| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

4 "mutluluk" etiketi kullanan gönderi "mutluluk" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Hayatla Oynamak ya da Hayatı Bir Oyunmuşcasına Yaşamak

Oyun Çocukken çok oynardım, genellikle bahçede lojmandaki ya da sitedeki arkadaşlarıma birşeyler yapardım. Evde ise en sevdiğim oyuncak Legolarımdı. Legolarımla yapmadığım herhangi birşey kalmdı, örneğin motoru olan bir inşaat vinci bile yapabilmiştim. İşin güzel tarafı bu vinç yük alıp, bir başka yere hem de yükseklik farkı da olan bir yere bu yükü bırakabiliyordu.

Oyun oynarken mutlu ve daha da önemlisi başarılıydım. İstediğim her ne ise elimdeki lego parçacıklarını birleştirip var edebiliyor ve daha da önemlisi bunu yaparken mutlu olabiliyordum. Bugünlerde de hayata dair istediğim ne varsa var edebiliyorum ama bir eksikle. O günlerdeki kadar mutlu olamıyorum!

Bu noktada daha başarılı ve mutlu bir hayat için hayatla oynamak veya  hayatı bir oyunmuşcasına yaşamak gerektiğine karar verdim. Bakalım böylece daha mutlu ve başarılı olabilecek miyim?

Erasmus, Evlilik ve Tabi Delilik!

evlilik Vizeler yavaş yavaş ağırlığını hissettirmeye başladı. Okumalar, not çıkartmalar; birinci, ikinci ve tabii ki üçüncü genel tekrarlar Çalışmalar böylesine yoğun sürüp giderken blog için de çeşitli notlar çıkarttım. Bunları zamanla, bu platformda paylaşmayı düşünüyorum.

Örneğin bugün mevzuumuz evlilik ve tabii ki delilik! Lafı, evlilik deliliktir demeye getirmiyorum. Erasmus böyle söylüyor: "Deli olmazsa, kimse bir başkasıyla evlenmez." Haklı mı, bilmiyorum. Evlilik deneyimi olmamış bir üniversite öğrencisi olarak Erasmus'un pek de haklı olduğunu sanmıyorum. Ama dediğim gibi bu bir deneyim meselesi. Herkesin eşinden memnun olduğunu sanmak safça, insanların bir ve hatta pek çoğu eşinden memnun değil! Bu çeşitli eserlerin ithafından bile okunabiliyor, mesela Francis Hacklett bir eserini eşine şu şekilde ithaf ediyor: "Bu esere karşı gösterdiği ilgisizlik bana sürekli bir üzüntü olan karıma..."

Bunların dışında bir kadınla (veya erkekle) her anımı paylaşmak, en azından benim için, katlanılabilecek bir durum gibi görünmüyor. İnsanın doğası gereği yalnız yaşaması gerektiğine inanıyorum, aksi halde mutlu olamayacağına inanıyorum.

Zaman ne gösterir bilemiyorum ama umarım bir gün gelir ve bu satırların hatalı olduğunu yazmamı gerektirecek bir insanla tanışabilirim. Zor bir ihtimal ama imkansız değil..

Bulutların Üstünden Bıraktım Ben Kendimi...

süzülmek Bulutların üstünden bırakmak kendini... Metrelerce yüksekten, süzülmek kara toprağa doğru...

Rüzgarın yüzünüze çarpması ve her geçen saniye mutlak sona daha hızlı yaklaşmak...

Nasıl ölmek isterdin deseler? Cevabım hazır: Bulutların üstünden bırakarak kendimi!

Yağmurlu bir sonbahar sabahı, güneş fazlasıyla soğumuş Bursa'yı ısıtma uğraşı içindeyken; bulutların üstünden bırakmak kendimi!

Neden insan ölümünü tasarlamaz ki? Neden bu kadar uzaklardadır ki ölüm? Aslında yanıbaşımızda olduğunu neden göremeyiz ve neden nasıl öleceğimize kendimiz karar verebilecekken ecelin kapımızı çalmasını bekleriz? İnsan ölümünü tasarlayacak kadar üstün bir yaratık sonuçta...

Mesela ben, birgün ölmeye karar verirsem; önce güzel bir duş alırdım... Annemin hayatım boyunca "başını kurutmadan dışarı çıkma" demesine inat sırıl sıklam bedenimle atlarım metrelerce yüksekte seyretmekte olan bir uçaktan...

Ama şimdi, yaşamak zamanıdır dostlar! Ölmeye henüz karar verecek kadar akıllı veya aptal değilim! Şimdi yaşamak zamanı, zevk almak, mutlu olmak zamanı...

Yine Mimlenmişiz, Mevzu Mutluluk

mutluluk Efendim gün geçtikçe mimlenmeye devam ediyoruz, artık yavaş yavaş şu blog dünyasında da varlığımızı göstermeye başladık yani. Sağolsunlar dostlar bizleri unutmuyorlar ve bol bol mimliyorlar. Pek çoğuna cevap veremesek de konu mutluluk olunca hemen işe koyulduk. Ne de olsa mutluluk hakkında bizim de yazacağımız bir iki satır var...

İlk olarak şunu belirteyim: insanın tam olarak mutlu olamayacağına inanan bir insanım. Ya da bunun böyle olması gerektiğine inanıyorum, mutlu insandan pek birşey olacağını sanmıyorum. Hayatta tüm kazanımlarımı büyük acıların ardından elde etmemin böyle düşünmemde etkisi elbet büyük. Bu sebepten Gazozz dostumun mutluluğun resmi mimine mutlu bir insan değil de, mutlu bir hayvan ile eşlik ediyorum.

Bu noktada mutluluk karşıtı bir tutum sergilediğim yargsının çıkartılmasını istemem. Elbette her insan mutlu olmayı hak eder ve bu uğurda elinden geleni yapar. Ancak, tarih ve bugün göz önüne alındığı taktirde mutlu olmak için pek az seebimiz olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Şu kavonoz dipli dünyada gülmektense ağlamak daha insanca. Birileri bol bol gülüyorlar zaten, mutlu insan kontenjanı fazlasıyla dolmuş vaziyette. Ben de ağlayan kontenjanına kaydımı yaptırıyorum ve Irak'a düşen her bombada, açlıktan yiğtip giden her canda gözlerimi yaşlarla meşk ettiriyorum. Böylelikle insanlığın namusunu bir nebze olsun kurtardığıma inanıyorum. Bu sebeptendir ki herkesi ağlamaya davet ediyor, insanın ağladığı zaman daha insan olduğuna inanıyorum...

Lafı ve felsefeyi uzatmadan biz mim dalgamıza geri dönelim. Adet yerini bulsun, ben de bu mimi Doğancan Ülker'e ve Pasaj Blog'a paslayayim. Bakalım onlar mutluluğun resmini veya benim gibi fotoğrafını sizlere sunacaklar mı? Bekleyelim, görelim...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.