Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

6 tane "recep tayyip erdoğan" etiketli yazı bulundu "recep tayyip erdoğan" tagli diger ogeler resimler , videolar

Gül'den Erbakan Affı.. Erbakan Artık Özgür..

Necmettin Erbakan Türkiye'de siyasal islamın ilerlemesinde önemli roller üstlenmiş bir isim Necmettin Erbakan. Pek çok kez partisi kapatıldı, hükümler giydi.. Bugün ise onun kurucuları arasında olduğu bir siyasal görüş iktidarda ve onu hüküm giydiği, suçunun sabit olduğunu bir cazadan dolayı affediyor. Suç, devletin partiye verdiği paraların hortumlanması. Bu suçtan dolayı bugüne kadar ev hapsinde tutulmaktaydı Erbakan. Bugün ise özgür..

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olarak eski hocasını affetti. Abdullah Gül'ün altına imzasını attığı af belgesinin altına ben de hiç düşünmeden imzamı atardım. 80 yaşını devirmiş bir insana, tek yol hapisane demek insanlık değildir! Evet, Erbakan'ın suçu sabittir ama 80 yaşında bir insanı da hapse atmak hiç yakışık almayacaktır. Bu noktada Abdullah Gül'ün attığı o imza iyidir, güzelden yanadır.

Tüm bunlara karşın bu işin bir de "ama"sı vardır. Herşey iyidir, hoştur ama aynı suçtan yargılanan ve suçlu bulunabilecek Abdullah Gül'ün kişisel olarak bu metni imzalaması etik değildir. Affedilen Necmettin Erbakan'ın söz konusu parayı devlete iade etmemek için her yolu denemesi en basit tabirle ayıptır. Bugün Erbakan o parayı ödediği vakit, oğlunun altındaki spor Mercedes'e birşey olmayacaktır ama eğer ödemezse Erbakan'dan dolayı suçlu sayılan onlarce parti il başkanının malları haczedilecektir. O insanların cebinde belki Erbakan'ın altınlarının binde biri bile yokken Necmettin Erbakan'ın bu yükü o insanlara yüklemesi, herşeyi bıraktım, kendisine yakışmamaktadır.

Gündem Yaratan Makam Otosu: Büyükanıt'ın Audi A8'i

Audi A8 Gündem oluşturan, yeni bir makam otomuz var. Malumunuz Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'a birilerince emeklilik "kıyağı" yapılarak yeni bir makam otosu alındı. Makam otusunun markası Audi, modeli ise A8.. A8 Audi'nin en kaliteli ve lüks modeli.. Dünyada ve haliyle Türkiye'de çok az olduğu biliniyor. Bunun en büyük sebebi aracın astronomik fiyatı. Araç aşağı yukarı 1.000.000 YTL'ye mal oluyor.. Zırh ve vergilerle birlikte.. 1.000.000 YTL hiç de az bir para değil. Orta halli bir okul ya da beş on tane sağlık ocağı yaptırılabilir bu parayla. Ya da daha farklı şekilde kullanılabilir bu para.

Kimsenin makam otosunda gözüm yok, ama bana da bu meblağ çok astronomik göründü. Ayrıca devletin elinde bolca lüks ve zırhlı makam otosu mevcutken. Recep Tayyip Erdoğan, göreve geldiği süreçte 10 adet 2006 model S 350 Merces almıştı. Ayrıca bu araçlar Audi'nin dörtte biri fiyatla, yani 250.000'er YTL'ye mal oldu devlete. Bu araçlardan birisi Bülent Ecevit'in hizmetindeyi. Ecevit'i kaybettiğimiz gün de bu araç boşa çıktı. Acaba neden bu araç tahsis edilmedi Büyükanıt'a? Ya da bu araç gibi boşa çıkmış bir diğer araç?

Haydi hepsini geçelim, neden Audi A8. Yoksa Audi birilerinin özel zevki mi? Benim bildiğim TC devletinde Mercedes kullanılması adettir, bu sebeptendir ki 2006 yılında son model 10 adet Mercesed S 350 daha alındı. Mercedesler fiyat olarak Audi'den çok daha ucuzlar ve bence devlete çok daha yakışıyorlar.

Eleştirilecek çok nokta var. Ben, Yaşar Büyükanıt'ı sayan ve seven bir insanım. Fakat, bu noktada kendisinin bir hata yaptığını düşünüyorum. Böylesine özel bir muameleyi, her ne olursa olsun, kabul etmemeliydi. Tıpkı kendisinden önce emekli olan tüm Genelkurmay başkanları gibi..

Serdar Akinan'a Bi Haller Olmuş?

Serdar Akinan Akşam gazetesinin sevilen yazarı, SKY Türk'ün genel yayın yönetmeni Serdar Akinan.. En son Nihat Genç ile yaptığı Ne Var Ne Yok adlı yorum programı ve Kan Uykusu adlı çalışmasıyla kendinen bolca söz ettirdi. Televizyon programlarına, fomat değişiklikleri de olsa SKY Türk ekranlarında hala devam ediyor.

Kendisi, düzenli olarak takip ettiğim ve düşüncelerini ciddiye aldığım bir isim. Zaman, onu ciddiye almam gerektiğini gösterdi. Akşam gazetesini elime alır almaz, ilk olarak o gün onun da yazıp yazmadığına bakıyorum. Yazdıysa, gazeteyi okumaya onun köşesinden başlıyorum. Bugüne kendisiyle hemen hemen hep aynı tarafta hissettim kendimi, fikirlerini ve teorilerini genellikle mantıklı ve geçerli gördüm. Herşey böyle devam ederken, Serdar Akinan Akşam'daki köşesine "Elimdeki belge ve bilgileri değerlendirmek, yenilerini edinmek ve doğru tespitler için çalışmak" benzeri bir amaçla ara verdi. Bu sebepten uzunca bir süre, yaklaşık olarak bir ay, okuyamadım Serdar Akinan'ı..

Sonra birgün Akinan'ın yazmaya tekrar başladığını öğrendim ve haliyle Akşam almaya yeniden başladım. Yalnız bu sefer bir gariplik vardı, Serdar Akinan eski Serdar Akinan değildi. AKP noktasındaki tahlilleri geçmişe nazaran çok farklılaşmış, Recep Tayyip Erdoğan'ı en milliyetçi parti başkanı olarak lanse etmeye başlamıştı. Şaşırdım, aslında şaşkınlığım hala sürüyor. Serdar Akinan acaba o bir aylık sürede neler gördü de böylesine bir değişim içerisine girdi, merak ediyorum. Umarım birgün bunu açıklar ve ben de bu meraktan kurtulurum..

1 Ayda Altaylı'dan 2. Bomba: Tayyip Eroğdan Skandalı!

Recep Tayyip Erdoğan İki aydan fazla bir süre geçti, "Erdoğan, Doğan'a Karşı" başlıklı yazım üzerinden. İki isim arasındaki çatışmayı ve bu noktada iki isimin de birbirini yıpratacak çok önemli bilgilere sahip olduğunu yazmıştım. Aydın Doğan noktasında; "Aydın Doğan, Tayyip Erdoğan'ı bugünlere getiren önemli isimlerden birisi ve bugün kendisinin de katkıda bulunduğu bu isimle karşı karşıyla kalabilir. Elbette kendisinin elinin altında da bir Tayyip Erdoğan dosyası mevcuttur, Hürriyet'in satılarında yayınlanması gerekli ama yaynlanmayarak ve "belki birgün lazım olur" denilerek bu dosyayı oldukça zengin kılan yüzlerce haber mevcuttur." yazmışım..

Bugün gelinen noktada bir kez daha geleceğe dair görülerimin doğru çıktığına şahit oldum. Aydın Doğan, elindeki dosyayı parça parça servis etmeye başladı. Çok büyük bir haber sızdırılmış Fatih Altaylı'ya. Sayın Altaylı da elindeki bilgileri kamuoyuna sunarak bugün büyük bir bomba patlattı. Haberin içeriği kısaca şöyle: Aydın Doğan üç yıllık ortağı olan OMV ile Ceyhan'da bir petrol rafinerisi kurmaya çalışıyor. Uzun uğraşlara rağmen nedense (?) bir türlü ruhsat alınamıyor. Bunun üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yabancılara olan zaafını göz önüne alan Aydın Doğan, yabancı ortağını Erdoğan'la görüşmeye yolluyor.. Skandal işte bu görüşme sırasında yaşanıyor: Tayyip Erdoğan, Doğan'ın yabancı ortağına Doğan'la olduğu sürece bu işi yaptırmayacağını söylüyor ve Doğan yerine hükümete yakınlığıyla bilinen Çalık grubuyla bu işi yapmasını öneriyor. Tabii Çalık'a da hemen bir ruhsat ayarlıyor..

Bunun üzerine şoka uğrayan yabancı ortak, Doğan'ın yanına gelerek olanları anlatıyor. Yaşadıklarını anlattıktan sonra da Aydın Doğan'a Türkiye'de bir iş yapmamasını çünkü Tayyip Erdoğan'ın Doğan'a hiçbirşey yaptırmamakta kararlı olduğunu söylüyor ve hatta bu sebepten Türkiye'yi terk etmesini öneriyor.

Bunları duyan Aydın Doğan, ne düşünmüştür bilmiyorum. Ama akıllıca birşey yapıyor ve ortağına bunları noter huzurunda tekrarlayıp tekrarlayamayacağını soruyor. Yabancı ortak, bunu kabule diyor ve tercüman ile noter yardımıyla tüm bu yaşananlar kayıtlara geçiriliyor. Tüm bu belgeler bizlere Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan'ın iş takipçiliği yaptığını ortaya koyuyor. Eğer iddalar belgelerle kanıtlanırsa Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birisiyle karşı karşıyayız demektir..

Not: Fatih Altaylı'nın konuyla ilgili yazısına ulaşmak için tıklayınız.

AKP Dükkanı Kapatıyor..

Recep Tayyip Erdoğan Bugün, bunu sadece ben söylemiyorum; her gün okuduğumuz gazeteler, her gün izlediğimiz televizyon programlarında haykırılıyor. Bu bir gerçek. Evet, AKP dükkanı kapatıyor.. Bunu o ünlü köşe yazarları yazmadan, o çok izlenen programlar yayınlamadan tam üç ay önce "Ve Ufukta Belirir: Bir Devrin Sonu!" başlıklı yazımda sizlerle paylaşmıştım..

Bugün gelinen noktada kendimden çok daha emin bir şekilde söylüyorum: Artık AKP bitmiştir. AKP'yi halk bitirmiştir. Daha doğrusu AKP halkın gözünde kendisini bitirmiştir. Bunu nasıl mı görüyorum? Bunu şuradan görüyorum: İktidarının en güçlü zamanlarında muhalafet yayınlarına gülüp geçen, halkın bu muhalif yayınları ciddiye almayacağını düşünen AKP bugün o kadar soğuk kanlı davranamıyor. ATV'yi devşiriyor, Sabah'ı devşiriyor, Kanal Türk'ü devşiriyor; muhalif isimleri birer birer susturuyor: Yalçın Küçük susturuluyor, Nihat Genç susturuluyor, Banu Avar Susturuluyor, Erhan Göksel susturuluyor.. Tüm bunları yapıyor, çünkü AKP, halkın artık kendisine olan inancının sarısıldığını biliyor. AKP'ye inanmayan halk ise muhaliflere inanıyor..

Tarih de beni haklı çıkartıyor; çünkü tarihte güç kaybeden her iktidar muhalefete savaş açıyor.

Tayyip Erdoğan'ı Tekmelemek?!

Recep Tayyip Erdoğan AKP'li vekiller geçen dönemin aksine, bu dönem farklı bir profil sergiliyorlar. Geçen dönemin, akıl hocası ve eleştirilmez öncüsü Recep Tayyip Erdoğan'a karşı duruşları oldukça başkalaşım gösteriyor. Zamanında Tayyip Erdoğan'ın önünde konuşamayan AKP'li vekiller artık Erdoğan'a "Fazla açıklama yapıyorsunuz, bu kadar çok konuşmayın!" diyebiliyorlar. Tüm bunlar, demokratik bir parti yapısı kurmaktan öte: düşene bir daha tekme atma yarışı gibi görünüyor!

Recep Tayyip Erdoğan, kapatma davası sonrası partililerin gözünde oldukça güç kaybetti. Olabilecek bir beş yıllık seçim yasağı, Tayyip Erdoğan'ı çok zor durumlara sokabilir. İşte bu ihtimalin kuvvetliliğine inanan birileri, Tayyip Erdoğan'ı tekmelemeye başlıyorlar. İlerleyen süreçte bunu daha fazla göreceğiz.. Abdüllatif Şener ile başlayan bu süreç, bugün Feyzullah Kıyıklık ile devam ediyor. Yarın başkaları da çıkacak..

Bunu yapacaklar çünkü; Recep Tayyip Erdoğan'a karşılıksız ve sınırsız biyat ederek kaybettikleri kişiliklerini, şimdi de Tayyip Erdoğan'a saldırarak tekrar var etme telaşındalar. Dün onun politikalarını, hiç tereddütsüz savunanlar; dün kendilerinin de savundukları politikalar için bugün onu suçlayacaklar. Böylelikle de yarınların Türkiye'sinde yeni koltuklar kapacaklar. Halkımız bunu yer mi, ben şu 20 yıllık hayatımda yaşadıklarımı düşününce: yemez diyemem?! Çünkü medya da aynı tekme yarışı içerisinde, iktadrın en güçlü olduğu aşamada iktidarı eleştiremeyen gazeteler iktidarın sonlarında en ağır ve bazen de haksız eleştirileri yapacaklardır. Politika bu noktada oldukça insafsız ve vefasız.. Bugüne kadar Tayyip Erdoğan'ı olabildiğince eleştirmiş bir yazar olarak, şimdi onu eleştiren dostlarına pek de onur atfedemiyorum?!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.