| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 "siyasi tarih" etiketi kullanan gönderi "siyasi tarih" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Vizeler Biter, Hayat Başlar!

Vizeler Geride kalan gün itibariyle hayata tekrar gelmiş bulunmaktayım. Sebebi ise bariz; iki haftalık vize maratonum dün itibariyle bitti. Haliyle soluğu film festivalinde aldım. Sınavları hala bitmemiş üç beş dostumun da aklını çelip film izlemeye gittik. Gerçi ben filmlerden çok sonrasındaki yemek faslına kendimi vermiş olsam da festivalin güzellikleri hakkında ilerleyen süreçte bir şeyler karalamaya çalışacağım.

Amma ve lakin bugünkü mevzuumuz vizelerin bitmiş olması. Dün gece iki haftadır ertelediğim o güzel ve uzun uykuya yattım. Kış da yavaştan yavaştan gelmişken, böylesine uzunca bir uyku gözümü korkutmadı desem yalan olunur. Başımı yastığa koyunca bir kış boyunca uyanamayacağıma ciddi ciddi inanmıştım

Notlara gelince Atatürk'ün Söylevi ve Düşünce Dünyası'ndan (Öğrenciler kısaca Nutuk diyor.) bölüm birincisi olarak çıktım, 84 puan ve sanırsam AA POSAT'ın işlerinden ötürü çalışamamış olmama rağmen birincilik gelmesi, sanırım sözde değil özde Atatürkçü olmamdan ötürü?! Onun dışında açıklanan bir diğer sınavım ise Uluslararası İlişkiler Teorileri, test sonucu aldığım not sınıf ortalamalarında, 55.. Finalde bunu AA yapmazsam fena yakışıksız olacak. Bu sebepten çalışmalara şimdiden başladım bile.. Diğerler sınav sonuçlarını ise merakla bekliyorum. Özellikle de Sosyal Düşünceler Tarihi ve Siyasi Tarih notlarım açıklanırsa rahatlamış olacağım.

Sözün özü, "Vizeler biter, hayat başlar.." Bu yazı işin vizeler kısmıydı, hayat kısmını ise bir iki gün sonrasında Adana'da, memleketimde yazarım sanıyorum. Herkese mutlu bir hayat ve şimdiden güzel bir bayram dilerim..

Cumhuriyet'in Eğitim Sorunu!

Atatürk Siyaset Bilimi okuyanlar bilirler, hemen her rejim varlığını meşrulaştırmak için toplum içerisinde rejim yanlısı bir taban yaratmak durumunda kalır. Bu noktada ise hemen her devlet eğitimi kullanır. Bu taban yaratma eylemlerinin bütününe ise politik endoktrinasyon adı verilmektedir ve hemen her devlet diğer devletlerin politik endoktrinasyon çalışmalarına saygıyla yaklaşır.

Türkiye Cumhuriyeti de hemen hemen diğer tüm devletler gibi rejim yanlısı nesiller yetiştirmek gereğini ciddi olarak hissetmiş olmalı ki "milli" kelimesini savunma gibi bir bakanlığın dışında eğitim bakanlığının önüne de eklemiş.

Tüm bunlara karşın 2008 yılının Eylül ayında anladım ki, Türkiye Cumhuriyetinin politik endoktrinasyon çalışmaları tam anlamıyla iflas etmiştir! Siyasi Tarih dersim içerisinde hocamızın Kurtuluş Savaşı hakkında sorduğu soruları, bir amfi dolusu üniversite öğrencisi arasında tam olarak doğru cevaplayan tek bir öğrenci ne yazık ki çıkmadı. Arkadaşlarımı suçlamıyorum çünkü o gün o soruların doğru cevaplarını ben de tam olarak bilmiyordum.

Ayrıca sorunun biz öğrencilerde olduğunu da sanmıyorum. Çünkü hemen hemen hiçbir öğrenci soruların doğru cevaplarını tam olarak bilemedi. Hatta pek çok kişi Kurtuluş Savaşı ile I. Dünya Savaşı'nda savaştığımız cepheleri birbirine karıştırdı. Bu noktada sorunun öğrencilerde olduğunu düşünmek, kolaycılık olacaktır. Bu kolaycılığın acı sonuçlarını görmeye başladık bile: Atatürk'ü sevmeyip Humeyni'nin yolundan giden gençler türedi bu ülkede! Eğitim şart ama sözde değil özde bir eğitim!

Ticaretin Kökeni Çalmaktır!

Ticaret Bu yıl mükemmel bir ders alıyorum, ders kadar mükemmel bir akademisyenden. Bu noktada da pek çok malzeme ediniyorum blog için. İşte bunlardan birisini paylaşacağım, "Ticaretin Kökeni Çalmaktır!" başlığı altında.

Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek maksadıyla, sözü hemen Siyasi Tarih adlı ders kitabımızın yazarı Prof. Dr. Oral Sander'e bırakıyorum. Diyor ki Oral Sander; "Yerel güvenliğin sağlanmasıyla, değer verilen maddelerin ele geçirilmesinde zora başvurma geçerli yol olmaktan çıkınca, bunların ticaretle sağlanması seçeneğine başvuruldu. Böylece etkili yerel savunmanın gelişmesiyle, korsan gemileri yerini ticaret gemilerine, haydutlar da tüccarlara bıraktı. Hatta çoğu haydut ve korsan, meslek değiştirerek, tüccar oldular." Oral Sander, verdiği dipnotta da şunları eklemeyi ihmal etmiyor: "Bugün özellikle ABD'deki iş adamlarının genel olarak temel nitelikleri ve hatta açıkça benimsedikleri iş ilkeleri ile Batı'nın tüccarlarının çıkış noktası arasındaki koşutluk ilginçtir."

Hal böyle olunca, ABD'li petrol firmalarının petrol, silah firmalarının silah satabilmek için savaşlar çıkartıp çocukları öldürtmelerine; gelişmekte olan ülkeleri sömürmelerine pek şaşırmamak gerekiyor. Sonuç itibariyle onlar, hala ilk günkü noktada; korsanlık ve haydutluk yapmaya devam ediyorlar. Sanırım birileri akıllanmadığı sürece bu işte başarılı olmaya devam da edecekler.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.