| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

6 "melih gökçek" etiketi kullanan gönderi "melih gökçek" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul'da Yolunu Bulabilir Mi?

Kemal Kılıçdaroğlu AKP yerel seçim hazırlıklarını beklediğim performansla sürdürmüyor ya da sürdüremiyor. Örneğin Adana'da Aytaç Durak gibi bir ismi kaybetti. Bursa'da ise Hikmet Şahin'in kaybedildiğini düşünüyorum. Diğer illerdeki performansını tam olarak analiz edecek durumda değilim ama en azından Türkiye'nin ilk beş şehrinden ikisinde hatalar yaptığını söyleyebilirim..

Diğer üç şehre gelirsek, İzmir'de zaten AKP'ye pek şans atfedilmiyor. İzmir yine CHP'nin olacağa benziyor. Ankara'da ise AKP olmasa bile Melih Gökçek iyi bir performans sergiliyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarında Karayalçın'dan önde gittiği gözleniyor.. İstanbul da da şu an için durum Ankara'dan farksız, yani AKP önde gidiyor.

İstanbul ve Ankara'da halkın düşüncelerini değiştirebilecek iki güçlü isim var ve bu değişim için önümüzdeki süreç yeterli. Bu noktada Karayalçın'ın ve Kılıçdaroğlu'nun büyük bir sorumluluk aldığını düşünüyorum. Bu büyük sorumluluktan olsagerek Kemal Kılıçdaroğlu, şimdiden seçim çalışmalarına başladı. Hem de kendisinden hiç beklemediğim bir performans ile..

Neler mi yaptı? AKP ne dediyse, bunun doğru olmadığını gösterdi. Ve bunu yaparken de kendini beğenmiş bir vizyonla değil, bir halk çocuğu olarak karşımıza çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisinden korkmuş olacak ki, "Kılıçdaroğlu'nu İstanbul'a bırakın yolunu bulamaz." dedi. Kılıçdaroğlu'ndan hemen bunun cevabı geldi: "Ben istanbul'a yolumu bulmaya (rant sağlamaya) değil hizmet yapmaya geliyorum." Sonrasında ise Başbakan Erdoğan, İstanbul'da çamur kalmadı açıklaması yaptı. Kılıçdaroğlu'nun buna da cevabı gecikmedi, bir gün sonrasında gazetelerin kapaklarını Kılıçdaroğlu'nun paçasına kadar çamura bulanmış İstanbul fotoğrafları süsledi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, ilerleyen süreçte daha iyilerini de göreceğiz..

Bu noktada İstanbul ve Ankara'da seçim yarışının sonu ne olur, açıkçası şimdiden öngörmek pek mümkün değil. Ama sonuç her ne olursa olsun bu seçim sürecinin diğerlerinden zevkli geçeceği muhakkak..

Melih Güreşe Doymaz..

Melih Gökçek Kemal Kılıçdaroğlu ile Melih Gökçek arasındaki düellonun galibi tartışıladursun, ben burada düellonun galibini açıklıyorum. Çok açık bir şekilde, bu düellonun galibi Kemal Kılıçdaroğu'dur. Melih Gökçek kaybetmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu savcılık görevini en iyi şekilde yerine getirmiş ve yargıç koltuğunda oturan halk, sanık koltuğundaki Melih Gökçek'i haksız bulmuştur. Bunu, yapılan anketler çok net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Anketleri, tüm izlenimlerimi geçiyorum; Melih Gökçek'in hal ve tavırları bile beni haklı çıkartıyor. Melih Gökçek'in program sonrası yaptığı açıklamaya bir baksanıza. Ne diyor Gökçek? "Beni kumpasa getirdiler. Kılıçdaroğlu ile tekrar bir televizyon kanalında tartışmak istiyorum."

Anadoluda yaygın bir söz vardır, bilirsiniz: "Yenilen pehlivan güreşe doymazmış." diye.. Anlaşılan, Melih Gökçek'in ruh hali yenilen pehlivandan çok da farklı değil. Yenilen Melih, güreşe doymak bilmiyor.. Oysa yapması gereken tek birşey var, tüm yaşananlar üzerine bir bardak soğuk su içmek

Ankara'nın "Gaz"ına Bak, Gözlerimin Yaşına Bak..

Gaz Yurdum insanı ard arda gelen zamlarla bunalmışken utanılası belgeler düştü yurdum gündemine. Öğrendik ki yurdum insanından peşin olarak aldığı doğal gaz bedelini BOTAŞ'a ödemeyip kendi işlerinde kullanan güzide bir belediyemiz varmış. Hem de bu belediye Anadolu'nun kıyıda köşede kalmış, giden gelmez bir yerleşimde de değilmiş. Ta yurdumun orta yerinde, yurdumun başkentinin belediyesiymiş bu belediye.

24 saat aralıksız tebessüm eden Melih Gökçek'in başkanlığını yaptığı Ankara Büyükşehir Belediyesi eldindeki parayı BOTAŞ'a vermiyormuş. İşte bu sebepten, yani alamadığı borçları yüzünden, BOTAŞ yurdum insanının azıcık aşına da göz koymak durumunda kaldı. %25'lik zam bu halka kışın soğuklarda don demektir. Yazıktır, günahtır. Bu zihniyet(sizlik) artık yurduma yakışmamaktadır.

Eymir Halka Açılsın, Ama Nasıl?

Eymir Gölü Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ODTÜ Rektörlüğü arasında uzunca bir süredir Eymir kavgası yaşanıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ODTÜ'nün elinde olan Eymir'in belediyece alınması için çabalıyor. ODTÜ ise Eymir'i vermek noktasında pek bir hevesli görünmüyor.

Tartışmalar da bu aşamada alevleniyor. Melih Gökçek, ODTÜ'yü şehrin merkezindeki bir gölü halka yasaklamakla suçluyor. ODTÜ ise Melih Gökçek'in gizli bir ajandası olduğunu söylüyor ve Eymir'in çevresinin üst gelir grubuna hitap edecek göktelenlerle betonlaştırılacağını iddia ediyor. Burada oluşacak rantın da Melih Gökçek'in cebine gidebileceği ayrıca ima ediliyor.

Bence her iki iddia da anlamsız ve daha önemlisi gereksiz. Yapılması gereken uygulama belli. ODTÜ sembolik bir ücret karşılığı Eymir'i ve çevresini Ankara Büyükşehir Belediyesine 50 vaya 100 yıllığına kiraya verecek. Kiraya verirken de şartlarını ortaya koyan bir kontrat oluşturacak. Bu şartar arasında Eymir'in çevresinin imara açılmaması ya da görün doğal yapısının bozulmaması gibi şartlar da yer alacak. Sonrasında her iki kurum da bu kontratın altına imzasını atacak..

Sonra ne mi olacak? Sonrasında Ankara gibi susuz bir şehirde, halk şehrin ortasında olmasına rağmen yasaklanmış su kaynaklarına kavuşabilecek. Eymir halka açılacak, kimsenin özeli olamayacak.. Ve tüm bunlar olurken kimsenin cebine de tek kuruş haksız kazanç giremeyecek, kazanan o ya da bu değil Ankara halkı olacak..

Ankara'nın Suyuna Bak..

Su1 Geçen yaz, Ankara'da su kesintileri yaşanırken bizim evin suyu bir türlü kesilmek bilmedi. Önceleri anlam veremedik, nedendir diye de sormadık kendimize? Yalnız zaman geçmesine rağmen su hala kesilmeyince merak ettik. Ailecek kısa bir araştırmaya giriştik. Sonrasında ise evin Cumhurbaşkanlığı Konutu'yla aynı şebekeden su aldığını öğrendik.

Bunları neden anlatıyorum? Çünkü, dün gece evin musluğundan akan su öylesine iğrenç kokuyor ve öylesine sarıydı ki dişlerimi fırçalayamadım. İğrenç birşeydi ve benim evimin musluğundan akıyordu. Aklıma ilk Melih Gökçek geldi, Ankara'nın suyu temiz diye televizyonların karşısına çıktığı o gün geldi.. Ankara'nın dört bir tarafına astırdığı "Ankara'nın Suyu Temiz" afişleri geldi.. Ve kendi kendime, içimden şunları geçirdim: E be Melih Gökçek, madem benden utanman çekinmen yok bari bu ülkenin Cumhurbaşkanı'ndan utan biraz.. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın yüzünü öylesine sarı ve kokulu bir suyla yıkattığın için utan biraz.. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na dişlerini kokan bir suyla yıkattığın için utan biraz..

Ankara Modern Bir Şehirmiş!?

kaldırı Ankara'yı tanımadan, sokaklarını arşınlamadan anlaşılmayacak bir önerme: Ankara modern bir şehirdir! Ben maalesef Ankara'yı tanıma ve sokaklarını arşınlama fiilini işledim. Sonuç olarak tüm şişirilmişliğine rağmen Ankara'nın hiç de modern bir şehir olmadığını, Türkiye'nin başkenti sıfatını taşıyamadığını üzülerek gördüm. Ankara'nın modern bir şehir olma yolunda daha uzun seneler yürümesi, bu şehri yönetenlerin şehircilik nedir öğrenmeleri lazım...

Ankara'nın en önem verilen bölgesinde, Çankaya, yaşamama rağmen bu şehire oldum olası alışamadım. Kusurun bende olduğunu da sanmıyorum: misal Tandoğan Meydanı'ndan çıkarsınız, Kızılay'a kadar bir tane çöp kovası göremezsiniz. Ortalığı pislik götürür. Kaldırımlar ya bozktur ya da çöp doludur. İğrenirsiniz, kokar! Ardından Kızılayda Karanfil Sokak'a girersiniz, burada da çöp kutusu falan yoktur, etraf restoranların çöplükleri veya çöplüklerinden geriye kalan pisliklerle doludur. Ki Karanfil sokak yayınevlerinin ve kültür merkezlerinin yoğun olduğu bir bölgedir. Buna rağmen nedense kimse bu iğrenç kokuyu, pisliği iplemez!? Susar bir Kızılay turu atarsınız, ama ne mümkün? Ankara'da yürüyecek kaldırım bulmak ne mümkün? Andezit'in ne pis bir taş olduğunu, ya da andezitin kaldırımlarda kullanılmaması gerektiğini en iyi Ankara'da anlarsınız. Zaten kaldırımlardan andezit fışkırmaktadır, üç tanesi kaldırımda kalmışsa bir tanesi mutlaka sökülmüş ve ayağınızın çarpmasını bekliyordur. Kaldırımların büyük oranı kırık ve döküktür! Ayağınızdaki ağrı zamanla başınıza doğru, sinirle kayar. Ankara'nın taşına bak'ı hatırlar, insanların gözlerinde yaş ararsınız. Şaka değil bu kaldırımlar adamı ağlatır, bir de kadınsanız ve ayağınızda topluklu ayakkabı varsa ananızın gözlerinden de yaşlar süzülür. ))

Bir Kızılay turu attıktan sonra metroya binmek, eve dönmek istersiniz. Ulustaki patlamadan sonra konulması akla gelen güvenlik görevlileri üstünkörü çantanızı arar. Her nedense vücudunuza plastik patlayıcı sarabileceğiniz akıllarına gelmez, üstünüz kalabalıktan olsa gerek aranmaz!? Metrodan çıkar evin yolunu tutarsınız...

Yazın sıcağını atmak, serinlemek için musluğun karşısında alırsınız soluğu. Musluğu çevirirsiniz, çevirirsiniz ve tekrar çevirirsiniz. Amanın o da ne? Birşey akmıyor bundan. Hatırlarsınız birilerinin modern diye yutturmaya çalıştığı koca bir şehirde su olmadığını!!! Küfredersiniz, suyla buluşamayan lavabo tükrüğünüzü kucaklar...

Bunun üzerine gider gazeteyi açar ve "Ankara Modern Bir Şehir" manşetini görürsünüz, gülersiniz. En iyi ihtimalle oturur bu satırları kaleme alırsınız.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.