| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

65 "politika" etiketi kullanan gönderi (sayfa 3)"politika" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Stratejik ve Ekonomik Olarak Ham Petrol ve Gaz Taşımacılığı

Boru Hattı Sanırım ilk olarak lisede sözü edilmeye başlandı Anadolunun stratejik konumundan. Hep beraber öğrendik Anadolu'nun ne kadar da önemli bir toprak olduğunu.. Fakat, nedense bu bilginin ayrıntılarına pek inilmedi, Anadolunun neden bu kadar önemli olduğu pek anlatılmadı. Sadece önemli olduğu söylendi ve geçildi..

Bugün gelinen noktada bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak bu önemi çok daha iyi anlıyabiliyorum. Denizlere ulaşmak ve birilerinin denizlere ulaşmasına aracılık edebilmenin önemini fark edebiliyorum artık..  Bu noktada Türkiye'nin bir ulaştırma potansiyelinin olduğuna inanıyorum.. Doğu'nun yeni zenginliklerini, yani petrolünü ve doğal gazını Batı'ya sunabileceğimizi düşünüyorum. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'nı ve çok daha öncesinde inşa edilmiş olan Yumurtalık Boru Hattı'nı bu noktada çok ciddiye alıyorum.

Türkiye gelecek planlarında boru ile yapılan bu karlı taşımacılığa özellikle yer vermeli. Bu işin ekonomik getirileri, bizi petrol piyasasından oldukça nemalanır bir hale getirecektir. Ayrıca dünya petrolünde az da olsa söz sahibi olabilme olanaklarımız da bu yolla doğacaktır. Dünyamızın en stratejik maddesine, petrole yön vermek ilerleyen yıllarda Türkiye'nin elini güçlendirecektir. Bu noktada mevcut projelerin genişletilmesinin ve yeni projelerin temellerinin atılmasının gerektiğini düşünüyorum. Dilerim, Türkiye bu potansiyeli değerlendirir..

Prof. Yalçın Küçük Merak Edilen Soruların Yanıtlarını Verdi..

Teke Tek Dün haberleştirdiğim üzere Prof. Yalçın Küçük, Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın konuğu oldu. Program içerisinde Yalçın Küçük hakkında merak edilen pek soru cevap buldu. Öncelikle Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan ile olan ilişkisi netlik kazandı. Bu ilişkinin nedenleri ve sonuçları masaya yatırıldı. Bu noktada Yalçın Küçük'ün şu açıklamaları dikkat çekti: "Ben Abdullah Öcalan ile görüştüm, onu Türkist yaptım, Kemalist yaptım. Onu Kemalist, Türkist yaptığım için Barzani medyası hergün bana saldırıyor."

Programın diğer konuğu olan Yeni Şafak Gazetesi yazarı, Fikri Akyüz dün yazımda belirttiğim kaygıların ne kadar haklı olduğunu ortaya koydu. Dün, "Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.." yazmıştım. Ardından Fikri Akyüz'ün programdaki şu açıklamaları geldi "Biz ilkokul, lise kitparlarından böyle öğrendik." Fikri Akyüz, tarih bilgisinin ilkokul, lise seviyesinde olduğunu ortaya koydu böylece. Bunun ve benzeri bilgi eksikliklerinin üzerine Yalçın Küçük'ün Fatih Altaylı'ya dönüp şunları söylemesi beni gülmekten kırıp geçirdi: "Ben buraya ders vermeye gelmedim. Bu çocuğa ders verdirmeyin bana.."

Yalcin_Kucuk1 Programda Yalçın Hoca'nın şu sözleri de ayrıca dikkate değerdi, bunları ilerleyen zamanlarda detaylarıyla incelemeyi umut ediyorum: "Ben yazarım, çok az okurum.", "Bugün hakim olan bir grup bu işi (PKK) bitirmek istemiyor.", "O bölgenin (Türkiye'nin doğusu.) bizden ayrılmasını istiyorlar.", "Darbenin başı Hilmi (Özkök) Paşadır.", "Musul'u almazsan, Diyarbakır'ı verirsin.", "Türkiye büyümezse küçülür.", "Ben Kemalizm'den aşağı düşmem!", "Bugün 1918 şartları var, hepimiz Kemalistiz.", "Yaşar (Büyükanıt) Paşa Hazretlerini içerideki iki arkadaşını ziyaret etmelidir.", "Ergenekon davası Bürüksel'de, Kudüs'te pişirilmiştir.", "AKP'ye açılan kapatma davası millidir.", "Hilmi Özkök yargılanacaktır!"..

Programı kaçırdıysanız, mutlaka telafi etmenizi öneriyorum. Fikri Akyüz adlı şahsın her türlü gereksiz soru ve muhabbetleri dışında oldukça yararlı bir program oldu. Fatih Altaylı'nın blogunda yakın zamanda program tekrar yayınlanacaktır, arada bir göz atarsanız izleyebilirsiniz.

Prof. Yalçın Küçük, Bu Gece Teke Tek'te..

Yalçın Küçük1 Prof. Yalçın Küçük, hemen her alanda kendinden söz ettiren ciddi bir isim. Politik, edebi veya bilimsel çalışmaları pek çok kişinin ve özellikle de ordu mensubu insanların ilgisini çekiyor. Fikirleri, bu ülkenin en etkin isimlerince tartışılıyor ve yorumlanıyor.

Son zamanlarda yaptığı çalışmalarla ulusalcı kitlelerin ufkunu açtı Yalçın Küçük, pek çok platformda bir sosyalist olmasına karşsın ulusalcılğı ve hatta Türk milliyetçiliğini savundu. Birileri bundan çok rahatsız olmuş olacak ki, Yalçın Küçük'ün geçmişine dair arştırmalar yapılmaya ve Yalçın Küçük yıpratılmaya başladı. Samanyolu Televizyonu'nun öncülük ettiği ve malum çevrenin ilgilendiği bu gelişmeler sonrasında pek çok okuyucum bana Yalçın Küçük'ü sormaya başladı. Burada onun adına cevap vermem, elbette hoş olmayacaktır. Bu sebepten, cevap arayan okurlarım bu gece 23:30'da Kanal 1 ekranlarında yayınlanacak olan Fatih Altaylı ile Teke Tek programını izleyebilirler. Programda Sayın Küçük'e bu soruların da yöneltileceğini ve uygun şekilde cevaplandırılacağını sanıyorum..

Not: Programda Prof. Yalçın Küçük'le birlikte Yeni Şafak yazarı Fikri Akyüz de konuk olacakmış. Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.. Fatih Altaylı ya sadece Yalçın Küçük'ü konuk etseydi ya da karşısına illa birilerini oturtacaksa Yalçın Küçük kalitesinde bir adam bulsaydı..

Son Sürüm Yönetim Sistemi: Tam Demokratik Oligarşi..

Senato Ne büyük anlam karmaşası Hem tam demoktratik ve hem de oligarşik.. Vay anasını.. Bana yurdum gündemini hatırlarıyor. Bundan aylar öncesinde "Demokrasi: Aristokrasinin Güzel Perdesi" başlıklı bir yazı kaleme almış ve şunları kaydetmiştim: "Demokrasilerde liderleri halk seçer, yalnız haklın seçeneklerini aristokrasi oluşturur. Sonuç itibariyle halk, aristokratların seçimleri arsından birşey seçebilecek kadar seçmendir. Bunun üstüne çıkamaz, kendi adayını var kılamaz. Buna maddi olarak da manevi olarak da yetkin değildir çünkü. Bu haliyle demokrasi, halk yönetimi görünümündeki aristokratik bir sistemdir."

Bugün yazdıklarıma derinlik ve uluslararası bir boyut kazandıracağım. Öncelikle aristokrasiden oligarşiye geçişi anlatayim: Artık demokrasilerde kararları bırakın aristokratları, sadece bir avuç insan alıyor. Bu insanlar parti liderleri. Bugün Türkiye'de ve daha pek çok demokratik ülkede yönetim halkın elinde olmaktan uzak, yönetim liderlerin tekelinde. Bu liderler seçim yasalarından faydalanarak milletvekillerini oluşturuyorlar. Halk kendi vekilini seçemiyor, sadece liderlerin seçtiklerini onaylayabiliyor. Kaç dönemdir Türkiye'de ön seçim yapılmıyor, ön seçim olmadıktan sonra her demokrasi yalandır!

Oktay Sinanoğlu "Türk Ayştaynı" Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu Semra Topçu ile yaptığı bir söyleşide tüm bunları açıkça dile getiriyor: Bizim seçmediğimiz ama seçmişiz gibi gösterilen birileri başımıza oturuyor ve bunlar ülkemizi perişan ediyorlar. Yani, halk istemediği halde Avrupa Birliği diye, küreselcilik diye, özelleştirmede özelleştirme diye tutturuyorlar. Sonunda fabrikalarımızı elimizden alıyorlar. Bütün tesislerimizi, herşeyimizi alıp götürüyorlar, yok ediyorlar. ... Derken "Değiştirelim, kanunları değiştirelim, yabancılar toprak alsın." Bu sefer haydi, gidiyor topraklar. Büyük çapta. Evet, bizim seçmediğimiz ama seçmişiz gibi duran birileri bizim canımızı okuyorlar. Prof. Sinanoğlu sözlerine olayı uluslararası bir boyuta taşıyarak devam ediyor: Öyle anlaşılıyor ki aynı şeyler Batı ve Doğu Avrupa ülkelerinde de oluyor: Birkaç fırka (parti) başkanının elinde aday listeleri. Listelerin nereden geldiği belli değil; bir başkan o kadar insanı nasıl tanıyacak? Ama liste yapıyormuş. Yani birçok ülkede kimsenin tepesindekileri seçtiği yok. Çıkarılan birtakım seçim kanunlarının incelikleri ile, aslında milletlerin kendi iradeleriyle birini seçmeleri engellenmiş oluyormuş. (...) Lehistan (yani Polonya), Çek, Slovakya, Estonya ve Macaristan gibi ülkelerde o kanunların şimdiki şekilleri seksenlerin sonlarına doğru geldi. Bizdeki 1983'te. Aynı kaynaktan mı geldiler de o kadar benziyorlar? Soru çok açık, tekrarlıyorum: Aynı (malum) kaynaktan mı geldiler de o kadar benziyorlar?

Abdüllatif Şener AKP ile Yollarını Ayırdı..

Abdüllatif Şener AKP'nin son zamanlardaki muhalif ismi Abdüllatif Şener bugün AKP ile yollarını resmi olarak ayırdı. Yaşanan bu istifa uzun zamandır Abdüllatif Şener ve AKP arasındaki soğukluktan ötürü bekleniyordu. AKP artık yoluna Abdüllatif Şener'siz devam edecek.. Şener ise yeni parti kurma çalışmalarına başlamış.. Yakın zamanda Şener'in partisini de göreceğiz. Muhtemelen merkezde bir parti kurulacak ve halka da huzurlu günler vaat edilecektir. Ben bu noktada TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğu veya ATO Başkanı Sinan Aygün gibi isimleri de kurulacak parti içinde doğrudan ya da dolaylı yöneticiler olarak görüyorum.

Şu an içinde bulunduğumuz güncel politik süreçte Abdülatif Şener çok büyük bir potansiyel arz ediyor. Merkez sağdan ve hatta soldan oldukça fazla oy potansiyeline sahip. Yanına da güçlü isimler alabilirse yakın zamanda Türkiye'nin en güçlü isimleri arasında Abdüllatif Şener'i de görebiliriz.. Kendisi ılımlı ve kucaklayıcı bir politika vaat ediyor ve şu an Türkiye'nin en önemli ihtiyaçları arasında bunlar da var..

Tabii politika çok taraflı olguları içerisinde barındırıyor. Önümüzdeki dönemde güncel politikamıza sadece Abdüllatif Şener ve partisi dahil olmayacak. Tuncay Özkan ve daha pek çok isim de yeni parti kurma çalışmaları sürdürüyor. Tüm bunları da dikkate alıp, geleceğe dair detaylı bir politik analiz yapılmalı.. Ayrıca mevcut partiler içerisinde de kemik oylarını koruyacak partiler olacaktır. CHP ve MHP büyük ihtimalle kısa ve orta vadede oy oranlarını koruyacaklardır. DP ve benzeri partiler de Tansu Çiller ya da Mesut Yılmaz gibi isimlerle eski günlerine yaklaşabilirler..

Görünen o ki önümüzdeki süreç iki ideolojinin çarpışmasından ziyade çok taraflı bir uzlaşmaya gebe.. Halk sağda ve solda alternatif arayışında, kamuoyu analizlerindeki kararsızların oranı bunun en önemli göstergesi. Artık birileri bunu ciddiya almış olacak ki sağda, solda ve hatta merkezde alternatifler yaratmaya çalışıyor.. Umarım hepsi vatana millete hayırtlı olur..

Yurdum İnsanı Kaos Cumhuriyeti'nden Sıkıldı!

İnsanlar artık tüm olup biten politik çekişmeden, göz altılardan ve davalardan sıkıldı. Bunu sadece gözlemlerime dayanarak söylemiyorum, kamuoyu araştırmalarını dikkate alarak söylüyorum. Son olarak Adil Gür'ün başında olduğu bir ekip Haber Türk için bir politik anket düzenlemiş. Araştırma sonucu kararsızların oyu AKP'nin toplam oyundan bile fazla: %30.. AKP ise ancak %29'luk bir orana sahip.. (Kararsızlar dağıtılmadan.)

Bu noktada artık herkes şu gerçeği görmeli: Halk karmaşadan yoruldu artık. Kime güveneceğini bilemiyor; yargıya şüpheyle bakıyor, askere şüpheyle bakıyor, oy verdiği politikacıya şüpheyle bakıyor.. Halk tutar bir dal arıyor ama fırtınada tutunacak bir dal bulamıyor!.. Bu noktada devletin her kurumuna iş düşüyor. Herkes biraz olsun durulup düşünmeli, aklı selim hareket etmeli.. Özellikle de AKP oturup düşünmeli, halkın artık gerginlikten sıkıldığını görebilmeli. Bunu görebilmeli çünkü kendi oyları eriyor.. Her geçen gün kamuoyu araştırmalarındaki tahmini oy oranı düşüyor.. AKP marjinalleştikçe kaybediyor..

Sözün özü; artık herkes şu çekişmelere bir son vermeli. Halk kaos istemiyor, halk daha mutlu ve huzurlu bir hayat istiyor..

TRT Kürtçe Yayına Başlar: TRT Kürdi

TRT Logo TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT'nin bir kanalının sadece Kürtçe ve Farsça yayınlara ayrılması ile ilgili çalışmaların başladığını açıklamış. Hal böyle olunca da yurdum insanı konu hakkında tartışmalar yapmaya, teoriler üretmeye başlamış. Ağırlık kazanan iki görüş var; birisi bunun AB'ye verilen tavizlerden birisi olduğunu, bir diğeri de bunun kardeşliğe yapılmış bir katkı olduğunu savunuyor..

TRT'nin Kürtçe yayın yapmasını ben biraz Diyanet İşleri Başkanlığı'na benzetiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, halk dinini başkalarından öğrenip de rejim muhalifi olmasın amacıyla var. TRT'nin Kürtçe yayınları da bu amaç doğrultusunda yapılacak, Kürtler birşeyleri başkalarından öğrenmeyip de rejim muhalifi olmasınlar diye.. Bu oldukça yerinde bir karar, çünkü Kürtlerin ROJ ve benzeri ideolojik yayınların dışında pek de alternatifleri yok. Bu noktada yapılan çalışma bir alternatif olacaktır.

Konu hakkında göz önüne alınması gereken birşey de nasıl (Kürtçe) konuşulacağından ziyade nelerin konuşulacağı olmalı. ROJ TV ve benzerlerinin programlarıyla rekabet edecek programlar yapılmalı. Bu noktada resmi bir kanal, resmi söylemleri olan bir kanalın çerçevesi çok da geniş olamayacak. Diyorum ki Türkiye tarafında, özel bir kanal çok daha başarılı olabilir..

Ve Kemal Derviş Sahneye Çıkar..

Kemal Derviş "AKP artık miadını doldurdu, oluşacak boşluğu kim doldurur bilinmez.." diyorduk ki boşluğu kimlerin dolduracağını gördük. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği yaptığı geniş katılımlı organizasyona Kemal Derviş'i davet etti. Derviş, 2001 krizi sonrası Türkiye'nin sırtını düzeltmesi için yazılan reçetenin sahibi. Dünyada da saygın bir isim, şu anda da Birleşmiş Milletler'de çok önemli bir konumda. Kendisi Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'na başkanlık ediyor..

Kemal Derviş'in sahneye böyle ani bir şekilde girmesi ve Türkiye üzerine böylesine konuşması oldukça önemli. Oluşabilecek bir ara dönemde, Kemal Derviş'i bakanlık ve hatta başbakanlık koltuğunda görürseniz sakın ola şaşırmayın..

Kemal Derviş'li bir dönem günümüz Türkiye'sinden misyon açısından pek de farklılaşmayacaktır. Vizyon noktasında ise daha Batılı, daha sosyal-demokrat bir çizgi beklemekteyim. AKP'nin Arap coğrafyasına baktığı şu günlerde, Batılı vizyonuyla Kemal Derviş oldukça potansiyel arz ediyor.

Tuncay Özkan BCP İle Aktif Siyasete Giriyor..

Tuncay Özkan KanalTürk'ün eski sahibi, Cumhuriyet mitinglerinin önde gelen ismi Tuncay Özkan; Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP) ile aktif siyasete giriyor. Ay çiçeği amblemli BCP, 24 Temmuz 2002 tarihinde Prof. Dr. Mümtaz Soysal'ın öncülüğünde kurulmuştu. NTV'nin verdiği habere göre BCP lideri Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Cumartesi günü partinin önde gelen isimleriyle toplanacak ve partinin Tuncay Özkan'a devrinin onaylanmasını isteyecek..

Tuncay Özkan, sivil toplumun politikada görmek istediği bir isimdi. Kendisinin öncülüğünde kurulan Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Platformu, Memleket Sevdalıları ve Biz Kaç Kişiyiz Derneği büyük oranda BCP'yi destekleyecek gibi görünüyor. Halk noktasında ise BCP, büyük oranda Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) oylarını çalacağa benziyor. Bu noktada CHP içindeki rafatsızlık gözle görülür seviyelere ulaştı. Geçtiğimiz günlerde özellikle gençlik kollarında Tuncay Özkan'a yakın isimler partiden uzaklaştırılmaya çalışıldı. Diğer partiler noktasında  hissedilir olmasa da yine bir rahatsızlık söz konusu. Sonuçta Tuncay Özkan genç ve dinamik bir isim, genç kitleleri arkasına katacak potansiyle sahip. Ayrıca Cumuriyet Mitingleri sırasında ister sağ, ister sol ideolojiden olsun milyonlarca insanın sevgi ve saygısını kazandı kendisi.

Zaman ve dinamikler ne gösterir bilmiyorum. Umarım BCP, güncel politiğimize güzel tatlar katmasını bilir. Saygı ve sevgiler..

Ali Babacan ve Müslüman Çoğunluk..

Ali Babacan Kayıp Dışişleri Bakanımız Ali Babacan'nın nerede olduğu sonunda ortaya çıktı. Kendisini en son Avrupa Parlementosu Dış İlişkiler Komitesi'nde açıklama yaparken görme şerefine nail olduk. O güleç yüzüyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, Türkiye Cumuriyeti Dışişleri Bakanı olarak Avrupalı parlamenterlere şikayet etti..

Ne dedi Ali Babacan? Şunları söyledi: "Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor.." AKP ile ilkleri yaşayan yurdum insanı, kendi ülkesini gammazlayan bir dış işleri bakanı görme şerefine de nail oldu böylelikle..

Ali Babacan'a sormak lazım? Hangi Cuma namazına gitmen yasaklandı bu ülkede, ne zaman oruç tutman yasaklandı, ne zaman hacca gideceğim dedin de sana yok hayır gidemezsin denildi, ne zaman bir zekat verdin de birileri zekat vermene engel oldu Sayın Babacan? Madem ülkeni savunman gereken bir konumda, ülkene saldırıyorsun; bari düzgün argümanlar seç!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.