Kazanmak, Kazanmak, Kazanmak...
Hayatta malumunuz her zaman birşeylerin peşinden koşuyor, kazanmak uğruna kendimizden birşeyler veriyoruz. Çoğu zaman verdiklerimizden fazlasını kazanıyoruz, kimi zaman sadece kaybetmekle yetiniyoruz. Gerçi mevzumuz bunlar değil, bugün mevzu sadece "kazanmak".
Hayatta herşeyi kazanabiliyoruz; ÖSS'yi ders çalışarak, yeni bir arabayı veya evi emeğimiz karşılığında kazanabiliyoruz. Kapitalizm tüm acımasızlığıyla birlikte bizlere bunu sunabiliyor. Ama hayatta herşey kazanılamamalı; örneğin ben seveceğim kızı kazanmamalıyım! Evet hayatta herşeyin bir yolu yordamı var ama insan dostunu, belki de aşkını nasıl kuralları belirlenmiş bir yolda yürüyerek kazanır ki? Ben dostumu veya aşkımı kazanmışsam onların dostluğu veya sevgililiği nerede kalıyor? Bir insanı elde etmenin yolu veya belirli bir bedeli olmamalı ya, insan biraz farklı olmalı...
Ama olmuyor değil mi? Bu noktada aciziz. Hayatta herşeyin kazanılması; herşeyi kazanmak için belirli bir yolun, yordamın olması hoş değil. Hani vardır ya "Erkekleri etkilemenin 100 yolu" veya "Burcuna göre kadınları etkilemenin yolları." vari kitaplar, bunlardan da dert yanıyorum. Ya ben sevdiğim insanı daha önceden belirlenmiş yollardan etkileyip kazanabileceksem, o insan nasıl sevgilim olur?
Hayat ve sevgi zaman zaman çok zor ve daha da acısı tek kişilik. Ben sevdiğim insanı kazanmak istemiyorum, aksi halde insanlığımdan birşeyler yiğtirmekten korkuyorum. Çünkü sadece hayvanların birbirini etkileme klişeleri olduğuna inanıyorum, insanların değil. Ve ben bunları yazarken simge durumuna indirgenmiş bir web sayfasında "İnsanın en yakını maymunlar. Hatta bu benzerlik son bulgularla yüzde 99'a çıkıyor" yazıyor...
Ve ben de sizlere sesleniyorum. Acı ama üstün insan olma yolunda hala tek bir adım dahi atamamışız. Olsa olsa "hayvanlar alemi +1" dir değerimiz. Ve 18 yılda şunu öğrendim: Okan, hayatta çok seveceğin dostların veya sevgililerin olacak ama hiç birisi senin "bir tanen" olamayacak. Çünkü onların acı da olsa bir bedeli ve bu bedeli ödeyecek senden başka insanlar da var olacak. Hal böyleyken aşkın ve sevginin bedensel ihtiyatçan öte olduğunu kim söyleyebilir. 2007 yılının şu soğuk 24 Eylül'ünde bir selam da benden olsun sana Freud...




