| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

14 "terör" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"terör" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Şehidimiz, Volkan Yüksel... Unutmadık, unutmayacağız...

Yaşanmamış 15 Hayat..

sehit-1 10 Ekim 2007 tarihinde yazmışım, bugün tekrar yazma gereği duyuyorum.. Değişen hiçbirşeyin olmadığını görmenin acısıyla:

Yine ölmüş bizim çocuklar, bu toprakların çocukları. İnsan üzülüyor; haberlerini okuyunca, yaşayamayacaklarını düşündükçe...

19 yaşımdayım, onlarla aşağı yukarı aynı yaşta sayılırım. Yüzlerine baktım da, hepsi birer çocuk! Hepsi birer ölü! Ne büyük bir tezat, ne büyük bir acı...

Geleceğimi düşünüyorum, beş yıl sonrasını, on yıl sonrasını; hatta arada bir doğacak olan torunlarımı düşündüğüm de oluyor... Onlar da düşündüler, onlar da hayaller kurup planlar yaptılar; geleceğini umdukları güzel günlere dair...

Yazık, gelmedi o güzel günler! Yandan yemiş sosyalist görüşlü bir örgütün ABD yapımı ve yetiştirmesi militanlarının, ABD yapımı silahlarıyla silindi tüm o güzel hayaller...

Üzül biraz ey halkım, o çocukların eline annelerinin ve kızkardeşlerinin teninden başka kadın teni değmedi! O çocuklarının bir çoğu hayat nedir, zevk nedir, mutluluk nedir bilemeden gittiler...

Üzülme erdemini göster ey halkım!!! Yiğtip giden canlara bir dur demeyi bil ey halkım!!! O çocukların yaşayamadakları günlerin hakkını ver ey halkım...

Laik, Ateist, Agnostik, Satanist, Aczmendi Müsveddesi Metalci!

Metallica Aman Allah'ım, bu ne dehşet bir anlam karmaşacasıdır böyle. Nedir bu; anlayan varsa lütfen bir yorum yapsın, bana da anlatsın.. İnsanın ağzından tek birşey dökülüyor; vay anasını!

Metalciyi "laik, ateist, agnostik, satanist ve aczmendi müsveddesi" olarak sıfatlandırmak elbet benim sosyoloji alt yapım için çok fazla. Bunu yapsa yapsa bir sosyolog, hem de Zaman gazetesi'nde yazan bir sosyolog yapmıştır. Evet, tam üstüne bastık: sıfatın sahibi Zaman yazarlarından Ali Bulaç. Kendisi Güngören'deki patlamayla, nasıl bir bağ kurmuşsa, Metallica konserini birlikte ele almış ve tüm hıncını kusmuş Metallica hayranlarına: "İstanbul'un göbeğinde, Ali Sami Yen'de Metallica adlı müzik grubu bir konser verdi. Türkiye'nin her tarafındn 40 bin kişi toplanmıştı." diye başlamış Sayın Bulaç ve şöyle devam etmiş: "(İşte) Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç aldıkları tapınmalar yaptılar. İçtiler, bağırdılar, gürültüyü bastıran cinsinden müzikleriyle İstanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masun insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar."

Dedim ya, insan ancak "vay anasını.." diyebiliyor. Ey Ali Bulaç bu yorumu çıkartabilmek için çok uğraştın mı? İçindeki kini kusmak için Güngören'deki insanımızın kanını yazına bularken hiç utanmadın mı Sayın Bulaç? Sana hiçbirşey demiyorum, sadece gülüyor ve acıyorum.

Ayrıca Ali Bulaç'ın bu ithmanları (satanist, aczmendi müsveddesi vs..) noktasında, o konsere giden ve adına bileti olan herkesi hakkını hukuk yoluyla aramaya çağrıyorum. Hiç yoktan tazminat alır, evinizin bir iki eksiğini giderirsiniz.. Benden söylemesi..

Hak ve Eşitlik Partisi Geliyor.. Pamukoğlu Yeni Parti Kuruyor..

Osman Pamukoğlu Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, toplumun yakından tanıdığı ve saygı duyduğu bir isim. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yaptığı operasyonlarla PKK terörüne çok ağır darbeler indirmiş ama "nedense" TSK içerisinde yükseltilmemiş bir komutan. Görevi sonrası yazdığı kitaplarla ve çalışmalarla verdiği savaşı sürdüren Pamukoğlu, bugün bu çalışmalarını bir parti çatısı altında sürdüreceğini açıkladı. Partinin adı, Hak ve Eşitlik Paritisi (HEP), amblemi ise kırmızı bir zemin üzerine sarı güneş ve güneşi delip geçen bir Anadolu kartalı olacakmış.

Osman Pamukoğlu'nun kitaplarının bir kaçını okumuş ve Serdar Akinan'la yaptığı "Kan Uykusu" programlarını baştan sona izlemiş birisi olarak, Paşama politikada da başarılar diliyorum. Böylesine büyük başarılara imza atmış, yapılmaz denilenleri yapmış bir insan, umarım politikada da geleneğini bozmaz. Siyasal konjonktür ne gösterir bilinmez ama Pamukoğlu'nun büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Vatana millete, bir parti daha kazandırıldı; umarım hayırlı olur..

Son olarak Pamukoğlu'nun askerlerine söylediği bir sözü ona hatırlatarak yazıyı bitiriyorum: "Bu ne bitmez bir yolmuş deme, bitmedik yok yok. Bu ne aşılmaz dağmış deme, aşılmadık dağ yok." Yolun açık olsun Osman Pamukoğlu..

Not: Osman Pamukoğlu'nun parti kuracağı haberi internete düştüğü vakit Hürriyet internet yayını bu haberin yanında bir paşamızın haberini daha veriyordu: Org. Yaşar Büyükanıt. Hürriyet halka şunu soruyordu, "Büyükanıt'tan Spor Yazarı Olur Mu?". Hal böyle olunca insan üzülerek, ister istemez şunu söylemek zorunda kalıyor: Paşa var, paşa var; paşadan paşaya çok büyük farklar var. Ben futbol yorumcusu paşa istemiyorum. Ne hallere düştük yahu?!

Güngören'den Sonra Kerkük.. Peki Sırada Ne Var?

Kerkük Güngören'deki saldırının üzerinden daha bir gün bile geçmemişken Kerkük'te bir terör saldırısı düzenleniyor. Kerkük'teki saldırının bilançosu şu an için 11 ölü, 54 yaralı.. Saldırı protesto gösterisi yapan Kürt gruplara yönelik olarak yapılıyor. Yani, bu saldırıyı tasarlayan kişiler hedefte Kürt halkı olduğu izlenimi uyandırmak istiyor. Türkmenlerin en yoğun olduğu yerde, hedefte Kürlerin olması da bir yerlere mesaj yolluyor..

Güngören'deki ve Kerkük'teki patlamaları birbirinden ayrı görmek şu an için pek mümkün değil. İnsan her iki olaya ve zamanlamaya bakınca iki işin de aynı elden çıktığını rahatlıkla düşünebiliyor. Amaç bu toprakları karıştırmak.. Senaryo ise çok basit: İstanbul'da bomba patlat Kürt halkına yık; Kerkük'te bomba patlat Türk halkına yık.. İşte bu kadar basit bir senaryo yazmışlar ve oynuyorlar. İstedikleri ise bu seneryoya Kürt ve Türk kardeşlerimin de dahil olması.. Sonrası mı? Sonrası kan ve barut..

Bu senoryoyu uzunca yıllar oynadılar, bugün de oynuyorlar. Muhtemelen yarınlarda da oynayacaklar. Oysaki anlamadıkları birşey var, bu iki halk yüzyıllardır aynı Allah'a ibadet etmiş, aynı topraklardan çıkan ekmeği yemiş.. Bu toprağın insanı Kürt müdür Türk müdür diye ayırt etmeden seçmiş hayat arkadaşını.. Bu toprakta on binlerce aile kurulmuş Kürt ile Türk aşkından.. işte hesaba katmadıkları şey bu, hesaba katmadıkları şey bu topraklarda Kürtlerin ve Türklerin ortak bir kaderi yaşadığı..

Senaryoları çok basit, ama bu toprağın inanı bu kadar basit değil.. Bu oyuna gelmezler, bu oyunun bir parçası olmazlar..

Güngören'de Patlama ve Daha Bir Çok Şey..

Güngören\\\'de Patlama Bu toprakların insanına rahat, huzurlu bir yaşamı fazla görüyorlar. Bu güzel Pazar gecesini de hiç çekinmeden kana buladılar, nedensiz bir savaşın yeni bir çephesini daha açtılar. Onlarca masum, suçsuz insan öldü; yüzlercesi kanlar içinde can çekişiyor şu anda. Hastanelerde bu savaşın neferi olmayan, sıradan insanlar acılar içinde yaşam mücadelesi veriyorlar.

O bombayı oraya yerleştiren, o bombanın düzeneğini kuran şerefsiz, çok mu mutlusun şimdi? O bombayı patlattın, onlarca ailenin hayatını kararttın da ne oldu? Eline ne geçti? Onca ailenin hayatını karartarak kendi dünyanı mı aydınlatacağını sanıyordun? Durul bir düşün, öldürdüğün insan senin insanın! Seninle aynı toprakta oyunlar oynamış, seninle aynı toprağın ekmeğini yiyerek büyümüş insanlar onlar.. Nasıl yaptın bunu, durul bir düşün?! Kendi insanını öldürerek, kendi toprağını karartarak aydınlık bir gelecek kurmanın mümkün olamayacağını anla artık!

İster PKK'lı ol ister Hizbullah'çı, her ne olursan ol ama artık anla birilerinin seni piyon olarak kullandığını. Bu toprakların insanına karşı, kendi insanına karşı verdiğin savaşa bir son ver artık. Çünkü bu savaş senin savaşın değil, olmamalı.. Bu savaşın tarafı olacaksan, olman gereken taraf masum insanların tarafı olsun.. Lütfen, durul tüm bunları bir düşün..

Narkoterör ve PKK

kacakistihbarat Türk basını çok ama çok büyük bir buluş yaptı! Neymiş efendim PKK'nin maddi kaynakları uyuşturucu ile basleniyormuş. Yapmayın ya, yok daha neler?

Yıl 2008 ve bizimkiler birşeylerin farkına yeni yeni varıyor. Üzülüyorum. Ya bir terör örgütü neyden para kazanır? Ya silah, ya uyuşturucu; bunun ötesi yoktur zaten! PKK da uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor, Türkiye üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu pazarlıyor. Hatta arada bir durup İstanbul piyasasına da giriyor, bizim gençlerimizle iki cephede savaşmış oluyor..

Bizimkiler PKK'nın uyuşturucudan para kazandığını yeni buldular ama PKK bu işte o kadar deneyimli ki Washington Times'ta bir makalesinde Bruce Fein açık açık şunları yazıyor: "Fransızlara göre uyşturucunun %80'i ülkeye PKK tarafından kaçırılıyor." Ortada Fransız uyuşturucu pazarının %80'i tüm açıklığıyla dururken, bizimkiler daha yeni anlayabiliyor PKK'nın uyuştutucudan para kazandığını!

Geç kaldılar ama yine de  fark ettiler. Umarım bu noktada T.C. bu uyuşturucu pazarına gereken darbeyi indirebilir, aksi halde PKK ile dağda çatışmanın bir anlamı kalmamış oluyor. Kapitalizm, terör için bile kapitalizm. Paranın yönünü kontrol edebildikten sonra ne PKK kalır ne de irtica..

Diyarbakır'dan Ses Gelmiyor?

hakkari 12 şehit verdiğimiz günlerin akabinde Diyarbakır'da az da olsa teröre karşı sesler yükseldi; bu durum beni çok umutlandırdı. Bu işe öncelikle halkın kafasında son verilmesi gerektiğine inanıyordum ve halkın teröre karşı yürümesi çok büyük bir göstergeydi bu noktada. Yalnız tüm beklentim şu sıralarda hüsrana uğradı.

Geçen günlerde yaşadığımız ve yurttaşlarımızı yiğtirdiğimiz bombalı saldırı ardından ne yazık ki hiçbir elle tutulur tepki verilmedi. Bu tepkisizlik, Diyarbakır'lı şair ve yazar Yılmaz Odabaşı'yı da rahatsız etmiş olacak ki, kendisi bir açıklama yapmış ve teröre karşı halkın tepkisizliğini eleştirmiş.

Türkiye'nin huzurlu ve refah yarınları için Diyarbakır'dan gelecek sese çok ihtiyacı var! Bu noktada da iş sivil toplum örgütlerine düşüyor. Halkı arkasına alabilecek, yürüyebilecek Diyarbakır'lı önderlere ihtiyacımız bugün her zamandan çok daha fazla var. Tuncay Özkan milyonları sokaklara dökebilmişti, bu noktada tüm Türkiye sivil toplumun etkisini gördü. Şimdi de halkımızı Diyarbakır sokaklarına dökebilecek halk önderleri (Diyarbakır'lı Tuncay Özkan'lar) aranıyor, hep bir ağızdan terörü lanetlemek için..

Kuzey Irak'a Sınır Ötesi Operasyon ve Değerlendirmeler - 2

hava Gündemde Sınırötesi Operasyon hala tüm tazeliğiyle dururken ben de değerlendirmelerime devam edeyim dedim. Bilmem siz de bu noktalara dikkat ettiniz mi?

Dikkatimi çeken ilk nokta Genelkurmay - M.Ali Birand yakınlaşması oldu. Oysaki bu iki imge bundan yıllar öncesinde birbirine fazlasıyla zıtlardı. Hatta Genelkurmay hazırladığı bir andıç vesilesiyle Mehmet Ali Birand'ı işinden edecek, gündem oluşturan büyük gazetelerde M. Ali Birand'ın adı PKK'dan para alan gazeteciler arasına girecekti! Sonradan tüm bunların gerçek dışı olduğu ortaya çıksa da Genelkurmay ve M. Ali Birand soğukluğu bu günlerin hemen öncesine kadar devam etti. Oysaki bugünlerde birşeyler değişiyor, garip ama Genelkurmay başkanı M. Ali Birand'a açıklama yapmayı uygun buluyor. Bu noktada M. Ali Birand'ı çok mu büyütüyorum, yakınlaşma Genelkurmay - M. Ali Birand yakınlaşması değil de Genelkurmay - Doğan Medya yakınlaşması mıdır, açıkçası tam olarak göremiyorum?!

Benim şen şakrak, harbi profesörüm benim geçen seferde zorlansam da söyleyemediklerimi bir çırpıda açıklamış; Prof. Yalçın Küçük, odatv.com'a yaptığı açıklamada söz konusu sınırötesi mevzu için "Bu bir operasyon değil eğitim harekatıdır." demiş. Acı ama gerçek, üzgünüm.. Ne zamadan beri eğitim uçuşları manşet oluyor, sormak lazım M. Ali Birand'a, pardon Aydın Doğan'a..

Abbas Güçlü ile Genç Bakış, Eve Dönüş Yasası

abbas_güçlü Abbas Güçlü ile Genç Bakış programının dünkü böklümü üniversitemizde yapıldı. Konuklar arsında Serdar Denktaş, Ahmet Özal ve Tuğrul Türkeş vardı. Konuklar beni pek sarmadığı için açıkçası katılmayı pek düşünmüyordum ki arkadaş kurbanı oldum. İyi ki de olmuşum, program sonunda mutluydum..

Program sandığımdan daha dolu geçti. Hatta programa sorularımla katılma gereği bile duydum ve öncelikle şu soruyu sordum; "Bu yaşalara gelmenize rağmen hala sıfatınızın "Rauf Denktaş'ın veya Alparslan Türkeş'in oğlu" olması nasıl bir duygu? Bu bir kısıtlanma değil mi? Neden aynı yol ve ideolojide gidiyorsunuz, bu bir zorunluluk mu?" Sorumu Tuğrul Türkeş, güzel bir şekilde yanıtladı.. Bu noktada her üç isimin de fazlaca edilgen kılındığını düşünüyorum. Sanırım ünlü bir insanın oğlu veya kızı olmak, siz isteseniz de istemeseniz de size bir yol haritası çiziyor. Bunun kolaylıkları kadar zorlukları olduğunu da görmek lazım.. Fazlaca edilgen hayatlar ve bu dünyada da; Aliyev ailesinde de, Bush ailesinde veya Esad ailesinde de böyle. Ama bu böyle olmasaydı daha hoş olmaz mıydı? Mesela Tuğrul Türkeş, CHP saflarında olsaydı farklı, daha güzel bir hava olmaz mıydı?

İkinci sorum da eve dönüş yasası noktasında oldu. Bir şehit kardeşi olarak sordum; "Biz şehit aileleri canlarımızı katledenleri affetmedikten sonra birileri onları ne hadle affetme cürreti gösteriyor?" dedim.. Cevabı konuklardan önce halkımız verdi, SMS oylaması sonucunda %90 civarında bir oran eve dönüş yasası aleyhine oylama yaptı.. Ne diyeyim, umarım birileri bunu dikkate alırlar?!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.