| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

4 "sosyalizm" etiketi kullanan gönderi "sosyalizm" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Sen Neymişsin Be Kenan Evren?

Kenan Evren1 Türkiye'de ve sanıyorum gelişmekte olan diğer pek çok ülkede, karşıt olunan düşünce ve insanlar olduklarından çok daha güçlü gösteriliyor. Örneğin Türkiye'de kapitalistleri en güçlü gören taraf ne gariptir ki sosyalistlerdir. Türkiye'nin sosyalist aydınları bunu itiraf etmekten çekinmemişlerdir. Örneğin kendisini orducu sosyalist atfeden Yalçın Küçük, bu konuda şunları kaleme almıştır: "Sosyalizmde, ne yazık, kapitalizm bir fetiştir."

Karşı tarafı böylesine fetişleştirmek, böylesine büyük ve güçlü atfetmek garip. Daha garip olanı ise bunun sadece sosyalistlerle sınırlı olmaması: bugün hemen her tarafta bunu gözlemliyoruz. Ulusalcıların tabanında Fetullah Gülen, olduğundan daha güçlü görülür. Ulusalcılara göre, Türkiye'de Fetullah Gülen'in elinin değmediği tek bir kurum ve kuruluş yoktur. Oysaki gerçek böyle değil, aksine ulusalcıların lehinedir. Onun dışında liberaller için de ulusaclular olduğuğundan güçlü görünür. Oysaki bugün liberaller de en azından ulusalcılar kadar etkin ve güçlüler. Tüm bu tarafların, yani dincisinden ulusalcısına, sosyalistinden kapitalistine kadar hemen her tarafın olduğundan büyük gördüğü tek isim ise 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin başındaki isim, yani Kenan Evren.

Türkiye'de Kenan Evren bir fetiştir. Tapılmaktadır, olduğundan güçlü ve büyük atfedilmektedir. Bu görüş üzerinden, bugünkü konjonktürü hala Kenan Evren ve 12 Eylül üzerinden ele almak beceriksizliğin daniskasıdır. 80'den bugüne neredeyse 30 yıl geçmiştir ve bugün Kenan Evren'in yaptığı tek şey tuale kadın çizmektir. Sadece tuvale kadın çizen bir adam, nasıl olur da Türkiye'de hala bu kadar güçlü olabilir? Olmaz! Ama oldurturlar!

Nasıl mı? Beceriksizlikleriyle. Bugün Türkiye'de karşıtı olunan görüşü güçlü atfetmek bir zorunluluktur. Çünkü hiçbir taraf tam profesyonel değildir ve adam akıllı bir program çerçevesinde ilerleyememektedir. Bu da başarısızlığı doğurmaktadır, hatta mağlubiyeti. Taraflar da başarısızlıklarının nedenini kendilerine bağlamaktansa "çok çok güçlü olan" karşıtlarına bağlamayı tercih etmektedirler. Çünkü beceriksiliğinden ötürü mağlup olmaktansa olağanüstü güçlere sahip düşmanın tarafından mağlup edilmek kulağa daha hoş gelir. İşte Kenan Evren bunun için hala çok güçlü atfedilir. İşte bunun için tüm liberaller ulusalcıları dev aynasından görür. İşte tüm ulusalcılar bunun için devletin hemen her kurumunda cemaatleri örgütlenmiş ve güçlü sanır.

Yalçın Küçük, Kemalist Mi?

Yalcin_Kucuk1 Bursa'da, kütüphanemin bir köşesi Yalçın Küçük imzalı onca kitapla dolu. Evime konuk olan arkadaşlar, haliyle soruyorlardı kim bu Yalçın Küçük diye.. Bende kendimce, eğirisyle doğrusuyla anlatmaya çalışıyordum. Şu son zamanlarda yaşananlardan olacak, soruların niteliği değişmeye başladı. Artık sorular Yalçın Küçük neci ya da Yalçın Küçük Kemalist mi, diye geliyor.

Bir kez de buradan cevap vermek istiyorum: Hayır, Yalçın Küçük bir Kemalist değil. En azından onun kendisini Kemalist saydığını düşünmüyorum. Yalçın Küçük kendisini sosyalist olarak görüyor ve kitaplarında bunu çok açık bir dille belirtiyor. Aforizmalar'ında Sosyalizm başlığı altında şunlar yer alıyor: "Eğer bizler sosyalistsek, dünyanın tüm nimetlerini yaşadığımız dünyada bulamadığımız için sosyalistiz. Bizler, dünyanın bütün güzelliklerini ortaklaşa yaşayabileceğimiz, bütün zenginliklerini paylaşabileceğimiz tek düzen sosyalizm olduğu için sosyalistiz."

Peki o zaman Yalçın Küçük neden Kemalist söylemlerle karşımıza çıkıyor? Bunu da yine aynı eserdeki Kemalizm başlığındaki şu paragraf çok güzel açıklıyor: "Bizler Kemalizm'den geri dönülmesini kabul etmeyiz. Geriye baktığımızda, Kemalizm, bizim frenimizdir. İleriye baktığımızda, Kemalizm'in ötelerine açılma zorunluluğu duyuyoruz." Bu ne demek oluyor? Bu, şu demek oluyor: Yalçın Küçük, Kemalizm'i ileriye atılmış bir adım olarak görüyor ve daha da ilerilere (ona göre sosyalizme) gidebilmek için bu adımdan geriye dönülmemesi gerekiyor. Bugün Yalçın Küçük, Kemalizm'i bu ülkede en iyi savunan insanlardan bir tanesi. Bunu bir sosyalist olarak (kendince) sosyalizme giden bu yoldan dönmemek için yapıyor. Başarılı mı, zaman gösterecek..

Not: Yalçın Küçük'ün Ergenekon çerçevesinde zindana atılmasına karşı ne düşündüğümü merak eden dostlar, Yeni Harman'ın Ocak sayısının kapağına bakabilirler.

Türkiye Solu ve Ütopya

Cumhuriyet Mitingi Thomas Moore'un başyapıtı, Ütopya'ya tekrar göz gezdirdim. (Daha öncesinde Siyaset Bilimi'nde zorunlu olarak okutulmuştu.) Kitaptan yeni yeni şeyler kaptım, bu noktada Türkiye üzerine de saptamalar yapma imkanı da buldum. Kitapta da öylesine saptamalar var ki, Türkiye'nin güncel politiğinde bu saptamaları sınayabiliyoruz..

Örneğin, kitabın sonlarına doğru Moore şu saptamayı yapıyor: "Zenginlik ve özgürlük devlete başkaldırmaya, hor bakmaya götürür. Özgür ve zengin adam haksızlığa, zorbalığa kolay katlanamaz." Bu saptmayı aklımızın bir kenarında tutup Türkiye'nin politik dağılımına bakalım. Bizde sol kültür, en azından CHP, orta ve üst sınıfta bulunan seçmene dayanıyor. Türkiye'de birşeylerin değişimesini ağzı açlıktan kokan on milyonlarlar değil, refah içinde yaşayan beş on milyon insan istiyor.

Bu noktada AKP ve CHP'nin seçmenlerine bakmak çok açıklayıcı olur inancındayım. CHP sol ve eşitlikten yana bir gelenekten gelmesine rağmen kentlerin en varlıklı mahallelerinden oy toplarken, AKP varoşlardan oy topluyor. Garip gelebilir ama gerçek. Moore bunu yıllar yıllar öncesinden görebilmiş, zaten Ütopya'sını değerli kılan da bu değil mi?

Bugün 12 Eylül.. 28 Yıl Sonrasında Hala Değişen Birşey Yok..

Kenan Evren1 Evet, 28 yıldır değişen hiçbir şey yok! Türkiye, hala 28 yıl öncesindeki Türkiye.. Birilerinin 12 Eylül projesi hala tam tıkırında işlemeye devam ediyor. 12 Eylül'ü yapanlar bugün hala iktidardalar. Yurdum insanı ise hala sömürülmeye ve kullanılmaya devam ediyor..

Bugün Türkiye'nin en önemli sorununu "dinselleşme" olarak görenlere şunu söylemek istiyorum: Biz dinselleşmedik, dinselleştirildik. 12 Eylül'ü yapanlar bizim dinselleşmemizi istediler. Çünkü onların bir keşfi vardı: Dinde huzur olduğunu gördüler. Bu ilahi huzuru kendilerince şekilden şekile soktular. İslam'ı tahrip edip, işerine gelecek şekilde kullandırlar. Türkiye'de dinselleştirme, ilahi huzur değil, fabirka huzuru için yapıldı. İşciler dine ve öbür dünyaya sarıldıkça fabrikalarda huzur sağlandı.. Grevler son buldu. Dinselleştirme 12 Eylül'ün ve daha doğru bir tabirle Eylülizmin bir sonucu olarak bugünlerimizde bir "sorun" olarak yer etmeye başladı. Yalçın Küçük'ün ifadesiyle Eylülizm, Türkiye'de (sözde) İslam'ın altın çağını yaşattı..

Birileri yağmurdan (Sosyalizm) kaçarken, doluya (Şeriat) tutuldu. Komünizmle mücadele adı altında din ve din adamları kullanıldı. Şimdi ise kullandıkları din ve din adamları bu birilerinin üstlerindeki makamlarda oturuyorlar. Şimdi de pirincin taşını ayıklamaya çalışıyorlar o birileri.. Ayıklarlar mı? Orasını zaman gösterecek.. Ama her kim kazanırsa kazansın, kaybeden yine yurdum insanı olacak.. Tuzu kuru olanların tuzu hep kuru kalacak ve hatta daha da artacak tuzları.

Bu coğrafyada maalesef her zaman halklar kaybedecek, her zaman kaybedecek olan bizler olacağız. Tabii birşeyler yapmazsak?

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.