Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 tane "sözlük" etiketli yazı bulundu "sözlük" tagli diger ogeler resimler , videolar

Sözlükte Çaylak Olmak..

oster_preview Hiç beklemiyordum, sözlük beni öyle bir etkisine almış ki bir anda kendimi "çaylaksınız" ibaresinin karşısında buldum. Şaşırdım, neden çaylaklık moduna girecek kadar sinirlendiğimi düşündüm? Ardından cevabını buldum, sözlüklerde yazar seviyesi git gide düşüyordu. Ya da hep mi böyleydi, orasını bilemiyorum. Bugün bir kritik yapma gereği duydum ve sözlük hakkında biraz kafa yordum..

Öncelikle sözlük yazarlarının gizli olması noktasına değinmeliyim, bu noktada pek Nihat Genç taraftarı değilim; sözlük yazarlarının hakkını onlara veriyorum. Kişiliklerini saklayarak birşeyler ortaya koymaları onlar için aslında bir zaaf değil, zorunluluk. Birşeyler hakkında atıp tutarken, karşı görüşten kişilerce dövülme ve hatta öldürülme ihtimaliniz bile var! Bu noktada bir eleştiriyi uygun görmüyorum.

Sözlüklerin asıl eleştirilecek noktası bir bilgi paylaşım sitesi olmaktan öte eğlence ve boşalım sitesi konumuna düşmeleri. Sözlükler niteliksiz, ve hatta doğruluğu fazlaca şüphe götürür bilgilerle dolmuş durumda. Yazarlar bilgi edinmek veya bilgi vermek amacından çok uzaklaşmış ve adını duyurmak hevesinde! Gerçekliği olmayan bilginin de bir yararı olmayacağı pek açık; bu noktada sözü ekşi sözlük'e bırakıyorum: "Bu sitede yazilanlarin hicbiri dogru degildir."

Doğruluğunun yanı sıra sözlüklerin başlıca bir diğer sorunu da entelektüel yapıdan hayli uzakta olması. Açılan başlıklar ve karşılaştırmalı başlık analizleri yaptığınız zaman günümüz gençliğinin entelektüel seviyesizliğini görmemiz fazlaca mümkün!

Bugün kendi içimde de bir kritik yaptım ve karar verdim: Sözlüklerde edindiğim bilgi ve harcadığım zaman birbirinden çok uzakta! Sanırım sözükler noktasında uzun bir ara vermemin zamanı gelmiş de geçiyor..

Sonunda Beklenen An Geldi...

bursa1 Sonunda beklenen an geldi, yarın hayatımın dört yılının geçeceği topraklara doğru ilk adımımı atıyorum.Bursa bekle beni geliyorum...

İçimde bilindik duygulardan başka birşey yok, aşağı yukarı yurdum insanını ve yurdum üniversitelerini biliyorum. Bu sebepten beklentilerimi çok yüksek tutmadım, karşıma ne çıkarsa kabulüm. Uludağsözlük ve Ekşi Sözlük'ten gerekli arama tarama çalışamalarını yaptım zaten, uyum problemi yaşamayacağımı düşünüyorum. Tek sorun Bursa'nın benim için koca bir meçhul olması. Artık Ankara'ya her türlü olumsuzluğuna rağmen alıştığım gibi Bursa'ya da alışamaya çalışacağım.

Anlayacağınız üzere artık sizlere Ankara'dan değil, Bursa'dan bildireceğim. Bursa'da sizlere anlatacak çok şey bulmayı umuyorum, en azından kestane şekeri nedir, Uludağ'da kayak yaparken nasıl bacak kırılır, Bursa'da nerede iskender yenir gibisinden başlıkları kafamda şimdiden kurdum...

Yarın günümün büyük bir bölümü yolda geçecek, ardından da Bursa'da arama ve tarama faaliyetlerim başlayacak. Haftasonuna kadar da bana rahat yok, bu süreçte yazmaya da fırsat bulamayabilirim. Bu noktada anlayışlı davranacağınıza ve bloguma göz kulak olacağınıza inanıyorum. Bir dahaki seferde Bursa'dan bildirmek umuduyla, şimdilik hoşçakalın...

Uludağsözlük Nereye Koşuyor?

Blog yazmaya başlayınca sözlükleri de okur oldum, sonradan bir de baktım yazar etmişler beni :))) Önceleri büyük bir iştahla entryler girerken zamanla soğudum. Şu sıralar arada bir girip ne var ne yok diye bakıyorum sadece. Bu gün de bu tür rölanti bakışlarımdan birisini atarken, açılan başlıklar ve yorumlar beni derin derin düşünmeye zorladı. Kendi kendime uludağsözlük nereye koşuyor diye sordum?!

Beni kara kara düşünmeye zorlayan başlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum: acaba ben mi birşeyleri yanlış anlıyorum, yoksa yanlış giden birşeyler mi var? İşte yaran başlıklar: mayo giymek günah, cübbeli ahmet hoca, yanında türbanlı biri varken rahat eden insan, başörtüsüne karşı çıkanlar islamla problemlidir, fettullah hocanın gözyaşlarını yalan sanmak, kürt olmaktan utanıp türk olmak isteyen kürtler, zekeriya beyaz, genelev diyalogları, başörtüsü ve türban arasındaki fark, mini etek giydiği halde ahlaktan bahseden kız... (19 Ağustos 2007 başlıklarının an itibariyle görünen kısmı?!)

İnsan kara kara düşünüyor, sözlükler böyleyse sokaklar nasıl acaba?!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.