı" başlıklı bir yazı yazmıştım, amacım o balık beyinlilere seslenmekti: "Bugün Türkiye'de yaşanan gözaltılar sırasında liberal ve özellikle sözde-liberal yazarlarının yazılarına bir göz atmanızı öneriyorum. Yaşlını başını almış 25 insanın sanki bir teröristmişcesine elleri kelepçelenerek göz altına alınmasının liberal cephedeki yansımalarını merakla bekliyorum. Bugün kimin liberal, kimin sözde liberal olduğunu göreceğiz. Bugün birilerinin onur sınavı, şeref sınavı! Kimin onurlu, kimin şerefli olduğunu bugün göreceğiz.." Ne yazık liberal yazarımız çok değilmiş, elde olanların çoğu sözde liberal, onursuz ve şerefsiz kalemler imiş.

Ergenekon'da artık birşeylerin doğru düzgün gitmeye başladığına inanmaya başladım. Bugün dava kapsamında içeride olan ve yargılanması gereken isimler de var. O isimlerin arasında sicilleri hiç temiz olmayan birçok kişi de var. İş akla karayı ayırmakta yatıyor ve Ergenekon davasında ak ile kara artık ayrı tutulmaya başladı. Mutluyum, umutluyum, inanmaya başladım.

Sen Neymişsin Be Kenan Evren?

Kenan Evren1 Türkiye'de ve sanıyorum gelişmekte olan diğer pek çok ülkede, karşıt olunan düşünce ve insanlar olduklarından çok daha güçlü gösteriliyor. Örneğin Türkiye'de kapitalistleri en güçlü gören taraf ne gariptir ki sosyalistlerdir. Türkiye'nin sosyalist aydınları bunu itiraf etmekten çekinmemişlerdir. Örneğin kendisini orducu sosyalist atfeden Yalçın Küçük, bu konuda şunları kaleme almıştır: "Sosyalizmde, ne yazık, kapitalizm bir fetiştir."

Karşı tarafı böylesine fetişleştirmek, böylesine büyük ve güçlü atfetmek garip. Daha garip olanı ise bunun sadece sosyalistlerle sınırlı olmaması: bugün hemen her tarafta bunu gözlemliyoruz. Ulusalcıların tabanında Fetullah Gülen, olduğundan daha güçlü görülür. Ulusalcılara göre, Türkiye'de Fetullah Gülen'in elinin değmediği tek bir kurum ve kuruluş yoktur. Oysaki gerçek böyle değil, aksine ulusalcıların lehinedir. Onun dışında liberaller için de ulusaclular olduğuğundan güçlü görünür. Oysaki bugün liberaller de en azından ulusalcılar kadar etkin ve güçlüler. Tüm bu tarafların, yani dincisinden ulusalcısına, sosyalistinden kapitalistine kadar hemen her tarafın olduğundan büyük gördüğü tek isim ise 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin başındaki isim, yani Kenan Evren.

Türkiye'de Kenan Evren bir fetiştir. Tapılmaktadır, olduğundan güçlü ve büyük atfedilmektedir. Bu görüş üzerinden, bugünkü konjonktürü hala Kenan Evren ve 12 Eylül üzerinden ele almak beceriksizliğin daniskasıdır. 80'den bugüne neredeyse 30 yıl geçmiştir ve bugün Kenan Evren'in yaptığı tek şey tuale kadın çizmektir. Sadece tuvale kadın çizen bir adam, nasıl olur da Türkiye'de hala bu kadar güçlü olabilir? Olmaz! Ama oldurturlar!

Nasıl mı? Beceriksizlikleriyle. Bugün Türkiye'de karşıtı olunan görüşü güçlü atfetmek bir zorunluluktur. Çünkü hiçbir taraf tam profesyonel değildir ve adam akıllı bir program çerçevesinde ilerleyememektedir. Bu da başarısızlığı doğurmaktadır, hatta mağlubiyeti. Taraflar da başarısızlıklarının nedenini kendilerine bağlamaktansa "çok çok güçlü olan" karşıtlarına bağlamayı tercih etmektedirler. Çünkü beceriksiliğinden ötürü mağlup olmaktansa olağanüstü güçlere sahip düşmanın tarafından mağlup edilmek kulağa daha hoş gelir. İşte Kenan Evren bunun için hala çok güçlü atfedilir. İşte bunun için tüm liberaller ulusalcıları dev aynasından görür. İşte tüm ulusalcılar bunun için devletin hemen her kurumunda cemaatleri örgütlenmiş ve güçlü sanır.

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım

21 Haziran 2008 Cumartesi günü, yani yarın, bir takım sivil toplum örgütleri darbeye karşı yürüyüş organize etmişler. Davetlerinde "İşte o gün, 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi yapmak için toplanacağız." yazmışlar. Kendilerini ve söz konusu organizasyonlarını fark edince şaşırdım, önce gidip birer birer haber sitelerini baştan sona taradım; birileri darbe yaptı da benim mi haberim olmadı diye Baktım ortada darbe ya da darbeci yok.. Hal böyleyken, peki bunlar ne halt etmek için yürüyorlar?

Utanmadan "50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi paymak için toplanacağız." diyorlar. Bilmem farkındalar mı, bu ülkenin aydınları gerici darbelere karşı hiç geç kalmadılar. 12 Eylül'ün keskin kılıcı aydınların boğazlarında hissedildiği günlerde cuntanın karşısına dikildi bu ülkenin aydınları! Yalçın Küçük, Emre Kongar ve çok daha fazlası karşı çıktı darbecilere, canları ve gelecekleri pahasına! Bunlar o zamanlar ne halt ediyorlardı bilmiyorum ama aydın olmaya cesaret edemediklerini kendileri itiraf ediyorlar..

Bu gün ise meydanı boş, kendilerini da garantide gördüklerinden olsa gerek hayali darbe paranoyaları üretip kendilerine entelektüel vizyon katma telaşındalar. Biz gerçek ve cesur aydınları 12 Eylül'de gördük, sizden olsa olsa maydın olur! Yarın kendinizi satacaksınız; alıcınız da olur, merak etmeyin. Taraf'ta manşet olursunuz, Zaman'da da söyleşileriniz yayınlanır..

Ya körler ya da kör gibi davranmak işlerine geliyor. Göremiyorlar mı TSK'nın bir müdahale yapacak olsaydı bugüne kadar çoktan yapabileceğini? Göremiyorlar mı TSK'nın darbe yapmayacak kadar GÜÇLÜ olduğunu? Göremiyorlar mı AKP miadını doldurmuşken kimsenin müdahale yapacak kadar aptal olmadığını? Görmüyorlar mı AKP'nin 12 Eylül'ün ABD'den olma çocuğu olduğunu? Hepsini görüyorlar, sadece görmemezlikten gelip rant sağlıyorlar.. Yarın beyazlar bürünüp yürüyecek olanlar 12 Eylül karanlığının ürünleri ve devamıdırlar!

İktidar Liberalliği: Liboşluk! Liboşizm!

Bizim liberal aydınlarımız niceliksel olarak oldukça fazlalar ve seslerini olabilecek en üst seviyede duyurabiliyorlar. Yazılı, sözlü ve görsel medyada; hemen her yerde varlar. Bugün bunu blog yazarları arasında da görmemiz mümkün oluyor, yalnız bazı liberal blog yazarlarımız fazla omurgasız olabiliyorlar. Bu omurgasızlıkları da yaptıklarından ziyade yapmadıklarından kaynaklanıyor..

Türkiye'nin gündeminde haftalarca kalan türbanlı öğrenciler noktasında özgürlük istemeyen bir tek liberal blog yazarı görmedim. Buna karşın bu liberal yazarların tek bit tanesi bile oruç tutmadığı için dövülen üniversite öğrencilerini göremedi. Bunun yanında AKP'nin kapatılmasını olabildiğince eleştirmeden, köşesinde oturan bir liberal blog yazarı da görmedim. Her nedense bu liberal yazarların hiçbirisinin liberalliği DTP'ye de açılan aynı dava sürecinde bir işe yaramadı. Baktım, hepsi sus pus, yerlerinde oturuyorlar; belki olaydan haberleri bile yok!? Ya da AKP kapatılıyor, demokrasi elden gidiyor diye uzun uzun yazılar kaleme alan bu liberal blog yazarları yetmiş gündür demir parmaklıklar ardında tutulan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek için tek bir satır kaleme almadı.

Bunların liberalizm tanımlarını merak ediyorum. İnsan ister istemez sormak istiyor, bunların liberalliğinin çapı AKP kadar mı?! Artık bazı şerefsizler, şeref ve haysiyetlerini liberalizm perdesini kullanarak satmayı bıraksınlar. Bundan en büyük yarayı gerçek, ciddi liberaller ve liberalizm alıyor çünkü..

Tuzla Tersanesi, 15 Yitip Giden Can..

tuzla Ne zamandır duyuyorum Tuzla Tersane'sinde birer ikişer öldüğünü insanımın. Ne gariptir artık alıştığımız şeyler arasına girdi insanımızın birer ikişer yitip gitmesi.. Bugünlerde de kaybettik bir canımızı Tuzla'da aynı tersanede.. 8 ayda kaybedilen 15. can da aramızdan ayrıldı.

Bugün gelinen noktada düşünüyorum da, bizim insanımıza öncelikle biz değer vermiyoruz. O insanlara güvenlikten yoksun ortamlarda ve belki sigortaları bile olmadan cehennem hayatı sunuyoruz. Ey bu ülkenin alçak yardakçı, yağcı aydıncıkları; yandan yedirdiğiniz insanlık adına, özgürlük adına onca satır yazı dökerken Tuzla'da en acı ve feci şekilde yitip giden canlara kalem oynatmamak nasıl bir şereftir!? Hayır, bu şeref değil; şerefsizliktir! İnsanımın yaşama özgürlüğü yok, bilmem farkında mısınız?

Yitip giden 15 can, bizim canımızdı ve bizden gitti o canlar. Hepsini acıyla anıyorum, yaşanmamış onca hayat için üzülüyorum..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.