| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

9 "okan" etiketi kullanan gönderi "okan" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Bilmem Kaçıncı Dalga..

Oldum olası periyodik şeyleri içgüdüsel olarak saymaya başlarım. Örneğin karayollarının kenarlarında yer alan kırmızı uyarı levhalarını, yolun ortasındaki çizgileri veya yoldan gelip geçen belediye otobüslerini..

Bu alışkanlığım sadece yolculuklarla da sınırlı kalmaz, yaz aylarında da deniz kenarına gider dalgaları sayarım.. Özellikle geceleri güzel olur bu, sessiz bir ortamda dalgaların periyodik sesi.. Çakılların yuvarlanması. Bir, iki, üç, dört.. diye başlarım saymaya. Dalgalar geldikçe ben de devam ederim beş, altı, yedi.. Ama nedense on, on bir demeye fırsat kalmadan sıkılır bırakırım saymayı. Ergenekon da işte bu hesap; sıktı artık milleti..

Yeni Bir Hayat, Gerisi Bayat..

Hayat oldukça durağan olmaya başladı, yeniye dair hemen hiçbir şey yok hayatımda. Herşey monotonlaştı, geride kalan beş aylık süreçte kendime çok ama çok az şey kattım. Ama buna bir son vereceğim! Kendimi yeniden inşa edeceğim. Pek tabi ki, tüm bunlar "ha" deyince olmayacak ama bu süreç sonrasında dönüp geriye baktığım zaman birşeylerin değiştiğini göreceğim.

Hayatımda çok şeyi değiştirmek istiyorum, bunca zamandır alt yapısını oluşturduğum tüm değişiklikleri hayatıma yansıtmamın zamanı geldi. Artık yeni bir Okan, yeni bir ben olacak.. Bunun tüm hayatıma, dosta düşmana ve tabi ki bloguma da yansımaları olacak. Bunca zamandır bloguma gösteremediğim ilgiyi bu süreçle beraber olabildiğince göstereceğim.

Sözün özü, bugünden sonra karşınıza farklı bir Okan, farklı bir blog ile çıkmaya çalışacağım. Umarım kısa zamanda uzun yollar kat edebilirim, edebiliriz..

Teşekkürler Okan Bayülgen!

Okan Bayülgen Uzun zamandır Okan Bayülgen'in Disko Kralı'ndaki performansını eleştiriyor ve birşeylerin değişmesi gerektiğini yazıyordum. Zamanla Yüksel Aytuğ ve birçok televizyon eleştirmeni de bu doğrultda yazılar kaleme aldılar. Bugün gelinen noktada Okan Bayülgen'in ve Disko Kralı'nın değişimini, mutlulukla izliyorum..

Evet, işte şimdi oldu Okan Bayülgen! Disko kralının son iki bölümü sana da Kanal D'ye de fazlasıyla yakıştı. Baştan sonra, heyecan ve zevkle izledim her iki bölümü de. Özellikle doksanlı yılların konu alındığı geçen haftaki bölüm bir harikaydı.

Tüm bu yaşadıklarım bana gösterdi ki, insanların onlarca yıl bir işin zirvesinde kalmasının bir nedeni var: Eleştirileri ciddiye almak ve gereğini yapmak. Yenilikse yenilik, değişiklikse değişiklik.. Okan Bayülgen, işte bunun farklında olduğu için bunca yıldır zirvede.

Okan Bayülgen, Ne Oldu Sana?

Okan Bayülgen Daha bir ay öncesinde Disko Kralı'nı eleştirmiş ve programın Okan Bayülgen'e yakışmadığını yazmıştım. (Bkz: Okan Bayülgen ve Disko Kralı) Bugün gelinen noktada, görüyorum ki böyle düşünen tek kişi ben değilim. Sabah Gazetesi'nde televizyon eleştirileri yapan Yüksel Aytuğ da Okan Bayülgen'in disko kralındaki performansını eleştirmiş köşesinde. Aytuğ şöyle başlamış yazısına: "'Ne oldu sana Okan?' dedirten hatalar ve gaflar zincirinin hangi birini sayayım?" Sonrasında ise gözüne çarpan hataları ve gafları sıralamış Aytuğ. (Bkz: Ne Oldu Sana Okan Bayülgen? )

Okan Bayülgen'in artık ciddi ciddi kendisini ve programını yenilemeyi düşünmesi gerekiyor. Aksi halde hep birlikte Disko Kralı'nı değil ama bir kariyerin sonunu izlemek durumunda kalacağız. Ki bu hepimiz için üzücü olacağa benziyor

Ve Ankara..

Sonunda bilgisayarımın başına geçebildim. Bir haftayı aşkın süredir Bursa yollarını arşınladım, onca işi hallettim.. Şu an hissettiğim şey ise fazlaca bir yorgunluk

Posta kutumda yüzlerce posta birikmiş, hepsini zamanla cevaplamaya çalışacağım. Ayrıca blogumla da artık daha fazla ilgileneceğim. Özlemişim yazmayı Gündemden uzak kalsam da gazetelerin arşivlerini tekrar bir gözden geçirerek eksikliklerimi gidereceğim. Özellikle yurdum insanına yanlış kılavuzluk eden şu Deniz Feneri'nin üzerine yoğunlaşacağım. Bu tür organizasyonlar yüzünden İslam'ın nasıl kötü durumlara düşürüldüğü üzerinde uzun uzun duracağım..

Yalnız şimdi dinlenmem gerekiyor. Ne kadar yol yaptım, inanın ben bile bilmiyorum.. Belki akşama, belki de yarın görüşmek üzere..

Tarih Yazmak? Masal Yazmak?

Oxford İnsanlar inanıyorlar; insanlar duydukları, okudukları hemen herşeye sorgusuz sualsiz inanıyorlar. Çünkü daha düşünmeye, idrak etmeye başlamadan anlatılıyor çocuklara masallar.. Çocuklar kendileri için yazılmış olana, büyükler ise daha bir dikkatle kaleme alınmış masallara inanıyorlar..

Tarih.. Kimilerine göre değişmez gerçekler sunar, kimilerine göre ise sadece bir masaldan ibarettir o ciltlerce anlatılmış tarih.. İnanmak ya da inanmamak insana ait bir karardır ama genellikle insanlar bu kararı verecek yeterlilikte olamazlar. Ne veriliyorsa genellikle ve sadece onu alır insan.. Hal böyleyken tarihi eleştirmek bir avuç insana düşüyor. Onlar eleştiriyorlar, alabildiğine..

Ne gariptir, İngiliz dilinde "tarih"e "history" denilmesi? İlginçliği nerede bunun, diyorsanız; açayim kelimeyi: hi-story.. "hi" yüksek anlamında, "story" ise bildiğiniz öykü ya da masal.. Yüksek bir masaldan ibaret olabilir mi tarih? Daha açık bir şekilde sorayim; bir masaldan ibaret olabilir mi tarih?

Tamamen olacağını iddia etmek güç.. Yaşanmış, kayıtlara geçmiş onca belge varken bunu idda etmek gülünç olur. Ama şunu da söylemek gerekiyor, her tarih içinde olabildiğince masal barındırıyor.. İnsanlar büyüseler bile hala masallarla endoktrine ediliyorlar, ne garip değil mi?

Yaz Diyeti..

Sonunda yaz geldi, fazla sıcak olsa da güzel. Derslerin, vizelerin ve sonunda da finallerin soğukluğunu atlattıktan sonra insan sıcağın değerini daha iyi anlıyor O yüzden, yurdum sıcaklarını çok da sorun etmiyorum..

Yaz tatili gereğinden fazla uzun. Tam 3 ay, 90 gün.. İnsan 90 gününü "tatil" adı altında geçirmemeli, birşeyler yapmalı. En azından entelektüel bir iddaya ve duruşa sahip bir insan için üç aylık bir yaz tatili tatilden başka şeyler ifade etmeli. Bu noktada daha önce de belirttiğim gibi ulusal bir gazetede çalışma planların hala geçerli. Bugün, hatta az önce Sabah Gazetesi'nde görüşmelerim oldu. Yakın zamanda da DHA ile bir görüşme ayarlamaya çalışıyorum.

İşin dışında kendime bir diyet programı ayarladım. Elbette, yemek içmekle alakası yok Zamansal bir diyet bu.. Yazın zamanını düzenli geçirmek için hazırladığım bir programdan ibaret.. Günde en az 100 sayfa kitap okuyorum. Ayrıca İngilizce tekrarlar yapıyorum, İngilizce'yi tekrar bir hatırlama zamanım gelmiş.. Ayrıca bol bol da yazıyorum..

Umarım önümde uzanan şu 90 günü dolu dolu geçirecek iradeyi gösterebilirim. Umarım çalışa çalışa, eğlene eğlene geçer şu uzun yaz. Herkese iyi tatiller, iyi çalışmalar, iyi eğlenceler..

Ve koca bir yıl geride kaldı..

Final Bugün son final sınavım da geride kaldı. İktisat, Uluslararası Politika, Devrim Tarihi, Medeni Hukuk ve şimdi de Anayasa Hukuku.. Koca bir yıl geride kaldı, acısıyla tatlısıyla.. Üniversitede koca bir yıl..

Bugün gelinen noktada beni en mutlu eden şeyler; kısacık bir yıla sığdırdığım onlarca dostluk, kafama soktuğum onca bilgi.. Öğrenim dönemi başında nasıl okuyup da anlayacağım dediğim kitapları şimdi A'dan Z'ye bilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Koca bir kitabın hemen her başlığını bilmek, hemen her sayfasından birşeyler hatırlamak çok güzel.. İnsan geride kalan günlerin boşuna gelip geçmediğini daha iyi anlayabiliyor böylelikle.

Şimdi karşımda uzun bir yaz tatili var.. Ankara ya da Adana'da kalacağım, daha karar veremedim. Kısa bir ara da Mersin ya da Ayvalık kaçamağı yapacağım. Geride kalan kısım ise çalışıp, çabalayarak geçecek. Özellikle Blog kitabıma yoğunlaşacağım, onlarca kitap devireceğim ve en önemlisi artık profesyonel olarak çalışma hayatına girecek, bir medya kuruluşunda profesyonel iş hayatıma ilk adımımı atacağım. Üç ayımı medyayla içli dışlı geçirmek istiyorum.. Bu işin mutfağına girmenin zamanı geldi de geçiyor, treni kaçırmamak lazım..

16 Mart 2008, Gece 02:09..

3 Tüm gün, odamda tek başıma geçti, sıkıldım haliyle.. Çay demledim, sigaramı yaktım ve içimden birşeyler yazmak geldi.. Son günlere ve yaptıklarıma dair:

Üniversitede yeni bir topluluk kurmaya karar verdik. Adını daha önce de bahsettiğim Siyaset Bilimi hocam koydu "Politik ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu". Kısa adı da POSAT olur diye düşündük. Tabii bende bir heyecan, bir heycan.. Sormayın, gitsin. Aklıma lise yıllarım geldi, Pozitif Düşünce Grubu geldi; seminerler, münazaralar, geziler..

Topluluk kurmak pek kolay değil-miş. Tüzük, amblem ve daha pek çok prosedür. İlk tüzüğümü Pozitif Düşünce Grubu için oturup kendim yazmıştım, geçen gece ikincisini de POSAT için kaleme aldım. Amblem ise, biraz daha fazla yordu beni. Üç dört saatimi aldı ve hala üzerinde çalışmayı düşünüyorum. Buna rağmen sağ üste ekliyorum ki yorumlarınızı alabileyim. Bu noktada lütfen eleştirilerinizi esirgemeyin.

Dersler ise hala bir kenarda beni bekliyor! Muhasebeyi anladık da ey Uludağ Üniversitesi; ne diye Türev, İntegral gösterirsin yurdum Uluslararası İlişkiler öğrencisine. Gördükçe midem kasılıyor, sinirlerim bozuluyor!

Karar aldım, üniversitede bazı hocalarımı boykot edeceğim. Bazı profesörler bile kitaptan birebir ders anlatıyor! Kendime olan saygım için o derslerde artık ben yokum..Eminim çok üzülecek hocalarım

Hayat felsefeme bir söz daha ekledim, daha doğrusu bir amaç daha: Hayatta insanların senden beklemediklerini yap! Evet, artık insanların beklediklerinin çok daha fazlasını yapacağım! Size de öneririm; mesela bir ilköğretim öğrencisiyseniz sizden beklemediğim birşey yapın, gidin Nietzsche okuyup anlayın! Bu dünyada farklı ve özel olmadıktan sonda sıkılıyor insan..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.