Zeki Demirkubuz, Masumiyet ve Bir O Kadar Şey...
Dün Zeki Demirkubuz ve Bekleme Odası filmi hakkında yazmıştım. Doğancan da "Masumiyet"i izlememi önerdi. Bugün DVD'sini aldım ve izledim. Film en azından Bekleme Odası'ndan çok daha iyi. Haluk Bilginer ve Güven Kıraç çok güzel bir ikili olmuşlar filmde. Hayata dair, varoşa dair bir film. İkinci üçüncü sınıf pavyonları, bu pavyonlardaki insanı anlatıyor. Bu yönüyle haberim/iz olmayan hayatlara ayna tutuyor. İzlenesi güzel bir film, hasta olmamın da verdiği sıkıntıyla arada bir bunaltılar gelse de film verdiğim paraya değdi.
Fakat, Zeki Demirkubuz noktasındaki görüşümde büyük bir değişim olmadı. Hoşuma giden şey filmin, Kader filmiyle kurduğu alakaydı. Bu eserler arası alakayı Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi ile Melekler ve Şeytanlar arasında gördüm ilk kez. Güzel bir yöntem. Yönetmen olsaydım bol bol kullanırdım herhalde.
Velasıl Zeki Demirkubuz çok da fena bir yönetmen değil, özellikle çalıştığı insanlar çok kaliteli. Bu noktada geçmişini ve bugünkü "Bekleme Odası"nı göz önüne alınca hayranlarının neden şok olduğunu da kavrayabildim. Şok olmakta haklılar; çünkü "Masumiyet" iyi, "Bekleme Odası" ise vasat bir film. Bir Sinema Televizyon öğrencisinin dönem ödevi havası vardı filmde, üzgünüm..






