| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

2 "tiyatro" etiketi kullanan gönderi "tiyatro" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Turgut Özakman ve Tiyatro

Turgut Özakman Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler adlı kitabıyla geniş kitlelerce tanınma imkanı buldu. Ben de milyonlarca insan gibi onu Şu Çılgın Türkler adlı kitabı vesilesiyle iyice tanımış oldum. Fakat onun hayatına ve eserlerine dair birşeyler okuyunca gördüm ki Turgut Özakman'ı bundan çok zaman önce tanımışım. Lisede iken arkadaşlarımız, Akman'ın "Bir Şehnaz Oyun" adlı oyununu sahnelemişlerdi. Sonrasında ise yine Akman'ın "Töre" adlı oyununu Adana Büyükşehir Belediyesi Sahnesi'nde izledim. Son olarak da Bursa Devlet Tiyatrosu'nda "Deli Bayramı" adlı oyununu gördüm.

Bir Şehnaz Oyun'u amatör arkadaşlarımız yaptığı ve yıllar öncesinde izlediğim için değerlendiremeyeceğim ama Töre ve Deli Bayramı üzerine söyleyecek birkeç sözüm var. Her ikisinden de beklediğim tadı alamadım. Özellikle, Deli Bayramı'nda kendimi gülmek için zorlasam da gülemedim. Bir yapmacıklık, bir basitlik hissettim. Bunda Bursa Devlet Tiyatrosu'nun da etkisi olabilir, belki oyuncular oyunu benimsememiş olabilirler. Tüm bunlara karşın oyunun gelişimi, içeriği de beni sıktı. Asıl delilerin kim olduğu bundan çok daha iyi anlatılabilirdi, örneğin Şahan Gökbakar'lı Doğa Rutkay'lı Gen filmi bunu çok iyi anlatmıştı.

Sözün özü, Özakman'ın kitlelere yıllar boyunca ulaşamamasının altında bu yetersiz tiyatro oyunları olabilir. Aksi halde Özakman'ı tanımamıza yazdığı bir iki romanı değil de yazdığı oyunları vesile olmaz mıydı?

Bir Tahran Şehir Tiyatrosu Vardı.. Ne Oldu Ona?

Bundan yıllar yıllar öncesinde Tahran'ın bir şehir tiyatrosu vardı. Bu tiyatroda oyunlar sahnelenir, insanlar bu oyunları zevk ve mutlulukla seyrederlerdi. Ve bir gün geldi, Tahran Şehir Tiyatrosu da İran'daki diğer tiyatrolara birlikte kapatıldı!

İş bu aşamaya gelene kadar neler yaşandığını Soner Yalçın çok güzel kaleme almış ve olayın öncesini yazmış. Diyor ki Soner Yalçın, "Herkes yeni rejime yaranma telaşındaydı. Tahran Kent Tiyatrosu'nun önünde Henry Moore'nin yaptığı fülüt çalan adam yontusu vardı. İran İslam Cumhuriyeti olunca yeni rejime yaranmak isteyen Berlin'de tiyatro bilimleri öğrenimi görmüş; yeni okumuş tiyatro müdürü hemen heykelin pipisini kestirdi. İnanın şaka değil. Fakat pipisi kesilerek sorun giderilemedi. Çünkü bu kez heykelin dişi mi erkek mi olduğu kafaları karıştırdı! Tiyatro müdürü heykeli giydirmek istedi. Ama mollalar kesin çözümü buldu; heykel parçalanarak çöpe atıldı! Bir süre sonra da yeni rejime yaranmak isteyen müdürün işine son verildi; tiyatrolara yasak getirildi!"

Şimdi ben bu satırları okuyunca, sizinle paylaşmak ve kafama takılan bir soruyu da sormak istedim.. Hani olmaz ya oldu diyelim, Türkiye'de birgün İslam siyasallaşsa ve iktidara gelse; acaba birileri kendilerini pipi keserek kurtarabilirler mi? Yoksa akıbetletleri Tahran Şehir Tiyatrosu müdüründen farksız mı olur?

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.