Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

23 tane "medya" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"medya" tagli diger ogeler resimler , videolar

Türkiye'nin En Çok Okunan Köşe Yazarı: Haydar Dümen

Köşe yazarları arasında keskin bir rekabet var, hemen hepsi en fazla okunan köşe yazarı olma telaşında. Bunu istiyorlar çünkü patronlarının karşısında okuyucu sayıları kadar anlamlı ve etkili olabiliyorlar. Önceleri yapılan araştırmalarda halka kimi okuduklarını sormuşlar, halk da haliyle Emin Çölaşan, Ertuğrul Özkök ya da Fatih Altaylı gibi isimleri vermiş.. Oysa büyük bir yanlış bu, Türkiye'nin en fazla okunan köşe yazarı ne Ertuğrul Özkök ne Fatih Altaylı ne de bir başkası. Türkiye'nin en fazla okunan köşe yazarı Haydar Dümen. İnsanlar belki bunu açıkça söylemekten çekiniyorlar ama tirajlar bize bunu haykırıyor..

Bir programda Haydar Dümen, ne kadar okuru olduğunu soran bir vatandaşa şu cevabı vermişti: "Posta'da yazmaya başladığım gün, Posta'nın tirajında 60.000 artış oldu. Bu da gösteriyor ki, beni takip eden en azından 60.000 okurum var.." 60.000 okur demek, neredeyse başlı başına bir gazete demek. Öyle ki Türk basınında 60.000 tirajı geçemeyen onlarca gazete var. Haydar Dümen, tek başına onlarca gazeteden fazla okunuyor ülkede. Hangileri mi bu gazeteler, sayayim: 57.000'le Yeniçağ, 55.000'le Taraf, 44.000'le Bugün, 42.000'le Radikal, 26.000'le Tercüman, 15.000'le Referans, 9.000'le Birgün.. İşte bu gazetelerin hiçbir tanesi Haydar Dümen kadar okunmuyor.

Bu durum iyi midir, kötü müdür; bilmiyorum. Burada yapabileceğim iki üç saptama var ama. Öncelikle şunu görüyoruz, halkımızın büyük bölümü cinsellik noktasında bilgisiz. Buna rağmen, ne mutlu ki, en azından bu noktada bilgi edinme telaşı içerisinde. Ayırca dünya genelinde genel geçer bir saptama daha çıkartabiliyoruz bu noktada: cinsellik satar ve sattırır. Posta gazetesi bunu anlamış olduğu için bugün Türkiye'nin en fazla satılan gazetesi..

Televidyon: 21. Yüzyılın Televizyonu

Televidyo OdaTV.com yayın hayatına başladığı ilk günlerde Türkiye'de görsel internet haberciliğinin başladığını ve bundan duyduğum memnuniyeti yine bu satırlarda belirtmiştim. Gelinen süreçte iş sadece internetten görsel habercilik yapmakla kalmadı ve internetten yayın yapan televizyonlar kurulmaya başladı. İşte bunlardan bir tanesi Televidyon. Şu an için teknoloji ve bilişim ağırlıklı dört programla yayın hayatını sürdürüyor ama yakın zamanda yeni programlarla da karşımıza çıkacağına dair haberler alıyorum. Bu noktada Televidyon'un kapılarının herkese açık olduğunu da untumadan söyleyeyim; kendinize güveniyorsanız ve İstanbul'da ikamet ediyorsanız bu imkanı mutlaka değerlendirmelisiniz.

Televidyon'un dışında bu tür bir projeyi koordine eden diğer bir isim de Gökçen Karan. Gökçen Bey, uzun zamadır bir internet televizyonunun alt yapısını kurmakla uğraşıyor. Sanırım kısa zamanda onun projesini de görme mutluluğunu yaşayacağız.

Sektörde yaşanan bu olaylar bana umut veriyor. Sık sık görüştüğüm blog yazarı dostlarımın da bu internet televizyonu işine girecek olmasından da ayrı bir mutluluk duyuyorum. Umarım yeni açılan bu yolda herkes amacına ulaşabilir..

Oray Eğin'e Bel Altı Atışlar..

Oray Eğin Akşam Gazetesi'ni elime alınca ilk olarak Serdar Akinan'ı okurdum. Gerçi son zamanlarda pek sık yazmadığı için ve malum sebeplerden artık okumuyorum, okuyamıyorum. Serdar Akinan'ın sonrasında ise Oray Eğin geliyordu sıralamada, şimdi ise Oray Eğin birinciliği almış gibi görünüyor.

Oray Eğin'i kitlelerin tanıması bir televizyon programı vesilesiyle oldu. "Şarkı Söylemek Lazım" adlı bir yarışma programında jüri üyeliği yapmış ve toplumun pek de sempatisini kazanamamıştı. Oysaki Oray Eğin, o programdakinden çok daha fazla bir kişilik. Özellikle, gazteciliği adam gibi yapma telaşında bir insan! İşte bu telaşı yüzünden, doğru düzgün gazetecilik yapma arzusu yüzünden bugün ateş altında Oray Eğin..

Türkiye'deki cemaatçi yapılanma ve AKP hakkında yazdığı yazılar birilerinin hoşuna gitmemiş olacak ki malum camia şimdi de Oray Eğin'i hedef seçmiş kendine. Hemen her gün, yazılı olsun görsel olsun her türlü medya organında Oray Eğin'i karalamaya çalışıyorlar. Oray Eğin'in tek suçu ise Türkiye'deki cemaatçi yapılanmayı ve AKP'nin hayıra vesile olmayan icraatlarini gözler önüne sermesi! O malum camianın demokrasi anlayışı işte bu kadar! Kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yazmayan bir kalem bulunca; 32 kısım tekmili birden saldırıyorlar.

Lost 5.Sezon İzlenimleri..

lost Dünyayı kasıp kavuran Lost çılgınlığı dizinin 5. sezonunda da süreceğe benziyor. Türk medyası pek görmese de dizinin 5. sezon bölümleri hakkında pek çok detay uluslararası medyaya servis ediliyor. Servis edilen bilgilere bakınca 5. sezonun da en azından önceki sezonlar kadar aksiyon ve görsellik dolu olacağını söyleyebilirim..

Öncelikle 5. sezonun genel içeriğini belirtmek gerekiyor. 5. sozunun ana konusu adadan kurtulan isimlerin neden adaya tekrar dönmek zorunda oldukları üzerine inşa ediliyor. Sanırım adaya dönüş ve tekrar adada yaşam için 6. sezonu bekleyeceğiz. 5. sezonun öne çıkan isimlerinin Charlotte ve Daniel olacağı sanılıyor.

Ayrıca çok şaşırtıcı bir şekilde hem kahraman doktorumuz Jack'in hem de Claire'in babası olduğunu öğrendiğimiz Christian Shephard bu bölümün en önemli isimlerinden birisi ve daha da öncemlisi neden bu kadar önemli olduğu bu sezonda açığa çıkacak. Claire demişken, şunu da belirteyim; Claire'ın 5. sezon içerisinde olmama durumu söz konusu. 6. sezonda kendisini göreceğiz.

Benim esas adamım John Lock'un ölümünün (Ki ben hala ölmemesi gerektiğine inanıyorum, nasıl ölür John Lock?!) ardındaki perde, onun adada "sıradaki lider" yapılması ile ilişkilendirilerek aralanacak. Lock'un neden öldüğü açığa kavuşacak.. 17 bölüm olması planlanan dizinin bu sezonunda da esrarengiz "Blacksmoke"a bir açıklık getirilmeyecek. 

Tüm bunlar servis edildiğine göre kısa zaman sonra Lost'un 5. sezonu piyasada olacaktır. Fazla ciddiye almadan çerez tadında izlemenizi öneriyor ve iyi seyirler diliyorum..

Prof. Yalçın Küçük Merak Edilen Soruların Yanıtlarını Verdi..

Teke Tek Dün haberleştirdiğim üzere Prof. Yalçın Küçük, Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın konuğu oldu. Program içerisinde Yalçın Küçük hakkında merak edilen pek soru cevap buldu. Öncelikle Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan ile olan ilişkisi netlik kazandı. Bu ilişkinin nedenleri ve sonuçları masaya yatırıldı. Bu noktada Yalçın Küçük'ün şu açıklamaları dikkat çekti: "Ben Abdullah Öcalan ile görüştüm, onu Türkist yaptım, Kemalist yaptım. Onu Kemalist, Türkist yaptığım için Barzani medyası hergün bana saldırıyor."

Programın diğer konuğu olan Yeni Şafak Gazetesi yazarı, Fikri Akyüz dün yazımda belirttiğim kaygıların ne kadar haklı olduğunu ortaya koydu. Dün, "Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.." yazmıştım. Ardından Fikri Akyüz'ün programdaki şu açıklamaları geldi "Biz ilkokul, lise kitparlarından böyle öğrendik." Fikri Akyüz, tarih bilgisinin ilkokul, lise seviyesinde olduğunu ortaya koydu böylece. Bunun ve benzeri bilgi eksikliklerinin üzerine Yalçın Küçük'ün Fatih Altaylı'ya dönüp şunları söylemesi beni gülmekten kırıp geçirdi: "Ben buraya ders vermeye gelmedim. Bu çocuğa ders verdirmeyin bana.."

Yalcin_Kucuk1 Programda Yalçın Hoca'nın şu sözleri de ayrıca dikkate değerdi, bunları ilerleyen zamanlarda detaylarıyla incelemeyi umut ediyorum: "Ben yazarım, çok az okurum.", "Bugün hakim olan bir grup bu işi (PKK) bitirmek istemiyor.", "O bölgenin (Türkiye'nin doğusu.) bizden ayrılmasını istiyorlar.", "Darbenin başı Hilmi (Özkök) Paşadır.", "Musul'u almazsan, Diyarbakır'ı verirsin.", "Türkiye büyümezse küçülür.", "Ben Kemalizm'den aşağı düşmem!", "Bugün 1918 şartları var, hepimiz Kemalistiz.", "Yaşar (Büyükanıt) Paşa Hazretlerini içerideki iki arkadaşını ziyaret etmelidir.", "Ergenekon davası Bürüksel'de, Kudüs'te pişirilmiştir.", "AKP'ye açılan kapatma davası millidir.", "Hilmi Özkök yargılanacaktır!"..

Programı kaçırdıysanız, mutlaka telafi etmenizi öneriyorum. Fikri Akyüz adlı şahsın her türlü gereksiz soru ve muhabbetleri dışında oldukça yararlı bir program oldu. Fatih Altaylı'nın blogunda yakın zamanda program tekrar yayınlanacaktır, arada bir göz atarsanız izleyebilirsiniz.

Prof. Yalçın Küçük, Bu Gece Teke Tek'te..

Yalçın Küçük1 Prof. Yalçın Küçük, hemen her alanda kendinden söz ettiren ciddi bir isim. Politik, edebi veya bilimsel çalışmaları pek çok kişinin ve özellikle de ordu mensubu insanların ilgisini çekiyor. Fikirleri, bu ülkenin en etkin isimlerince tartışılıyor ve yorumlanıyor.

Son zamanlarda yaptığı çalışmalarla ulusalcı kitlelerin ufkunu açtı Yalçın Küçük, pek çok platformda bir sosyalist olmasına karşsın ulusalcılğı ve hatta Türk milliyetçiliğini savundu. Birileri bundan çok rahatsız olmuş olacak ki, Yalçın Küçük'ün geçmişine dair arştırmalar yapılmaya ve Yalçın Küçük yıpratılmaya başladı. Samanyolu Televizyonu'nun öncülük ettiği ve malum çevrenin ilgilendiği bu gelişmeler sonrasında pek çok okuyucum bana Yalçın Küçük'ü sormaya başladı. Burada onun adına cevap vermem, elbette hoş olmayacaktır. Bu sebepten, cevap arayan okurlarım bu gece 23:30'da Kanal 1 ekranlarında yayınlanacak olan Fatih Altaylı ile Teke Tek programını izleyebilirler. Programda Sayın Küçük'e bu soruların da yöneltileceğini ve uygun şekilde cevaplandırılacağını sanıyorum..

Not: Programda Prof. Yalçın Küçük'le birlikte Yeni Şafak yazarı Fikri Akyüz de konuk olacakmış. Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.. Fatih Altaylı ya sadece Yalçın Küçük'ü konuk etseydi ya da karşısına illa birilerini oturtacaksa Yalçın Küçük kalitesinde bir adam bulsaydı..

Serdar Akinan'a Bi Haller Olmuş?

Serdar Akinan Akşam gazetesinin sevilen yazarı, SKY Türk'ün genel yayın yönetmeni Serdar Akinan.. En son Nihat Genç ile yaptığı Ne Var Ne Yok adlı yorum programı ve Kan Uykusu adlı çalışmasıyla kendinen bolca söz ettirdi. Televizyon programlarına, fomat değişiklikleri de olsa SKY Türk ekranlarında hala devam ediyor.

Kendisi, düzenli olarak takip ettiğim ve düşüncelerini ciddiye aldığım bir isim. Zaman, onu ciddiye almam gerektiğini gösterdi. Akşam gazetesini elime alır almaz, ilk olarak o gün onun da yazıp yazmadığına bakıyorum. Yazdıysa, gazeteyi okumaya onun köşesinden başlıyorum. Bugüne kendisiyle hemen hemen hep aynı tarafta hissettim kendimi, fikirlerini ve teorilerini genellikle mantıklı ve geçerli gördüm. Herşey böyle devam ederken, Serdar Akinan Akşam'daki köşesine "Elimdeki belge ve bilgileri değerlendirmek, yenilerini edinmek ve doğru tespitler için çalışmak" benzeri bir amaçla ara verdi. Bu sebepten uzunca bir süre, yaklaşık olarak bir ay, okuyamadım Serdar Akinan'ı..

Sonra birgün Akinan'ın yazmaya tekrar başladığını öğrendim ve haliyle Akşam almaya yeniden başladım. Yalnız bu sefer bir gariplik vardı, Serdar Akinan eski Serdar Akinan değildi. AKP noktasındaki tahlilleri geçmişe nazaran çok farklılaşmış, Recep Tayyip Erdoğan'ı en milliyetçi parti başkanı olarak lanse etmeye başlamıştı. Şaşırdım, aslında şaşkınlığım hala sürüyor. Serdar Akinan acaba o bir aylık sürede neler gördü de böylesine bir değişim içerisine girdi, merak ediyorum. Umarım birgün bunu açıklar ve ben de bu meraktan kurtulurum..

Gündem Mühendisliği..

medya Türkçe'ye bir armağan benden; Gündem Mühendisliği! Sanırım ilk ben kullanıyorum bu tamlamayı, bu sebepten açıklaması da bana düşüyor..

Bugüne kadar pek çok kez duyduk toplum mühendislerini, topluma yön verme çabasındaki insanları. Bugün ise toplum mühendislerinin yerini gündem mühendisleri alıyor, en azından sayısal olarak artış gösteriyor gündem mühendisleri. Gündem yaratıyorlar; istediklerini yazdırıp, istediklerini konuşturuyorlar.. Bunu böyle yazacaksın ya da bu konuda böyle konuşacaksın demiyorlar ama yazılacak veya konuşulacak konuları kendileri belirliyorlar..

Tüm bunları direkt olarak yapmıyor, dolaylı olarak gündemi istedikleri sulara çekiyorlar. Medya içinde de varlar ama sadece belirli bir çevrede etkinler. Durup bir düşününce gündem mühendislerinin varlığını görmek çok da zor değil.. Sadece düşünmek gerekiyor, geride kalan günleri, ayları, yılları.. Türkiye'de en son ne zaman bir icraat yapıldığını hatırlıyor musunuz? Türkiye'de en son ne zaman taş üstüne taş konulduğunu hatırlıyor musunuz? Türkiye'de yaklaşık bir iki yıldan beri en ufak bir icraat yok, sadece sunni gündemler var. İlk olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi tüm gündemimizi oluşturdu, ardından türbanlı öğrencilerin üniversitelere sokulma çabaları, ardından AKP'nin kapatılması hakkındaki dava ve şimdi de Ergenekon..

Bu liste böyle uzayıp gidecek, çünkü bundan hükümetler de muhalifler de kendince kazanımlar elde ediyor. Atalarımız lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini iddia etseler de bugün lafla bırakın peynir gemisini koca bir Türkiye yürütülüyor.. Halk kendi sorunlarından yabancılaşmış ve başkalarının dertleriyle gerilmekte, işte bu bir mühendislik harikası.. Batının mühendisleri uzaya beş on astronot çıkmakla övüne dursun, bizim mühendislerimiz koca bir yetmiş milyonu bulutların üzerine, hayaller dünyasına çıkartıyor?! Başarı mıdır bu? Başarıdır elbet, adamlar işini tam yapıyor..

TRT Kürtçe Yayına Başlar: TRT Kürdi

TRT Logo TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT'nin bir kanalının sadece Kürtçe ve Farsça yayınlara ayrılması ile ilgili çalışmaların başladığını açıklamış. Hal böyle olunca da yurdum insanı konu hakkında tartışmalar yapmaya, teoriler üretmeye başlamış. Ağırlık kazanan iki görüş var; birisi bunun AB'ye verilen tavizlerden birisi olduğunu, bir diğeri de bunun kardeşliğe yapılmış bir katkı olduğunu savunuyor..

TRT'nin Kürtçe yayın yapmasını ben biraz Diyanet İşleri Başkanlığı'na benzetiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, halk dinini başkalarından öğrenip de rejim muhalifi olmasın amacıyla var. TRT'nin Kürtçe yayınları da bu amaç doğrultusunda yapılacak, Kürtler birşeyleri başkalarından öğrenmeyip de rejim muhalifi olmasınlar diye.. Bu oldukça yerinde bir karar, çünkü Kürtlerin ROJ ve benzeri ideolojik yayınların dışında pek de alternatifleri yok. Bu noktada yapılan çalışma bir alternatif olacaktır.

Konu hakkında göz önüne alınması gereken birşey de nasıl (Kürtçe) konuşulacağından ziyade nelerin konuşulacağı olmalı. ROJ TV ve benzerlerinin programlarıyla rekabet edecek programlar yapılmalı. Bu noktada resmi bir kanal, resmi söylemleri olan bir kanalın çerçevesi çok da geniş olamayacak. Diyorum ki Türkiye tarafında, özel bir kanal çok daha başarılı olabilir..

Yön Değişikliğinin İtirafı..

Teke Tek Fatih Altaylı geçtiğimiz Cuma günü Fatih Altaylı ile Teke Tek adlı blogunda "Yön Değişikliğinin İtirafı.." başlıklı kısa bir yazı kaleme almış:

5 yıl önce, Brüksel’de hepimiz Başbakan Erdoğan’a destek verirken Türkiye’nin yönü Avrupa Birliği idi. Oraya girecek, onlardan olacak, onların kriterleri ile yaşayacaktık. Başbakan Erdoğan öyle diyordu. Dün ise aynı Başbakan Erdoğan, Arap yatırımcılara seslenirken “Aynı yöne bakıyoruz, aynı yöne gidiyoruz” dedi. Bu bir yön değişikliğinin, bir bakış değişikliğinin açık, somut, net itirafıdır. 5 yıl önce Batı’ya bakarken, bugün artık Güneydoğumuza baktığımızın en yetkili ağızdan söylenmesidir.

Sayın Altaylı, AKP'nin yön değişikliğinin itirafını yapan Başbakan Tayyip Erdoğan'dan bahsediyor. Kendisi de farkında olmadan basının değişen yönünü itiraf etmiş yazısında. Bugün gelinen noktada AKP, Arap coğrafyasına bakarken; medyanın ağır topları hala Avrupa'ya bakıyor.. Medya artık Avrupa yönünde bir AKP görmediği için, iç politikada AKP'ye bakan yönünü değiştiriyor.. Medya, günümüz noktasında ne AKP'ye ne de AKP'nin Arap coğrafyasına bakıyor.. Bu farklı bakış açısı da güncel politiğimizi oluşturuyor, AKP'yi de tamir olunmayacak derecede yıpratıyor.. Medya, Avrupa'ya birlikte bakacak güçlü bir partner arıyor. AKP dışında bir partner..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.