Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

12 tane "siyaset" etiketli yazı bulundu (sayfa 2)"siyaset" tagli diger ogeler resimler , videolar

Dostluk..

dostluk Malumunuz, uluslararsı ilişkiler okuyorum. Devetleri, devletlerin karar verme aşamalarını, bu aşamalara etki eden faktörleri falan filan.. Bunun yanında siyaset bilimi de görüyoruz, bu da cabası. Bu noktada devletlerden çok insana dair çıkarımlar yapıyorum ben, daha farklı bir söyleyişle insanlar ve devletler pek de farklı düşünmüyorlar. Sanki uluslararası toplum, arkadaş ortamımızdan hiç de farklı değil..

Ülkeler, aynı zamanda insanlar, Machiavelli'den bugüne "ben"cil davranmak ve duygularını bir tarafa koymak durumundalar. Bu durum da benim dost anlayışımla bağdaşmıyor. Özel ilişkilerimde olan görüşlerim dostluk için de geçerli. Yani insan dostlarıyla dostluklarını devam etmek için planlar yapmak durumda olmamlı. Dostluk politik birşey olmamalı, en anlamlı tarifiyle; insan kendisini rahatlıkla dostunun kollarına bırakabilmeli.

Gerçek hayat böyle değil, ne yazık ki. Kafamda kurduğum "dost", gereçek hayatta karşılığını bulamıyor ve yine bana, daha doğrusu insana, yalnızlık düşüyor. Yalnız olduğumu/zu görüyorum ve bu benim daha dik durmama vesile oluyor. Ayaklarım üzerinde duruyorum, çünkü bu hayatta yalnızım.

Peki dostlar ne oluyor, hayatımda nasıl bir yer işgal ediyor? Dostlar hayatımda işbirliği yaptığım ve ortak amaçlara sahip olduğum insanlar oluyorlar. Dostluğa bir antlaşma olarak bakıyorum, dostluk kağıda dökülmemiş ama kuralları ve özellikle denklemi olan bir antlaşma! Bu noktada size bir reçete sunma gereği duyuyorum. Daha doğrusu dostluğun denklemini sunuyorum, Schopenhauer'in kalemiden: İster kadın, ister erkek olsun, insanlara onlarsız da yapabileceğinizi hissettirmek isabetli bir hareket olur. Ve bu dostluğu kuvvetlendirir. Bu noktada doslarınıza onlarsız da yapabileceğinizi, dostluğunuzun sıhhati açısından mutlaka hissettirin derim.. Denenmiş ve başarısı tarafımdan onaylanmıştır :))

Not: Blog yazarı bu kadar gerçekçi olmalı mı, acaba? Yoksa blogları toz pembe dünyaların bir yansıması olarak görmek ve toz pembe yazılar mı kaleme almalı? Bu noktada da düşüncelerinizi paylaşmanızı dilerim. Saygı ve sevgiler..

Türkiye'nin Seçiminin Ardından 23 Temmuz Sabahı...

secim-sandigi Dün geç saatlere kadar televizyon başında seçim sonuçlarını izlediğim için, yazımı henüz yazabiliyorum. Aslında içim Türk halkına fazlasıyla buruk, sonuçları çok daha farklı beklemesem de insan son ana kadar içinde bir umut barındırıyor. Türk halkı adına içimde barındırdığım umut açılan her sandıkla daha da söndü, tükenme noktasına geldi. Açılan her sandıkta ister istemez Aziz Nesin'i andım, ne yazık değil mi; adam hala haklı çıkıyor!

Dün seçim sandıklarına giden eliboyalılar Türkiye'nin ilerleyen zamanda seyredeceği yolun haritasını çizdiler. Bu yol haritasını kestirmek de zor değil; ne demişti Tayyip Erdoğan "Durmak Yok! Yola Devam..." Bu yeteri kadar açık bir anlatım sanıyorum; Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yol haritası gayet açık: Bal gibi de satarım...

Biryerler artık daha da rahat satılacak, satılacak, satılacak... Satarak bir iki yıl daha götürecekler birşeyleri ama sonrası kıyamet. Cumhuriyet tarihinin en büyük satışlarını ve borçlanmalarını yapan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti ondan sonra ne yapar, işte orası beni ilgilendiriyor. Acaba bu halk, biz ne yaptık ya diyecek mi? Eğer sefalet en ağır şekilde varoşların üzerine çökerse, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kalesi konumundaki bu insanlar ne yapacaklar?

Dün Kanaltürk ekranlarında Mine Kırıkkanat çok güzel bir saptama yaptı; eğer halkımız yapılan yardımlara göre oy kullanıyorsa, sadece fakir değil aynı zamanda cahildir...  Ben halkımız cahil ya da değil tartışmasına girmeyeceğim, bunu tartışmak da yersiz: merak edenler Türkiye İstatistlik Kurumu'nun verilerine bakarak halkımızın ne kadar da bilgili (!) olduğunu görebilirler. Buna üşenenler de bir gazetenin internet yayınından seçim sonuçlarına göz atabilirler!

Öyle ya da böyle Türkiye bir seçimi daha geride bıraktı, gelecek pek parlak görünmese de insan umut edebilen bir varlık...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.