Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

11 tane "yalçın küçük" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"yalçın küçük" tagli diger ogeler resimler , videolar

Prof. Yalçın Küçük Merak Edilen Soruların Yanıtlarını Verdi..

Teke Tek Dün haberleştirdiğim üzere Prof. Yalçın Küçük, Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın konuğu oldu. Program içerisinde Yalçın Küçük hakkında merak edilen pek soru cevap buldu. Öncelikle Yalçın Küçük'ün Abdullah Öcalan ile olan ilişkisi netlik kazandı. Bu ilişkinin nedenleri ve sonuçları masaya yatırıldı. Bu noktada Yalçın Küçük'ün şu açıklamaları dikkat çekti: "Ben Abdullah Öcalan ile görüştüm, onu Türkist yaptım, Kemalist yaptım. Onu Kemalist, Türkist yaptığım için Barzani medyası hergün bana saldırıyor."

Programın diğer konuğu olan Yeni Şafak Gazetesi yazarı, Fikri Akyüz dün yazımda belirttiğim kaygıların ne kadar haklı olduğunu ortaya koydu. Dün, "Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.." yazmıştım. Ardından Fikri Akyüz'ün programdaki şu açıklamaları geldi "Biz ilkokul, lise kitparlarından böyle öğrendik." Fikri Akyüz, tarih bilgisinin ilkokul, lise seviyesinde olduğunu ortaya koydu böylece. Bunun ve benzeri bilgi eksikliklerinin üzerine Yalçın Küçük'ün Fatih Altaylı'ya dönüp şunları söylemesi beni gülmekten kırıp geçirdi: "Ben buraya ders vermeye gelmedim. Bu çocuğa ders verdirmeyin bana.."

Yalcin_Kucuk1 Programda Yalçın Hoca'nın şu sözleri de ayrıca dikkate değerdi, bunları ilerleyen zamanlarda detaylarıyla incelemeyi umut ediyorum: "Ben yazarım, çok az okurum.", "Bugün hakim olan bir grup bu işi (PKK) bitirmek istemiyor.", "O bölgenin (Türkiye'nin doğusu.) bizden ayrılmasını istiyorlar.", "Darbenin başı Hilmi (Özkök) Paşadır.", "Musul'u almazsan, Diyarbakır'ı verirsin.", "Türkiye büyümezse küçülür.", "Ben Kemalizm'den aşağı düşmem!", "Bugün 1918 şartları var, hepimiz Kemalistiz.", "Yaşar (Büyükanıt) Paşa Hazretlerini içerideki iki arkadaşını ziyaret etmelidir.", "Ergenekon davası Bürüksel'de, Kudüs'te pişirilmiştir.", "AKP'ye açılan kapatma davası millidir.", "Hilmi Özkök yargılanacaktır!"..

Programı kaçırdıysanız, mutlaka telafi etmenizi öneriyorum. Fikri Akyüz adlı şahsın her türlü gereksiz soru ve muhabbetleri dışında oldukça yararlı bir program oldu. Fatih Altaylı'nın blogunda yakın zamanda program tekrar yayınlanacaktır, arada bir göz atarsanız izleyebilirsiniz.

Prof. Yalçın Küçük, Bu Gece Teke Tek'te..

Yalçın Küçük1 Prof. Yalçın Küçük, hemen her alanda kendinden söz ettiren ciddi bir isim. Politik, edebi veya bilimsel çalışmaları pek çok kişinin ve özellikle de ordu mensubu insanların ilgisini çekiyor. Fikirleri, bu ülkenin en etkin isimlerince tartışılıyor ve yorumlanıyor.

Son zamanlarda yaptığı çalışmalarla ulusalcı kitlelerin ufkunu açtı Yalçın Küçük, pek çok platformda bir sosyalist olmasına karşsın ulusalcılğı ve hatta Türk milliyetçiliğini savundu. Birileri bundan çok rahatsız olmuş olacak ki, Yalçın Küçük'ün geçmişine dair arştırmalar yapılmaya ve Yalçın Küçük yıpratılmaya başladı. Samanyolu Televizyonu'nun öncülük ettiği ve malum çevrenin ilgilendiği bu gelişmeler sonrasında pek çok okuyucum bana Yalçın Küçük'ü sormaya başladı. Burada onun adına cevap vermem, elbette hoş olmayacaktır. Bu sebepten, cevap arayan okurlarım bu gece 23:30'da Kanal 1 ekranlarında yayınlanacak olan Fatih Altaylı ile Teke Tek programını izleyebilirler. Programda Sayın Küçük'e bu soruların da yöneltileceğini ve uygun şekilde cevaplandırılacağını sanıyorum..

Not: Programda Prof. Yalçın Küçük'le birlikte Yeni Şafak yazarı Fikri Akyüz de konuk olacakmış. Bu Fikri Akyüz de kim oluyor da Prof. Yalçın Küçük'ün karşısına çıkartılıyor? Fikri Akyüz'ün boyu kadar kitabı var Yalçın Küçük'ün.. Fatih Altaylı ya sadece Yalçın Küçük'ü konuk etseydi ya da karşısına illa birilerini oturtacaksa Yalçın Küçük kalitesinde bir adam bulsaydı..

Sürüleştirmede Etkin Bir Araç Olarak Magazin

Magazinin hayatımıza bu denli girmesi sanırım 10, olmadı 20 yıllık bir süreç. Bugün gelinen noktada hayatımızı kuşatmış durumda magazin programları.. Euro 2008'in etkisiyle kısa süreliğine de olsa hayatımızdan çıksalar da şimdi yine giriyorlar hayatımıza. Bizi hiç ilgilnedirmeyen ve geliştirmeyen içerikleriyle. Prof. Yalçın Küçük, magazin programları hakkında şunları söylüyor: "Sürüleştiriyoruz. Bu birinci sınıf devlet artık sadece sürülerin omzunda durabilmektedir. Bizans’ta sürüler, hipotromda, gladyatörlerin birbirini öldürmelerini seyrederek kendilerinden geçiyorlardı ve şimdi sürüler, bir avuç insanın birbirini düzmesiyle düzene bağlanıyorlar."

Yalçın Küçük'e hak vermemek elde değil. Bugün gelinen noktada halkın ana gündem maddesi ne ekonomi ne de güncel politika.. Büyük çoğunluk, Yalçın hocamın deyişiyle "bir avuç insanın birbirini düzmesi"yle alakadar. İnsan tüm bunları görünce üzülüyor, demokrasinin ve özellikle de sürü demokrasisinin ciddi ciddi eleştirilmesi gerekiyor! İnsalar kendi sorunlarına yabancılaştırılıyorlar, bugün bir işçi evinde ana gündem maddesi işçi hakları ya da asgari ücret değil, insanlar kendi sorunlarını unutmuşlar.

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım

21 Haziran 2008 Cumartesi günü, yani yarın, bir takım sivil toplum örgütleri darbeye karşı yürüyüş organize etmişler. Davetlerinde "İşte o gün, 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi yapmak için toplanacağız." yazmışlar. Kendilerini ve söz konusu organizasyonlarını fark edince şaşırdım, önce gidip birer birer haber sitelerini baştan sona taradım; birileri darbe yaptı da benim mi haberim olmadı diye :) Baktım ortada darbe ya da darbeci yok.. Hal böyleyken, peki bunlar ne halt etmek için yürüyorlar?

Utanmadan "50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi paymak için toplanacağız." diyorlar. Bilmem farkındalar mı, bu ülkenin aydınları gerici darbelere karşı hiç geç kalmadılar. 12 Eylül'ün keskin kılıcı aydınların boğazlarında hissedildiği günlerde cuntanın karşısına dikildi bu ülkenin aydınları! Yalçın Küçük, Emre Kongar ve çok daha fazlası karşı çıktı darbecilere, canları ve gelecekleri pahasına! Bunlar o zamanlar ne halt ediyorlardı bilmiyorum ama aydın olmaya cesaret edemediklerini kendileri itiraf ediyorlar..

Bu gün ise meydanı boş, kendilerini da garantide gördüklerinden olsa gerek hayali darbe paranoyaları üretip kendilerine entelektüel vizyon katma telaşındalar. Biz gerçek ve cesur aydınları 12 Eylül'de gördük, sizden olsa olsa maydın olur! Yarın kendinizi satacaksınız; alıcınız da olur, merak etmeyin. Taraf'ta manşet olursunuz, Zaman'da da söyleşileriniz yayınlanır..

Ya körler ya da kör gibi davranmak işlerine geliyor. Göremiyorlar mı TSK'nın bir müdahale yapacak olsaydı bugüne kadar çoktan yapabileceğini? Göremiyorlar mı TSK'nın darbe yapmayacak kadar GÜÇLÜ olduğunu? Göremiyorlar mı AKP miadını doldurmuşken kimsenin müdahale yapacak kadar aptal olmadığını? Görmüyorlar mı AKP'nin 12 Eylül'ün ABD'den olma çocuğu olduğunu? Hepsini görüyorlar, sadece görmemezlikten gelip rant sağlıyorlar.. Yarın beyazlar bürünüp yürüyecek olanlar 12 Eylül karanlığının ürünleri ve devamıdırlar!

Nihat Genç'ten SKY TÜRK'e Veda..

Nihat Genç Az önce Nihat Genç'in Sedar Akinan'la hazırladıkları "Ne Var Ne Yok" adlı programın sonlandırıldığını duydum. SKY Türk, Yalçın Küçük'lü Kalemler ve Kılıçlar'dan sonra şimdi de Nihat Genç'li Ne Var Ne Yok'u ekranlarından aldı. Bu noktada SKY Türk'ü yargılamak pek doğru olmayacaktır, tüm bu yaşananlar eziliyoruz naraları atan iktidarın Cumhuriyetçi sermaye sahiplerini ezme ve yıldırma politikasıdır! Yalçın Küçük de Nihat Genç de aynı doğrultuda yorumlar yapmışlardır: Her ikisi de bağlı bulundukları yayın grubunun hükümet tarafından maddi baskı altına alındığını, bu baskıdan yayın grubunu kurtarmak için yayından çekildiklerini açıklamışlarıdır! Yapılanlar bir devrimdir, bu devrime sessiz devrim diyen sağırlar ve körler artık tarafını seçmelidirler! Yaşananları anlamamak için ya işbirlikçi ya da salak olunmalıdır, üçüncü bir seçenek yoktur. Prof. Yalçın Küçük'ün söylediği gibi bugün Türkiye'de yaşananlar bir iç savaştır! Bu savaşın tarafı olmamak bu vatana, bu toprakların insanına ihanettir!

Bu savaşta ne yapılması gerektiği bellidir: Gerici eğitim kurumlarının karşılarına Atatürk'ın devrimlerinin ışığıyla aydınlanan eğitim kurumları, dersaneler dikmek gerekmektedir! Üniversitelerde yurtlar açmak ve yurdum insanını tarikat everinden kurtarak insanıma bilimin aydınlık ışığında bir yaşam sunulmalıdır! Yeşil sermayenin karşısına allı kırmızılı milli bir sermaye var etmek, doğru düzgün bir medya kurmak gerekmektedir. Evet, çok geç kalınmıştır ama biz düşman boğazımıza dayandığı vakit Kurtuluş Savaşı vermeyi akıl edebilen bir milletiz. Şimdi de geç idark ettik ama geçmişe bakınca sonumuz hayırlı olur diyebiliyorum..

Yalçın Küçük & Alev Alatlı: Aydın Üzerine..

Alev Alatlı Yıl 1994, zamanın en fazla izlenen televizyon kanlallarından birisinde Yüksek Tansiyon adında bir program. Türk aydın tarihine geçmiş iki isim "Aydın"ı, "Türk Aydını"nı tartışıyor. Prof. Yalçın Küçük ve Alev Alatlı aydına olan farklı bakışlarını ortaya koyuyorlar ve tartışıyorlar..

Bu tartışmayı baştan sonra Gürkan Hacır'ın paylaşımı sayesinde izleyebiliyoruz. Programın tamamı YouTube'ta ona kadar bölüme ayrılmış şekilde yer alıyor. (Aşağıda bağlantısını ekledim.) Programı izlerken Türkiye'de ileriye doğru değil de geriye doğru bir seyir olduğunun farkına vardım. 1994 yılında yapılan bu entelektüel tartışmayı bugün yurdum televizyonlarında görmemiz çok ama çok düşük bir ihtimal! Burada bir saptama yapıyor ve diyorum ki, yıllar ilerledikçe biz gerilemişiz! Bu Televole düzeni sürüleştirmenin en büyük kozuymuş meğersem. Nerelerden nerelere düşmüşüz? Bu topraklar geçmişte, dünyayı yorumlardı oysa ki. Yunan Ege'de dünyayı çözümleme telaşındaydı. Harran'da ilk üniversiteyi kurdu bu toprakların insanı. Madem kendimize saygımız yok, bu topraklara olsun bari. Oturup adam gibi entelektüel tartışmalar yapalım, konuşalım..

Yalçın KüçükAydın noktasında ise Yalçın Küçük zaafiyetim ortada, Alatlı'nın düşüncelerine saygı duysam da ben de Prof. Yalçın Küçük gibi aydının bir mücadele adamı/kadını olduğuna inanıyorum. Aydınlanma ister istemez dünyanın düzenine çomak sokmayı ve dünyayı etkilemeyi gerektiriyor, en azından aydın bunu istiyor! Aydın olmak sadece bir serüven yaşamak gibi ciddiyetsiz olmamlı, aydın olmak belki de bu dünyadaki en ciddi işlerden birisi..

Bir parça bez parçasını aylarca tartışan ve artık mide kasılmalarına vesile yurdum gündemine bir soluk vermek istedim. Bu gündem adamı aptal yapar, diyorum; gelin biz aptallaşmayalım, sürüleştirilmeyelim. Sunni gündemlerle boğulmasın beynimizin o güzel kıvrımları. Türk aydınını ve Türk aydınlanmasını tartışalım.. Tartışmaya programı izleyerek başlamak isterseniz ilk bölüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Saygı ve sevgi ile..

Demokrasicilik Oynamak!

tbmm1 Demokrasiden beni soğutan ilk isim Montaigne, ardından da Adolf Hitler. Hitler, Kavgam adlı kitabında demokrasiyi çok güzel ve etkili tenkit ediyor. Alman demokrasisinden böylece soğumuşken bir de karşıma yurdum aydınları ve özellikle Yalçın Küçük çıkıyor. Ben bu aşamada karar veriyorum, demokrasinin en ideal yönetim şekli olmadığına. Şu an elimizde daha iyisinden yoksun olduğumuz için demokrasi diyoruz. Bu da demek değil ki, demokrasi eleştirisi yapmayacağız!

Daha bugün bir komediye daha şahit olduk. AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozbağ, hükümet ve sendikalar arasındaki uzlaşmadan ötürü, tasarının 35. maddesinin değiştirilmesi için önerge veriyor. Önergeyi muhalefet partileri CHP, MHP ve DSP de destekliyor. Sıra oylamaya geldiği vakit, salona giren AKP'lilerin hemen hepsi kendi önergelerinin oylandığından habersiz bir şekilde, sırf muhalefet partileri kabul oyu veriyor diye ret oyu veriyorlar. AKP'nin kendi önergesi AKP'lilerin oylarıyla reddediliyor böylece. Sendikalar haliyle şaşkın, AKP kendi önergesini reddediyor sonuçta. Ne günlere kaldık, değil mi? Halimize gülsek mi ağlasak mı?

Bundan yıllar öncesinde okumuştum Prof. Yalçın Küçük'ün İsyan adlı kitabını. Kitaptan paylaştığım şu satırlar yeteri kadar durumu özetliyor: "Şimdi yasalar hem tekellerin bürolarında hazırlanıyor ve hem de Brüksel'deki bürolardan gönderiliyor. Bunlara, artık "paket" diyoruz ve paket ithal edilmektedir. Artık bırakınız halkı, Meclis'lerde koltuklara oturulan ve bir büyük kendini bilmezlikle, kendilerini "milletvekili" sananlar ne çıkardıklarını bilmiyorlar. Bir günde 17 yasa çıkartmakla övünüyorlar, parça başına ücretlerini alan ameleler bile artık daha çok halkı temsil ediyorlar. Bitmiştir."

'AKP Kapanırsa Oyu Artar' Diyenler Ahmaktır!!

Yalcin_Kucuk1 İddia bana ait değil, hatta söz konusu "ahmak" ithamından nasiplenenlerden bile sayılabilirim. Sağolsun, Prof. Dr. Yalçın Küçük kapatma davası hakkında bir görüş bildirmiş ve aksi görüşü savunanları ahmak yerine koymuş. Kapatma Davası ve İki İsim adlı yazımda geçen "Açılan davanın sonucu ne olursa olsun AKP bundan yararlanmasını bilecek. AKP olası ekonomik krizi çok rahat bir şekilde dava üzerine atabilir ve seçimlerde aradığı malzemeyi de bu dava ile bulmuş olur." sözleri beni ne kadar ahmak kılar, orasını Sayın Küçük bilir..

Girizgah saglam oldu ama gelişme bölümünde Yalçın Küçük'ü harcayamayacağım. Yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım, kendisi bilimsel veriler ortaya koymuş ve bu veriler ışığında AKP'nin ilerdeki olası bir seçimde oyunu arttıramayacağını iddia etmiş. Veriler ne derseniz; veriler yakın Türkiye tarihi. Küçük, daha önceki kapatma davalarının sonuçlarını ve bunun seçimler üzerindeki etkilerini koymuş: "Bizim tarihimizde böyle bir durum yoktur. Bunun bilimsellikle, gerçeklerle hiç bir alakası yoktur. 1960 yılıda Demokrat Parti kapatlımış, 1961'deki seçimlerde DP'nin devamı olan AP çok gerilerde kalmıştır. Bunun pek çok örnekleri vardır.."

Bu noktada bana bir özeleştiri yapmak düşüyor, insan yazıyorsa yazdığı şeyin tüm boyutlarını araştırıp yazmalı. Örneğin bir partinin kapatılması hakkında kalem oynatıyorsa insan, daha önce yaşanan emsal vakaları da göz önüne almalı. Ben bunu yapmadım, iddilarım doğru çıkacak olsa bile siz okurlara bir özür borcum var. Özür dilerim..

Türkiye'yi Bölmek..

önasya Artık bir ABD klasiği oldu, öyle ki gazete editörleri benzeri haberleri çok daha önceden gördükleri için haberin puntolarını gün geçtikçe küçülttüler. Bugün ise kıyıda köşede yer bulabiliyor ancak ABD'nin önde gelen dergilerinden Atlantic'in yeni ve özellikle bölünmüş Türkiye haritası. Sanırım onların istedikleri de bu: Diyarbakır'ın artık bizim olmadığı savını kendimize inandırmamızı istiyorlar. Ama hayır, bu o kadar kolay değil! Unutmuyoruz Diyarbakır'ı, unutmuyoruz kardeşlerimizi!

Yalçın Küçük bundan yıllar öncesinde yazmıştı "Musul'u almazsan Diyarbakır'ı verirsin!" diye. Anlamamıştım o gün, ne demek istendiğini. Bugün anlıyorum ve görüyorum: Bu topraklarda iki yol mevcut, ya büyürsün ya da küçülür.. Biz bu iki yoldan birisini seçmek zorundayız artık, ben büyüme taraftarıyım..

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı'nın bir devamı; bunu inkar etmek olası değil. Dün Osmanlı'ydık ve bugün de Osmanlı'nın hakimiyet kurduğu topraklarda söz söyleme hakkımız en az ABD kadar olmalı. Mustafa Kemal Atatürk "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" politikalarıyla belki günü kurtarmak telaşındaydı ve o günümüzü kurtardı. Bugün ise Enver Paşa'nın politikalarıyla, maksimalist politikalarla, günümüzü kurtarmalı ve en önemlisi güzel bir gelecek inşa etmeliyiz. Zor elbette, çok zor ama zaman var ve insan mükemmel bir varlık!

Kalemler ve Kılıçlar Yayından Kaldırıldı

Yalcin_Kucuk1 Pazar günleri bir vazgeçilmezim vardı: Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün daimi olarak konuk olduğu Kalemler ve Kılıçlar! Bugün öğrendim ki SKY Türk kanalının yöneticileri sırf ekononomik sebeplerden ötürü (?) programı yayından kaldırmışlar. Nedense bana pek inandırıcı gelmedi, çünkü SKY Türk belki de tarihinin en dikkat çeken programını yapmıştı ve bunun meyvesini de bolca yedi. Kanal yöneticilerinin maddi sorunlar bahanesi o kadar havada kalıyor ki, insanın gülesi geliyor..

Yalçın Küçük cephesinde ise bir tepki, henüz, yok. Prof. Yalçın Küçük eskiden çalştığım mecralar hakkında yorum yapmam diyerek konuyu kestirip atmış. Bu noktada olan Kalemler ve Kılıçlar programının müdavimlerine oldu. Üzüldüm Türk televizyonları adına..

Program tekrar yayına ne zaman girer, ya da girer mi bilmiyorum. Bu süreçte sabretmek noktasında yardımcı olacağına inandığım programın forumunu önererebilirim: www.kalemlervekiliclar.com Saygı ve sevgi ile..

CNN Headline News -
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.