İnsan blog yazmaya bir ay önce başlayınca öyle herşeye vakıf olamıyor. Zamanla öğreniliyor bu blog aleminin rajonunu :) Bu gün de bana kısmet oldu, yeni birşey öğrendim ve sizlerle paylaşmak istedim. Mevzumuz "Bloglararası mimleme"; nedir ne değildir kısaca, öğrenebildiğim kadarıyla sizlere anlatayim: Bir blog yazarı blogunda herhangi bir konu hakkında anketvari bir yazı kaleme alır ve bu anketvari yazıyı tanış olduğu blogcu dostlarına paslar. Dostaları da imkanları ve dostlukları dahilinde bu pası gole çevirmeye çalışır ve sözkonusu ankete katılır. Sonra kendisi de bir başka dostuna veya dostlarına paslar ve bu furya saadet zinciri misali uzayıp gider...
Şu an içinde bulunduğumuz furyanın adı "Dandik Teknolojilerim". Hayatta kullanıp da dandikliğini görme şerefine eriştiğimiz teknolojileri burada paylaşmamız gerekiyor ve ben de hatırımda kalanları aşağıda sıralıyorum:
Dizüstü Bilgisayar: Eğer birşey dizlerinizin üzerinde düşmeden durabiliyor ve o şeyin adı "Dizüstü Bilgisayar"sa onu dizlerinizin üzerinde veya kucağınızda kullanmak için alırsınız. Ben de onun için aldım dizüstü bilgisayarımı ama gel gör ki zavallım dizlerimle tanışma şerefine iki yıldır eremedi. Nedeni ise çok basit: Dizüst bilgisayarı dizlerinizin üzerine veya kucağınıza aldığınız vakit altındaki tüm havalandırma çıkışları kapanıyor ve makina inanılmaz ısınıyor. Bu noktada makinaya acıyor ve mecburen masa üzerinde kullanmak durumunda kalıyorsunuz. Bunun dışında daha da önemlisi bilgisayar dizlerinizin üzerinde büyük bir işlev kaybına uğruyor, işlevsizleşiyor adeta.
Portatif Kitap Okuma Lambası: Bu zatı şaheneyle tanışmam da Dost kitapevinde oldu, aaa ne de güzelmiş dedim ve aldım. Eve gelip ambalajını açtığım vakit pek de güzel olmadığını anlayacaktım. Öncelikle çok güzel düşünülmüş birşeymiş gibi gelse de işlevsellik bakımından çok zayıf bu portarif kitap okuma lambaları. Sayfalara tutturuyorsunuz ve her sayfa çevirişinizde ya kayıyor, ya yanlış bir tarafa fırlıyor. Bu bakımdan okuma hızınızı büyük ölçüde yavaşlattığı gibi insanı da sinirleriyle başbaşa bırakıyor. Eğer okuduğunuz kitabın yazarına acıcık bir saygınız varsa bu dandik tekonojiye para vermeyin. Verirseniz de alın evinizde sergilemek için büfeye koyun...
Gelgelelim işin teşekkür ve paslama kısmına. Öncelikle Doğancan Ülker'e, http://www.dogancanulker.com , bana bu pası attığı için teşekkürlerimi sunuyorum. Pası kime atacağım noktasında ise kararsızım, şu an için hakkımı saklı tutmak kaydıyla işi zamana bırakıyorum...
Not: Son yazımı Akdeniz'in meltemine karşı yazacaktım ama mimleme furyasına girme şerefine nail olduğum için Mersin yollarına düşmeden yazmak istedim. Ayrıca "Akdeniz Yazıları"nı video haline getirmeye karar verdim, geldiğimde Okan Yüksel TV yayınlarıyla karşınıza çıkabilirim :)