Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

12 tane "uludağ üniversitesi" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"uludağ üniversitesi" tagli diger ogeler resimler , videolar

Ulusal Edebiyat Yarışması'ndan Mansiyon Ödülü :)

kalem Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin düzenlediği Ulusal Deneme Yarışması sonuçları açıklanmış. Uzun süre önce "Edebiyat Yarışması" başlığında bahsetmiş, umarım denememle bir ödül alabilirim demiştim. Bugün üniversite kampüsünde dolaşırken, yarışmanın sonuçlandığı ve ödül alan makaleleri bildiren bir ilan gördüm. Yukarıdan aşağıya ödül alan denemeleri tek tek gözden geçirdim ki, mansiyon sırasında "Okan Yüksel - Cevapsız Sorular ve Zaman Üzerine Deneme" satırını gördüm. İnsan var ettiği birşeylerin diğer insanlar tarafından, özellikle de akademik bir geçmişi olan insanlar tarafından ödüllendirilmesi karşısında inanılmaz bir mutluluk yaşıyor. Yaşadığım bu mutluluğu sizlerle paylaşmak istedim. Denememi Divitt'teki köşeme ekledim, dilerseniz buradan okuyabilirsiniz..

Uludağ Üniversitesi Şenlik'08

Şenlik Var Uludağ Üniversitesi'nin geleneksel olarak düzenlediği bahar şenlikleri şu sıralar son hızıyla sürüyor. "Hoşgörü" teması işlenen Şenlik '08, binlerce öğrencinin katılımıyla ve birbirinden değerli sanatçıların performanslarıyla renkleniyor. Geride kalan 3 günde Serab Erener, Şebnem Ferah, Hayko Cepkin ve Hüseyin Turan konserleri gerçekleştirildi. Yarın ise şenliğin kapanışı Duman ile yapılacak..

Sadece konserlerle de sınırlı kalınmadı, birbirinden değerli konuşmacıların katılımıyla onlarca konferans düzenlendi. Üniversitenin içine kocaman bir lunapark inşa edildi.. Cümbür cemaat geride kalan vizelerin, o uykusuz gecelerin yorgumluğunu attık. Bu sebepten bloguma bile bir gün ara vermek zorunda kaldım :( Ama artık ara falan yok, bilgisayarımın başındayım. Yarın Duman konseriyle şelikler son buluyor ve ben yine düzenli gündem analiz ve yorumlarımla karşınızda olmaya çabalayacağım.. 

Uludağ Üniversitesi 4. Medya Ödülleri

Tuncay Özkan Geride bıraktığımız Cumartesi günü çok tatlı bir heyecan ve koşuşturmanın içerisindeydim. Uludağ Üniversitesi Öğrenci Toplulukları tarafından düzenlenen U.Ü. 4. Medya Ödülleri'nde, Uludağ Üniversitesi'nin en iyileri güzel bir gecede ödüllendirildiler. Otuzu aşkın öğrencinin ve bir o kadar da profesyonelin görev aldığı gecede elimizden gelenin en iyisini yapmaya çabaladık ve bugün gelinen noktada iyi bir iş yapmış olmanın mutluluğunu ve özellikle gururunu yaşıyoruz..

Yirmi ayrı kategoride verilen ödüller, üniversitemiz öğrencisi 10.000 kişinin oylarıyla belirlendi. Bu noktada KanalTürk'ün En İyi Kanal, En İyi Haber Programı ve Rektörlük Özel Ödülü'nü alması üniversitemizin öğrenci kalitesini gözler önüne serdi. Bunun yanısıra Beyaz Show'a En İyi Show Programı, Anında Görüntü Show'a En İyi Çıkış Yapan Program, Kurtlar Vadisi'ne En İyi Dizi ödülü verildi.

Ödül töreninin hazırlıkları sırasında, üniversitemde artık elimden geldiğince her türlü etkinliğe destek vermeye kesin olarak karar verdim. İlerleyen süreçte sosyal sorumluluk kampanyaları ağırlıklı olarak katıldığım her türlü etkinliği burada sizlere sunmaya çalışacağım. Böylelikle hem üniversiteme hem de ülkemin aydınlık geleceğine karınca kararınca destek verebileceğim..

Edebiyat Yarışması..

kalem Uludağ Üniversitesi, güzel bir etkinliğe daha imza attı. Üniversite öğrencilerine yönelik bir edebiyat yarışması düzenlendi. Deneme ve şiir alanlarında başvurular için son gün 31 Mart 2008. Ben de bugün bir denememle yarışmaya katıldım. Yarışmanın sonuçları gelecek aylarda açıklanacak. Şimdiden bir heyecan sardı içimi, bakalım sonumuz ne olacak?

Edebiyat yarışmaları, özellikle de gençlere yönelik olanları çok büyük önem arz ediyor. Türkiye'de edebiyata gönül vermiş gençler çoğunlukla ailelerinden olumsuz tepkiler alıyorlar. Sen doktor, mühendis ya da git öğretmen ol; ondan sonra yazarsın mantalitesiyle hareket ediyor ebeveynlerimiz. İşte bu noktada yarışmalar büyük bir misyon üstleniyor, yetkin gençler ailelerine birşeyler gösterebiliyor bu yarışmalar sayesinde: ben yazarak da başarılı olabilirim, diyebiliyor!

Umarım edebiyat yarışmalarının sayısı gün geçtikçe artar, genç yazarların buna fazlasıyla ihtiyacı var. Ayrıca organize edilen yarışmaların iletişim sorunları da oldukca can sıkıyor. Bu noktada hazırlanacak bir blog, oldukça ziyaretçi çeker sanıyorum. Edebiyat yarışmalarını, katılım koşullarını ve sonuçlarını konu edinen bir bloga ihtiyacımız var. Umarım birileri bunu yapar..

Uludağ Üniversitesi'nde Sağ-Sol Kavgası..

kavga Uludağ Üniversitesi, sonunda gündemin tam ortrasına oturdu; elbette istediğimiz şekilde değil! Sağ-Sol kavgası olarak yansıdı medyaya.. Ne kadar sağ, ne kadar sol ve en önemlisi ne kadar politik; işte işin orası meçhul..

Lisede öğretmenlerimiz veya ailem üniversite girebileceğim politik olaylar noktasında bolca uyarılarda bulunmuştu. Hatta çoğu zaman üniversitelerin politika yeri olmadığı, okuyup adam olma yeri olduğu dikte edilmişti. O zamanlar oldukça karşıydım, nasıl olurdu da yirmisinde veya daha ilerisinde bir genç politikadan uzak tutulabilirdi üniversitede? Bugün görüyorum ki, politika yurdum gencine bir iki beden büyük kaçıyor!

İdeoloji, bilgi ve altyapı yoksunu onlarca kişi politika yaptığını sanıyor yurdum üniversitelerinde. Sağ olsun, sol olsun her iki grup üyeleri de çoğunlukla dünyadan ve en önemlisi kendi ideolojisinden bi haber. Bilgi sahibi yapılmadan, fikir dikte edilmiş kişiler. Üniversitelerin politikanın yeri olduğu ve hatta politikanın asıl yerinin üniversiteler olduğu fikrimin arkasında duruyorum hala. Yalnız görüyorum ki üniversitelerimde olgunca politika yapacak öğrenci maalesef çok az. Herkes baskı oluşturmak, ve ezikliklerini bu baskıyla tatmin etmek peşinde!

Uludağ Üniversitesi özelinde ise çok mutlu oldum. 40 bin öğrenci arasında 150 oradan 150 buradan toplam 300 öğrenci ortya çıkmış. 39.700 kişiyi pek de sarmamış bu "politlik oyun". 300 arkadaşım kendince bir politik duruşun içerisinde görmüş kendisini. Kendilerince slogan atmışlar ve bence hak etmedikleri bir karşılık görmüşler. Üniversite öğrencisinin kafasına bir er'in jop indirmesi bence oldukça had aşımına giriyor. Keşke diyorum, Rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran işi joplar havalanmadan bizzat kendisi çözseydi?

Konferans, Konferans ve Yine Konferans...

onur_öymen Son günler güzel geçiyor, sabahtan akşama kadar konferans konferans koşuşturuyoruz; geceye doğru da dersler başlıyor...

İlk konferansı bildiğiniz gibi Türk Mucit'in tonton profesörü Prof. Dr. Celal Şengör vermişti; bugün de ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ve ardından da CHP Genel Başkan Yardımcısı ve eski büyükelçilerimizden Onur Öymen konferans verdi.

İnsan böyle insanlarla aynı ortamda olmaktan bile mutluluk duyuyor ve bilginin ne kadar da önemli olduğunu gözleriyle görebiliyor. Şu ana kadar gerçekleşen bu üç konferans, ne mutlu ki, kişiliğime birşeyler kattı; daha önemlisi araştırmam ve öğrenmem gereken onlarca başlık gördüm. Araştırdıkça, öğrendikçe ve böylesine bilgi dolu insanları dinledikçe bilgi dağarcığımın çok iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. O kadar not aldım ki, bir ay boyunca sırf bu konferanslar üzerine yazabilirim, ki öyle de yazacağım...

Konferanslarda öğrendiğim noktaları, enstantaneleri burada sizinle paylaşacağım... Ama şimdi koşma zamanı, dersin başlamasına az birşey kaldı :)))

Celal Şengör ve Ardından İlk Sınav...

celal_sengör Üniversitede sınav nasıl oluyormuş, sonunda görme şerefine eriştim. İlk sınav, iktisat sınavı, geride kaldı... Ve tabii ki ben de soruları bir güzel cevapladım, dersi düzenli takip ettiğim için fazladan beş puanı da, hocam sağolsun, kattım heybeye...

Öncesinde ise farklı deryalara yelken açmıştım. Türk Mucit'in tonton profesörü Celal Şengör üniversitemizi şereflendirdi, engin bilgisi ve muhteşem hitabıyla en azından beni büyüledi. En önemlisi, sözlerine ulu önderin "Hayatta en gerçek kılavuz bilimdir..." sözleriyle başlaması ve yine aynı sözlerle konferansına son vermesiydi. Bu noktada kendisini tekrar tebrik etmek istiyorum ve mutlu oluyorum bastığım toprakların bu kadar yüksek insanlar var etmesine... Az da olsa varlar, işerini düzgün yapan ve varlıklarıyla çevrelerine ışık saçan insanlarımız...

Geleceğe dair kötü tablolar var edildi bugün de, inandığım bir insandan geleceğin aslında pek de aydınlık olmayabileceğini duymak açıkçası korkuttu beni. Tek bundan da korkmadım tabii, bilgisizliğimden korktum ve bilgisiz olduğumu en iyi bilgili bir insanın yanındayken anlayabileceğimi fark ettim. Ey Celal Şengör, o ne derin bir entelektüelliktir öyle? Ezdin geçtin şu gencecik çocuğun o yeni yeşermeye başlayan egosunu! Başıma ne işler açtın, farkında bile değilsindir... Bugünden tez yok, her daim okunacak, düşünülecek ve elbette yazılacak. Hadi bakalım Okan Bey, artık çalışma, kendini geliştirme vaktin geldi!!! Oku okuyabildiğin kadar, öğren hayatın geride kalmış tüm inceliklerini...

Uludağ Üniversitesi Teröre Karşı Sessiz Yürüyüş - Video

25 Ekim'de Uludağ Üniversitesi öğretim üyeleri ve tabii ki biz öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen "Teröre Karşı Sessiz Yürüyüş" adlı etkinliğimizden fotoğrafları ve diğer görsel malzemeyi aşağıdaki videoda bulabilirsiniz. Elimden geldiğince estetik ve anlamlı olmasına çabalamasam da elbette kusurlarım fazlasıyla var, bu sebepten şimdiden affınıza sığınıyor saygı ve sevgiler sunuyorum... 

25 Ekim, Sessiz Yürüyüş...

100_4311 Yorgunum ama attığım her adımın ilk defa bu kadar anlamlı olduğunu gördüm...

Bugün yürüdük, tek vücut olduk koca üniversite... Terörü lanetlemek için sustuk, aslında çok şey haykırdığımızın bilincinde...

Akranlarımız sırtlarında techizatla arşınlarken daha önce hiç basmadıkları vatan topraklarını, kulaklarda yankılansın istedik bu sessiz yürüyüş...

Rektörümüz de vardı aramızda, yemekhaneden koşa koşa aramıza katılan bulaşıkçılarımız da; yürüdük, sessizce...

Ve eminim aramızdaydı anadili Kürtçe olan yüzlerce kardeş ve eminim onlar da bizim kadar yürekten haykırdı dostluğu ve barışı, sessizce...

Görsün istedim Mr. Bush ve Bushgiller, nasıl da kardeşçe yürüdüğümüzü ve ne kadar birbirimize yakıştığımızı.

Kan istemiyorum, istemiyoruz ve istemeyeceğiz... Ama onlar istiyorlar ve onlara bu topraklarda istediklerini dün vermediğimiz gibi bugün de vermeyeceğiz...

Fotoğraf: Okan Yüksel, diğer fotoğraf ve görüntü kayıtları yarın blog'a eklenecektir.

Sevgi Pınarı

sevgi meydanı1 Uludağ Üniversitesi İİBF beni beklediğimden daha farklı karşıladı. Sanırım sevgiyi ve aşkı böylseine kutsamış, Uludağ Üniversitesi İİBF gibi çok az okulumuz var. Zamanla okulumu tanıdıkça daha fazla hoşuma gitmye başlıyor...

Düşünsenize, İİBF'nin A ve B blokları arasındaki meydana “Sevgi Meydanı” adını koymayı kaç kişi düşünür? Meydanın ortasındaki o tek ağaca, segi ağacı; meydanın başındaki çeşmeye, sevgi pınarı deme inceliğini kaç öğretim üyesi gösterir? Bunları öğrenince yüzüm güldü :))) Sevgi meydanında karşılıklı oturmuş, biririni kesen kız ve oğlanları gördükçe de yüzüm gülmeye devam edecek.

Bakalım biz kimlerle buluşacağız Sevgi Meydanında, Sevgi Pınarı'nın hemen başında? Sevgi pınarı akıp akıp güzel bir Derya var eder belki bana da... Kim bilir?

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.