Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

16 tane "tayyip erdoğan" etiketli yazı bulundu (sayfa 2)"tayyip erdoğan" tagli diger ogeler resimler , videolar

İzmir Mitingi..

adnanmenderes Tayyip Erdoğan'ın her sert çıkışı bana Adnan Menderes'i hatırlatıyor. Birilerinin çıkıp Tayyip Erdoğan'ı halk adamı, halkı da Tayyip Erdoğan'ın adamı gibi göstermelerini bir türlü anlayamıyorum. Dedim ya, aklıma halk adamı atfedilen Adnan Menderes geliyor. Neden mi?

Yıl 1960, aylardan mayıs: yani Adnan Menderes'in asıldığı ay. Ayın başlarında büyük bir miting yapılıyor, Adnan Menderes o zamanların İzmir'inde iki yüz bin kişiye sesleniyor. Basın bu olayı haklı olarak büyütüyor ve hatta Adnan Menderes'e yakın yayın organları çoşuyor.

Ve ardından 27 Mayıs askeri müdahalesi geliyor. Adnan Menderes darağacına gönderiliyor, öldürülüyor. İzmir'de toplanan o iki yüz bin kişi arasından bir tek çatlak ses çıkmıyor. Bir Allah'ın kulu çıkıp da "Ne yapıyorsunuz?" demiyor. Dünyanın ve özellikle Anadolu toprağının kuralı böyle: Güçlüysen herkes seninle, yok değilsen: Tanrı yardımcın olsun. Felsefe bu, insanın yaşama güdüsü bu: Kral öldü, yaşasın yeni kral!

En Büyük Aşklar Nefretle Başlar: AKP & MHP

soğüt Vakti zamanında kim demişse güzel laf etmiş: "En büyük aşklar nefretle başlar!" Bugün gelinen noktada MHP ve AKP el birliğiyle bu sözü doğrulamak çabasındalar. Onca kin, onca laf hemen hasır altı edildi ve el ele verilerek koyun koyuna politikalar yaratılmaya başladı. Bunu garipsiyor muyum? Evet garipsiyorum!

Seçim öncesinde o kadar çok şey yaşandı ki, bugün gözlerimle gördüklerime inanamaz oldum. Söğüt olaylarında MHP'li gençlerin AKP'lilere karşı sert tutumları; heş şehit cenazesinde AKP ve AKP kurmayları hakkında atılan onca aşırı slogan birden nasıl toz olup da gözlerden kayboldu, anlayamıyorum? MHP'nin kendi tabanı değil miydi, AKP'li bakanları şehit cenazelerine gitmekten alıkoyan? Ve hatta tabanından geçtim, MHP Genel Başkanı Devet Behçeli değil miydi, meydanlarda ip atan?

Meğer tüm yaşananlar büyük bir aşkın kıvılcımlarıymış da biz anlamamışız. Acaba MHP tabanı da bizim gibi mi, yani onlar da bir anlam veremiyorlar mı tüm olup bitene? 

Erdoğan-Gül Savaşı: Yazdığım Gibi Devam Ediyor

erdogan-gül 13 Eylül 2007'de kaleme almıştım "Erdoğan-Gül Savaşı" başlıklı yazımı. Bugün gelinen noktada haklı çıktığımı yazıyor tüm gazeteler. Pek aşikar olmasa da AKP kadrolarında ve Tayyip Erdoğan noktasında bir hoşnutsuzluk olduğuna inanıyorum. Eylül'de yazdığım gibi, aynen tekrar ediyorum; yazdıklarımın yaşanmasının mutluluğuyla: "Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer gibi AKP dış politikasına karışmamazlık etmeyecek. Hatta Türkiye'nin dış politikasını Çankaya'da şekillendirmeye çalışacak, bu da elbette Gül dışı AKP kadrolarında hoşnutsuzluk yaratacak.."

Abdullah Gül, geziyor; yani daha yeni başladı yolculuğuna. 5 günlük ABD gezisi, onun gezilerinin daha çok uzun süreler devam edeceğini çok güzel gösterdi. Cumhurbaşkanı şimdi de Mısır'da ve sonra başka bir yerde olacak. Bu noktada belirtmek istiyorum ki, AKP'deki Gül-dışı kadrolar ve Tayyip Erdoğan; Ahmet Necdet Sezer'in dış politikada onları alabildiğine rahat bıraktığı günleri mumla arayacak..

Ve bu noktada bir soru soruyorum, tüm merakımla: Ahmet Necdet Sezer neden bu kadar uzak kaldı dış politikadan ve AKP ile aynı çizgiden gelen Cumhurbaşkanı neden bu kadar yakın dış politikaya?

Erdoğan-Gül Savaşı

erdogan-gül Geçen 18 yılda deneyimlerim bana gösterdi ki, insanın en büyük rakibi en yakınındakidir. En yakın arkadaş, sizinle en fazla çarpışan insandır. Bu çoğu zaman aleni yapılmaz, törpülenir... Aradaki bu azılı rekabet pek gün yüzüne çıksın istenmez ve alttan alta büyük kavgalar verilir, canım dostum denilerek...

Bu görünmez sürtüşmeyi biraz da toplum, anneler ve babalar yaratır. Sınav sonucu anneye söylenince annenin sorduğu ilk şey en yakın arkadaşınızın sizden yüksek mi düşük mü aldığı olacaktır. Böyle bir durumda son kaçınılmaz olacak ve eski dostuz en azılı rakibinize dönüşecektir.

Daha yaşamamakla birlikte, evlilik sonrasında anne ve babaların bu iğneleyici sorularını eşlerin sormaya başlayacağına inanıyorum. Örneğin Emine Erdoğan'ın bu günlerde eşinin başını oldukça ağrıttığını düşünüyorum. First Lady olan bir kadın, protokolde arkasında saygıyla bekleyen bir kadının arkasında kalmayı sanırım pek hazmedemeyecek. Bu da Tayyip Erdoğan'ın davranışlarını etkileyeceğe benziyor. Eş durumu Abdullah Gül için de geçerli, Hayrunnisa Gül de eşini rahat bırakmaz sanıyorum.

Hal böyleyken bizlere izlenesi bir pembe dizi sunuluyor. Entriklar, büyük kıskançlıklar ve hırslar :))) Şaka değil, gerçek! Bekleyip göreceğiz, izleyeceğiz. Tayyip Erdoğan şu günlerde emin olun pek mutlu değil, onun yerinde olsaydım ben de mutlu olmazdım. Şuna bir bakın: 4 yıl 10 aydır, yani 1774 gündür olmayan birşey oldu! Dün Tayyip Erdoğan hiçbir gazetenin ilk sayfasında yer almadı! İşin Tayyip Erdoğan adına daha acı tarafı kendisinden boşalan yerlerin Abdullah Gül tarafından doldurulması oldu.

Fatih Altaylı, SKY Türk'te yaptığı açıklamada AKP'nin Ahmet Necdet Sezer'i arayacağını söyledi. İlk başta kulağa pek mantıklı gelmese de düşününce Fatih Altaylı'ya fazlasıyla hak vereceksiniz. Nitekim Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer gibi AKP dış politikasına karışmamazlık etmeyecek. Hatta Türkiye'nin dış politikasını Çankaya'da şekillendirmeye çalışacak, bu da elbette Gül dışı AKP kadrolarında hoşnutsuzluk yaratacak...

Televizyonlar bangır bangır yeni sezon dizilerini tanıtıyor, sakın ha hiçbirisine kapılmayın. En entrikalı, en kavgalı ve en heycanlı dizi Çankaya TV'de, sakın ola kaçırmayın...

Özelleştirmeler ve Biz "Aptal" Mıyız?

ozellestirme_idaresi

Daha önce de belirttiğim gibi Tayyip Erdoğan hükümeti durmayacak ve yoluna devam edecek. İşin daha vahim tarafı bu yolda Tayyip Erdoğan hükümetine yoldaşlık edecek milyonlarca insan olması. Bu nasıl bir zihniyettir hala anlamadım, daha doğrusu Türk halkının böylesine bir tercihi içine nasıl sindirdiğini aklım almadı. Ben Türk halkını milli değerlere fazlasıyla bağlı, vatanının bir çakıl taşını bile vermeyecek bir millet olarak tanırdım ki yanılmışım. Neden mi? Çünkü Türk milletinin büyük bir bölümü "bal gibi de pazarlarımcıların" yanlarında.

"Vatanı bal gibi de pazarlarımcıların" ne gibi sakıncalar doğurduğunu ve mantıklarının ne kadar da ilkel olduğunu burada gözler önüne sermek istiyorum. Vatan toprakları ve değerleri birer birer yabancı güçlere pazarlanırken hep aynı gerekçe öne sürülüyor: Satmazsak değerini yiğtirir, zarar eder. E be güzel kardeşim, sen bu kadar akıllısın da elin gavuru bu kadar mı aptal? Türkiye'nin değerlerini sen pazarlarken, aptal oldukları için mi sırada bekliyorlar?

Benim bildiğim tek birşey var, eloğlu bizden akıllı! En azından bu, bu günün için fazlasıyla geçerli! Biz fabrikalarımızı, limanlarımızı, köprülerimizi, otoyollarımızı ve daha nice değerimizi bir gün gelir de zarar eder bahanesiyle pazarlarken onlar sırada avlanacak avanta bekliyorlar. Biz bu kadar mı aptal, eloğlu bu kadar mı akıllı? Nasıl oluyor da zarar eder dediğimiz fabrikalarını dünyanın en büyük firmaları, en ileri devletlerin yan kuruluşları alıyor? Bu adamlar bu akılla mı, ya da birilerinin iddia ettiği bu akılsızlıkla mı bu kadar dev şirketlere sahip oldular? Tüm bu sorlular Tayyip Erdoğan'ın ve tayfası'nın cevaplaması gereken sorular!? Eğer Tayyip Erdoğan kendisini desteklemeyen çoğunluğa biraz saygı duyuyorsa bu soruların cevabını bir an önce vermelidir...

 Not: Logo kaynağı; http://www.logoturka.com/jpg/ozellestirme_idaresi.jpg

Türkiye'nin Seçiminin Ardından 23 Temmuz Sabahı...

secim-sandigi Dün geç saatlere kadar televizyon başında seçim sonuçlarını izlediğim için, yazımı henüz yazabiliyorum. Aslında içim Türk halkına fazlasıyla buruk, sonuçları çok daha farklı beklemesem de insan son ana kadar içinde bir umut barındırıyor. Türk halkı adına içimde barındırdığım umut açılan her sandıkla daha da söndü, tükenme noktasına geldi. Açılan her sandıkta ister istemez Aziz Nesin'i andım, ne yazık değil mi; adam hala haklı çıkıyor!

Dün seçim sandıklarına giden eliboyalılar Türkiye'nin ilerleyen zamanda seyredeceği yolun haritasını çizdiler. Bu yol haritasını kestirmek de zor değil; ne demişti Tayyip Erdoğan "Durmak Yok! Yola Devam..." Bu yeteri kadar açık bir anlatım sanıyorum; Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yol haritası gayet açık: Bal gibi de satarım...

Biryerler artık daha da rahat satılacak, satılacak, satılacak... Satarak bir iki yıl daha götürecekler birşeyleri ama sonrası kıyamet. Cumhuriyet tarihinin en büyük satışlarını ve borçlanmalarını yapan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti ondan sonra ne yapar, işte orası beni ilgilendiriyor. Acaba bu halk, biz ne yaptık ya diyecek mi? Eğer sefalet en ağır şekilde varoşların üzerine çökerse, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kalesi konumundaki bu insanlar ne yapacaklar?

Dün Kanaltürk ekranlarında Mine Kırıkkanat çok güzel bir saptama yaptı; eğer halkımız yapılan yardımlara göre oy kullanıyorsa, sadece fakir değil aynı zamanda cahildir...  Ben halkımız cahil ya da değil tartışmasına girmeyeceğim, bunu tartışmak da yersiz: merak edenler Türkiye İstatistlik Kurumu'nun verilerine bakarak halkımızın ne kadar da bilgili (!) olduğunu görebilirler. Buna üşenenler de bir gazetenin internet yayınından seçim sonuçlarına göz atabilirler!

Öyle ya da böyle Türkiye bir seçimi daha geride bıraktı, gelecek pek parlak görünmese de insan umut edebilen bir varlık...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.