Mustafa Kemal (Anadolu'da) Başarılı Oldu Mu?
Mustafa Kemal'in Anadolu'ya çıkması ve Anadolu halklarıyla, emperyalist güçlere karşı Türklük savaşı vermesi günümüzde bir tartışma konusu haline getirildi. Birileri Mustafa Kemal'in İstanbul'da padişah kulu olarak kalmasının daha doğru olacağı gibi çok yanlış ve mantıksal tutarsızlıklar içeren bir düşünceye kapılmış. Ayrı bir grup ise Mustafa Kemal'in eseri olan Türkiye Cumhuriyeti'nin başarısız olduğunu, daha doğmadan öldüğünü iddia ediyor. Onlara göre Cumhuriyet'in kazanımları bir incir kabuğunu doldurmaktan bile aciz!
Peki, haklılar mı? Cumhuriyetin Anadolu'ya sundukları, gerçekten de, bir incir kabuğunu bile dolduramıyor mu? Ben bu düşüncedekileri balık beyinli atfediyorum. Çünkü bu gürühun en önemli özelliği balık hafızaları: yani bir geçmişlerinin olmaması. Benim ve benim gibi düşünen insanların bir geçmişi var. Anadolu'nun dününü de bugününü de okuyor, biliyoruz. Onların eksik oldukları nokta bu; okumuyor ve bilmiyorlar. Ben ise siz okurlarıma ve o malum şahsiyetlere büyük şair Ahmet Haşim'in kaleminden çıkma, 1919 tarihli bir mektup sunuyorum. Sanıyorum bu mektup Cumhuriyet öncesini ve sonrasını en net şekilde ortaya koymaya yeterli olacaktır. Umarım birileri böylelikle Cumhuriyet'in sunduğu nimetlere, en azından, şükrederler! İşte Ahmet Haşim'in Manisa Mebusu Refik Şevket İnce'ye yazdığı mektup:
"Ankara'da, Almanya İmparatorluğunun Anadolu hastalıklarını tetkik etmek üzere gönderdiği bir heyet-i tıbbiyenin bazı büyük rütbeli erkanıyla görüştüm... anlamışlar ki Anadolu Türklerinin karınları kurtlarla yüklü ve karınları bu kurtların salgıladığı parazitler ile dolu bulunuyor. Cinsi, yakın bir yok olma ile tehdit eden bu halin sebebi nedir, bilir misin? Gıda, beslenme eksikliği... Her ne kadar garip görünse de Anadolu Türkleri bugün ekmek imalinden bile habersizlerdir. Yedikleri mayasız bir yufkadır ki, aslen ne olduğunu yiyenlerin midesine bir sormalı!.. Nakil vasıtaları olan kağnı hiç şüphe yok ki taş devri keşfi ve aletidir. Kağını bir araba değil, fakat hayvana yapışıp onun kanını ve canını emen bir canavardır! Evlerine gelince, onlar da öyle: Duvarlar, yontulmamış alelade taşların, çalı çırpının, leylek yuvasında olduğu gibi gelişigüzel dizilmesinden hasıl olmuştur... Anadolu, külliyen temizlikten mahrumdur. Anadolu baştan başa frengilidir. Anadoluluların güzelliği de bozulmuştur. Bir köy, bir kasaba veya bir şehrin kalabalığına bakılırsa, heyet-i umumiyede o kadal topal ve topalların o kadar çeşidi, o kadar cüce, o kadar kambur, kör ve çolak görülür ki insan kendini dışbükey bir camla dışarı bakıyorum zanneder."
Anadolu'nın dünü budur, en azında okuduklarımız bunu söylüyor. İşte bugün üstünde yaşadığımız, en güzel vatan atfettiğimiz Anadolu'nun hali 1919'da böyleydi. Dünle bugünü farklı kılan tek şey ise Mustafa Kemal'in eseri olan Cumhuriyet. Bizi o günlerden bugüne Cumhuriyet taşıdı ve hala bunu göremeyenler ya çok saflar ya da salak!













