Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

5 tane "zaman" etiketli yazı bulundu "zaman" tagli diger ogeler resimler , videolar

Laik, Ateist, Agnostik, Satanist, Aczmendi Müsveddesi Metalci!

Metallica Aman Allah'ım, bu ne dehşet bir anlam karmaşacasıdır böyle. Nedir bu; anlayan varsa lütfen bir yorum yapsın, bana da anlatsın.. İnsanın ağzından tek birşey dökülüyor; vay anasını!

Metalciyi "laik, ateist, agnostik, satanist ve aczmendi müsveddesi" olarak sıfatlandırmak elbet benim sosyoloji alt yapım için çok fazla. Bunu yapsa yapsa bir sosyolog, hem de Zaman gazetesi'nde yazan bir sosyolog yapmıştır. Evet, tam üstüne bastık: sıfatın sahibi Zaman yazarlarından Ali Bulaç. Kendisi Güngören'deki patlamayla, nasıl bir bağ kurmuşsa, Metallica konserini birlikte ele almış ve tüm hıncını kusmuş Metallica hayranlarına: "İstanbul'un göbeğinde, Ali Sami Yen'de Metallica adlı müzik grubu bir konser verdi. Türkiye'nin her tarafındn 40 bin kişi toplanmıştı." diye başlamış Sayın Bulaç ve şöyle devam etmiş: "(İşte) Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç aldıkları tapınmalar yaptılar. İçtiler, bağırdılar, gürültüyü bastıran cinsinden müzikleriyle İstanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masun insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar."

Dedim ya, insan ancak "vay anasını.." diyebiliyor. Ey Ali Bulaç bu yorumu çıkartabilmek için çok uğraştın mı? İçindeki kini kusmak için Güngören'deki insanımızın kanını yazına bularken hiç utanmadın mı Sayın Bulaç? Sana hiçbirşey demiyorum, sadece gülüyor ve acıyorum.

Ayrıca Ali Bulaç'ın bu ithmanları (satanist, aczmendi müsveddesi vs..) noktasında, o konsere giden ve adına bileti olan herkesi hakkını hukuk yoluyla aramaya çağrıyorum. Hiç yoktan tazminat alır, evinizin bir iki eksiğini giderirsiniz.. Benden söylemesi..

Oray Eğin'e Bel Altı Atışlar..

Oray Eğin Akşam Gazetesi'ni elime alınca ilk olarak Serdar Akinan'ı okurdum. Gerçi son zamanlarda pek sık yazmadığı için ve malum sebeplerden artık okumuyorum, okuyamıyorum. Serdar Akinan'ın sonrasında ise Oray Eğin geliyordu sıralamada, şimdi ise Oray Eğin birinciliği almış gibi görünüyor.

Oray Eğin'i kitlelerin tanıması bir televizyon programı vesilesiyle oldu. "Şarkı Söylemek Lazım" adlı bir yarışma programında jüri üyeliği yapmış ve toplumun pek de sempatisini kazanamamıştı. Oysaki Oray Eğin, o programdakinden çok daha fazla bir kişilik. Özellikle, gazteciliği adam gibi yapma telaşında bir insan! İşte bu telaşı yüzünden, doğru düzgün gazetecilik yapma arzusu yüzünden bugün ateş altında Oray Eğin..

Türkiye'deki cemaatçi yapılanma ve AKP hakkında yazdığı yazılar birilerinin hoşuna gitmemiş olacak ki malum camia şimdi de Oray Eğin'i hedef seçmiş kendine. Hemen her gün, yazılı olsun görsel olsun her türlü medya organında Oray Eğin'i karalamaya çalışıyorlar. Oray Eğin'in tek suçu ise Türkiye'deki cemaatçi yapılanmayı ve AKP'nin hayıra vesile olmayan icraatlarini gözler önüne sermesi! O malum camianın demokrasi anlayışı işte bu kadar! Kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yazmayan bir kalem bulunca; 32 kısım tekmili birden saldırıyorlar.

İlker Başbuğ Birilerini Fena Korkutuyor..

İlker Başbuğ Kara Kuvvetleri Komutanı, Org. İlker Başbuğ önümüzdeki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) sonrası Genel Kurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak. Bu noktada Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Başkomutanlığını üstlenecek. Nedense (?) bu gerçek birilerini fazlaca ürkütüyor. Bu malum birilerinin etekleri tutuşmuş olacak ki 32 kısım tekmili birden savaş açmışlar TSK'nın yeni Başkomutanına..

Malum camianın, malum şeriat ve manda yanlısı gazeteleri Başbuğ'a saldırmaya başladılar. Anayasa Mahkemesi'nin açtığı AKP'nin kapatılma davasını Orgeneral Başbuğ'a yıkmak istiyorlar. Bu oyunu daha önce de gördük. Şu an Genelkurmay Başkanımız olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a da yapmışlardı böylesine asılsız haberler, karalama kampanyaları.

Orgeneral Başbuğ, böylesine basit karalama kampanyalarıyla harcanabilecek bir isim değil. Vizyonu ve TSK ile ortak misyonları çerçevesinde güçlü bir isim. Bundan tam altı ay öncesinde "Prestij Politikası, Osmanlı ve Putin" başlıklı yazımda onun hakkında, prestij politikası çerçevesinde şunları kaleme almıştım: "Bizde ise üçüncülüğe aday güncel hiçbir isim maalesef yok! Ne Cumhurbaşkanımız ne de Başbakanımız bu noktada aday olarak gösterilemez. Ama illa da gösterme gereği olacaksa, en köklü ve kültürel temele dayanan TSK'dan bir aday sunabilirim. Ki bu adayın gelcek Türkiye'sine yön verebilme gibi bir durumu da var. Kim bu şahsiyet? Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ.. " Yazımın sonunda da şu notu eklemeden edememişim: "Başbuğ noktasında belki haklı çıkabilirim, demişti dersiniz.." Org. Başbuğ'dan birilerinin böylesine korkması sanırım beni daha şimdiden haklı çıkartıyor..

Cumhurbaşkanının PKK'lıları Affetmesi ve Yeşil Medya

Ahmet Necdet Sezer bu noktada çok defa itham altında bırakıldı. Özellikle Zaman ve Yeni Şafak gazetesi Ahmet Necdet Sezer'i hoş olmayan haberlerle PKK'lılara arka çıkıyor gibi gösterdi, kendilerince bir açık yakaladıklarına inandılar ve tüm güçleriyle saldırdılar. Olayın zevkine o kadar daldılar ki olayın gerçek yüzünü bile göremediler. Oysaki PKK'lıları affettiği için suçladıkları Cumhurbaşkanı'nın önüne gelen liseyi AKP'li Adalet Bakanı hazırlamıştı. Yani PKK'lı isimlerin tahliye talebini AKP'li Adalet bakanı Cemil Çiçek imzalamıştı!

Bugün aynı şeyleri Abdullah Gül yapıyor, PKK'lı militanları affediyor. Hiç bakıyor musunuz Zaman ve Yeni Şafak'ın haberlerine? En ufak bir olumsuz itham yok! Buna ne denir bilmiyorum ama gazetecilik denilmeyeceğinden eminim.. Bu çifte standartı hiç hoş karşılamıyorum. İslam gömleğini giymiş bu iki gazte acaba ne kadar anlamışlar İslam ahlakını!? Bence her ikisine de anlatmalı İslam ahlakında böylesine döneklik ve çifte standart olmadığını!

Facebook, eski arkadaşlar, zaman...

facebook

Sonunda ben de bir Facebook üyesi oldum, hatta ikinci haftamı dolduruyorum. Arkadaş listem kabardıkça kabardı, şu an 80'in üzerinde arkadaşım var... Pek çoğunu geçmişin tozlu raflarından kurtarabildim, şu Facebook sayesinde...

Kimleri bulmadım ki? İlkokulda belalı olduğum, kalemliklerini camdan attığım dostları mı istersiniz; ilk aşkımı mı? Ne kadar da büyümüşüz böyle, ne kadar da değişmişiz... Pek çoğumuz yitirmiş, o günlere ait çocukça, masumca yüzlerini: özellikle erkekler bayağı bir sakallanmış :))

Facebook'ta eski fotoğraflarımı da gördüm, ne kadar büyüdüğümü anladım... Yıllar harbiden geçiyormuş. Çocukken bunu anlayamıyor insan, çünkü geçmişi olmuyor: herşey tazecik ve hiç solmayacakmış gibi duruyor. Ama bugün, bunun farkında olmak çok acı olsa da, bir geçmişim var... İnsanın geçmişi olması bugünlerin de geçeceğini bilmesini sağlıyor, bugünlerin geçici olduğunu bilmek; bir gün ak sakallı bir dede olacağımı hatırlatıyor bana...

Hayır! Ben ak sakallı bir dede olmak istemiyorum, bedenim ve zihnim hep bu kadar genç olsun istiyorum! Her ne kadar haddimden fazlasını istediğimi bilsem de...

Velhasıl zaman geçiyor, öyle ya da böyle... Birgün hepimiz okuyacağız gazetelerde sınıf arkadaşlarımızın öldüğünü kara ve koca puntolarla bildiren ilanları. Ve o gün, sokakta, daha hayata yeni başlamış tazecik bir beden göreceğiz, imreneceğiz ona... Toprağa biz bu kadar yakınken, onun her şeyden habersiz ve bir o kadar da uzak olmasına imreneceğiz... Ve döneceğiz geçmişe, neler yaptığımızı düşüneceğiz: sıralanacak bu günleriniz sararmış bir fotoğraf misali... Tüm o fotoğrafları mutlu kılmak sadece bugün, şu an mümkün! Bu sebepten mutlu olmalıyız, sırf o ak sakallı dedeyi veya pamuk nineyi toprağa o kadar yakınken mutlu kılmak için... Hepiniz umarım mutlusunuzdur ve mutlu kalırsınız dostlar!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.