| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

69 "okan yüksel" etiketi kullanan gönderi (sayfa 3)"okan yüksel" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Okan Bayülgen, Ne Oldu Sana?

Okan Bayülgen Daha bir ay öncesinde Disko Kralı'nı eleştirmiş ve programın Okan Bayülgen'e yakışmadığını yazmıştım. (Bkz: Okan Bayülgen ve Disko Kralı) Bugün gelinen noktada, görüyorum ki böyle düşünen tek kişi ben değilim. Sabah Gazetesi'nde televizyon eleştirileri yapan Yüksel Aytuğ da Okan Bayülgen'in disko kralındaki performansını eleştirmiş köşesinde. Aytuğ şöyle başlamış yazısına: "'Ne oldu sana Okan?' dedirten hatalar ve gaflar zincirinin hangi birini sayayım?" Sonrasında ise gözüne çarpan hataları ve gafları sıralamış Aytuğ. (Bkz: Ne Oldu Sana Okan Bayülgen? )

Okan Bayülgen'in artık ciddi ciddi kendisini ve programını yenilemeyi düşünmesi gerekiyor. Aksi halde hep birlikte Disko Kralı'nı değil ama bir kariyerin sonunu izlemek durumunda kalacağız. Ki bu hepimiz için üzücü olacağa benziyor

Doğruyu bulmak..

Zaman zaman hayata dair farkındalıklarımı da paylaşmaya çalışıyorum bu satırlarda. Bugün de öyle bir zaman, hayata dair bir iki satır karalamak istiyorum. Meselemiz doğruyu bulmak, bunu daha da somutlaştırırsak, meselemiz doğru yolu bulmak..

Bugüne kadar doğrunun sadece zeki ve çok çok bilgili insanlar tarafından bulunabileceğine inanıyordum. Özellikle çocukluk dönemimde, dönemin verdiği saflık ve temizlikle, bilgi edindikçe ahlaklı olunacağına ve doğru yolda yürüneceğine inanıyordum. Bugün gelinen noktada hayatın o kadar basit ve insanların da o kadar iyi olmadıklarını çok iyi biliyorum! Doğruyu bulmak, ne bilgiyle ne de zekayla alakalı birşey.. Doğruyu bulmak zeka ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunu!

Avrupa'da 68 Öğrenci Hareketleri

Okan Yüksell Kasım ayının sonlarına doğru, Uludağ Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu'nun organize ettiği Aydınlanma Günleri'nde "Avrupa'da 68 Öğrenci Hareketleri" konulu bir sunum yaptım. Sunum içerisinde Avrupa'da gelişen öğrenci hareketlerini bilimsel bir metodoloji izleyerek dinleyicilere sundum. Bu noktada sunumumu fotoğraflar ve hazırladığım kısa bir belgeselle de renklendirmeye çalıştım.*

Sunum için, haliyle 68 kuşağı üzerine bolca okumalar yaptım. Avrupa'da olup bitenler noktasında Türkçe kaynak bulmak olabildiğince zor. Buna rağmen gerek tarzanca çevirilerim ve bir iki kaynak aracılığıyla olabildiğince bilgiye ulaştım. İnsan 68 kuşağını gördüğü zaman, kendisinin genç olup olmadığı noktasında derin bir kuşku duyuyor. Onlar istedikleri, talep ettikleri bir yaşamın kavgasını verirlerken; bizler mevcut olanı fazlasıyla kabullenmişiz. Belki onlar da istedikleri yaşamı elde edememişler ama en azından o yaşam için mücadele etmişler. Bizler ise alternatif bir yaşamın olabilirliğinin bile farkına varamıyoruz, ne yazık!

Aşağıda da paylaştığım foto belgeselim için fotoğraf taraması yaparken kendi kendime sordum, acaba onlarda olup da bizde olmayan ne vardı? Kendine güven mi yoksa cesaret mi, ya da başka birşeyler mi? Bugün önlerinde hatalarına ve günahlarına rağmen saygıyla eğiliyorum. Hiçbirimiz onlar kadar olamadık!

* O gün, kendimce birşeye karar verdim: Ben karşımda bir kişi varken rahat konuşamazken, kaşımda ondan fazla kişi olunca rahatlıyorum. Aynı şey yazmak noktasında da böyle, bir kişiye özel bir ileti yazarken birçok hata yaparken onlarca kişiye yazdığım bir iletiyi hiç zorlanmadan, kusursuz bir biçimde yazabiliyorum.

Hayatı Dolu Dolu Yaşamak...

Şu son günlerde hayatı dolu dolu yaşıyorum. Hemen hemen her dakikamda ne yapmam gerektiğini biliyorum. Bunun başlıca sebebi, pek tabii sınavların bir hayli yaklaşması ve üzerimdeki onca sorumluluk. Çalışmaktan ve hayatımın dolu dolu geçmesinden memnun oluyorum. Nedendir bilmiyorum ama çalışmak, hoşlandığım şeyler üzerine çalışmak beni çok mutlu kılıyor. Bu tadı aldım, artık bundan sonra çalışmanın peşini bırakacağımı sanmıyorum.. Bu noktada hayatımda da büyük değişimler yaşanacağa benziyor. Bu değişimler doğal olarak bloga da yansıyacak.. Değişim çok uzağım(ız)da değil..

II. Bursa Blog Yazarları Buluşması..

000_0724000_0722100_6380100_6363
100_6371 000_0746000_0725000_0745

II. Bursa Blog Yazarları Buluşması en sonunda gerçekleştirildi. Otuza yakın katılımcının, konusunda uzman yazar ve öğretim üyelerinin de katılımıyla renklenen buluşma bir dahaki sefere tekrar buluşmak üzere sona erdirildi. İşte buluşmadan fotoğraflar..

II. Bursa Blog Yazarları Buluşması Hakkında Bilgilendirme..

Önümüzdeki Cumartesi günü, 18 Ekim 2008, Bursa'da KültürPark Ender Aile Çay Bahçesi'nde saat 11:30'da yine hep beraber güzel bir buluşmaya imza atacağız. İstanbul, Ankara, İzmir, Çanakkale ve tabii ki Bursa'dan gelecek blog (yazar/okur)larıyla hasret giderecek, dünümüzü, bugünümüzü ve elbette yarınımızı masaya yatıracağız. Bu güzellik içerisinde sizin olmamanız bizim için çok üzücü olacaktır, bu sebepten sizleri de aramızda görmek istiyoruz.

Şu an itibariyle elli kişiye yakın bir katılımcı sayısını hedefliyoruz.  Konferanslar ve söyleşiler ise ayrıca ekstralarımız. Uludağ Üniversitesi'nden katılacak akademisyenlerle, alanımızda bir ilki gerçekleştireceğiz. Doç Dr. Kamuran Reçber, bizlere "İnternette Hukuk" konulu bir konferans verecek. Ayrıca Prof. Dr. Tayyar Arı ve Dr. Ferhat Pirinçci ile görüşmelerimiz sürüyor.

Sözün özü, biz bu Cumartesi Kültür Park'ın o mükemmel doğasında sizleri bekliyor olacağız. Siz olmadan eksik, sizsiz olmadan tatsız olsun istemiyoruz bu güzel gün. İşte bu sebepten sakın ola alternatif birşeyler düşünmeyin

II. Bursa Blog Yazarları Buluşması

Bursa Blog Yazarları Buluşması Ve beklenen güne yaklaşıyoruz. II. Bursa Blog Yazarları Buluşması Ekim ayı içerisinde, büyük ihtimalle 18 Ekim 2008 Cumartesi günü yapılacak. Organizasyon birincisinin aksine ulusal boyutta organize edilmeye çalışılacak. 18 Ekim'e kadar sizlere organizasyon ile ilgili gelişmeleri, hazırladığımız süprizlere dair tüyoları burada paylaşacağım..

Şu an için sponsor arayışımız sürüyor. Sponsorların sağlayacağı finansman ile Türkiye'de pek çok ilki gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Herşeyi ilerleyen süreçte teker teker paylaşacağım. Ama bugün, hemen herşey çok taze iken sadece şunu belirtmekle yetineceğim: "Bu buluşmada Türkiye'de pek çok ilke imza atacak!"

Kampüsten Haberler..

Sonunda Bursa'dayım ve hatta üniversite kampüsünde.. Kütüphanenin altındaki bilgi işlem odasından yazıyorum bu satırları. Bursa sandığımdan da güzel karşıladı beni. Oysaki meteroloji Bursa'nın yağışlı olduğunu bildirmişti.. Hava günlük güneşlik ve baharın tüm güzelliklerini içerisinde barındırıyor.

İlk ders güzel geçti. Sırada ise mesleki bir ders var: bakalım o nasıl geçecek? Eve henüz bir internet bağlantısı getiremediğim için üniversiteden bildirmeye devam edeceğim..

Oğuz Atay, Selim ve Tutunamayanlar..

Tutunamayanlar Pek adetim değildir ama bugün size kendi satırlarımı sunmayacağım. En azından bir seferlik yazma ve paylaşma hakkımı Oğuz Atay'a bırakacağım. Sizlere Tutunamayanlar'dan satırlar sunacağım..

"Selim'in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarını pek bilmezdi. Oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaktır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. Gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. Ölüm bile onların adını duyurmaya yemeyecektir. Herkesin mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını otlar bürüyecektir. Mezarları bir kenarda kalmasa bile, büyük ve muhteşem anıtların arasında sıkışıp kaybolacaktır. Cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir. Ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan kalkacaklardır... Hayattan çıkarı olmayanların hayatı, çıkmaza sürüklenecektir.."

"Alem Buysa Kral Benim!"

buthan Arabesk müziğin ve tabii ki çok değerli şahsiyet Mahsun Kırmızıgül'ün kültür hayatımıza bir armağanı: "Alem Buysa Kral Benim!"

Aslında, biraz düşününce bu sözü söyleyen şahsiyetlerin kral ya da kraliçe olma potansiyelin pek olmadığını görüyoruz. Çünkü sonuç itibariyle bu yargı güçsüzlüğü ifade ediyor. Aleme boyun eğmeyi ve kendini yitirmeyi akla getiriyor. Alemin kralı olmak için kişiliğini yok etmek, yani yok olmak demek "Alem buysa kral benim!"

Bu sebepten, diyorum ki sakın ola böyle modlara girmeyin; kendinizi bu kadar edilgen ve küçük konumlara düşürmeyin! Hele bir de kral olduğunuzu sanıp da bu kadar küçülürseniz; aklı selim insanların ağzında sakız olusunuz. Millet arkanızdan katıla katıla güler. Benden söylemesi..

Alem her ne halt olursa olsun, siz siz olun..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.