Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

12 tane "mhp" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"mhp" tagli diger ogeler resimler , videolar

Gündem Mühendisliği..

medya Türkçe'ye bir armağan benden; Gündem Mühendisliği! Sanırım ilk ben kullanıyorum bu tamlamayı, bu sebepten açıklaması da bana düşüyor..

Bugüne kadar pek çok kez duyduk toplum mühendislerini, topluma yön verme çabasındaki insanları. Bugün ise toplum mühendislerinin yerini gündem mühendisleri alıyor, en azından sayısal olarak artış gösteriyor gündem mühendisleri. Gündem yaratıyorlar; istediklerini yazdırıp, istediklerini konuşturuyorlar.. Bunu böyle yazacaksın ya da bu konuda böyle konuşacaksın demiyorlar ama yazılacak veya konuşulacak konuları kendileri belirliyorlar..

Tüm bunları direkt olarak yapmıyor, dolaylı olarak gündemi istedikleri sulara çekiyorlar. Medya içinde de varlar ama sadece belirli bir çevrede etkinler. Durup bir düşününce gündem mühendislerinin varlığını görmek çok da zor değil.. Sadece düşünmek gerekiyor, geride kalan günleri, ayları, yılları.. Türkiye'de en son ne zaman bir icraat yapıldığını hatırlıyor musunuz? Türkiye'de en son ne zaman taş üstüne taş konulduğunu hatırlıyor musunuz? Türkiye'de yaklaşık bir iki yıldan beri en ufak bir icraat yok, sadece sunni gündemler var. İlk olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi tüm gündemimizi oluşturdu, ardından türbanlı öğrencilerin üniversitelere sokulma çabaları, ardından AKP'nin kapatılması hakkındaki dava ve şimdi de Ergenekon..

Bu liste böyle uzayıp gidecek, çünkü bundan hükümetler de muhalifler de kendince kazanımlar elde ediyor. Atalarımız lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini iddia etseler de bugün lafla bırakın peynir gemisini koca bir Türkiye yürütülüyor.. Halk kendi sorunlarından yabancılaşmış ve başkalarının dertleriyle gerilmekte, işte bu bir mühendislik harikası.. Batının mühendisleri uzaya beş on astronot çıkmakla övüne dursun, bizim mühendislerimiz koca bir yetmiş milyonu bulutların üzerine, hayaller dünyasına çıkartıyor?! Başarı mıdır bu? Başarıdır elbet, adamlar işini tam yapıyor..

Cumhuriyet Meydanı, Meydan Cumhuriyetçiliği..

Ankara Tandoğan Meydanı Cumhur kökünden türeme Cumhuriyet'in temelini "cumhur" yani halk oluşturur. Bu sebepten halksız bir Cumhuriyet söz konusu olamaz. Gelin görün ki olabiliyor, halk kitleler halinde statikleştirilebiliyor. Cumhuriyetin en önemli dinamiği olan halk, durağan kitleler haline dönüştürülüyor..

Bugün Türkiye'de halkın yarısından fazlasının oyunu alamamış ama kendisini halkın tek partisi olarak gören bir iktidar var. Bu partinin, AKP'nin bu noktada ne kadar haklı ya da haksız olduğu çeşitli boyutlarıyla ele alınabilir. Ben olaya meydan demokrasisi noktasında bakacağım.. Türkiye'nin meydanlarından AKP'nin ve geçmişteki iktidarların demokratlığını değerlendireceğim..

Halkın yönetimi olan Cumhuriyette, halkın tepkisi göstereceği araç mitinglerdir. Halk olaylara karşı destek ya da muhalefetini meydanlarda birleşerek hep bir ağızdan bağırarak gösterir. Bu noktada da meydanlar gereklidir; alabildiğine uzun, alabildiğine geniş meydanlar.. Bizim halkın partisi olmak iddasında çok partimiz oldu ama alabildiğine geniş meydanlarımız hiçbir zaman olmadı. Her iktidar halkın iktidarı olduğunu söyledi ama yurdum insanına toplanabileceği adam akıllı bir meydan inşa etmedi..

Daha geçen yıl gördük, Tandoğan'daki sıkışıklığı.. Bir başkentte, Ankara'da insanlar bir araya gelemediler.. Sığamadılar o bir avuç Tandoğan meydancığına.. Milyonlar caddelerde, sokaklarda sıkıştılar; Tandoğan'a mitinge geldiler ama pek çoğu kalabalıktan ve yer darlığından Tandoğan'a ayak bile basamadı.. Ankara'da halk için, halkın sesini duymak için adam akıllı bir meydan yapmadıktan sonra hiçkimse halkın iktidarı olduğunu söylemesin! Gülerler adama..

İktisadi Konjonktür Devresi ve Türkiye

Ekonomi Dünya genelinde hemen her ekonomik sistemin ve tüm bu sistemlerin bileşkesi olan global ekonominin çeşitli karakteristikleri mevcut. Çeşitli zaman aralıklarında refah ve bunalım dönemleri yaşanmakta. Üç ila on yıl süren her periyot (Konjonktür devresi.), kriz dönemlerinden başlayarak (Mesela 2001 Krizi.) dip, canlanma, doruk ve gerileme olmak üzere, dört aşamadan oluşmakta. Bu devre günümüz ekonomisini oluşturuyor, 21. yüzyılda hemen her ekonomi üç ila on yıllık periyotlarda refah ve bunalım arasında inişler, çıkışlar yaşıyor..

Bizler de bu periotlardan birisini yaşıyoruz. DSP-MHP-ANAVATAN koalisyonunu hükümetten düşüren 2001 ekonomik krizindan (Periot içerisindeki "dip" bölge.) bugüne periodu tamamlamış görünüyoruz. Periotun dibe vurma, canlamla ve doruk noktasına çıkma aşamalarını yaşadı Türkiye ekonmisi. Geriye ise periyodu tamamlayacak son aşama kaldı: gerileme ve dibe vurma.. Bugün Türkiye'de yaşanan ekonomik bunalımın sebebi, iktisatçıların "konjonktür devresi" dedikleri bu periyotlar sistemi. Türkiye, global ekonomide olduğu gibi "gerileme" aşamasında ve bu noktada Türkiye ekonomisi oldukça güçsüz bir profil sergiliyor.

AKP hükümeti sırasında dünya ekonomik sisteminin bir sonucu olan canlanma ve doruk ekonomi seviyesine ulaşma aşamalarını geride bıraktık. Bugüne kadar yaşanan tüm refah konjonktür devresi dolayısıyla idi. Bugün de konjonktür devresi sonucu ekonomimizde "gerileme" yaşanıyor. AKP hükümetinin ekonomi politikaları ne kadar başarılı ya da ne kadar başarısız; işte şimdi bunu görme zamanımız geldi. Durgun denizlerde kaptanlık yapma rahatlığı artık çok gerilerde kaldı, ekonomi dalgalı denizlere doğru seyrediyor. Bize de AKP'nin bu dalgalı denizde ekonomiye nasıl kaptanlık yapacağını izlemek düşüyor..

Umutlu muyum? Değilim. AKP global ekonominin kendisine en büyük lütfu olan canlanma ve doruk seviyeye ulaşma aşamalarında yeteri kadar başarı sergileyemedi. Geride kalan yıllara bakınca, insanın aklına özelleştirme adı altında yabancılara satılan Türkiye'nin en karlı kamu kurumları geliyor. Tüm dünya gelişip, karlılığını arttırırken; biz kar getiren kamu iktisadi teşebbüslerimizi elden çıkardık. AKP ekonominin en rahat zamanında, ekonomimizi güçlendirmek yerine sadece günü kurtarma telaşına düştü. Dünümüzü kurtardı ama yarınımızı feda etti. Yarın artık çok yakınımızda, hem de korkutacak kadar yakınımızda. Ekonomimizde "gerileme" yaşanıyor ve bilim gerileme sonundaki aşamayı bize söylüyor: dibe vurma.. O aşamada umarım AKP işini kotarır?!

AKP Dükkanı Kapatıyor..

Recep Tayyip Erdoğan Bugün, bunu sadece ben söylemiyorum; her gün okuduğumuz gazeteler, her gün izlediğimiz televizyon programlarında haykırılıyor. Bu bir gerçek. Evet, AKP dükkanı kapatıyor.. Bunu o ünlü köşe yazarları yazmadan, o çok izlenen programlar yayınlamadan tam üç ay önce "Ve Ufukta Belirir: Bir Devrin Sonu!" başlıklı yazımda sizlerle paylaşmıştım..

Bugün gelinen noktada kendimden çok daha emin bir şekilde söylüyorum: Artık AKP bitmiştir. AKP'yi halk bitirmiştir. Daha doğrusu AKP halkın gözünde kendisini bitirmiştir. Bunu nasıl mı görüyorum? Bunu şuradan görüyorum: İktidarının en güçlü zamanlarında muhalafet yayınlarına gülüp geçen, halkın bu muhalif yayınları ciddiye almayacağını düşünen AKP bugün o kadar soğuk kanlı davranamıyor. ATV'yi devşiriyor, Sabah'ı devşiriyor, Kanal Türk'ü devşiriyor; muhalif isimleri birer birer susturuyor: Yalçın Küçük susturuluyor, Nihat Genç susturuluyor, Banu Avar Susturuluyor, Erhan Göksel susturuluyor.. Tüm bunları yapıyor, çünkü AKP, halkın artık kendisine olan inancının sarısıldığını biliyor. AKP'ye inanmayan halk ise muhaliflere inanıyor..

Tarih de beni haklı çıkartıyor; çünkü tarihte güç kaybeden her iktidar muhalefete savaş açıyor.

Osman Durmuş Hiç Durmuyor..

Osman Durmuşş Osman Durmuş, Türkiye'nin marka isimlerinden bir tanesi. DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin MHP'li sağlık bakanlığını da üstlenmiş bir hekim kendisi. Yaptığı açıklama ve yorumlarla pek çok kez eleştirilerin odağına oturtulan bir isim Osman Durmuş..

Bugün de kendisinin çok da sıradan olmayan açıklamalarını okuyoruz gazetelerde. Durmuş, Türkiye'de 72 milyon insanın yaşadığını ve kene tarafından ısırılan insan sayısının sadece 250, kene ısırığı nedeniyle yaşanan ölüm sayısının ise 30-35 civarında olduğunu söylemiş. Kopartılan yaygaranın da küresel sermaye tarafından yaratıldığını, küresel sermayenin bu yaygara sonucu 1 milyar YTL ilaç sattığını da sözlerine eklemiş Sayın Durmuş.. Açıklaması üzerine fazla bir yorum yapmaya gerek yok; matematik, akıl ve fikir Osman Durmuş'u fazlasıyla haklı çıkartıyor..

Osman Durmuş demişken geçmişe de bir göz atmadan geçmemeli.. Kanser hastası Oktar Babuna için yapılan kampanyada toplanan ve ABD'ye yollanan kanlar ile Türklerin gen haritasının çıkarılacağını iddia eden Durmuş, bunu engellemeye çalıştı. O günlerde acımasızca ve bir kanser hastasının hayatını karartmakla suçlanan Durmuş'un iddiaları büyük oranda haklı çıktı. Olan büyük olanda yurdum insanının kanına oldu..

Durmuş'u zamanında benim de aklımın erdiğince eleştirdiğim bir diğer açıklaması da deprem sırasında gelmişti. O zamanlar Sağlık Bakanı olan Durmuş, "Yabancılara tek bir hasta bile veremem." diyerek ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait yüzer bir hastanede tek bir vatandaşımızı tedavi ettirmemiş, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisini üç gün süreyle gümrükte tutturmuştu. Dış ülkelerden gelen doktorları, bu ülkede işsiz doktor var diyerek reddetmişti.. Bugün gelinen noktada bir uluslararsı ilişkiler öğrencisi olarak Sayın Durmuş'un nasıl da haklı olduğunu, bazı Batılı güçlerin nasıl da afetleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanabildiklerini görüyorum.

Tansu Çiller Siyasete Geri Mi Dönüyor?

Tansu Çiller Doğru Yol Partisi'nin 3 Kasım seçimlerinde aldığı "kıl payı" yenilgi ardından parti genel başkanlığını Mehmet Ağar'a teslim eden Tansu Çiller politik hayata tekrar dönme sinyalleri veriyor. Mehmet Ağar'ın ardından parti genel başlanlık koltuğuna oturan ve Tansu Çiller'e yakınlığıyla bilinen Süleyman Soylu'nun koltuğu önümüzdeki süreçte Tansu Çiller'e bırakması bekleniyor.

Tüm bunlar gösteriyor ki Türk politik hayatında önümüzdeki süreçte merkez sağ kuvvetlenecek ve bu da merkez dışı partilerden oldukça oy çalacak. Tansu Çiller'li güçlü bir Demokrat Parti özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oylarını hırpalar. Mecliste bir DP olması aynen MHP'nin yaptığı gibi AKP'nin manevra alanını kısıtlar. Devlet Bahçeli örneğinde olduğu gibi faydacı politikalar izlenirse halka da seçecek alternatifler sunulmuş olacaktır.

Tansu Çiller'in icraatları noktasında pek bilgi sahibi değilim, buna karşın kendisinin rejimle kavgalı birisi olmadığını düşünüyorum. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne de laik yapısına da kuvvet katacak bir lider olacaktır kendisi. Nitekim PKK terörü karşısında en büyük atılımları yapan ve şehit ailelerine en fazla destek sağlayan başbakan olma özelliğini taşıyor Tansu Çiller. Zaman ne gösterir bilinmez ama ben Tansu Çiller'in aktif politika içerisinde Türkiye'ye yararlı olabileceğine inanıyorum. Bekliyelim, görelim..

Kamer Genç'e Kalkan Eller..

Kamer Genç Bundan üç dört ay öncesinde Kamer Genç Muhalefeti başlığında bir yazı kaleme almış ve Kamer Genç'in politika üretmekte ve muhalefette ne kadar başarılı olduğunu yazmıştım. Bugün gelinen noktada yazdıklarımda ne kadar da haklı olduğumu, üzücü bir olay vesilesiyle de olsa hep beraber görüyoruz. AKP'li vekiller bir önceki mecliste muhalefetsizliğe öylesine alışmış olacaklar ki bugün gelinen noktada kendilerine muhalif hemen her sesi susturmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ellerinden gelen şeyler o kadar basit ve bayağı ki, meclis çatısı altına hiç ama hiç yakışmıyor! Bakıyorlar ki Kamer Genç, kendileri gibi emir-komuta adamı değil; sus deyince susmuyor. Bunun üzerine susturmak için saldırıyorlar, evet yanlış duymadınız: saldırıyorlar!

Merak ettiğim şey, CHP'li ve MHP'li vekillerin araya girmemesi durumunda AKP'li vekillerin neler yapacağı? Acaba Kamer Genc'i milletinin temsilciliğini yapıyor diye linç mi edeceklerdi?! AKP'li, söz konusu, vekiller bir utanca imza atmış ve bu insanların imza attıkları utancı tasvip eden Tayyip Erdoğan da bu utanca ortak olmuştur!

Yaşananlar Kamer Genç'i pek de korkutacak çap ve boyutta değil, ne mutlu ki? Tunceli dağlarında politika yapan ve daha önemlisi bunu başarıyla uzunca yıllar sürdüren bir isimi el kaldırarak korkutamazsınız! Nietzsche'nin de dediği gibi "Öldürmeyen her darbe, beni daha güçlü kılar!". Ey AKP, Kamer Genç'e el kaldırdığın andan bugüne Kamer Genç artık daha güçlü bir muhalif!

60 Adet Atatürk Barajını Çöpe Atmak

atatürk_barajı Türkiye dış borçlarla döndürülen bir ülke halini aldı. Bunun sorumluluğunu bugüne kadar gelen her hükümet aldığı dış borçlar oranınca paylaşıyor. Bu ülkeyi ekonomik olarak dışa bağımlı hale getiren zihniyet maalesef hala iktidarda ve yurdum insanının emeği bu politikalarla sömürülüyor. Türkiye sömürgeleştiriliyor!

Bugün gelinen noktada aldığımız borçları, borç alarak ödemeye çalışıyoruz. Bu noktada da yüksek faizlerle karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz bir hal alıyor. Dünyanın genel olarak rahatladığı ekonomik sürecin sonlarına gelindiği şu günlerde Türkiye'de artık birileri halka hesap vermeli. Sadece 2003'ün başından 2007 yılına kadar olan süreçte Türkiye 184.000.000.000 $ faiz ödemiş bulunuyor. Bu para resmen çöpe atılıyor, bu paranın asıl sahipleri ise yurdum insanı! Halkımın parasını birilerinin çöpe atmaya hakkı yok! Yüz seksen dört milyar dolar demek, haklı bir şekilde övündüğümüz Atatürk Barajından 60 tane daha yapabilmek demek! Kimsenin yanlış ekonomi politikalarıyla böylesine büyük bir değeri cebimizden aşırmaya hakkı yok! Daha doğrusu yok-tu?!

Kamer Genç Muhalefeti..

kamer_genç Kimi isimler vardır, hayatınızın her döneminde adını duyarsınız. Her zaman gündemdedirler ve her zaman birşeylerin savaşını veriyorlardır. Bu isimlerden birisi Kamer Genç. Kaç yıllarıydı tam hatırlamıyorum ama renkli kişiliğiyle daha çocukluk günlerimde yer etti hayatımda. Zamanında o kadar da ciddi bir isim olarak algılamazdım kendisini, sadece bir "doğasever" sanıyordum. Oysa gelinen noktada kendisinin yaptıklarını ciddiye alıyor ve özellikle takdir ediyorum. Muhalefet nasıl yapılır, bir insanın sesi nasıl tüm yurtta yankılanır ve bir insan nasıl tek başına direnebilir onca karşıt insana karşı.. İşte tüm bunları gösteriyor Kamer Genç..

Tunceli halkından bunca yıldır aldığı destekten midir, bilmiyorum: Kendisine oldukça güveniyor ve emin adımlarla ilerliyor. Muhalefet nasıl yapılırmış, meclis kürsüsü nasıl işgal edilirmiş gösteriyor yurdum politikacılarına. Genel başkan lütfuyla listeye ve ardından meclise alınan genel başkan vekillerine karşı millet vekilliği yapıyor kendisi. Tebrik ediyorum Kamer Genç'i ve odatv'nin kendisi için kullandığı güzel başlığı paylaşıyorum: Bu ülkede iki muhalefet var; biri hava muhalefeti, diğeri Kamer Genç muhalefeti!

Baş Örtüsü Mevzusu Üzerine Bir İki Söz..

kadın Çok gereksiz ve uzamış bir mevzu olarak görüyorum ama yazmadan da edemedim. Ne o tarafa ne de diğer tarafa birşeyler yazacağım, benim yazacaklarım yurdum kadınına. Ey yurdum kadını, nasıl oluyor da olup bitenden dolayı kendinden utanmıyorsun!? Verilen şu fotoğrafı nasıl oluyor da beynin algılayamıyor, yoksa sen gerçekten eksik misin?! Erkekler oturmuşlar nasıl kapanacağına veya nasıl açılacağına karar veriyorlar, sen evinde oturmuş bekliyorsun. Hayatta bu kadar edilgen olmak böylesine hoşuna gidiyorsa, evet erkeler karşısında eksiksin, eksiksin ve yine eksiksin! Bu mudur, en azından bugün görünen budur!

AKP'li ve MHP'li hukukçular oturmuşlar bir kenarda seni kapatabilmek için çabalıyor, karşıda CHP'li ve resmi hukukçular oturmuşlar seni açmak için. Aralarında bir tek kadın yok, aralarında sen yoksun! Utanmıyor musun gerçekten, daha "adam" gibi bir kadın örgütü kuramadığın için, benim de söyleyeceklerim var diyemediğin için utanmıyor musun? Utanmalısın, hem de kendinden!

CNN Headline News -
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.