| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

5 "para" etiketi kullanan gönderi "para" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Mimari bir sosyolojik yaklaşım ve Şevki Vanlı..

AVM İnsanların çevresindeki olay ve olguları yorumlamasında, ister istemez, meslekleri etkili oluyor. İnsanlar genellikle mesleklerinin açtığı pencereden dünyaya bakıyorlar ve bu yolla oldukça sağlam saptamalar ortaya çıkıyor. Günlük blog taramam sırasında Gaykedi'de böylesine bir saptama okudum ve sizlerle de paylaşmak istedim. Cumhuriyet döneminde yüzlerce esere imza atmış, Türkiye'nin en önde gelen mimarları arasında olan Şevki Vanlı, ortaçağ, aydınlanma ve günümüz hakkında çok yerinde bir saptama yapmış: "Ortaçağ'da şehirlerin en gözalıcı binaları ibadet merkezleriydi. Çünkü hayat, dine dayalıydı. Aydınlanma döneminde bunların yerini sanat merkezleri aldı. Bugün her yerde alışveriş merkezleri inşa ediliyor. Çünkü günümüzde hayatı, ticaret yönlendiriyor." Herkesin, özellikle de İİBF ya da SBF'de okuyan öğrencilerin okuması, anlaması gereken bir saptama.

Günümüzde hayat, ticaret ve doğal olarak para tarafından yönlendiriyor. Para o kadar önem arz ediyor ki günümüzde uluslararası ilişkilerde dahi çok uluslu şirketler söz sahibi olabiliyorlar. Ülkelerin gayri safi mili hasılaları, şirketlerin de gari safi yıllık satışları baz alınarak yapılan bir sıralamada ilk doksan dokuzdan kırkının şirketler olduğu belirtiliyor. Yani günümüzde, şirketler devletlerden daha zengin ve haliyle daha güçlü hale geliyorlar. Yani uluslararası ilişkiler gibi bir alanda dahi parası olan düdüğü çalıyor, bırakın günlük hayatı..


Adana ve Kariyer Planlaması

Merkez Park Birazdan Adana'ya doğru yola çıkacağım. Memlekete gitmeyeli uzun zaman oldu.. Kebabı, şalgamı özledim Yaklaşık altı saatlik bir yolculuk beni beklerken yazmak istedim, Adana'da yazıp yazamayacağım meçhul çünkü..

Şu son günlerde Arda Kutsal'ın Televidyon'daki Webrazzi.tv'sini izliyorum. Öncesinde de Levent Özen ile güzel bir yemek sonrası web üzerine bolca sohbet etme ve internetin potansiyelini görme şansını yakalamıştım. Artık internetin çok büyük bir potansiyel arz ettiğine emin oldum. Kariyer planlamamı bu noktayı da göz önüne alarak yapacağım. Gelecek yıllarda bu sektörün medya ile kesiştiği hemen her alanda bilgi ve tecrübelerimle var olmaya çabalayacağım.

Tabii bu yeni kariyer planlaması bana çeşitli sorumluluklar da yüklüyor. Çalışmam ve öğrenmem gereken onca program var. Bu noktada Uludağ Üniversitesi'nin açtığı "web tasarım" ve sorasında açacağı "internet programcılığı" kurslarına katılacağım. Web tasarım için 200 YTL, sonrası için de 300 YTL bütçe bulmam gerekiyor. (Artık peder beyin kapısını Adana'da çalarız.) Tabii tüm bu işler kursla bitmeyecek ve sizlerin kitap tavsiyelerinize ihtiyaç duyacağım. Web'te birşeyler yapabilmek için gerekli altyapı için öneri kaynaklarınızı bekliyorum..

Şimdi yolculuk zamanı, yollar yollar.. Adana'da görüşmek dileği ile..

Kum Torbamız Kalmadı, İnsan Verelim?!

Tuzla1 Batan bir gemiden kurtuluşun, genellikle, tek yoludur filika. Dünya'da bu böyledir, dünden bugüne can kurtarmışlardır filikalar, dünyanın hırçın denizlerinde.. Gelin görün kü dünyanın garip coğrafyaları, bir o kadar da garip insanları var. Ne yazıktır ki bu gariplikler de hep bizi, yurdum insanını buluyor.. Tüm dünyadaki deniz kazalarında insan hayatını, dondurucu soğuktan, anaforlardan, dev dalgalardan kurtarmak için tasarlanmış can kurtarma filikası, yurduma özgü ihmallerle can alıyor.

Tuzla'da 3 insan öldü, 16'sı yaralandı. Tamamen ihmalden, tamamen çaresizlikten. Bu insanların kobay olarak kullanıldığı iddia ediliyor, ne acı yurdum insanının hali? Üzülüyorum. Konu hakkında görüşlerini paylaşan bir mühendis, belki de farkında bile olmadan, durumu çok güzel açıklamış. Demiş ki, "Ancak denemelerde tabii ki torba kullanılması gerekiyor. Sanırım torba bulamamışlar." İşte herşey bu kadar basit, kum torbası bulamıyorlar ama üzülmeye gerek yok: Türkiye'de insan hayatı kum torbasından daha ucuz.. Almayanı dövüyorlar!?

15 Günde 27 Bebek Öldü.. Peki ya Eksik Olan Neydi?

Bebek Türkiye'nin en büyük Kadın Sağlığı ve Araştırma Hastanesi'nde bebekler ölmeye başladı.. 15 günde tam 27 bebek kaybettik.. 27 bebek demek, çalınmış 27 hayat demek.. Bunun suçlusu kim, açıkçası bilmiyorum. Kimsenin 27 bebeğin canını almak gibi bir kastının olacağını da sanmıyorum. Ama gelin görün ki bebekler birer birer ölüyorlar..

Geçen gün Kanal Türk'te bu konu hakkında bir haber izledim, Sağlık Emekçileri Sendikası'ndan bir yetkili açıklamalar yapıyordu. Kendince suçluyu seçmişti, suçlu olan hastanedeki doktorlardı. Bu ne kadar doğru, daha önce de belirttiğim gibi bilmiyorum. Ama iddialar beni bir insan olarak tedirgin etmeye etti. Ne diyordu bu zat? İddiası açıktı, hastane yönetimi ve tabii ki doktorlar döner sermayeden daha fazla para kazanabilmek için daha fazla hasta kabul etmeye başlamışlardı. Yeni çıkan bir kanunla doktorlar baktıkları hasta oranınca pirim alıyorlardı ve bu sebepten bebekler neredeyse üst üste yatırılıyordu..

Bunlar bir iddia, ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum. Ama ya doğruysa? Ya daha fazla para uğruna ufacık bedenler kara toprağa gömülecekse? İnsan, bu işte.. Ne kanunların, ne de yapılan düzenlemerin bir anlamı kalıyor tüm bunları görünce. Hükümet, doktorlar daha canla başla çalışsın diye güzel bir uygulama getiriyor; diyor ki, baktığın hasta sayısı kadar para vereceğim sana. Doktorları canla başla çalıştırmak uğruna yapılan bir düzenleme can alıyor bu ülkede. Ne demeli, bilmiyorum.. Ama artık şundan eminim, insanların sütü bozuk olduktan sonra en iyi kanunlar, en iyi düzenlemeler bile bir anlam ifade etmiyor.. Herşeyden önce insan olabilmek gerekiyor.. Bizde eksik olan işte bu; insan..

Dünya'nın Güneş'in Çevresinde Döndüğü Büyük Bir Yalan!!!

ara Saçmalamıyorum, son derece ciddiyim! Bilimadamlarının Dünya Güneş'in çevresinde dönüyor safsatasına uzun bir süredir şüpheyle yaklaşıyordum ve bugün bunun gerçek dışı olduğuna emin oldum. Dünya Güneş'in etrafında dönmüyor, tabii siz şimdi lise fen kitaplarına fazla inandığınız için benim bu satırlarımı sallamayacaksınız ama ben son derece ciddiyim: Dünya Güneş'in etrafında dönmüyor! Dünya gücün ve bu güce sahip olmamıza sebep olan tek şeyin; paranın çevresinde turluyor. Hem de hiç durmayacakmışçasına...

Bu günkü mevzumuz para! Hani zat-ı şahane demiş ya "Para, para, para...", biz de demişiz ya "Varlığı bir dert, yokluğu kara..." Ben bu yaşıma geldim ama henüz varlığını dert edinmedim )) İşin karasını da umarım gözlerimi yumama kadar görmem. Parasızlık zor şeydir, pek yaşamadım ama tahmin edebiliyorum.

"Para Para Para" demişken Napolyon'u anmamak olur mu? Adam cihanı birbirine katmış ama sonunda doğru bir laf etmiş: Para, para, para... Sırf bu sebepten Napolyon'u eksik de sayıyorum, ne demek "para,para,para..."? Eksik söylemiş zat-ı şahane, ben diyorum ki; çok para, çok daha para, çok daha fazla para...

Şu Okan da ne paragöz adammış demeyin şimdi. Ben böyle değildim, malumunuz hayat böyle yaptı beni )) Paranın gücünü geç de olsa gördüm, kendi kendime sordum bu para ne mükemmel birşeymiş böyle? Düşünsenize paranız oranında adamsınız, paranız oranında seviliyorsunuz, paranız oranında lafınız geçiyor bu ülkede. Paranız kadar bu ülkede varsınız. Hatta paranız kadar bu dünyada varsınız! Bunu üzülerek olsa da gördüm, hayat paradan ibaret!!! Devlet hastanelerini, Türkiye'nin görülmeyesice şartlarını görünce anladım paramla var olduğumu. Üniversiteye katkı paylarını, kayıt ücretlerini ödeyince anladım paramla okuduğumu! Bu ülkede yurttaş olmak bile bedava değil, bir avuç toprağınız olsa bile vergisiz oturtmazlar sizi orda...

Böylesine basit bir fikir için bu kadar satır heba etmeyelim, zaten söyleyeceğimi en başında söyledim: Para para para...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.