Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

8 tane "terör" etiketli yazı bulundu "terör" tagli diger ogeler resimler , videolar

Narkoterör ve PKK

kacakistihbarat Türk basını çok ama çok büyük bir buluş yaptı! Neymiş efendim PKK'nin maddi kaynakları uyuşturucu ile basleniyormuş. Yapmayın ya, yok daha neler?

Yıl 2008 ve bizimkiler birşeylerin farkına yeni yeni varıyor. Üzülüyorum. Ya bir terör örgütü neyden para kazanır? Ya silah, ya uyuşturucu; bunun ötesi yoktur zaten! PKK da uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor, Türkiye üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu pazarlıyor. Hatta arada bir durup İstanbul piyasasına da giriyor, bizim gençlerimizle iki cephede savaşmış oluyor..

Bizimkiler PKK'nın uyuşturucudan para kazandığını yeni buldular ama PKK bu işte o kadar deneyimli ki Washington Times'ta bir makalesinde Bruce Fein açık açık şunları yazıyor: "Fransızlara göre uyşturucunun %80'i ülkeye PKK tarafından kaçırılıyor." Ortada Fransız uyuşturucu pazarının %80'i tüm açıklığıyla dururken, bizimkiler daha yeni anlayabiliyor PKK'nın uyuştutucudan para kazandığını!

Geç kaldılar ama yine de  fark ettiler. Umarım bu noktada T.C. bu uyuşturucu pazarına gereken darbeyi indirebilir, aksi halde PKK ile dağda çatışmanın bir anlamı kalmamış oluyor. Kapitalizm, terör için bile kapitalizm. Paranın yönünü kontrol edebildikten sonra ne PKK kalır ne de irtica..

Diyarbakır'dan Ses Gelmiyor?

hakkari 12 şehit verdiğimiz günlerin akabinde Diyarbakır'da az da olsa teröre karşı sesler yükseldi; bu durum beni çok umutlandırdı. Bu işe öncelikle halkın kafasında son verilmesi gerektiğine inanıyordum ve halkın teröre karşı yürümesi çok büyük bir göstergeydi bu noktada. Yalnız tüm beklentim şu sıralarda hüsrana uğradı.

Geçen günlerde yaşadığımız ve yurttaşlarımızı yiğtirdiğimiz bombalı saldırı ardından ne yazık ki hiçbir elle tutulur tepki verilmedi. Bu tepkisizlik, Diyarbakır'lı şair ve yazar Yılmaz Odabaşı'yı da rahatsız etmiş olacak ki, kendisi bir açıklama yapmış ve teröre karşı halkın tepkisizliğini eleştirmiş.

Türkiye'nin huzurlu ve refah yarınları için Diyarbakır'dan gelecek sese çok ihtiyacı var! Bu noktada da iş sivil toplum örgütlerine düşüyor. Halkı arkasına alabilecek, yürüyebilecek Diyarbakır'lı önderlere ihtiyacımız bugün her zamandan çok daha fazla var. Tuncay Özkan milyonları sokaklara dökebilmişti, bu noktada tüm Türkiye sivil toplumun etkisini gördü. Şimdi de halkımızı Diyarbakır sokaklarına dökebilecek halk önderleri (Diyarbakır'lı Tuncay Özkan'lar) aranıyor, hep bir ağızdan terörü lanetlemek için..

Kuzey Irak'a Sınır Ötesi Operasyon ve Değerlendirmeler - 2

hava Gündemde Sınırötesi Operasyon hala tüm tazeliğiyle dururken ben de değerlendirmelerime devam edeyim dedim. Bilmem siz de bu noktalara dikkat ettiniz mi?

Dikkatimi çeken ilk nokta Genelkurmay - M.Ali Birand yakınlaşması oldu. Oysaki bu iki imge bundan yıllar öncesinde birbirine fazlasıyla zıtlardı. Hatta Genelkurmay hazırladığı bir andıç vesilesiyle Mehmet Ali Birand'ı işinden edecek, gündem oluşturan büyük gazetelerde M. Ali Birand'ın adı PKK'dan para alan gazeteciler arasına girecekti! Sonradan tüm bunların gerçek dışı olduğu ortaya çıksa da Genelkurmay ve M. Ali Birand soğukluğu bu günlerin hemen öncesine kadar devam etti. Oysaki bugünlerde birşeyler değişiyor, garip ama Genelkurmay başkanı M. Ali Birand'a açıklama yapmayı uygun buluyor. Bu noktada M. Ali Birand'ı çok mu büyütüyorum, yakınlaşma Genelkurmay - M. Ali Birand yakınlaşması değil de Genelkurmay - Doğan Medya yakınlaşması mıdır, açıkçası tam olarak göremiyorum?!

Benim şen şakrak, harbi profesörüm benim geçen seferde zorlansam da söyleyemediklerimi bir çırpıda açıklamış; Prof. Yalçın Küçük, odatv.com'a yaptığı açıklamada söz konusu sınırötesi mevzu için "Bu bir operasyon değil eğitim harekatıdır." demiş. Acı ama gerçek, üzgünüm.. Ne zamadan beri eğitim uçuşları manşet oluyor, sormak lazım M. Ali Birand'a, pardon Aydın Doğan'a..

Abbas Güçlü ile Genç Bakış, Eve Dönüş Yasası

abbas_güçlü Abbas Güçlü ile Genç Bakış programının dünkü böklümü üniversitemizde yapıldı. Konuklar arsında Serdar Denktaş, Ahmet Özal ve Tuğrul Türkeş vardı. Konuklar beni pek sarmadığı için açıkçası katılmayı pek düşünmüyordum ki arkadaş kurbanı oldum. İyi ki de olmuşum, program sonunda mutluydum..

Program sandığımdan daha dolu geçti. Hatta programa sorularımla katılma gereği bile duydum ve öncelikle şu soruyu sordum; "Bu yaşalara gelmenize rağmen hala sıfatınızın "Rauf Denktaş'ın veya Alparslan Türkeş'in oğlu" olması nasıl bir duygu? Bu bir kısıtlanma değil mi? Neden aynı yol ve ideolojide gidiyorsunuz, bu bir zorunluluk mu?" Sorumu Tuğrul Türkeş, güzel bir şekilde yanıtladı.. Bu noktada her üç isimin de fazlaca edilgen kılındığını düşünüyorum. Sanırım ünlü bir insanın oğlu veya kızı olmak, siz isteseniz de istemeseniz de size bir yol haritası çiziyor. Bunun kolaylıkları kadar zorlukları olduğunu da görmek lazım.. Fazlaca edilgen hayatlar ve bu dünyada da; Aliyev ailesinde de, Bush ailesinde veya Esad ailesinde de böyle. Ama bu böyle olmasaydı daha hoş olmaz mıydı? Mesela Tuğrul Türkeş, CHP saflarında olsaydı farklı, daha güzel bir hava olmaz mıydı?

İkinci sorum da eve dönüş yasası noktasında oldu. Bir şehit kardeşi olarak sordum; "Biz şehit aileleri canlarımızı katledenleri affetmedikten sonra birileri onları ne hadle affetme cürreti gösteriyor?" dedim.. Cevabı konuklardan önce halkımız verdi, SMS oylaması sonucunda %90 civarında bir oran eve dönüş yasası aleyhine oylama yaptı.. Ne diyeyim, umarım birileri bunu dikkate alırlar?!

Nereden Nereye? Bir Anadolu Belgeseli...

Yıl 1905...

Fransa, iki yabancının alacak meselesi için Midilli'yi işgal eder. Haberi İstanbul'a geldiği vakit birçoklarının ağzından şu sözler dökülür: "Bakalım İngiltere ne diyecek? O zaman, bu işgal altında, yalnız Türklerin bir diyeceği olamazdı." (Falih Rıfkı Atay - Gezerek Gördüklerim) Falih Rıfkı Atay,Cumhuriyetimizin kuruluşu ile bu aşağılık durumdan nasıl kurtulduğumuzu, bu cendereden nasıl çıktığımızı anlatıyor...

Yıl 2007...

Yandan yemiş bir örgüt, sınırlarımızın içerisine girerek çocuklarımızı katlediyor, şehit ediyor! Haberleri her gün gazetelerde manşet, televizyonlarda son dakika haberi oluyor... Herkesin ağazından şu sözler dökülüyor: "Bakalım ABD ne diyecek?" Sizce de çok üzücü değil mi, Genelkurmay Başkanımızın "Karar için başbakanımızın 5 Kasım'daki ABD seyahatini bekliyoruz." sözleri!?

Nereden nereye be halkım, nerden nereye? Artık harbiden bişey yapmalı!

Uludağ Üniversitesi Teröre Karşı Sessiz Yürüyüş - Video

25 Ekim'de Uludağ Üniversitesi öğretim üyeleri ve tabii ki biz öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen "Teröre Karşı Sessiz Yürüyüş" adlı etkinliğimizden fotoğrafları ve diğer görsel malzemeyi aşağıdaki videoda bulabilirsiniz. Elimden geldiğince estetik ve anlamlı olmasına çabalamasam da elbette kusurlarım fazlasıyla var, bu sebepten şimdiden affınıza sığınıyor saygı ve sevgiler sunuyorum... 

25 Ekim, Sessiz Yürüyüş...

100_4311 Yorgunum ama attığım her adımın ilk defa bu kadar anlamlı olduğunu gördüm...

Bugün yürüdük, tek vücut olduk koca üniversite... Terörü lanetlemek için sustuk, aslında çok şey haykırdığımızın bilincinde...

Akranlarımız sırtlarında techizatla arşınlarken daha önce hiç basmadıkları vatan topraklarını, kulaklarda yankılansın istedik bu sessiz yürüyüş...

Rektörümüz de vardı aramızda, yemekhaneden koşa koşa aramıza katılan bulaşıkçılarımız da; yürüdük, sessizce...

Ve eminim aramızdaydı anadili Kürtçe olan yüzlerce kardeş ve eminim onlar da bizim kadar yürekten haykırdı dostluğu ve barışı, sessizce...

Görsün istedim Mr. Bush ve Bushgiller, nasıl da kardeşçe yürüdüğümüzü ve ne kadar birbirimize yakıştığımızı.

Kan istemiyorum, istemiyoruz ve istemeyeceğiz... Ama onlar istiyorlar ve onlara bu topraklarda istediklerini dün vermediğimiz gibi bugün de vermeyeceğiz...

Fotoğraf: Okan Yüksel, diğer fotoğraf ve görüntü kayıtları yarın blog'a eklenecektir.

Kanımız Akıyor...

bayrak Gözlerimi daha yeni açtım güne, günün bu kadar karanlık olacağını bilmeden. Yine kan ve gözyaşı doldu günüm, yine yitirdik gencecik bedenleri...

16 çocuk yok oldu dünyadan, 10 tanesinin de akibeti belli değil.

On dokuz yaşımdayım ve kendimi bildim bileli PKK, kendimi bildim bileli kan ve gözyaşı. Bu gidişe bir son vermeli, güzel ve aydınlık günlere dostlukla yelken açılmalı artık.

Toplum olarak birlik olunmalı, bir olunmalı. Teröre kol kola dur denilmeli; lanetler okunmalı teröre: Kürtçe, Türkçe... Hep bir ağızdan...

Halkım artık anlamalı; terörü durdurmak için top peşinde koşturmanın anlamsızlığını, terörün para toplayarak bitirilemeyeceğini...

The Rise of Sodom and Gomorrah - Therion
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.