| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

4 "mısır" etiketi kullanan gönderi "mısır" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Aleyküm Selam, Obama!

Barack Obama ABD üzerine yadığım son yazılarda altını çizdiğim gibi ABD dış politikasında bir değişiklik yaşanıyor. Fakat bu değişimi iyi değerlendirmek gerekiyor çünkü değişen ABD'nin amaçları değil, sadece amaca giden yolda kullanılan araçlar. ABD Türkiye'de İslam aracının pek de işe yaramadığını, İslam'ı alet ederek amaçlarına ulaşamayacağını anlamış olsa da İslam'ı kullanmaktan da vazgeçmiş değil. Türkiye'de olmasa da Orta Doğu'da İslam hala bir ABD silahı gibi kullanıyor. ABD, Müslümanları kendi değerleriyle vurmaya, kıvama getirmeye çalışmakta..

Barack Obama'nın son çıkışları, Mısır'da yaptığı konuşmasına "Esselamü-n-aleyküm" diye başlaması, din kitaplarından referanslar vermesi vb. tüm eylemlerin altında Obama'nın İslam sevgisinden çok bölgedeki ABD çıkarlarının yattığı aşikar. Bush'un aksine Obama, birşeylerin topla tüfekle yapılamayacağının farkında ve bu noktada karşısında Napolyon örneği var. Napolyon "Biz gerçek Müslümanlarız" diyordu 1798'de. Bugün aynısını Obama diyor. Napolyon "Biz gerçek Müslümanlarız" açıklamasını yaptığı Mısır'ı işgal etti, gerçek bir Müslüman olarak! Bugün aynısını Obama da düşünüyor olmasın?

Tüm bunları birileri görmüyor olacaklar ki hala olayın ciddiyetinin farkında değiller. Umarım "Esselamü-n-aleyküm" diye konuşmasına başlayan Obama'yı "Aleyküm Selam" diye manşet yapan Yeni Şafak editörleri ve "Obama'nın Yolu Açık Olsun" diyen Fehmi Koru da tüm bunları görebilir!

Barack Obama Dönemi ABD Politikaları Çerçevesinde Türkiye

BarackObama 2009 başında "ABD'de Barack Obama Dönemi" başlıklı yazımda "Herkes birşeylerin değişeceğine, en azından birşeylerin değişmesi gerektiğine inanıyor" demiş ve yazının sonlarına doğru şu uyarıda bulunmuştum: "Devletlerin dış politikaları süreklilik arz ediyorlar. Bir devletin dış politikası, başkanlar veya iktidarlar değişse de kolay kolay değişmiyor, değiştirilemiyor. Bu noktada ben Barac Obama'dan pek de ümitli değilim."

Bugün gelinen nokada ABD'nin amacının değiştiğini söylemek zor. Peki, değişen hiçbir şey yok mu? Elbette var, ABD amaca giden yolda kullandığı araçları değiştiriyor, değiştirdi. Bush döneminde ABD'nin söylemi içerisinde İran'ı vurmak, Kürdistan'ı kurmak, Türkiye'yi laik düzeninden kopararak federatif yapıda ılımlı İslam devletine dönüştürmek var iken bugün bunları görmüyoruz. En azından Türkiye özelinde ABD'nin amaçlarını olmasa da araçlarını değiştirdiğini gözlemliyoruz.

Barack Obama'nın Türkiye ziyareti sırasında Atatürk'e ve laik düzene sık sık vurgu yapması, Mısır'da ise İslam dünyasına dönük söylemler içerisine girmesini iyi değerlendirmek gerekiyor. ABD artık laik ve yüzü Batı'ya dönük bir Türkiye'ye saygı gösteriyor ya da bu düzeni kolayca değiştiremeyeceğinin farkına varıyor. Bu Türkiye ve Türk insanı açısından mutluluk verici bir durum, artık muasır medeniyet yolunda ABD gibi büyük bir engel yok karşımızda..

Bu çerçeve içerisinde olayı değerlendirecek olursak, Türkiye'de siyasallaşan İslami partilerin işi biraz zor görünüyor. Özellikle de Deniz Feneri Davası gibi esaslı bir dava da gündemdeyken.. Türkiye'de ABD'nin değişen dış politikasıyla birlikte çeşitli değişimler yaşanacağını düşünüyorum. Bu değişimden iktidarın da etkileneceği muhakkak..

Gazze'ye Sadece Para Yardımı Yapmak Ne Kadar Doğru?

Açlık İsrail'in Filistin'e karşı aşırı güç kullanması yine binlerce masumun canına mal oldu. Bir o kadar da yaralı insan var Gazze'de ve ortada bir açlık hüküm sürüyor. İnsanların evleri yıkıldı, anneleri babaları ve belki de gencecik çocukları öldü. Ne mutlu ki yurdum insanı, o insanların acısını kendi acısı bildi: binlerce kilometre ötedeki acıyı yüreğinde hissetme büyüklüğünü gösterdi Türkiye'de insanlar.

Onların acısına ortak olunca, haliyle bu acıya bir son vermek için gerek resmi, gerek özel pek çok kampanya düzenlendi. Bugün hala son sürat sürüyor bu yardım kampanyaları, insanlar ceplerinde ne varsa veriyorlar, Gazze halkı için.. Ama bir sorun var, çok önemli bir sorun. Gazze'deki insanların karnı doysun diye verdiğimiz paralar insanların karnını o kadar da doyurmuyor. Neden mi? Nedeni açık, İsrail Filistin'e uyguladığı ambargo. Kerem Şalom ya da Refahiye, her iki sınır kapısından da gıda geçişine izin verilmiyor. Deniz ise İsrail gemilerince abluka altında tutuluyor, yani deniz yolu da kapalı. Peki, verdiğimiz paralarla Gazze'ye nasıl gıda ulaşıyor? Verdiğimiz paralar Gazze'ye gıda olarak değil, nakit olarak gidiyor ve bu paralarla Gazze içindeki mevcut gıda pazarlarında gıdaya çevrilerek hakla dağıtılıyor. Böylece yemekte bir tutam tuzumuz dahi olmuyor, ayrıca halkın burnundan getiren karaborsa ekonomisini desteklemiş oluyoruz.

Gazze halkı bizden daha  fazla ve farklı bir destek bekliyor. Bunu devlet eliyle, diplomasi aracılığıyla yapılması gerekiyor. Öncelikli olarak İsrail'in ambargosuna bir son verilmesi için bugünden daha farklı ve gerçekçi bir dış politika üretilmeli, aksi halde cebimizdeki tüm parayı versek bile Gazze sınırından içeri bir tek süt şişesi bile sokamayacağız.

Küresel Gıda Krizi: Yakıt mı Yemek mi?

Bio-Yakıt İçinde bulunduğumuz dönemde gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde açlık en hayati sorunların başında geliyor. Pek çok ülkede, insanlar açlıkla karşı karşıyalar. Aç insan ise sadece ve haklı olarak saldırıyor. Bengladeş'te 10.000 işçi protesto gösterilerinde bulundu, polisle çatıştı. Mısır'da yaşanan çatışmalar da Bengladeş'ten farksızdı; göstericilerin üzerine polis tarafından ateş açıldı, göstericiler arasında ölenler oldu. Haiti'de ise artan gıda fiyatları Başbakan'ı koltuğundan etti.. Türkiye'de de durum diğer ülkelerden çok farklı sayılmaz: pirinç fiyatlarında %130'a varan artışlar, bulgur ve makarna fiyatlarındaki yükseliş özellikle alt ve orta gelir seviyesindeki ailelerin ekonomilerini sarstı. BM Kalkınma Ofisi, Türkiye ve Brezilya'da enflasyon tsunamisi yaşanabileceği uyarısını yapıyor. Aynı kurumun verilerine göre, Brezilya ve Türkiye'de 1 yıldan kısa bir sürede orta sınıfın alım gücü ortalama %25 azaldı.

Dünya tam anlamıyla bir krizin eşiğinde, bir gıda krizinin.. Gıda demek hayat demek ve bu nedenle ciddiye alınması gerekiyor bu krizin. Krizin sebepleri arasında kuraklık, gıda kullanım oranlarındaki değişiklikler, petrol fiyatlarının yükselmesi ve bu sebepten oluşan bio-yakıt talebi gösteriliyor. Kuraklık periodik olarak ara sıra yaşanılan ama stoklarla zorlanmadan atlanılan bir sorun oluşturuyor. Sürekli olmadıktan sonra ciddiye almaya gerek yok. Asıl sorun, petrol fiyatları ve bio-yakıt üretimi. Bu noktada petrol fiyatının artması nakliye giderlerini arttırarak ithal ürünlerin fiyatlarını arttırıyor. İş bununla da bitmiyor, petrol fiyatlarının artması petrol arzı ile kar amacındaki girişimcileri iştahlandırıyor. Bio-teknoloji kullanılarak gıda ürünlerinden petrol üretilemeye çalışılıyor. Geçen yıllarda ABD'de gıda maddelerinin büyük oranı bio-yakıt tesislerinde yakıta dönüştürüldü. Sadece 2007'de tam 26 milyar litre bio-yakıt üretildi. Bu miktarın 2030'da 227 milyar litreye ulaşacağı sanılıyor. Bir jeepin deposunu dolduracak kadar yakıt üretmek, bir insanın 365 gün beslenebileceği miktarda mısır kullanarak mümkün oluyor.

Sözün özü, petrol insanları artık aç da bırakacak. Tüm dünya kendince bir seçim yapmalı? Araçlarına koyacak yakıt mı, yoksa karınları daha iyi doyacak milyonlar mı daha önemli? İnsanlar, maalesef yakıtı tercih edecekler. Bu noktada da etik değerler söz konusu olacak. Üniversitelerde, meclislerde ve uluslararası her ortamda bio-yakıtın ne kadar etik olduğunu tartışmamız gerekiyor. Gıda maddelerinin gıda dışı sektörlerde değerlendirilmesinin ne kadar etik olduğunu düşünmemiz gerekiyor..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.