Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

6 tane "yolculuk" etiketli yazı bulundu "yolculuk" tagli diger ogeler resimler , videolar

Bursa Yolcusu..

Akşam 20:00 otobüsüyle Bursa'ya doğru yola çıkacağım.. Sanırım bu son zamanlarda yaptığım son yolculuk olcak ve daha uzun bir süre ne araba ne de otobüslerde olacağım.. Buna üzülüyor muyum, hayır! Aksine çok çok güzel bir duygu bir yerde bağlı kalmak.. En azından şu an için..

Akşam başlayıp, sabah bitecek bir yolculuğa çıkıyorum.. Tamı tamına 14 saat.. Bursa'da adam gibi bir havaalanı olmamsı ve eldekinin de adam akıllı yönetilememesi sebebiyle Bursa'ya maalesef hemen hemen hiç uçak yok. Sanırım haftada iki sefer var, birisi Trabzon ve diğeri de Diyarbakır.. Ne alaka, orası meçhul.. (Yetkililer, duyun sesimi; adam gibi seferler koyun Bursa'ya!)

Yolculuk sırasında bana eşlik edeceğini düşündüğüm MP4 de sizlere ömür :( Birazdan çıkıp orta halli bir MP3 bakacağım. Bu noktada iki üç saat içinde gelecek öneriler oldukça işime yarar. Bekliyorum.

Son olarak, Bursa'daki evin suyunu elektriğini ve sonunda doğal gazını da halletmeme rağmen internet bağlantısını yapamadım. Bu noktada da önerilerinizi bekliyorum ADSL mi yoksa Kablo İnternet mi olsa daha verimli olur?

Türkiye'nin En Çok Yolculuk Yapmak Zorunda Kalan Blogcusu :)

Kamil Koç Günay Doğan, son zamanlarda ilgi ve zevkle okuduğum bir blog yazarı. Ankara-Adana yolunu geride bırakınca ve üzerine de bir buçuk porsiyon Adana'mı şalgam eşliğinde mideme indirince yorumları bir kontrol edeyim dedim. Günay, durumumu açıklayan, hoş bir yorum yazmış: "Türkiye'nin en çok yolculuk yapmak zorunda kalan ya da en çok yolculuğu seven blogcusu: Okan Yüksel :)

Valla ben birinci şıkkı doğru buluyorum. Yolculuğu bir zamanlar severdim sevmesine ama insan şoför mahalinde olunca pek hoşlanmıyor yolculuktan, en azından 1000 km'yi aşan yolculuklardan..Bu sebepledir ki bugün arabayı Ankara'da bırakıp, gidip güzelce bir bilet aldım. Arabayla dört beş saatte aldığım Ankara-Adana arasını tam altı buçuk saatte ama bolca okuma yaparak geride bıraktım. Bundan böyle yolculuğa arabayla çıkmak yok! Uçak, olmadı (Bursa'ya uçak yok ki!) tercihim otobüsten yana olacak. Bugün bir o yana bir bu yana döne döne Yeni Harman'ı okudum, sonrasında Akşam'ı.. Bolca malzeme çıktı, bloga bir hafta yazacak mal var cepte :)Tabii ben sabırsız bir yazarım, öyle elimdeki malzemeyi bir iki haftalık sürece yayamıyorum. Aklıma ne geldiyse, o anda sunmak zorunluluğunu içimde hissediyorum.. Ve başlıyorum, bir bir yazmaya.

Yarın Sabah Bursa..

Yollar Ankara-Bursa karayolunu size kilometre kilometre anlatacak duruma geldim :) Kaçıncı kilometrede ne var, hepsi ezberimde.. Ne de olsa sürücülüğümü bu yolda tescil ettim. Herhalde ayda en az bir kez git gel yaptım ama artık cidden sıktı! Bıktım yollardan, araba kullanmasını çok sevmeme rağmen.. Garip bir durum..

Yarın da yollarda olacağım, az önce arabanın bagajını agzına kadar doldurdum. Ne varsa Ankara'daki evde, Bursa'ya görtürüyorum; kitaplarım, cd'lerim, araştırmalarım ve aklınıza daha ne gelirse.. Artık ikametgahım bir orada bir burada olsun istemiyorum. Bursa'ya yerleşiyorum. Ciddi ciddi ikametgahımı da Adana'dan alıyorum, Bursa'ya kaydedeceğim.

Bursa'da bu yıl tek başıma, kendi evimde bolca kafa dinleyeceğim. Bu süreçte üretmemek için bir mazeretim de olmayacak. Okulla birlikte pek çok projeye imza atacağım. Bugüne kadar elde ettiğim tüm kazanımların çok çok ötelerine geçeceğim. Bu yeni dönemde hem akademik hem de kültürel gelişimimi son sürat sürdüreceğim. Ve kitap projem de kısa zamanda sizlerle buluşacak. Levent Özen'le birlikte tam bir hafta boyunca kitabın son rötuşlarını yapmaya yoğunlaşacağız. Sonrasında ise kitabı kitapmarketlerde bulabileceksiniz..

Yeni dönem bomba gibi geliyor, şimdiden söylemesi.. 16'sında Bursa, 19'unda tekrar Ankara ve 21'inde Adana'da olacağım. Arabayı babama teslim edip, Bursa'ya otobüsle döneceğim.. Ve işte o zaman yollar bitecek, durağan bir hayat başlayacak. Ve ben.. üretmeye başlayacağım.. Herşey çok daha güzel olacak, çok daha farklı..

Yollar yollar..

yol1 Ailecek dağıldık; annem ve ablam iş için Ankara'da, babam da aynı nedenden Adana'da.. Benim için tatil demek artık 2000 km yol yapmak anlamına geliyor. Önce Ankara (500) ardından Adana (Bir 500 daha) ve sonra tekrar okula Bursa (1000). Yollara fazla aşina oldum, zamanında Adana-Ankara arası gözümde çok büyürdü ama artık Bursa-Adana deneyimini 13 saatte kapatmış birisi olarak 500 km nedir anlamıyorum bile :))

Bunca yıllık yolculuklar sırasında en güzel kazanımım kafamdaki Türkiye'nin gerçek Türkiye olmadığını anlamam oldu. Benim bildiğimin dışında da bir Türkiye var; köyünde, kasabasında, olmadı ilçesinde yaşayan. Şimdi düşünüyorum da herkesin kafasında farklı bir Türkiye var, herkes kendi küçük çevresini Türkiye sanıyor.. Oysa Türkiye çok farklı, çok çok farklı..

Anadolu çorak, bunu da gördüm yollarda. Yeşil ve güzellik kıyılarla sınırlı kalmış. Bursa'ya girerken ya da Adana'da o Torosların mis gibi çam ormanlarını görünce daha iyi anlıyorsunuz bunu. Yeşil sadece kıyılarda, içimizde ise koca bir çöl var.. 80 yılda bu çölü yeşertmemek Türkiye için hoş değil!

Yine bana yollar göründü anlayacağınız, 35 YTL verip yine oldum bir turizm firmasının "değerli" yolcusu :) Bekle beni Adana, tekrar geliyorum..

Bursa Macerasından Notlar

iibf Bursa sonunda benim için bir belirsizlik olmaktan çıktı. Sokaklarında ve caddelerinde yürümüşlüğüm oldu en azından :))) İnsanını ve özellikle Uludağ Üniversitesi'ni de tanıma fırsatı buldum. Üniversite kampusu oldukça büyük, fakat tüm yapılar bir merkezde toplanmış. Yaşam alanım olabilecek bölgeler pek yeşil değil, buna karşın üniversitenin çevresi koca bir çam ormanı. Şimdiden ısındım sayılır, zamanla da seveceğe benziyorum...

Tek önemli sorun barınacak yer noktasında çıktı. Devlet baba bu sefer de babamdan fazla babalık yapamadı ne yazık ki!? Yurtların haline şaşırdım, insanların neden yana yana kiralık ev arayışında olduğunu o pis tuvaletleri ve duşları görünce çok iyi anladım. "Babam sağolsun" edebiyatı yapmak pek hoşuma gitmez ama babam da sağ olmasaymış halim nice olurmuş diye bol bol düşündüm. Arif Keskiner'in güzel bir lafı vardı, o aklıma geldi yurtları gezerken: Allah kimseyi bu devletin eline düşürmesin, düşenlere de Allah yardım etsin...

Eskiden çocuk aklıyla, çocukken de akıllıymışım demek ki, ileride avukat olursam ilk davam devlete olan babalık davası olacak derdim. Devletin babalık yapamadığını, adının hakkını veremediğini düşünürdüm. Ki bugün gördüm ki o küçücük Okan, yaşına göre fazlasıyla doğru düşünmüş. Devlet baba pek de babalık yapamamış bu topraklar üzerinde yaşayan milyonlarca kızına ve oğluna...

Şükür ki ben bu devletin şanslı çocuklarından birisiyim ve babam devlet okulu olmasına rağmen okulun talepettiği 600 YTL'yi aile bütçemizi zorlamadan verebildi. Şimdi de ev kiralama veya iyi bir özel yurt bulma telaşımız başladı. Ünikent adında güzel bir yurt bulduk, www.unikentevleri.com,  şimdilik benim gönlüm bu yurttan yana. En azından öncelikle böyle bir yurda yerleşmemin daha doğru olacağını düşünüyorum, yalnız başıma koca bir evde olma düşüncesi pek sıcak gelmiyor. Hele bir de bu ev Bursa gibi soğuk bir şehirde olunca :)))

Bursa nedir, ne değildir noktasına gelirsek; Bursa'nın yeşil ve güzel bir şehir olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En azından şu iki üç gün içerisinde bende böyle bir intiba bıraktı Bursa. Bu noktada İskenderin o güzel tadı subjektif yorumlara sebebiyet vermiş olabilir tabii :)))

Bu arada yarın Adana'ya yol alıyoruz. Daha önce de bahsettiğim Bürücek yaylasında kısa da olsa bir tatil yapmaya karar verdik. Dağın başından olacak olsa da oradaki izlenimlerimi de bildirmeye çalışacağım, şimdilik bu kadar.

Not: Blog dünyasındaki ikinci ayımı da hiç farkında olmadan doldurmuşum. Yazdığım o ilk satırları sanki dün kaleme almış gibiyim. Blog dünyasının bu kadar hızlı olduğunu bilmiyordum...

Sonunda Beklenen An Geldi...

bursa1 Sonunda beklenen an geldi, yarın hayatımın dört yılının geçeceği topraklara doğru ilk adımımı atıyorum.Bursa bekle beni geliyorum...

İçimde bilindik duygulardan başka birşey yok, aşağı yukarı yurdum insanını ve yurdum üniversitelerini biliyorum. Bu sebepten beklentilerimi çok yüksek tutmadım, karşıma ne çıkarsa kabulüm. Uludağsözlük ve Ekşi Sözlük'ten gerekli arama tarama çalışamalarını yaptım zaten, uyum problemi yaşamayacağımı düşünüyorum. Tek sorun Bursa'nın benim için koca bir meçhul olması. Artık Ankara'ya her türlü olumsuzluğuna rağmen alıştığım gibi Bursa'ya da alışamaya çalışacağım.

Anlayacağınız üzere artık sizlere Ankara'dan değil, Bursa'dan bildireceğim. Bursa'da sizlere anlatacak çok şey bulmayı umuyorum, en azından kestane şekeri nedir, Uludağ'da kayak yaparken nasıl bacak kırılır, Bursa'da nerede iskender yenir gibisinden başlıkları kafamda şimdiden kurdum...

Yarın günümün büyük bir bölümü yolda geçecek, ardından da Bursa'da arama ve tarama faaliyetlerim başlayacak. Haftasonuna kadar da bana rahat yok, bu süreçte yazmaya da fırsat bulamayabilirim. Bu noktada anlayışlı davranacağınıza ve bloguma göz kulak olacağınıza inanıyorum. Bir dahaki seferde Bursa'dan bildirmek umuduyla, şimdilik hoşçakalın...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.