Her Aşk Tek Kişiliktir ve Vassiliki...
Dün kafam karıştı, oldukça fazla. Üzüldüm, sıkıldım. İnsanın beklediği birşeyin gelmemesi ne kadar da kötü olabiliyormuş, bunu gördüm. Ardından da bir selam'ın insanı ne kadar mutlu edebileceğini tüm yüreğimle hissttim. O güzel "selam" gelene kadar gece bana zehir oldu, sigaraya başlamayı bile düşündüm :))) Ama böylesine bir hata yapmaktansa güzel bir film izleyerek kafamı dağıtmaya çalıştım...
Evet bugün güzel bir filmi daha yazıyorum, bloguma. Uzun zaman oldu; iyi film izlemeyeli ve burada sizlerle paylaşmayalı. Filmimizin adı Vassiliki. Yunan yapımı, mevzu ise çok derin. İnsana dair bir film, en azından dünkü atmosferde ben filmin bu yanını gördüm.
Konu, güzel bir kadının 1949 Yunan iç savaşında dağa çıkan komünist kocasına yardım götürürken yakalanmasıyla başlıyor. Yakalayan faşist çavuş, faşisti hakaret olarak söylemiyorum çavuş gerçek bir faşist olduğunu kanıtlayacağını söylüyor çünkü, bu güzel kıza tecavüz ediyor. Bu pisliğin ardından kızı mahkemeye göndermek varken salıveriyor ve yeni bir aşk başlıyor. Daha sonra evlilik ve birbirliktekik. Hatta ilerleyen zamanda Vassiliki adlı güzel kızımız hamile bile kalıyor...
Film gerçek bir hayat hikayesinden alıntı. Bu bakımdan hayatı yansıtması bir yana hayatın içinden kopup geliyor ekranlarımıza. Bu noktada ben Vassiliki'ye pek sıcak bakamıyorum ama. Film onun ikinci aşkını her ne kadar kutsasa da ben açıkçası iğrendim! Böyle olmamlı ya, unutulmamalı sevilenler. İnsan eşinin kafasını kesen bir adamla aynı yatağı paylaşmayacak kadar miğdeli olmalı, insan sevdi mi tam sevmeli!
Ama olmuyor değil mi? Olmuyor. Üzülüyorum buna...
Ey Vassiliki hanım, umarım türevlerin hiçbir zaman hayatımda olmaz. Aksini kaldıracağımı sanmıyorum çünkü. Gerçi hayatın çok da güzel olmadığını ve daha da önemlisi her aşkın tek kişilik olduğunun bilincindeyim. Yazdıklarım sadece edebiyat, belki biraz özlem ve belki biraz da ütopya...





