Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

6 tane "magazin" etiketli yazı bulundu "magazin" tagli diger ogeler resimler , videolar

"Erotik Şarkıcı" Hilal Cebeci: Tesettürden Vazgeçmem!

Hilal Cebeci Başlığın aslı Akşam'da şöyle: "Erotik Şarkıcı: Tesettürden Vazgeçmem" Okuyunca diyecek tek bir kelime bulamadım, gülsem mi ağlasam mı öncesinde karar veremesem de sonrasında bolca güldüm.

Tesettürü alet etmedikleri birşey kalmadı sonunda.. Politikada, ekonomide ve şimdi de magazinde tesettürü kullanıyor bir takım insanlar. Olan ise samimi duygularla kapanan yurdum insanına oluyor. Erotik pozlarıyla gündeme oturan "erotik şarkıcı" Hilal Cebeci tesettüre girmesini basın mensuplarına şöyle açıklamış: "Alkolik bir babanın ve sinir hastası bir annenin kızıyım. Yaşadığım sorunlardan ötürü tesettüre girdim. (...) Psikolojik yardım alıyordum. Geceleri banklarda yatardım ve camiye giderdim. Bundan sonra türbanla gezmeye devam edeceğim."

Buradan Hilal Cebeci'nin psikologuna sesleniyorum: "Ey psikolog insanı, elini çabuk tut; yurdum gençliği yeni pozlar bekliyor!" Ya da şöyle mi demeli; "Ey psikolog insanı, elini çabuk tut; İslam bunların elinde kirleniyor!"

Türkiye'yi Nasıl Buldunuz?

Çılgın Türkiye Şu son günlerde, siz de farkındasınızdır, Yalçın Küçük'le hiç olmadığım kadar içli dışlıyım. Bunun sebebi Aforizmalar'ını almış olmam ve dikkatle okumam. O kadar malzeme dolu ve zihin açıcı bir kitap ki herkese şiddetle öneriyorum..

Kitabın Edebiyat ve Felsefe bölümünde Türkiye'ye dair şu saptama oldukça ilgimi çekti: "Ben Türk aydını kadar kendisinin olmayana benzemek ve düşmanı da dahil karşısındakine kendisini beğendirmek için çaba harcayan başa bir küme tanımıyorum. / Her gelen yabancıya ilk söz olarak 'Türkiye'yi nasıl buldunuz' ve eğer erkekse, Türk kadınları ya da kadınsa Türk erkeklerini güzel bulup bulmadıklarını sormak artık bir Türklük kanıtı haline gelmiştir; Türkler ve aydınları bu soruların aşağılayıcı rengini bile göremiyorlar."

Sizce de haklı değil mi Yalçın Küçük? Üç kuruşluk değeri olmayan popüler kültür ikonlarına dahi kendimizin iyi olup olmadığını sormak, kendimizi onlara yargılatmak bir aşağılık kompleksi değil de ne? Artık buna bir son vermeliyiz, yurdum insanı kendisine olan güvenini başkalarının ağzından çıkacak iki üç kelimeye bağlamamalı.. Onlar ne derse desinler, kendisine güvenmeli bu halk..

Sürüleştirmede Etkin Bir Araç Olarak Magazin

Magazinin hayatımıza bu denli girmesi sanırım 10, olmadı 20 yıllık bir süreç. Bugün gelinen noktada hayatımızı kuşatmış durumda magazin programları.. Euro 2008'in etkisiyle kısa süreliğine de olsa hayatımızdan çıksalar da şimdi yine giriyorlar hayatımıza. Bizi hiç ilgilnedirmeyen ve geliştirmeyen içerikleriyle. Prof. Yalçın Küçük, magazin programları hakkında şunları söylüyor: "Sürüleştiriyoruz. Bu birinci sınıf devlet artık sadece sürülerin omzunda durabilmektedir. Bizans’ta sürüler, hipotromda, gladyatörlerin birbirini öldürmelerini seyrederek kendilerinden geçiyorlardı ve şimdi sürüler, bir avuç insanın birbirini düzmesiyle düzene bağlanıyorlar."

Yalçın Küçük'e hak vermemek elde değil. Bugün gelinen noktada halkın ana gündem maddesi ne ekonomi ne de güncel politika.. Büyük çoğunluk, Yalçın hocamın deyişiyle "bir avuç insanın birbirini düzmesi"yle alakadar. İnsan tüm bunları görünce üzülüyor, demokrasinin ve özellikle de sürü demokrasisinin ciddi ciddi eleştirilmesi gerekiyor! İnsalar kendi sorunlarına yabancılaştırılıyorlar, bugün bir işçi evinde ana gündem maddesi işçi hakları ya da asgari ücret değil, insanlar kendi sorunlarını unutmuşlar.

Mehmet Ali Erbil.. Polemik..

mehmet_ali Her ülkenin kendi televizyon malzemeleri oluyor, televizyonlar bunları alabildiğine kullanıyor. Bu malzemeler bazen birer format (BBG'giller veya şu sıralarda hala gündemde olan Popstar'giller gibi.) ya da insan olabilir. Biz formatları maalesef yataratamamkta ve dışarıdan ithal etmekteyiz. Televizyona malzeme yapacak insan bakımından ise yurdum malı ithallerine göre çok daha iyi..

Mehmet Ali Erbil böyle bir isim, televizyonunuzda alabildiğinize kullanabileceğiniz bir malzeme. Kendince bir kitlesi var ve bu kitle ne yaparsa yapsın onun peşinde. Bu noktada televizyonda iyi iş yapabiliyor Mehmet Ali Erbil. Ama sinemaya gelince işin boyutu değişiyor. Kendisinin yaptığı filmler seyirci çekse de Türk sineması açısından utanç kaynağı olmaktan öteye gidemiyor.

Dünyaca ünlü sinema sitesi imdb.com'un "Dünyanın En Kötü Filmleri" başlığı altında maalesef 5 filmimiz var. Bu beş film arasında dördünün ortak bir noktası komedi filmi olmaları. Ama asıl vurgulanması gereken nokta, bu dört filmin dördünde de baş aktörler arasında Mehmet Ali Erbil'in olması. Hal böyleyken, Mehmet Ali Erbil'in Yaprak Dökümü dizisinin aile babası rolünü canlandıran Halil Ergün'ün oyunculuğunu eleştirmesi çok anlamsız ve kendisi adına komik. Mehmet Ali Erbil, önce iğneyi kendisine bir batırsın..

Barış Akarsu'yu Kullanmanın 100 Yolu

baris_akarsu

Barış Akarsu, Türkiye’nin gündemine damgasına vuran isim. Trafik kazalarında her gün onlarcasını, her yıl binlercesini kaybettiğimiz değerlerden sadece birisi…

Açık konuşmak gerekirse bu olayın üzerinde bu kadar durulmasını, bu çocuk üzerinden bu kadar insanın acımasızca rant sağlamaya çalışmasını anlamakta zorlanıyorum. Çok ciddi dediğimiz radyolar ve televizyonlar, daha Barış Akarsu’yu kaybetmeden önce “Barış Akarsu Öldü Mü, Az Sonra…” deme iğrençliğini gösteriyorlardı.  Bu iş o kadar trajikomik bir noktaya geldi ki, artık korsan müzik yayını yapan web siteleri dahi Barış Akarsu’ya ağıt dökmeye başladılar. Yaşarken yanında olmayan, belki onu tanımayan pek çok televizyon çocuğu Barış Akarsu'nun arkasından ne hikmetse ağıtlar düzmeye başladı!?

Daha sonra bir zat-ı şahane çıkıp ben Barış Akarsu'nun saçlarını çok beğendim, duygulandım onun heykelini yapıp dikeceğiz deme komikliğini gösterdi. İşte bu olayın vahametini somutlaştıran bir atılımdı. Barış Akarsu'nun duruşunu ve sesini bilen, onun arkasında duran birisi olsam dahi bu çıkışı pek olumlu karşılamadım. Eğer birilerinin heykelini dikmeye meraklıysanız bu ülke Barış Akarsu'dan daha yetkin isimler yetişrirmiştir, onlardan başlayın...

Barış Akarsu'yu böylesine anmak istemezdim ama yaşananlar ona saygı duyan birisi olarak bu gidişe tepki göstermemi gerekli kıldı. Onu daha önceleri tanımayan bunca insanın çıkarlarının onun adı üzerinde birleşmesine her Barış Akarsu dinleyicisi gibi tepki duyuyorum, umarım yanlış anlaşılmam...

Not: Fotoğrafın kaynağını vemrek isterdim ama her önüne gelen kullandığı için fotoğrafın kaynağını bulamadım, sahibinden şimdiden özür dilerim.

Hülya Avşar Güzelse Ben de Sharon Stone'um - Yalçın Küçük

yalcin_kucuk Profesör Yalçın Küçük; Türkiye'nin ezber bozan bilim insanlarından birisi. Hatta en önemlilerinden bir tanesi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki öğrencilik hayatı boyunca, Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç  ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi olan Fikir Kulübü Başkanlığı'nı yaptı. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1960 yılında birincilikle bitirdi. Yalçın Küçük, 27 Mayıs ihtilalinde, büyük öğrenci eylemlerinin başında yer aldı.  60 iltilalinden sonra Devlet Planlama Teşkilatı'na girdi. Burada bir süre çalıştıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Yale'de lisans eğitimi aldı. Lisans eğitimi sonrası yurda döndü ve 1966 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Yürüyüş, Sosyalist İktidar, Toplumsal Kurtuluş, Hepileri, Yeni İnsan, Ekin Belleten ve Dünya Solu dergilerini çıkarttı.

Türk aydının kaderi olan koğuşlarla tanışması da pek geç olmadı. Üniversitedeki Sovyetoloji çalışmaları sebebiye sekiz yıl mahkumiyet aldı. Mahkumiyeti sona erince çalışmaalrına devam etti. Pek çok siyasal ve bilimsel çalışmada bulundu. "Demirel'in Cumhurbaşkanı, Çillerin Başbakan ve vergi rekortmeninin Manukyan olduğu bir ülkede yaşamak ağırıma gidiyor." diyerek 1993'te Paris'e gönüllü sürgüne gitti. Daha sonra hakkında kesinleşmiş hapis cezalarına rağmen 29 Ekim 1998'de Türkiye'ye dönmüştür. Yıllar sonra İzmir'de yaptığı bir konuşmasında, "Kaintın en güzel varlığını, insan bedenini satanın en çok parayı kazandığı ülkede, keleşi alıp dağa çıkmalıydım." demiştir.

Renkli kişiliği ve dikkatleri çeken üslubuyla son günlerimizde de gündemde Yalçın Küçük. Çalışkanlığı ve derin bilgi birikimi karşıtlarını dahi ona saygı duymaya zorluyor. Araştırıyor, okuyor ve bol bol da yazıyor. Kitapları arasında Aydın Üzerinde Tezler (5 Cilt), İsyan (2 Cilt), Tekelistan, Gizli Tarih, Tekeliyet, İsimlerin İbranileştirilmesi, Bilim ve Edebiyat, Küçülme Savaş, Türkiye Üzerine Tezler (5 Cilt), Putları Yıkıyorum, Planlama, Kalkınma, Türkiye, Seçme Teknik Çalışmaları sadece benim ulaşabildiklerim.

Yalçın Küçük katı bir profesör imajı çizmiyor, hayata dair gündemde olan her konuya bilimsel olarak yaklaşıyor ve çok güzel yorumlarda bulunuyor. Yazıya koyduğum başlık bunlardan sadece birisi. Örneğin Eurovision'da Türkiye'yi temsil eden Kenan Doğulu'nun "Türkçe şarkı ısrarı geri kafalılıktır" sözlerine Kalemler ve Kılıçlar programında "Kenan Doğulu sen ismini İngilizce söyle! 'Kenan Oryantal (Oriental) yap! Kenan Easterner yap!'" diyerek tepkisini ortaya koymuştur. Zülfü Livaneli hakkında "İyi bestecidir ama şarkı söylemeyi bilmez!" demiştir. Anlayacağınız bir deryadır Yalçın Küçük, içine girip derinlere dalınmalıdır. Edinilecek bilgiler, kırılacak tabular saklıdır onun satırlarında... Ama yine de siz siz olun kendinizi bu deryaya fazla kaptırmayın! Hocamın güzel bir sözü vardı; bol bol Yalçın Küçük okumak ama kendini de kaptırmamak lazım, diye.

Yalçın Küçük'e ulaşmak artık çok daha kolay. Her Pazar 11:10 ve 20:10'da SKY Türk ekranlarında Gürkan Hacır'la birlikte "Kalemler ve Kılıçlar" programını hazırlıyor kendisi.  Bir bakın derim...

Yazımıza son vermeden "Hülya Avşar Güzelse Ben de Sharon Stone'um" mevzusuna gelelim; sizce de sokaktaki kızların en azından üçte ikisi Hülya Avşar'dan güzel değil mi? Hülya Avşar'da güzellik yok, ses yok, birikim yok; peki hayatımızda niye bu kadar var?

Not: Yazıda http://www.kalemlervekiliclar.com/, http://www.biyografi.net/ adreslerinden yararlanılmıştır. 

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.