Blog Nedir, Ne Değildir?
Blog yazmak her geçen gün benim için daha ciddi bir olay halini almaya başlamıştı. Artık yazarken korkmaya başlamıştım ve işin açıkçası bu işi kitabına göre yapmak istiyordum. Öncelikle değer verdiğim bir iki büyüğüme konuyu açtım, "Yazmalı, ama nasıl?" dedim. Benim planım Ankara Üniveritesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesine gidip orada kimi bulursam konuşmak ve kitap önerisi almaktı. Yalnız konuyu açtığım her insan garip bir şekilde bunun çok yanlış olacağını belirtti. Çoğu gerekçe olarak blogun profesyonel bir dili kaldırmayacağını söyledi...
Bugün gelinen noktada onlarla aynı fikirdeyim. Blog yazarken insan profesyonel dürtüler duymamalı, neyse onu ortaya koymalı. Çünkü blogun felsefesi de sanıyorum tam anlamıyla bu: İnsanların karşısına "insan" olarak, kendin olarak çıkmak!
Bu güne kadar, "Bir blog nasıl olmalıdır?" sorusuna verilmiş çok uzun cevaplar okudum. Pek çoğu insanlığı sürü yerine koyuyor ve insan budur, bundan hoşlanır, sen de bunu yaparsan gelir seni okurlar demekten öteye geçemiyordu. Buna çok karşı çıktım, blogun en temel özelliği bu yazılanların zıttı olmasıydı benim için.
Bloglar çok insan beni okusun diye yazılmaz, bir blog tüm insaları kucaklayamaz. Herkesi kucaklayan şey, blog olamaz. Blog sonuçta bir duruştur, bir bakıştır. En azından benim blogum bir duruştur. Benim hayata karşı duruşumdur, kimi zaman tepkilerimdir. Bu blog, benim haykırışlarımın sizlerin kulağına gelen yankısıdır. Blog nedir? Blog kulaklarınıza gelen o yankıdır!





