| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

13 "televizyon" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"televizyon" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Cüneyt Özdemir ve Televizyonda Lafı Değiştirmek!

Cüneyt  Özdemir Uzun zaman öncesinde Cüneyt Özdemir deepnot.com adresinde yazılarını paylaşıyor ve ben de büyük bir ilgiyle bu yazıları takip ediyorum. Bugün gördüm ki deepnot.com, dipnot.tv olmuş, Türkçeleşmiş. İş "Türkçeleşmek"le de sınırlı kalmamış ve "Ulan nedir bu Dipnot.tv" adlı tanıtım filminden öğrendiğim üzere bir ekip projesi haline gelmiş. İyi de olmuş..

Dipnot.tv hakkında daha sonra tekrar yazacağım. Şimdi konumuza gelecek olursak, Dipnot.tv'de aklımda kalan bir iki eski yazıyı taradım ve kısa sürede buldum. Bu yazılar arasında sizinle paylaşmak istediğim, "Benim Adım Cüneyt Özdemir" başlıklı bir konuşma metni. Bu konuşma metnini medyaya ilgi duyan her gencin okumasını öneriyor ve metnin en çarpıcı bölümlerinden bir tanesini aktarıyorum:

Konuşmanın sonlarına doğru, Cüneyt Özdemir, "Televizyonda en büyük maharet isteyen şey yeri geldiğinde lafı değiştirebilmektir" diyor ve yaşadığı bir olaydan yola çıkarak lafı değiştirebilmenin önemini vurguluyor: "Bundan birkaç yıl önce hatırlarsanız 'Kahpe Bizans' adında bir Türk filmi çekilmişti. Biz de 'beşn birk'de Bizans gerçekten kahpe miydi değil miydi sorusunu bir bilene soralım istedik. Aklımıza Ordinaryüs Profesör Semavi Eyice geldi. Ama gelin görün ki karlı bir hava. Arabalar çalışmıyor. Hoca da 90 yaşlarında stüdyoya gelmesine imkan yok. Dedim ki ben telefonda canlı yayında sohbet ederim, böylece hocayı da yormayız.

Canlı yayın başladı Ben gözlerimi açarak büyük bir heyecanla ilk sorumu sordum. 'Hocam film çok tartışılıyor, Bizans kahpe midir değil midir diye? Siz de elbette filmi izlemişsinizdir, nasıl buldunuz filmi?' dedim.

Telefonun ucunda kısa bir sessizlik oldu. 'Hayır izlemedim' dedi.

Ben 'aman olur mu hocam, sizin konunuz' diye üstelemeye başladım...

Telefonun ucunda kısa bir sessizlik daha oldu. Sonra Semavi Eyice'nin sesi duyuldu: 'Ben körüm evladım'

İnanın lafı değiştirmenin imkansız olduğu ve rezil olduğunuz kabul etmeniz gereken anlar olabiliyor ekranda."

Gereksiz Bilgi Bombardımanı ve Korunma Yolları

Medya4 Güzel bir kitaptan güzel bir söz okudum, üzerinde düşündüm, yazdım ve sizlerle paylaşmaya karar verdim. Üç çeşit bilgi vardır, yazıyordu kitapta: esaslı bilgi, faydalı bilgi ve lüzumsuz bilgi. Bu çerçevede düşünmeye başladım ve bildiklerimin çoğunun aslında birer "lüzumsuz bilgi" olduğunu gördüm. Bilmesine biliyordum ama bildiklerimin bana ne faydası oluyordu ki?

Örneğin, geçen günlerde düşen Air France uçağını, yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini biliyordum veya İran'da yapılan seçimleri de biliyordum veya gündemin öne çıkan başlıklarını da.. Düşününce tüm bunların lüzümsuzluğuna kanat getirdim. Bana ne bunlardan? Air France uçağının düşmesinin benim hayatıma ne gibi bir etkisi olabilir? Ya da orada ölen yüzlerce insan benim hayatımda ne gibi bir değişiklik yapabilir? Hayır yapamaz! O uçak düşmeseydi de benim hayatım bugünkünden farklı olmayacaktı. Öyleyse neden bileyim ki Air France uçağının düştüğünü? Neden beynimi meşgul etsin bu lüzumsuz bilgi? Neden uçağın nasıl düştüğüyle ilgili teorileri üreteyim?

Bilim bunun adını "enformasyon bombardımanı" olarak koymuş ve sonuçlarını da saptamış: "İnanın, ihtiyacı olmayan enformasyon ile zihnini doldurmak suretiyle düşüncelerini ve yargılarını törpülemek, bu yolla kişinin bakış açısında daralmala sebebiyet vererek, neticede sağlıklı düşünmenin bir yerden sonra imkansızlaşmasına neden olmak."

Enformasyon bombardımanı her geçen gün etkisini arttırıyor ve bize düşen gözümüzü, kulağımızı kapatmak! Evet, yanlış okumadınız: enformasyon bombardımanından kendimizi korumak için gözümüzü ve kulağımızı kapatmalıyız. Sadece esaslı ve daha da önemlisi bizim adımıza faydalı bilgileri edinmekle yetinmeliyiz. Bu noktada haber kaynaklarımızı belirlemeli ve ilgi alanımıza dair bir haber kaynağından beslenmeliyiz. Örneğin mesleğinize ya da ilgi alanlarınızdan herhangi birisine dair bir blogtan veya bir dergiden.. Aksi halde başınıza gelecekleri bilim şimdiden öngörüyor: "...neticede sağlıklı düşünmenin bir yerden sonra imkansızlaşması..."

FOX'ta Yeni bir Program: Uyanık Bar!

FOX TV Finallerle içli dışlıyım, daha okumam gereken yüze yakın sayfa var. Yarın da önemli bir sınav.. Sıkıldım, televizynonu açtım. FOX'ta yeni bir program başlamış, adı Uyanık Bar. Konsept oldukça hoş ve ilgi çekici. İnsan takılınca diğer kanallara geçemiyor. FOX'un sitesine baktım, program her Salı ve Perşembe 23:15'te yayınlanıyormuş. Daha öncesinde Canım Ailem dizisine bir bakın demiştim, dizi aldı başını gitti. Bugün izlenme rekorları kırıyor. Sanıyorum FOX'un Uyanık Bar'ı da alır başını, gider ve zamanla izlenme rekorları kırmaya başlar.

Sunucu oldukça başarılı, daha öncesinde TRT'de görüyordum. Üstün Dökmen'in Küçük Şeyler programında oyun sahneleyen grubun bir üyesi kendisi. Adı Serhat Kılıç imiş.. Bu gidişle bu ismi de duymaya devam ederiz, daha uzun süre. Salı ve Perşembe geceleri çok önemli işleriniz yoksa bir bakın diyorum. Bir bakmaya değer..

Serdar Akinan SKY Türk Genel Yayın Yönetmenliği'nden Ayrıldı!

Serdar Akinan Çok değil, bir ay öncesinde şunları yazmıştım: "SKY Türk'ü uzun zamandır ilgi ve zevkle takip ediyorum. Serdar Akinan, büyük işler başardı SKY Türk ekranlarında. Bunları ilerleyen zamanda paylaşmaya çalışacağım." Bugün gelinen noktada Serdar Akinan'ın SKY Türk'te yaptıklarını anlatamadan, onun SKY Türk Genel Yayın Yönetmenliği'nden ayrıldığı haberini vermek durumunda kaldım. Haberi ilk duyduğumda üzülmüş ve "acaba?" demiştim ama sonrasında Serdar Akinan'ın OdaTv'ye yaptığı açıklamayı okuyunca içim rahatladı. Konu hakkında Akinan'ın açıklaması şöyle: "Yükümü azaltmak için önce idari görevlerimi bırakmıştım. Şimdi de genel yayın yönetmenliğinden ayrıldım. Bunun bir tek nedeni var; omuzlarımdaki yükü azaltmaktır. Gerek Sayın Serdar Çaloğlu, gerekse Sayın Bülent Ergin  Akşam'daki köşe yazılarımı artırmak ve daha çok ekrana çıkmam şartıyla teklifimi kabul ettiler."

Açıkçası bu açıklamada beni mutlu eden nokta, artık Serdar Akinan'ı Akşam'da ve televizyon programlarında daha fazla görecek olmamız. Akşam'da Serdar Akinan'ın düzenli yazmamasından ötürü yakınıyordum bunca zamandır. Geride kalan yaz, şunları yazmıştım: "Akşam Gazetesi'ni elime alınca ilk olarak Serdar Akinan'ı okurdum. Gerçi son zamanlarda pek sık yazmadığı için ve malum sebeplerden artık okumuyorum, okuyamıyorum."

Sözün özü, Akşam'daki köşe yazılarını arttırması ve daha çok SKY Türk erkranlarına çıkması şartıyla Serdar Akinan'ın bu görevi bırakmasına memnun oldum. Ama SKY Türk'ün kalitesinden birşeyler kaybetmesinden de korkmuyorum değil.

Teşekkürler Okan Bayülgen!

Okan Bayülgen Uzun zamandır Okan Bayülgen'in Disko Kralı'ndaki performansını eleştiriyor ve birşeylerin değişmesi gerektiğini yazıyordum. Zamanla Yüksel Aytuğ ve birçok televizyon eleştirmeni de bu doğrultda yazılar kaleme aldılar. Bugün gelinen noktada Okan Bayülgen'in ve Disko Kralı'nın değişimini, mutlulukla izliyorum..

Evet, işte şimdi oldu Okan Bayülgen! Disko kralının son iki bölümü sana da Kanal D'ye de fazlasıyla yakıştı. Baştan sonra, heyecan ve zevkle izledim her iki bölümü de. Özellikle doksanlı yılların konu alındığı geçen haftaki bölüm bir harikaydı.

Tüm bu yaşadıklarım bana gösterdi ki, insanların onlarca yıl bir işin zirvesinde kalmasının bir nedeni var: Eleştirileri ciddiye almak ve gereğini yapmak. Yenilikse yenilik, değişiklikse değişiklik.. Okan Bayülgen, işte bunun farklında olduğu için bunca yıldır zirvede.

9 Milyon Dolarlık Hayal Kırıklığı: AROG İzlenimleri

AROG Cem Yılmaz'ı oldum olası hak ettiği yerden çok çoook yukarlarda olan birisi olarak düşündüm. Bugün gelinen noktada, ne kadar da haklı olduğumu A.R.O.G sayesine yurdum insanı da görmüş oldu. Daha filimin reklamları yapılmada başlamadan önce, sözlükte şunları yazmıştım: "G.O.R.A. gibi ilköğretimin ilk dönemindeki çocuklara hitap edebilecek bir mizahla yapılmış filimsi. Düşünceden ve mizahtan o kadar uzaktır ki ismi bile ilkokul matığıyla ilk filmin tersten okunuşundan ibarettir."

Bugün ise bu söylediklerimi Türkiye'nin saygın oyuncuları, eleştirmenleri tekrarlıyor. Sinema eleştirmeni Bekir Hazar şunları söylemiş: "Bence film çok kötü ve basit olmuş. Beklentilerin çok altında bir film olmuş. A.R.O.G kesinlikle 9 milyon dolarlık bir film gibi durmuyor. (...) Gördük ki çocuk filmi olmuş resmen." Tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi'nin görüşleri de Bekir Hazar'la aynı yönde. Sururi, A.R.O.G hakkında şunu söylüyor: "A.R.O.G, çocuk filminden öteye gitmiyor.."

Artık herkesin, kral çıplak demesinin zamanı geldi, de geçiyor. Cem Yılmaz gibi isimlerin "Türkiye'nin en iyi komedyeni" sıfatını hak etmediğini, Türkiye'nin bu kadar basit bir ülke olmadığını herkes görmeli. Bu tür isimlere ve böylesine başarısız projelerine övgüler yağdırmak, aslen yurdum insanına hakaret etmektir. Yazıktır, günahtır..

Canım Ailem ve Uğur Yücel

Uğur Yücel Hani bazı insanlar vardır; isimleri, varlıkları güven verir.. İş ya da tercih yaparken insanın gözleri bu tür isimleri arar. Pek tabi, bu isimler kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle aynı isimler üzerinde mutabakata varılır. Sizin için nasıldır, bilmiyorum ama Uğur Yücel benim için güven veren bir isimdir.

ATV'nin Canım Ailem dizisiyle olan münasebetim de işte tam bu noktada başladı.. Dizinin tanıtımında Uğur Yücel'i, sonrasında Ozan Güven'i görünce; tamam işte bu, dedim. Geride kalan üç bölümü büyük bir ilgiyle izledim. Uğur Yücel'e bir kez daha hayran oldum.

Diziyi izlememe vesile isimlerin yanında daha pek çok yeni oyuncu da tanıdım. Özellikle Şebnem Bozoklu dizide iyi bir oyunculuk sergiliyor. Oturup, sadece onun bölümlerini bile ilgi ve zevkle izlemek kafi gelebilir

Sözün özü, en azından bir bölüm olsun, diziyi izlemenizi öneriyorum. Sanıyorum, sonrasında siz de bir Canım Ailem müdavimi olursunuz..

Not: Dizi, her Çarşamba, saat 20:00'da ATV ekranlarında...

Okan Bayülgen, Ne Oldu Sana?

Okan Bayülgen Daha bir ay öncesinde Disko Kralı'nı eleştirmiş ve programın Okan Bayülgen'e yakışmadığını yazmıştım. (Bkz: Okan Bayülgen ve Disko Kralı) Bugün gelinen noktada, görüyorum ki böyle düşünen tek kişi ben değilim. Sabah Gazetesi'nde televizyon eleştirileri yapan Yüksel Aytuğ da Okan Bayülgen'in disko kralındaki performansını eleştirmiş köşesinde. Aytuğ şöyle başlamış yazısına: "'Ne oldu sana Okan?' dedirten hatalar ve gaflar zincirinin hangi birini sayayım?" Sonrasında ise gözüne çarpan hataları ve gafları sıralamış Aytuğ. (Bkz: Ne Oldu Sana Okan Bayülgen? )

Okan Bayülgen'in artık ciddi ciddi kendisini ve programını yenilemeyi düşünmesi gerekiyor. Aksi halde hep birlikte Disko Kralı'nı değil ama bir kariyerin sonunu izlemek durumunda kalacağız. Ki bu hepimiz için üzücü olacağa benziyor

Okan Bayülgen ve Disko Kralı

Okan Bayülgen Geçen hafta üniversitemizin Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Topluluğu'uyla birlikte İstanbul'a bir gezi düzenledik. İstanbul'a kadar gitmişken, geceyi Kanal D stüdyolarında, Okan Bayülgen'in Disko Kralı'nda geçirdik. Yaşadıklarım sonunda düşününce, üniversiteli gençliğin bu kadar basit programlarla oyalanmaması gerektiğine karar verdim. Hayır, yanlış anlamayın: Gelin, gecenin o saatinde de felsefe ya da ideoloji tartışalım demiyorum. İstediğim tek bir şey var o da artık doğru düzgün bir eğlence programı ihtiyacı! Gelsin birisi bizi adam gibi eğlendirsin istiyorum, yapamıyorlarsa, bıraksınlar, bayrağı biz devralalım.

Zaga ya da sonrasındaki Makina belki zamanın şartlarına göre oldukça iyiydi, benim de en büyük zevklerim arasındaydı bu programları izlemek. Ama bu sefer olmamış Okan Bayülgen! Disko kralı bana Mc Doanald's ya da Burger King'te çocuklara yapılan doğum günlerini hatırlattı. Orada da aynen Disko Kralında olduğu gibi çocuklara yönelik rölanti oyunlar oynatılırdı. Oysa Disko Kralı'nı çocuklar izlemiyor..

Onun dışında, konuklar da sokaktan toplanmış gibi. Örneğin, bizim katıldığımız programda ikisi pavyondan ve bir diğeri de Popstar'dan sıçramış üç konuk vardı. Diğerleri ise tarihin tozlu sayfalarında kalmış isimlerdi. Bu konuklarla bu diskonun eğlenceli bir tarafı kalmıyor. Pavyon sohbetleri ve pavyondan sıçramış isimler üniversite gençliğini eğlendiremiyor. Ayrıca Pacman pek de üniversite gençliğine hiç ama hiç hitap etmiyor!

Sözün özü, Okan Bayülgen eleştirmesini bilen bir kişi olarak, kendisini de eleştirmesini bilmeli ve karşımıza yeni bir eğlence programıyla çıkmalı. Üniversite gençliğini hafife almadan, ciddi ciddi.. Yok eğer yapamıyorsa; Sade Vatandaş çok iyi gidiyor, biz kendisini sadece orada izlemek zorunda kalacağız..

Lost'u Beklerken: How I Met Your Mother

How I Met Your Mother Uzun zamandır bir dizinin müdavimi oldum. Adı, How I Met Your Mother.. Lost'un 5. sezonuna daha varken, oturup izlenebilecek kısa kısa bölümleri olan bir dizi. Genel konusu esas oğlanımız Ted Mosby'nin eşi ile nasıl tanıştığını çocuklarına anlatmasını konu alır. Dizi 2030 yılında başlar, Ted'in kızı ve oğlu koltukta oturmuş babalarını dinlemektedir. Ted, "Size annenizle nasıl tanıştığınızı anlatacağım." der ve kendimizi 2005 yılında buluruz. Ted'in arkadaşları ve kendisine kurduğu küçük dünyasını seyre başlarız bundan sonra..

Özellikle lise ve üniversite öğrencilerine önerebileceğim bir dizi. Fazla bir derinlik beklemeden, çalışma molalarında izlenebilecek ve en önemlisi sizi güldürerek rahatlatabilecek bir dizi How I Met Your Mother.. Pek çok blogta hakkına ağır eleştiriler görsem de ben size bu diziyi gönül rahatlığıyla önerebiliyorum. Çünkü beklentilerimi karşılıyor. Sadece 20 dakikada beni benden alabiliyor ve beni güldürüyor. Çalışma stresimi azaltıyor. Yok, olsun ben ille de tam kalite, gerçekçi birşeyler arıyorum diyorsanız, o zaman da Rome'u öneririm. (Rome'u da başka bir zaman mutlaka tanıtacağım.) Ama şu sıralar yoğunsanız tam size göre olan dizi How I Met Your Mother..

Şimdiden iyi seyirler..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.