Bir ülkenin sanat ve kültür hayatını yılbaşı gecesi televizyonlarda hazırlanan programlarla saptamak aslında pek de mantıksız değil. Bu noktada ben de devletin ne yayını yaptığına, haliyle TRT'ye dikkat ediyorum. O gece TRT bir Tarkan konseri yayınlamış, "Megastar"ımızın görüntüsü ve sesi arasında 5. parçaya kadar uyumsuzluk varmış. Hani olur ya; bir filmde önce dudaklar oynar, çok sonra ses gelir: işte aynen öyle!
Elimizde iki isim ve bir vasat sonuç var: Birincisi köklü bir geçmişi ve bolca bütçesi olan devlet yayın organımız TRT, diğeri kendisine rakip bulamadığımız "XXX-Mega Star" Tarkan. Bir ülkenin "en"leri böyle bir seviyesizliğe imza atıyorlarsa, üzgünüm ama birşeyler bitmiş demektir. Bir ülkenin müzik alanında en iddialı insanı konserinde playback yapıyorsa, yani müziği adına sadece dudak oynatıyorsa o değil ama o ülke sanatsal olarak bitmiştir!
Tarkan megastar falan değil, en azından konserlerinde, dudak oynatan çocuktur ve bu haliyle ülkemin sıradan bir putu olmaktan ileriye geçememektedir. Yazıktır, komiktir ve bir o kadar da acıdır!
Yakın zamanda yiğtirdiğimiz, yüzyılımızın en renkli devlet başkanı sıfatını, bence, fazlasıyla hak eden Saparmurat Türkmenbaşı Türkmenistan'da sanat adına çok önemli bir adım attı. Televizyon kanalları, konserler ve hatta ülke sınırları içerisindeki düğünler dahil olmak üzere her türlü organizasyonda playback'i yasakladı! Neden olarak da playback'in müzik sanatının gelişimini sekteye uğrattığı iddiasıydı. Ki bence fazlasıyla da haklıydı..
Konserlerinde dudak oynatan bir megastar ülkeme ve insanıma yakışmıyor, ya da yoksa fazla mı yakışıyor?! Bilmiyorum, üzülüyorum. Acaba yurduma, yurdum insanına fazla mı yükleniyorum diyorum. Tam o sırada not defterimden Oscar Wilde imzalı şu sözler dökülüyor: Memnuniyetsizlik, bir adamın veya bir milletin, gelişme yolunda attığı ilk adımdır! Okuyorum, rahatlıyorum ve bu satırları kaleme alıyorum..