Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

13 tane "tatil" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"tatil" tagli diger ogeler resimler , videolar

Ahmet Ümit ve Polisiye Roman

Ahmet Ümit Tatilde okuyacak kitap yoksunluğu yaşanıyordu ki yardımıma Ahmet Ümit kitapları koştu. Öncesinde hiç okumamıştım Ahmet Ümit'i. Hatta daha öncesinde bir iki istisna dışında adam akıllı bir polisiye roman da alıp okumamıştım. Geride kalan tatilin bana kazandırdığı önemli bir şey oldu polisiye roman ilgisi. Üç günde iki kitap bitti. İlk olarak Beyoğlu Rapsodisi'ni alıp, okudum. Sonrasında ise Kavim'i aldım. Gerçi Kavim tam bitmedi, son sayfalar hala beni bekliyor.

Ahmet Ümit'i ve polisiye romanları önerebilirim. Daha öncesinde roman okumak zaman kaybı demiştim ama bugün gelinen noktada roman önerebiliyorum. Bu bir çelişki mi? Hayır, bu bir sentez: Roman okumak zaman kaybıdır ama sıkılmadan zaman kaybetmek isterseniz roman okuyun, tercihen de polisiye bir roman.. Gerçi Ahmet Ümit, zamanınızı boşa harcatmamak için de bolca çalışmış çabalamış: Her iki kitap ve özellikle de Kavim'in içerisinde oldukça bilgi var. Hıristiyanlık, Süryanilik ve daha pek çok bilgi edinebilirsiniz kitapta..

Ayrıca okuduğum her iki kitapta da fonu İstanbul oluşturuyor. Özellikle Beyoğlu Rapsodisi'nde Beyoğlu'nu adım adım dolaşıyormuş gibi hissedebiliyorsunuz. Beyoğlu olunca kitaplarda yeme, içme de kaçınılmaz oluyor. İstanbul'un yeme ve içme kültüründen de birşeyler kapıyorsunuz romanların satırlarından.

Sözün özü, alıp okumaya değecek kitaplar yazmış Ahmet Ümit. Özellikle de uzun bir tatil söz konusu olunca, alın bir okuyun; zamanın nasıl geçtiğini anlamakta zorlanacaksınız..

Ve "Yine" Tatil Biter..

Ve sonunda tatil biter, yollar görünür.. Şu an Adana'dayım ama çok kalamayacağım. Pazartesi bizimkiler işbaşı yapacak, Pazar onları Ankara'ya bırakmam gerekiyor. Sonrasında ya Adana'ya dönüş ya da ikinci Ankara dönemi.. Kimbilir belki de kısa da olsa bir Bursa yaparım?

Tatil, her zamanki gibiydi. Gezmek, tozmak, yemek ve içmek.. Deniz, havuz.. Mutlu bir haftaydı ama ben çalışmayı tatilden daha fazla arzuladım. Garip. Sanırım işkolik oldum, bunun sebebi de genellikle sevdiğim işleri yapıyor olmam olsa gerek? Tatilde anladım ki, internetsiz bir hayat da insanı sıkıyor. Özellikle de internetle "gereğinden fazla" içli dışlı olmuş benim gibi tipler için :)

Gündeme dair yazamamak oldukça üzdü beni. Neyse ki gündemde çok büyük ve hızlı değişiklikler olmadı. Rusya, Gürcistan'a girdiği vakit ben tatile girmiştim. Bugün tatilden çıkıyorum ama Rusya'nın Gürcistan'dan çıkacağı yok gibi görünüyor. Bu konuyu uzun uzadıya işlemek istiyorum.. Rusya, Türkiye, Gürcistan ve tüm Kafkaslar..

Anlayacağınız, durmak yok yola devam.. Bugünden itibaren, eski yazı periotlarımla karşınızda olacağım.. Tatil bitti.. Yaşasın bloglamak!

Ve "Yine" Tatil Zamanı Gelir..

Akdeniz Rusya Gürcistan'a girmişken tatile girmek pek akıl karı olmasa da ailevi durumlardan ötürü tatile giriyorum. Babam ve ablam, yıllık izinlerini Pazartesi'nden başlamak üzere almışlar. Bari, ailecek buluşup, tatil yapalım dedik. Yarın Adana'ya, babamı almaya; sonrasında da hep beraber Mersin'e yazlığa geçeceğiz. Yola erkenden çıkabilir ve Adana'ya erken varabilirsem, fırsattan istifade birşeyler karalayabilirim. Adana olmazsa Mersin'de birşeyler yazmak daha da zor olacak, benim için..

Sözün özü; blog, tatil havasına geri dönüyor. Günde en azından bir yazı periodunu tutturamazsam affola.. Elimden geldiğince yazmaya çalışacağım, en azından iki üç günde bir karşınıza çıkmak için elimden geleni yapacağım. Şimdiden görüşmek üzere; hoş ve mutlu kalın..

Unutmadan, tatil izlenimlerimi de ilerleyen günlerde paylaşacağım. Mersin pek bilinmese de Türkiye'nin en modern ve lüks sitelerine sahip.. Yabancılar fark ettiler ama yurdum insanı hala bi'haber.. 

Ve Tatil Biter..

Sonunda tatili bitirdim, kısa bir dinlenme ve eğlence sürecini geride bırakmanın hafifliğiyle yazıyorum artık.. Türkiye'nin gündeminde beni bekleyen onlarca gündem maddesi birikti. Ayrıca blog kitabı ile ilgili çalışmalarım da hız kazandı. Türkiye'nin önde gelen blog yazarlarının makalelerini ekledim blog kitabına ve ayrıca süpriz röportajlar yaptım.. Umarım bir iki aylık süreç sorasında herşey hazır olur..

Önümüzdeki süreçte çalışmalarım hız kazanacak.. Yazılarım günlük periotlarda yazılmaya devam edecek. Kaz Dağlarında depoladığım oksijeni sonuna kadar kullanacağım blogumda.. Artık buradayım..

Ayvalık Fotoğrafları..

100_6088100_6215100_6140100_6091100_6170100_6144100_6103100_6087 
100_6090100_6117100_6055100_6176 

Ve Tatil Zamanı Gelir..

Ayvalık Uzun zamandır yazılarıma aralıksız devam ediyorum, hatta bazı günler üç dört yazı birden kaleme aldığım bile oluyor. Tüm bunları yaparken üniversitede derslerin ve sınavların yarattığı sorunları da halletmeye çabalıyorum. Bugün gelinen noktada, geriye dönüp bakınca uzunca ve yorucu bir yılı geride bıraktığımı görüyorum. Artık tatil zamanının geldiğine inanıyorum..

Uzunca düşündükten sonra; Akdeniz'in tuzlu, Karadeniz'in hırçın sularındansa Ege'nin orta karar sularında bir tatil yapmaya karar verdim. Yarın öncelikle Ankara'ya ardından da Ayvalık'a geçeceğim. Yaklaşık 15 günlük bir tatil programım var. Bu program içerisinde elimden geldiğince bloguma zaman yaratmaya ve yazılarıma devam etmeye çalışacağım. 15 günlük bu tatil sürecinde yazılarım üç günlük periyotlara düşebilir, bu noktada önceden sizleri bilgilendirmek istedim..

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla ve hoş kalın..

Yaz Diyeti..

Sonunda yaz geldi, fazla sıcak olsa da güzel. Derslerin, vizelerin ve sonunda da finallerin soğukluğunu atlattıktan sonra insan sıcağın değerini daha iyi anlıyor :) O yüzden, yurdum sıcaklarını çok da sorun etmiyorum..

Yaz tatili gereğinden fazla uzun. Tam 3 ay, 90 gün.. İnsan 90 gününü "tatil" adı altında geçirmemeli, birşeyler yapmalı. En azından entelektüel bir iddaya ve duruşa sahip bir insan için üç aylık bir yaz tatili tatilden başka şeyler ifade etmeli. Bu noktada daha önce de belirttiğim gibi ulusal bir gazetede çalışma planların hala geçerli. Bugün, hatta az önce Sabah Gazetesi'nde görüşmelerim oldu. Yakın zamanda da DHA ile bir görüşme ayarlamaya çalışıyorum.

İşin dışında kendime bir diyet programı ayarladım. Elbette, yemek içmekle alakası yok :) Zamansal bir diyet bu.. Yazın zamanını düzenli geçirmek için hazırladığım bir programdan ibaret.. Günde en az 100 sayfa kitap okuyorum. Ayrıca İngilizce tekrarlar yapıyorum, İngilizce'yi tekrar bir hatırlama zamanım gelmiş.. Ayrıca bol bol da yazıyorum..

Umarım önümde uzanan şu 90 günü dolu dolu geçirecek iradeyi gösterebilirim. Umarım çalışa çalışa, eğlene eğlene geçer şu uzun yaz. Herkese iyi tatiller, iyi çalışmalar, iyi eğlenceler..

Uludağ Kaçamağı ve Türkiyede Kış Turizmi

Uludağ Bugün yurttan arkadaşlarla bir otobüs tutup Uludağ'ın yollarına düştük. Öncelikle Sarıalan denilen dinlenme alanında sucuk ekmeklerimizi hazıladık ve afiyetle yedik. (Bir Adana'lı olarak mangalı yakmak ve o kadar sucuğu pişirmek elbette benden başlasına düşemezdi..) Ardından da kayak merkezinin de bulunduğu, Oteller Bölgesi de denilen alana doğru tırmanışa devam ettik..

Uludağ'a en son on yıl önce ailecek gelmiştik. On yıl öncesinde kar beni ilk zamanlar oldukça eğlendirse de zamanla fazlasıyla yormuş ve bu sebepten kara olan sempatimi zamanla kaybetmiştim. Bugün ise doğayı ve karı özlediğimi gördüm. İçimde farklı duygular kıprışmaya başladı ve bir anda arkadaşımın elindeki kameraya ağzımdan şu sözler döküldü: "Tanrının yurdum insanına bahşettiği bir doğa harikası burası.."

Gerçekten de öyle, Uludağ yurdum insanına bahşedilmiş bir doğa harikası. Bu cennetin değerini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Oysa biz yine hoyratça kullanıyoruz elimizdeki nimetleri. Uludağ'da mimariden o kadar uzak ve kötü oteller var ki, şaşırıyorsunuz. Bu kadar mı görgüden uzak insanlar inşaa ettiler bu yapıları, anlamak çok zor.. Sanırım Recep Tayyip Erdoğan'a katıldığım ender yazılardan birisi olacak bu; kendisine Uludağ'ın yapılaşamaması iddası noktasında sonuna kadar katılıyorum. Artık başbakan olarak, birşeyler yapar herhalde!?

Karlı Bir Ankara Akşamı..

02-ankara-atakule Yılmaz Erdoğan çok güzel yazmış Ankara'nın karla buluşmasını: "Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.. / Asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar.."

Kar güzel şey, özellikle benim gibi Akdeniz insanları için; kardan uzak insanlar için. Bembeyaz bir coğrafya çok çekici, kar öyle birşey ki tüm pisliğini örtebiliyor şu hayatın. Tüm hayata, sefaleti haykıran gecekondulara dahi, güzel bir çehre verebiliyor. Kar örtüyor, kar saklıyor kiri, pisi ve çok daha karanlık objeyi.. Seviyorum karı, verdiği temizlik hissini!

Ankara'dayım artık! Tatilimi ailemle, Ankara'da geçireceğim.. Umarım kar da yalnız bırakmayacak beni. On gün eşlik edebilirse bana, ne mutlu..

İlk defa özledim Ankara'yı ve anladım insanlar için şehirlerin değil de o beton yığınları arasında yaşananların önemli olduğunu! Ankaray'da "Maltepe" anonsunu duyunca içim kıpır kıpır etti. Her gün o duraktan binerdim dersaneye gitmek için.. Bugün ise o günler geride kaldı, Bursa'dan bavuluyla memleketine dönen bir üniversite öğrencisiydim bugün. Gözlerim ÖSS telaşındaki Okan'ı aradı ve bir kez daha hüsran.. Bu hüsran o kadar acı ki, hayat gelip geçiyor diyor bana: hayat gelip geçiyor! O Okan artık olmayacak diyor, o Okan artık olmayacak! Yarın da bu satırları yazan Okan olmayacak.. Hal böyleyken biz var mıyız acaba?

Bayram Tatili

Malumunuz önümüz bayram, haliyle bana da yollar göründü. Ankara, ardından da Adana yapacağım. Umarım bu bayram da diğerleri kadar güzel ve bol kebaplı olur :)) Bu tatil sürecinde her gün düzenli olarak yazmak imkanı bulamayabilirim. Yazı aralığı iki, belki de üç günde bir'e çıkabilir. Anlayışla karşılayacağınızı umuyor, genciyle yaşlısıyla herkese güzel bayramlar diliyorum...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.